Haber Detayı
Uzaktan eğitimin artan önemi...
Uzaktan eğitimin artan önemi...
Teknoloji çağında, yapay zekâ ve bilişim alanındaki devrimlerin tam ortasındayız.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz; zaten olmamalıdır da.
Hayatın ritmi değişmiş, bilgiye ulaşma yolları çeşitlenmiş, zaman ve mekân kavramları yeniden tanımlanmıştır.
İşte bu büyük dönüşümün en dikkat çekici başlıklarından biri de uzaktan eğitim ve artan önemi olmuştur.Bugün uzaktan eğitim, hayatımıza geçici bir çözüm olarak değil, kalıcı ve güçlü bir eğitim modeli olarak girmiştir.
Bu durum yalnızca sertifika programları ya da kısa süreli kurslar için değil; üniversite eğitimi, yüksek lisans, doktora ve akademik kariyer süreçleri açısından da geçerlidir.
Artık dünyanın herhangi bir ülkesindeki saygın bir üniversitenin lisansüstü programına uzaktan katılmak mümkündür.
ABD’den Rusya’ya, Avrupa’dan Asya’ya kadar çok sayıda yükseköğretim kurumu, bu yapıyı en az örgün eğitim kadar ciddi, sistemli ve denetlenebilir biçimde kurmaktadır.Günümüzde yoklaması alınan çevrim içi dersler, şifreli vizeler, gözetmen eşliğinde yapılan sınavlar, hakemli dergilerde yayımlanan makaleler ve uluslararası akademik portallara yüklenen onaylı tezler, uzaktan eğitimin artık rastgele bir alan değil, kurumsallaşmış bir yapı olduğunu göstermektedir.
Burada asıl önemli olan, eğitimin hangi yöntemle verildiğinden çok, o sürecin hakkının verilip verilmediğidir.
Alınan eğitimin gerçekten özümsenmesi, kişinin kendisini geliştirmesi ve bu birikimi hayatta hakkıyla kullanabilecek kıvama gelmesi asıl belirleyici ölçüttür.Dünya, artan ulaşım maliyetleri, trafik sorunları, zaman kayıpları ve sağlık alanındaki önlemler nedeniyle zaten uzun süredir uzaktan çalışma ve uzaktan eğitim yollarını aramaktadır.
Bu arayış, zorunlu bir geçişten ibaret değildir; aksine, çağın gerçeklerine uygun yeni bir verimlilik modelidir.
İnsanlar artık sadece bilgiye ulaşmak değil, bunu daha ekonomik, daha erişilebilir ve daha sürdürülebilir biçimde yapmak istemektedir.Bu noktada önemli bir ayrımı da net biçimde yapmak gerekir...
İster örgün olsun ister açık / uzaktan; herhangi bir eğitim kurumu ciddiyetsiz olabilir..Bir kişi, örgün eğitim veren bir kurumdan da kopyayla mezun olmayı düşünebilir; tercüme ya da taklit metinlerle akademik unvan almaya çalışabilir.
Ne yazık ki biçimsel olarak “örgün” görünen her yapı, içerik olarak nitelikli olmayabilir.
Buna karşılık öyle uzaktan eğitim kurumları vardır ki, akademik dürüstlük, emek, disiplin ve özgünlük temelinde son derece ciddi bir bilimsel üretim zemini kurarlar.
Oralarda alın teriyle hazırlanmış tezler, özgün araştırmalar ve gerçek katkılar ortaya çıkar.
Demek ki asıl mesele, yolun aracı değil; kuralları, denetimi, ciddiyeti ve donanımıdır.Bazı alanlarda uygulamalı eğitim ihtiyacının daha yüksek olduğu da açıktır.
Tıp, mühendislik ve laboratuvar ya da saha pratiği gerektiren bölümlerde, uzaktan eğitimin eksik bıraktığı yönlerin kısa süreli yüz yüze eğitim turlarıyla, uygulama modülleriyle ve saha çalışmalarıyla tamamlanması mümkündür.
Nitekim bunu başaran kurumlar vardır.
Sosyal bilimler alanında ise uzaktan eğitim, çok daha geniş bir hareket alanına sahiptir.
Okuma, araştırma, tartışma, yazma, analiz ve tez üretimi gibi süreçler, doğru sistem kurulduğunda çevrim içi ortamlarda son derece verimli biçimde yürütülebilmektedir.Ülkemizde ise YÖK tanınırlığı ve denklik meselesi hâlâ tartışma konularından biridir.
Elbette belli standartların korunması gerekir.
Ancak burada asıl sorgulanması gereken, dünyanın içinde bulunduğu değişimi ilkin ve en doğru okuması gereken kurumların, bu yeni eğitim gerçekliğine hangi ölçülebilir ve çağdaş standartlarla yaklaştığıdır. "Neyi, niçin ve hangi ölçütlerle değerlendirdikleri" daha açık, daha anlaşılır ve daha güven verici hale getirilmelidir.
Çünkü dünya değişirken, yükseköğretim sistemleri de bu değişime gözlerini kapatarak yol alamaz.
Dereler tersine akmaz.Üstelik Türkiye, uzaktan öğrenme ve uzaktan eğitimin yabancısı olan bir ülke değildir.
Tam tersine, ilk ve ortaöğretimde, mesleki ve teknik eğitimde uzaktan öğretimin önemli örneklerini yaşamış ve bunun semeresini görmüş bir ülkedir.
Bu nedenle yaşanan dönüşüme yabancı değiliz; aksine, bu alanda tarihsel bir birikime sahibiz.Bir hakkın teslimi açısından özellikle belirtmek gerekir ki, bugün etkili uygulamalarını gördüğümüz ve yakın gelecekte öğretimde doğal olarak daha da büyük yer edinecek olan uzaktan televizyon eğitiminin altyapısında rahmetli Bülent Ecevit’in, Yılmaz Büyükerşen hocamızın, çok sayıda değerli akademisyenin ve TRT uzmanlarının büyük emekleri vardır.
Türkiye’de eğitimin geniş kitlelere ulaştırılması konusunda geçmişte atılan bu adımlar, paylaştığımız çağın dijital uzaktan eğitim iklimine giden yolun önemli taşlarını döşemiştir.Sonuç olarak bir eğitimi, o dönemin geçerli kuralları içinde, akademik dürüstlükle, özgünlükle ve gerçek emekle almak; sonra da bu niteliğin hayatın gerçek koşullarında zaten sınanacağını kavramak, eğitimin açık öğretim mi yoksa örgün öğretim mi olduğundan çok daha önemli bir meseledir.
Çünkü hayat, diplomaların biçimine değil; bilgiye, donanıma, üretkenliğe ve ahlaka bakar.Türkiye'mizde Anadolu Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi gibi kurumlarımız uzaktan eğitim alanında önemli ve başarılı örnekler sunmaktadır.
Dileğim; bu kurumların sayısının artması, standartlarının daha da yükselmesi, saygınlıklarının korunması ve Türkiye’nin bu alanda öncü ülkelerden biri haline gelmesidir.Gelecek, eğitimi mekâna hapsedenlerin değil; bilgiyi ciddiyet, emek ve teknolojiyle buluşturanların olacaktır.Dr.
R.
Bülend Kırmacır.b.kirmaci@gmail.comhttps://x.com/bulendkirmacihttps://www.facebook.com/r.bulendkirmacihttps://rbulendkirmaci.wordpress.com/