Haber Detayı
Amerika NATO'dan Çıkabilir mi?
Trump her zamanki 'kolpacı' tavrı ile konuşuyor. Ama yapabileceği bir şey yok. Şimdilerde haddinden büyük bir ihale almış müteahhit gibi yıkılan inşaatına yeni ortaklar arıyor.
Brüksel’deki o meşhur cam binanın koridorlarında bugünlerde yankılanan tek bir soru var: "Ya Amerika gerçekten giderse?"İroniye bakar mısınız; 1949’da masayı kuran, kuralları koyan ve o günden beri hesabı ödeyen "ev sahibi", şimdi kendi kurduğu kulübün kapısını çarpıp çıkmaktan bahsediyor.
Donald Trump’ın ağzından düşmeyen o "NATO’dan çıkış" tehdidi, artık sadece bir seçim vaadi veya müzakere taktiği değil; 2026 dünyasının en gerçek, en sert jeopolitik gerilimi haline geldi.Peki, Amerika gerçekten NATO’dan çıkabilir mi?
Teknik olarak bakarsak, iş o kadar kolay değil. 2024’te Amerikan Kongresi’nden geçen o meşhur yasa, adeta Trump’ın ayaklarına dolanan bir pranga gibi orada duruyor.
Yasaya göre, bir başkanın NATO’dan çıkabilmesi için Senato’nun üçte iki çoğunluğu ya da Kongre’nin onayı şart.
Yani "canım istedi, çıktım" diyemiyor.
Ama Trump bu; "Ben başkanım, dış politika benden sorulur, yasayı da tanımam" diyerek şimdiden bir anayasal krizin fitilini ateşledi bile.
Beyaz Saray’dan sızan fısıltılar, Trump’ın NATO’yu "kağıt üzerinde var ama ruhen ölü" bir yapıya dönüştürmek istediğini söylüyor.
Yani resmen çıkmasa bile, "Bir saldırı olursa yardıma gelmiyorum, çiçeğinizi gönderirsiniz" dediği an, NATO’nun o meşhur 5.
Maddesi zaten hükmünü yitiriyor.Asıl mesele şu: Amerika, Avrupa’nın her yerine öyle bir kök salmış durumda ki, bu "ayrılık" bir boşanmadan ziyade bir organ nakli reddine benziyor.
Almanya’da Ramstein, İtalya’da Aviano, İspanya’da Rota, Polonya’da yeni kurulan üsler...
Avrupa’nın haritasına baktığınızda gördüğünüz şey sadece ülkeler değil, aynı zamanda devasa bir Amerikan askeri ağı. 50 binden fazla Amerikan askeri bugün Avrupa topraklarında nefes alıyor.
Trump "çıkalım" diyor ama bu kadar askeri, uçağı, tankı nereye, nasıl taşıyacak?
Ramstein’ın kapısına kilit vurup anahtarı kime teslim edecek?
Bu sadece diplomatik bir hamle değil, tarihin en büyük lojistik kabusu demek.Avrupa ise artık bu "öngörülemez müttefik"ten bıkmış durumda.
İspanya’nın hava sahasını kapatması, Almanya’nın "kendi başımızın çaresine bakmalıyız" çıkışları, aslında bir güven erozyonunun sonucu.
Amerika NATO’nun kurucusu olabilir ama bugün o kurucu, yapının kolonlarını kendi elleriyle balyozluyor.
Trump, NATO müttefiklerini "bedavacı" olarak görmeye devam ettikçe, müttefikler de Amerika’yı "güvenilmez bir korumacı" olarak kodluyor.Sonuçta dünya öyle bir noktaya geldi ki, Amerika’nın NATO’dan fiziken çıkıp çıkmaması bile önemini yitirmeye başladı.
Güven bir kez kırıldı mı, o devasa üsler, uçak gemileri ve nükleer şemsiye sadece birer metal yığınına dönüşüyor.
Amerika kendi evini yakmakla tehdit ediyor ama unutuyor ki; o ev yanarsa, içindeki koltuklarda oturanların kim olduğunun pek bir önemi kalmıyor.
Trump belki NATO’yu bitirebilir ama yerine koyacağı şeyin "Yalnızlık Kalesi"nden başka bir şey olmayacağı da gün gibi aşikar.