Haber Detayı
Afrika'nın dijital & ticari dönüşümü ve Türkiye
Afrika Birliği tarafından geçtiğimiz ay hazırlanan AfCFTA Dijital Ticaret Protokolü, 54 Afrika ülkesini kapsayan dijital ticareti tüm veçheleriyle yeniden düzenlemeyi hedeflemekte. Temel amacı; Afrika'nın dijital ekonomisini entegre bir hukuki zemine oturtarak, e-ticaret, fintek ve dijital hizmetlerin yaygınlaşmasını sağlamak.
Yönetim Danışmanı BARIŞ SAZAKAfrika Kıtası Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) her geçen sene kıtanın dahili ve harici ekonomik entegrasyonuna daha da katkı yapmaya başladı.
Şubat ayında kabul edilen Dijital Ticaret Protokolü kapsamında dijital kimlikler, sınır ötesi ödemeler, veri transferleri ve siber güvenlik gibi unsurlar tek bir çatı altında izlenecek.
Kıta genelinde parçalı ulusal düzenlemelerin sebebiyet verdiği birbiriyle bağdaşmayan veri koruma düzenlemeleri, farklı elektronik imza standartları, birbirinden kopuk ödeme altyapıları gibi zorlukların ortadan kaldırılması hedeflenmekte.Brookings Institute, protokol ile özellikle e-ticaret altyapısının, ödeme sistemlerinin birbirleriyle çalışabilirliğinin ve KOBİ'lerin kıta pazarlarına erişiminin artacağını öngörmekte.
Buna aslında kıtalar arası ticareti de eklemek lazım.
Bilhassa yüksek finansal işlem maliyetleri ve sistemlerin birbiriyle uyumsuzluğu, alternatif çevrimdışı ödeme yöntemlerine rağbeti, bu tip coğrafyalarda fazlasıyla arttırmakta.
Protokolün ilerleyen aylarda kıta üyelerinin siyasi kararlılığıyla uygulamaya konması neticesinde, bambaşka bir ticari kompozisyonla karşılaşabiliriz.Verilerle dijital AfrikaGenel olarak kıtanın dijital ekosistemine verilerle bakarsak; 2025 yılı itibarıyla Afrika'nın dijital ekonomisi 180 milyar dolara ulaştı ve kıtadaki e-ticaret kullanıcı sayısı 500 milyonu aştı.
Bu büyümenin temelinde mobil internet penetrasyonu yer almakta.
Afrika’nın bu alandaki performansı küresel ortalamanın üzerinde.
Kıtada gerçekleşen e-ticaret işlemlerinin yüzde 75'inden fazlası akıllı telefonlar üzerinden yapılmakta.
Yıllar öncesinde bile offline şebeke uygulamalarında elektrik faturaları doğrudan GSM bedellerine yansıtılarak tahsil edilmekteydi.
Başka bir deyişle Afrika, geleneksel PC temelli dijital ekonomi modelini aşarak, doğrudan mobil ekosisteme geçiş yapmış durumda.Bu dönüşümün en dikkat çekici yönlerinden biri de ödeme sistemleri.
Pan-Afrika Ödeme ve Takas Sistemi (PAPSS), yıllık yaklaşık 5 milyar dolarlık transfer işlem maliyetini ortadan kaldırma potansiyeline sahip.
Bu alandaki şirketler dikkat çekici işlere imza atsa da kıta genelini kapsamada eksikler.
Flutterwave 3 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaşırken, M-Pesa 60 milyon aktif kullanıcısıyla 5 milyon işletmeyi tek bir ekosistemde buluşturuyor.
Paystack, Airtel, MTM Momo, Celullant, Interswitch, Chipper, Mukuru gibi rüşdünü ispat etmiş yapılar mevcut.
Kıtada sınır ötesi ödeme piyasasının büyüklüğü 2025 yılındaki 329 milyar dolardan 2035 yılına gelindiğinde 1 trilyon dolara çıkacak.İş modeli perspektifinden bakıldığında tablo orantısızlığıyla dikkat çekici.
Küresel ticaretteki genel eğilime benzer şekilde, Afrika'da da işletmeden işletmeye (B2B) ticaretin hacmi, işletmeden tüketiciye (B2C) modelin beş katına ulaşmış durumda.
B2B altyapısına dönük üreticilerle tedarikçileri buluşturan başarılı dijital platformlar var.
