Haber Detayı

Afrika'nın dijital & ticari dönüşümü ve Türkiye
Dünya# dunya.com
04/04/2026 00:00 (1 gün önce)

Afrika'nın dijital & ticari dönüşümü ve Türkiye

Afrika Birliği tarafından geçtiğimiz ay hazırlanan AfCFTA Dijital Ticaret Protokolü, 54 Afrika ülkesini kapsayan dijital ticareti tüm veçheleriyle yeniden düzenlemeyi hedeflemekte. Temel amacı; Afrika'nın dijital ekonomisini entegre bir hukuki zemine oturtarak, e-ticaret, fintek ve dijital hizmetlerin yaygınlaşmasını sağlamak.

Yönetim Danışmanı BARIŞ SAZAKAfrika Kıtası Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) her ge­çen sene kıtanın dahili ve harici ekonomik entegrasyonuna daha da katkı yapmaya başladı.

Şubat ayında kabul edilen Dijital Tica­ret Protokolü kapsamında diji­tal kimlikler, sınır ötesi ödeme­ler, veri transferleri ve siber gü­venlik gibi unsurlar tek bir çatı altında izlenecek.

Kıta genelin­de parçalı ulusal düzenlemelerin sebebiyet verdiği birbiriyle bağ­daşmayan veri koruma düzen­lemeleri, farklı elektronik imza standartları, birbirinden kopuk ödeme altyapıları gibi zorlukla­rın ortadan kaldırılması hedef­lenmekte.Brookings Institute, protokol ile özellikle e-ticaret altyapısının, ödeme sistemleri­nin birbirleriyle çalışabilirliği­nin ve KOBİ'lerin kıta pazarla­rına erişiminin artacağını ön­görmekte.

Buna aslında kıtalar arası ticareti de eklemek lazım.

Bilhassa yüksek finansal işlem maliyetleri ve sistemlerin bir­biriyle uyumsuzluğu, alternatif çevrimdışı ödeme yöntemlerine rağbeti, bu tip coğrafyalarda faz­lasıyla arttırmakta.

Protokolün ilerleyen aylarda kıta üyelerinin siyasi kararlılığıyla uygulamaya konması neticesinde, bambaşka bir ticari kompozisyonla karşı­laşabiliriz.Verilerle dijital AfrikaGenel olarak kıtanın dijital ekosistemine verilerle bakarsak; 2025 yılı itibarıyla Afrika'nın di­jital ekonomisi 180 milyar do­lara ulaştı ve kıtadaki e-ticaret kullanıcı sayısı 500 milyonu aş­tı.

Bu büyümenin temelinde mo­bil internet penetrasyonu yer al­makta.

Afrika’nın bu alandaki performansı küresel ortalama­nın üzerinde.

Kıtada gerçekle­şen e-ticaret işlemlerinin yüzde 75'inden fazlası akıllı telefonlar üzerinden yapılmakta.

Yıllar ön­cesinde bile offline şebeke uy­gulamalarında elektrik fatura­ları doğrudan GSM bedellerine yansıtılarak tahsil edilmektey­di.

Başka bir deyişle Afrika, ge­leneksel PC temelli dijital eko­nomi modelini aşarak, doğrudan mobil ekosisteme geçiş yapmış durumda.Bu dönüşümün en dikkat çe­kici yönlerinden biri de ödeme sistemleri.

Pan-Afrika Ödeme ve Takas Sistemi (PAPSS), yıllık yaklaşık 5 milyar dolarlık trans­fer işlem maliyetini ortadan kal­dırma potansiyeline sahip.

Bu alandaki şirketler dikkat çekici işlere imza atsa da kıta genelini kapsamada eksikler.

Flutterwa­ve 3 milyar dolarlık bir değerle­meye ulaşırken, M-Pesa 60 mil­yon aktif kullanıcısıyla 5 milyon işletmeyi tek bir ekosistemde buluşturuyor.

Paystack, Airtel, MTM Momo, Celullant, Inter­switch, Chipper, Mukuru gibi rüşdünü ispat etmiş yapılar mev­cut.

Kıtada sınır ötesi ödeme pi­yasasının büyüklüğü 2025 yılın­daki 329 milyar dolardan 2035 yılına gelindiğinde 1 trilyon dola­ra çıkacak.İş modeli perspektifinden ba­kıldığında tablo orantısızlığıyla dikkat çekici.

Küresel ticarette­ki genel eğilime benzer şekilde, Afrika'da da işletmeden işlet­meye (B2B) ticaretin hacmi, iş­letmeden tüketiciye (B2C) mo­delin beş katına ulaşmış du­rumda.

B2B altyapısına dönük üreticilerle tedarikçileri buluş­turan başarılı dijital platformlar var.

