Haber Detayı
Saraç "Otomotiv odaklı büyüme planlarıyla geleceğe hazırlanıyoruz"
Küresel talep daralması ve maliyet baskılarının etkili olduğu beyaz eşya sektöründe faaliyet gösteren Boyplast, başta otomotiv sektörü olmak üzere portföyüne yeni müşteriler ve yeni prosesler ekleyerek iş hacmini genişletmeyi planlıyor.
Abdullah Sönmez/Eskişehir Ağırlıklı olarak beyaz eşya sektörüne yan sanayi olarak hizmet verdiklerini anlatan Boyplast Yönetim Kurulu Başkanı Metin Saraç, ürün ve kalıp tasarımından, baskı, montaj, üretim ve boyaya kadar çok farklı prosesleri bünyelerinde barındırdıklarını söyledi.
Saraç, önümüzdeki dönemde üretim yapısını çeşitlendirmeye yönelik adımlar planladıklarını belirterek, başta otomotiv olmak üzere farklı sektörlere yönelik yeni müşteri kazanımı ve yeni proses yatırımlarının gündemlerinde yer aldığını aktardı.
Türkiye’de beyaz eşya sektöründe yaşanan daralma, tedarik zincirinin önemli halkalarından biri olan yan sanayi üreticilerini de etkilediğini kaydeden Metin Saraç, sektörde hem iç pazarda hem de ihracatta yaşanan talep daralmasının üretim ve kapasite kullanım oranlarına doğrudan yansıdığını söyledi. 2025 yılının sektör açısından zorlu geçtiğini belirten Saraç, küresel rekabet koşulları ve maliyet baskılarının üretim süreçlerini olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Saraç, “Genel anlamda ülkemizde beyaz eşya sektörü bir önceki yıla göre gerek ihracat gerek üretim adedi anlamında yaklaşık yüzde 10 daraldı.
Ancak bunun bize yansıması daha fazla oldu.
Beyaz eşyada hem globalde hem iç pazarda talep daralması yaşandı.
Uzakdoğu menşeili ürünlerin rekabetçi fiyatları ve enflasyon kaynaklı artan finansal maliyetler rekabetçiliğimizi azalttı.
Bu gelişmelerin sonucu olarak üretim kapasitelerimizde yüzde 40’a yakın kayıp meydana geldi.
Tüm bu faktörler sektörün genel performansını aşağı yönlü etkiledi” dedi. “2026’da belirsizlikler sürecek” 2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaşan Metin Saraç, finansmana erişim koşullarındaki gelişmelere rağmen iç pazarda güçlü bir toparlanma öngörmediklerini söyledi.
Saraç, şöyle konuştu: “2026 yılı belirsizliklerin yaşanacağı bir dönem olacak.
Enflasyonun düşmeye başlamasına rağmen faiz indirimlerinin bankacılık sistemine aynı oranda yansımaması nedeniyle krediye erişim ve kredi maliyetleri daha pozitif ayrışsa da olması gereken seviyenin üzerinde kalacak.
Bu nedenle iç piyasada istenilen talep seviyesine ulaşılması zor görünüyor.
İhracat tarafında ise kur baskısı, maliyet artışları, global savaş riskleri ve Uzakdoğu ürünlerinin rekabetçi yapısı talebi baskılamaya devam edecek.
Tüm bu gelişmeler sektörün kısa vadeli görünümünde temkinli bir tabloyu işaret ediyor.” “Sektörün en büyük riski pazar kaybı” Türkiye beyaz eşya sektörünün en önemli risklerine de değinen Metin Saraç, küresel rekabet koşullarının üretim yapısı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, “En büyük risk Uzakdoğu menşeili ürünlerin rekabetçi fiyatları nedeniyle yaşanan pazar kaybı.
Türkiye işçilik ve diğer maliyetler açısından Avrupa’daki rakip üretici ülkeler Polonya ve Romanya’dan daha pahalı bir noktaya geldi.
Çin’in yanı sıra Avrupa pazarında üretimin bu ülkelere kayması sektör açısından ciddi risk oluşturuyor.
Ayrıca tekstil sektöründe olduğu gibi beyaz eşya tarafında da Mısır önemli yatırım merkezlerinden biri haline geldi.
Avrupa Birliği’nin Hindistan ve diğer ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmaları da yakından izlenmesi gereken gelişmeler arasında” ifadelerini kullandı. “Sanayinin rekabet gücü korunmalı” Kamu otoritesine yönelik mesajlarını da paylaşan Metin Saraç, üretim ve sanayinin stratejik önemine dikkat çekti.
Sanayi ve üretimin Türkiye için her zaman kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Saraç, “Pandemi döneminde bozulan tedarik zincirlerine rağmen birçok ülke basit ürünlere ulaşmakta zorlanırken Türkiye sanayisi üretim gücüyle önemli bir sınav verdi.
Bu süreç kendi kendine yetebilen bir sanayi yapısının önemini gösterdi.
Ancak bugün kur baskısı, artan maliyetler ve finansman giderleri sanayicinin rekabet gücünü zayıflatıyor.
Beyaz eşya sektörü de bu süreçten olumsuz etkileniyor.
Sektörde yaşanan kan kaybının kalıcı hale gelmesi durumunda sonuçlarının ağır olacağı açıktır.
Bu nedenle üretimin sürdürülebilirliğini sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.