B2C’nin eksik kalmasında son kilometre lojistiği ve depolama gibi alanlardaki altyapı eksikliğinin tesiri büyük.Mevcut e-ticaret faaliyetlerinin yüzde 94'ünün yalnızca 10 ülkede yoğunlaşması, kıta genelinde fırsatların dengesiz dağıldığını açıkça ortaya koymakta.
Bu durum, söz konusu protokolün asıl değerinin tam da bu dengesizliği gidermede işlev kazanabileceğini göstermekte.
Nüfusunun yalnızca yüzde 37'sinin yüksek hızlı internete erişebildiği, veri maliyetlerinin küresel ortalamanın çok üzerinde seyrettiği ve geniş bant altyapısının özellikle kırsal bölgelerde son derece yetersiz olduğu bir coğrafyada, dijital ticaret protokolünün olası getirileri de kaçınılmaz olarak orantısız bir şekilde dağılacaktır.
Afrika Kalkınma Bankası, kıtanın yıllık 150 milyar dolarlık bir altyapı yatırımı ihtiyacı olduğunu tahmin ediyor.
Birçok bölgede elektrifikasyon altyapısı bile ciddi sorun.
Güvenlik endişeleri ile birleşince yeni yatırımlar için bariyer söz konusu.
Her ne kadar dijital çerçeve yeniden şekillendirilse de işin ucu günü sonunda operasyonel ticari adımlara dayanmakta.
Dolayısıyla protokolü ve altyapı açığını, daha geniş minvalde mali ve fiziksel boyutlarıyla değerlendirmek gerekiyor.Türkiye: Güçlü temel, eksik halkaTürkiye'nin Afrika kıtasında yalnızca dört ülkeyle (Mısır, Tunus, Fas, Mauritius) yürürlükte olan serbest ticaret anlaşması bulunmakta.
Sahra Altı Afrika'ya gerçekleştirilen ihracatın toplam ticaret hacmi içindeki payının yüzde 36 düzeyinde kalması, kıtanın en hızlı büyüyen pazarlarıyla bağın henüz istenen seviyede olmadığını ortaya koyuyor.
Dijital Ticaret Protokolü kapsamında yeni dönemde Türkiye'nin e-ticaret ve ödeme sistemlerindeki kurumsal kapasitesiyle yeni iş birlikleri geliştirebilir.
Özellikle üç alanda Türkiye kıtada fark yaratabilir.1 Hukuki altyapının tamamlanmasıNijerya, Kenya ve Etiyopya başta olmak üzere Sahra Altı Afrika'nın büyük ekonomileriyle serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin hızla sonuçlandırılması ve AfCFTA Sekreteryası ile resmî bir diyalog mekanizmasının kurulması büyük önem taşıyor.2 Dijital ekonomi işbirliğinin derinleştirilmesiTürkiye'nin e-devlet, fintek ve siber güvenlik alanlarındaki birikimi, protokolün öngördüğü dijital kamu altyapısı yatırımlarıyla doğrudan örtüşüyor.
Bu çerçevede Pan-Afrika Ödeme ve Takas Sistemi (PAPSS) ile Türk bankacılık sistemi arasında teknik uyumluluk çalışmaları başlatılabilir.
Hem altyapı hem uygulama tarafında özel ve kamu iştirakleriyle ciddi bir kurumsal kapasiteye sahibiz.3 Değer zinciri ortaklıklarının kurulmasıTürk firmalarının kıtadaki varlığını salt müteahhitlik faaliyetleri ve ihracattan öteye taşıyarak, yerel üretim ortaklıklarına dönüştürmek gerekiyor.
Bu yaklaşımla Türk şirketleri, AfCFTA menşe kurallarından yararlanarak, Sahra Altı pazarlarına kalıcı iş birlikleri tesis edebilir.
Öte yandan Türkiye’de iç pazardaki güçlü e-ticaret pazar yerlerinin biraz daha risk iştahını arttırarak kıtada yer alması önemli.
İş işten geçtikten sonra kıtaya penetrasyon çok daha maliyetli olacaktır.
İlgilenen şirketler risklerini Türkiye’nin kıtadaki yumuşak gücüyle minimize edilebilir.
Türkiye’deki yerel üreticiler için pazaryerleri iyi bir sıçrama tahtası olacaktır.Ödeme altyapısına, e-ticaret sektörüne ya da ticareti kolaylaştıracak araçlara şimdi yapılacak yatırımlar, protokolün uygulanmasının hız kazanmasıyla da üstel bir değer artışı yaratmaya sebebiyet verebilir.
Protokol kapsamında erken davranan aktörler, aynı zamanda sektörün standartlarını ve iş modellerini biçimlendirme gücüne sahip olacaktır.