Haber Detayı

TCMB Başkanı Karahan'dan altın satışına ilişkin açıklama
Ekonomi dunya.com
31/03/2026 10:33 (4 gün önce)

TCMB Başkanı Karahan'dan altın satışına ilişkin açıklama

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Orta Doğu'da devam eden savaşın ekonomiye etkilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, enflasyondan büyümeye, cari dengeden rezerv politikasına kadar birçok alanda risklerin yakından takip edildiğini belirterek, "Dezenflasyon sürecinin devamı için gereken sıkılığı sağlamakta kararlıyız" dedi. Merkez'in altın satışına da değinen Karahan, işlemlerin önemli bir kısmının vadeli altın-döviz takası niteliğinde olduğunu belirterek, vadesi geldiğinde söz konusu altınların yeniden rezervlere geri döneceğini açıkladı.

Körfez bölgesindeki savaşın Türkiye ekonomisi ve piyasalara etkileri ile alınan tedbirlere ilişkin değerlendirmede bulunan TCMB Başkanı Karahan, gelişmelerin enflasyondan büyümeye, enerjiden ticarete, cari açıktan turizme kadar çeşitli alanlarda etkisini gösterdiğini buna karşılık enflasyonist etkileri azaltıcı önlemler aldıklarını söyledi.Karahan, bu kapsamda, artan enerji fiyatlarına karşı uygulamaya alınan eşel mobil sisteminin enflasyonist etkiyi düşürdüğünü bildirdi.Artan belirsizliğin yatırım iştahı ve özel tüketim üzerinde de etkilerinin olacağını vurgulayan Karahan, cari dengedeki olası bozulmanın yönetilebilir seviyede kalmasını beklediklerini dile getirdi."Vadesi geldiğinde altınlar rezervlerimize dönecek"Karahan, döviz likiditesinin desteklenmesi gereken dönemlerde altın kaynaklı işlemlerin kullanılmasının son derece doğal bir tercih olduğunu ifade ederek, "İşlemlerin önemli bir kısmı vadeli altın-döviz takası niteliğinde yani vadesi geldiğinde söz konusu altınlar yeniden rezervlerimize geri dönecek." diye konuştu.Bankaların Merkez Bankası ile swap işlemlerine yeniden yöneldiği bilgisini veren Karahan, "Bu durum, sistemde bir döviz likiditesi sıkıntısı olmadığını ve uyguladığımız kur rejiminin sağlıklı bir şekilde işlediğini gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.Enflasyonist etkiyi karşı sıkılaşma mesajıKarahan, petrol fiyatlarında kalıcı yüzde 10'luk artışın tüketici enflasyonunu bir yıl içinde yaklaşık 1,1 puan yükselttiğini ifade ederken, uygulanan eşel mobil sisteminin bu etkinin tüketici fiyatlarına yansımasını önemli ölçüde sınırladığını ve etkisini üçte bire kadar düşürdüğünü söyledi.Savaşın orta vadede enflasyon üzerinde hem arz hem de talep yönlü baskılar oluşturacağını vurgulayan Karahan, özellikle maliyet artışları ve tedarik zincirindeki aksamaların arz kaynaklı baskıları artırdığını dile getirdi.

Talep tarafındaki etkilerin ise izlenecek iç ve dış politikalara bağlı olarak şekilleneceğini belirten Karahan, "Gelişmelerin beklentiler ve fiyatlama davranışları üzerinden enflasyonist etkilerini sınırlamak için gereken sıkılığı sağlayacağız" dedi."Cari dengedeki olası bozulma yönetilebilir seviyede"Savaşın Türkiye'nin büyüme ve cari açık dinamiklerine etkisini değerlendiren Karahan, artan enerji maliyetleri ve dış belirsizlikler nedeniyle dış talepte oluşabilecek zayıflamanın ekonomik aktivite üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmasını beklediklerini belirterek "Artan belirsizliğin yatırım iştahı ve özel tüketim üzerinde de etkisi olacak.

Petrol fiyatlarında yüzde 10 düzeyindeki arz yönlü bir artışın büyüme oranında bir yıllık dönemde 0,4 ila 0,7 puan gerilemeye neden olduğuna işaret ediyor.

Son dönem gelişmeleri cari dengeyi enerji ve enerji dışı kalemler üzerinden farklı etkileyecek.

Analizlerimiz, petrol fiyatlarında 10 dolarlık artışın bir yıllık net enerji dengesinde yaklaşık 3 ila 4 milyar dolarlık bozulmaya neden olduğunu gösteriyor.

Doğal gaz ithalat fiyatlarında da bununla uyumlu bir artış olması durumunda etki 5 milyar dolara kadar çıkabiliyor" dedi.Karahan üresel talepte oluşabilecek bir zayıflamanın ihracat ve turizm üzerinden cari açığı artırabileceğini, ancak bununla birlikte ekonomik aktivitede gerçekleşecek soğumanın ticaret dengesini olumlu yönde etkileyeceğini belirtti, cari açığın tarihsel ortalamanın altında olduğunu hatırlatarak "Son gelişmelerle ortaya çıkabilecek cari dengedeki olası bozulmanın yönetilebilir bir seviyede olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.Dezenflasyonda kararlılık vurgusuSon dönemde rezervlerde görülen düşüş ve yabancı çıkışlarına ilişkin olarak mevcut kur rejiminde değişiklik planlamadıklarını açıklayan Karahan, alınan önlemlere ilişkin şu değerlendirmede bulundu:"Para politikası metninde açıkladığımız gibi mevcut kur rejimini 2026 yılında da sürdüreceğiz.