B2C’nin eksik kalmasında son kilometre lojistiği ve depola­ma gibi alanlardaki altyapı eksik­liğinin tesiri büyük.Mevcut e-ticaret faaliyetleri­nin yüzde 94'ünün yalnızca 10 ülkede yoğunlaşması, kıta gene­linde fırsatların dengesiz dağıl­dığını açıkça ortaya koymakta.

Bu durum, söz konusu protoko­lün asıl değerinin tam da bu den­gesizliği gidermede işlev kaza­nabileceğini göstermekte.

Nü­fusunun yalnızca yüzde 37'sinin yüksek hızlı internete erişebil­diği, veri maliyetlerinin küresel ortalamanın çok üzerinde sey­rettiği ve geniş bant altyapısı­nın özellikle kırsal bölgelerde son derece ye­tersiz olduğu bir coğrafyada, dijital ticaret protokolünün olası getirileri de kaçınılmaz olarak orantısız bir şekilde dağılacaktır.

Afrika Kalkınma Bankası, kı­tanın yıllık 150 milyar dolarlık bir altyapı ya­tırımı ihtiyacı olduğunu tahmin ediyor.

Birçok böl­gede elektrifikasyon altya­pısı bile ciddi sorun.

Güven­lik endişeleri ile birleşince yeni yatırımlar için bariyer söz konusu.

Her ne kadar dijital çer­çeve yeniden şekillendirilse de işin ucu günü sonunda operas­yonel ticari adımlara dayanmak­ta.

Dolayısıyla protokolü ve alt­yapı açığını, daha geniş minval­de mali ve fiziksel boyutlarıyla değerlendirmek gerekiyor.Türkiye: Güçlü temel, eksik halkaTürkiye'nin Afrika kıtasında yalnızca dört ülkeyle (Mısır, Tu­nus, Fas, Mauritius) yürürlük­te olan serbest ticaret anlaşma­sı bulunmakta.

Sahra Altı Afri­ka'ya gerçekleştirilen ihracatın toplam ticaret hacmi içindeki payının yüzde 36 düzeyinde kal­ması, kıtanın en hızlı büyüyen pazarlarıyla bağın henüz istenen seviyede olmadığını ortaya ko­yuyor.

Dijital Ticaret Protokolü kapsamında yeni dönemde Tür­kiye'nin e-ticaret ve ödeme sis­temlerindeki kurumsal kapasi­tesiyle yeni iş birlikleri geliştire­bilir.

Özellikle üç alanda Türkiye kıtada fark yaratabilir.1 Hukuki altyapının tamamlanmasıNijerya, Kenya ve Etiyopya baş­ta olmak üzere Sahra Altı Afri­ka'nın büyük ekonomileriyle ser­best ticaret anlaşması müzakere­lerinin hızla sonuçlandırılması ve AfCFTA Sekreteryası ile resmî bir diyalog mekanizmasının ku­rulması büyük önem taşıyor.2 Dijital ekonomi işbirliği­nin derinleştirilmesiTürkiye'nin e-devlet, fintek ve siber güvenlik alanlarındaki biri­kimi, protokolün öngördüğü diji­tal kamu altyapısı yatırımlarıyla doğrudan örtüşüyor.

Bu çerçeve­de Pan-Afrika Ödeme ve Takas Sistemi (PAPSS) ile Türk ban­kacılık sistemi arasında teknik uyumluluk çalışmaları başlatıla­bilir.

Hem altyapı hem uygulama tarafında özel ve kamu iştirakle­riyle ciddi bir kurumsal kapasite­ye sahibiz.3 Değer zinciri ortaklıkla­rının kurulmasıTürk firmalarının kıtadaki var­lığını salt müteahhitlik faaliyet­leri ve ihracattan öteye taşıya­rak, yerel üretim ortaklıklarına dönüştürmek gerekiyor.

Bu yak­laşımla Türk şirketleri, AfCFTA menşe kurallarından yararlana­rak, Sahra Altı pazarlarına kalı­cı iş birlikleri tesis edebilir.

Öte yandan Türkiye’de iç pazardaki güçlü e-ticaret pazar yerlerinin biraz daha risk iştahını arttıra­rak kıtada yer alması önemli.

İş işten geçtikten sonra kıtaya pe­netrasyon çok daha maliyetli ola­caktır.

İlgilenen şirketler riskle­rini Türkiye’nin kıtadaki yumu­şak gücüyle minimize edilebilir.

Türkiye’deki yerel üreticiler için pazaryerleri iyi bir sıçrama tah­tası olacaktır.Ödeme altyapısına, e-ticaret sektörüne ya da ticareti kolaylaş­tıracak araçlara şimdi yapılacak yatırımlar, protokolün uygulan­masının hız kazanmasıyla da üs­tel bir değer artışı yaratmaya se­bebiyet verebilir.

Protokol kapsa­mında erken davranan aktörler, aynı zamanda sektörün standart­larını ve iş modellerini biçimlen­dirme gücüne sahip olacaktır.

İlgili Sitenin Haberleri