Haber Detayı
27 milyon tonluk hayalet sermaye
Kayıp plastik bilmecesi, Kuzey Atlantik’te çözüldü. Araştırmacılar, okyanusta 27 milyon ton nanoplastiğin askıda olduğunu ortaya koydu. Metrenin milyarda biri ölçeğindeki bu parçacıklar, sürdürülebilirlik karnesindeki en büyük görünmez maliyet haline geldi.
Başak Nur GÖKÇAMKüresel plastik üretimi yıllık 400 milyon ton sınırına dayanırken, sanayinin ‘geri dönüşüm’ ve ‘atık yönetimi’ vaatleri okyanusun derinliklerindeki nano gerçekliğe çarptı.
Bugüne kadar deniz yüzeyinde takip edilebilen makro atıkların ötesinde, trilyonlarca nanopartikülün ekosisteme sızdığı verilerle kanıtlandı.
Araştırma Utrecht Üniversitesi ve NIOZ’un tarafından yapıldı.
Bu durum, plastik kirliliğini sadece bir çevre sorunu olmaktan çıkarıp, ham madde takibinden sınır ötesi karbon vergilerine kadar geniş bir yelpazede sistemik risk kategorisine taşıyacak.3,5 milyon euroluk görünmez takipAraştırmanın başında bulunan Profesör Helge Niemann ve ekibi, bu gizemi aydınlatmak için haziran ortasında 3,5 milyon euroluk dev bir hibe alarak süreci hızlandırdı.
RV Pelagia araştırma gemisiyle Azor Adaları’ndan Avrupa kıta sahanlığına kadar uzanan 12 stratejik noktada su örnekleri toplandı.
Yüksek lisans öğrencisi Sophie ten Hietbrink’in de yer aldığı ekip, laboratuvarda kütle spektrometresi kullanarak okyanusun derinliklerindeki bu karakteristik molekülleri ölçmeyi başardı.Sonuçlar ekonomi ve çevre politikaları açısından sarsıcı olarak yorumlandı.
Buna göre sadece Kuzey Atlantik bölgesinde, daha önce tahmin edilen tüm mikro ve makro plastiklerden çok daha fazla, yaklaşık 27 milyon ton nanoplastik bulunduğu hesaplandı.
Bu da plastiklerin okyanusa sadece nehirler yoluyla girmediğini gösterdi.
Öte yandan araştırmaya göre güneş ışığının etkisiyle parçalanan büyük plastiklerin yanı sıra, nanoplastikler de atmosferik bir yolculuğa çıkıyor.
Havada asılı kalan bu parçacıklar, yağmurla veya ‘kuru çökelme’ dediğimiz süreçle doğrudan su yüzeyine iniyor.
Bu durum, plastik kirliliğinin sınır tanımayan ve kontrol edilmesi en zor formuna işaret ediyor.Mikronun da ötesine yolculukAraştırma gemisi RV Pelagia’da dört hafta boyunca veri toplayan ekip, standart filtreleme yöntemlerinin ötesine geçti.
Bir mikrometreden daha büyük olan tüm maddeler ayıklanarak sadece en küçük nanopartiküller analiz edildi.
Ten Hietbrink’in ‘kalan malzemeyi kurutup ısıtarak molekülleri ölçtük’ açıklaması, bu çalışmanın okyanuslardaki nanoplastik varlığına dair yapılan ilk gerçek tahmin olma özelliğini pekiştirdi.
Bu yöntem, plastik ekonomisinin gerçek ekolojik faturasını çıkarmak için milat kabul edildi.Disiplinlerarası bir atılımBu keşfin sadece okyanus bilimiyle değil, atmosfer bilimindeki uzmanlığın birleştirilmesiyle mümkün olduğunu vurgulayan Utrecht Üniversitesi Jeokimya Profesörü Helge Niemann, “Plastik kirliliği artık sadece deniz kirliliği değil.
Küresel bir sistemik kriz” tanımlaması yaptı.Ekosistem için ‘nano’ risklerAraştırmaya göre bu küçük parçacıklar sadece suyun kimyasını bozmuyor.
Canlı organizmaların hücre zarlarından geçebilecek kadar küçük olmaları nedeniyle doğrudan besin zincirine de dahil oluyor.
Yeşil ekonomi perspektifinden bakıldığında, balıkçılık ve turizm gibi okyanus temelli sektörlerin, bu görünmez kirliliğin uzun vadeli biyolojik etkileri karşısında nasıl bir maliyetle karşılaşacağı henüz kestirilemiyor.
Ancak uzmanlar okyanustaki bu devasa plastik kütlesi, insan sağlığı ve ekosistem dayanıklılığı üzerinde saatli bir bomba gibi beklediği konusunda uyarıyor.