Gelişmekte olan ülkelerden bu dönemde sermaye çıkışları oldu.

Bu duruma her ülke, enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini dikkate alarak farklı şekilde yanıt veriyor.

Rezervler üzerindeki baskı, küresel risk iştahındaki değişimlerin olağan bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

Biz de bu riskten kaçınma davranışının enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini sınırlayıcı yönde önlemlerimizi alıyoruz.Savaşın ortaya çıkmasıyla birlikte üst banttan fonlamaya geçtik.

Bu dönemde yurt içi yerleşiklerle Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık.

Bunun yanında tahvil alımlarımızı öne çekerek para piyasası fonlarında da olası bir çıkışın önüne geçtik.

Bu önlemler yurt içi piyasalarda Türk lirasının cazibesini korudu.

Bu dönemde yurt içinde, düşen altın fiyatlarına bağlı olarak sınırlı düzeyde altın ve döviz talebi oluşsa da önceki dönemlerdeki stres dönemlerine kıyasla yurt içi yerleşiklerin döviz talebi sınırlı oldu.

Bir kez daha belirtmek isterim ki enflasyonla mücadelemizi olumsuz etkileyen dışsal bir durumla karşı karşıyayız.

Dezenflasyon sürecinin devamı için gereken sıkılığı sağlamakta kararlıyız.Rezerv politikasıRezerv politikasına ve Merkez'in altın satışına ilişkin tartışmalara da yanıt veren TCMB Başkanı  rezervlerdeki son duruma ilişkin şunları söyledi:"Rezerv tutmamızın temel amacı, para ve kur politikalarına olan güveni güçlendirmek, küresel ya da jeopolitik gelişmelerin olası olumsuz etkilerine karşı ekonomimizi korumak.

Yıllar içinde altın rezervlerimizi artırdık. 2016 yılında 377 ton olan altın rezervlerimiz iki katına çıktı.

Mart 2026 itibarıyla altın rezervlerimizin toplam rezerv içindeki payı yüzde 60'ı aştı.

Dolayısıyla döviz likiditesinin desteklenmesi gereken dönemlerde altın kaynaklı işlemlerin kullanılması son derece doğal bir tercih.Önceliğimiz finansal istikrar Altının rezervler içinde artan payı finansal sistemimizde altının oynadığı rol ile yakından ilişkili.

Zorunlu karşılık kapsamında bankalar altın tesis edebiliyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığımızın ihraç ettiği altına dayalı tahviller de bankacılık sisteminin önemli bir parçası.Bu durum altının da likidite yönetimi kapsamında kullanılmasını zorunlu kılıyor.

Swap, likidite yönetiminde en yaygın kullanılan araçlardan biri.

Biz de farklı türde swap işlemleri ile finansal sistemin likiditesini yönetiyoruz.

Lokasyon swap işlemleri ile yurt içindeki altını uluslararası piyasalarda kullanıyoruz.

Benzer şekilde son dönemde yaptığımız döviz karşılığı altın swap işlemleriyle de döviz likiditemizi güçlendiriyoruz.Yakın dönemde bir miktar altınımızı döviz karşılığı altın swap için kullandık.

Bunun dışında bir miktar altın satışı da gerçekleştirdik.

Bu noktada vurgulamak isterim ki merkez bankacılığında bu tür işlemleri ticari bir kar-zarar perspektifiyle değerlendirmek doğru değil.

Bizim önceliğimiz finansal istikrar ve politika etkinliği.

Bu kapsamda yaptığımız işlemler, döviz pozisyonumuzu güçlendirmeye yönelik.Proaktif, esnek ve kontrollü bir yaklaşım izliyoruzAyrıca bu işlemlerin önemli bir kısmı vadeli altın-döviz takası niteliğinde.

Yani vadesi geldiğinde söz konusu altınlar yeniden rezervlerimize geri dönecek.

Altın dışında bankalarla döviz karşılığı Türk lirası swap işlemleri de yapabiliyoruz.

Son dönemde yurt dışı ile yapılan swap işlemlerinin azalmasıyla bankacılık sisteminde döviz likiditesinin arttığı, buna karşılık Türk lirası fonlama ihtiyacının yükseldiği bir tablo söz konusu.

Bankalar Merkez Bankasıyla olan swap işlemlerini yeniden talep etmeye başladılar.

Biz de yeniden döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerine başlamak üzere hazırlıklarımızı yaptık.

Bankaların Merkez Bankası ile swap işlemlerine yeniden yönelmesi sistemde bir döviz likiditesi sıkıntısı olmadığını ve uyguladığımız kur rejiminin sağlıklı bir şekilde işlediğini gösteriyor.

Tüm bu işlemleri likidite yönetimimizin bir parçası olarak değerlendiriyoruz.

İşlemlerin vadesi ve hacmi bizim kontrolümüz altında.

Şartların gelişimine göre işlem hacmini artırabilir ya da değişen piyasa koşulları ile azaltabiliriz.Özetle, rezerv yönetimi ve likidite araçlarımız konusunda proaktif, esnek ve kontrollü bir yaklaşım izliyoruz.

Tüm adımlarımızın amacı fiyat istikrarını desteklemek ve finansal istikrarı güçlendirmek."

İlgili Sitenin Haberleri