Haber Detayı
Küresel araştırma: İş hayatının geleceğinde liderlik boşluğu riski
41 ülkede binlerce çalışan ve işverenle gerçekleştirilen araştırmaya göre iş dünyasının geleceğinde yönetim boşluğu riski yatıyor. Gerekçeler ise yaşlanan iş gücü, yetenek kıtlığı, diplomaların değer kaybı, beyin göçü ve liderliğe olan isteğin azalması.
Küresel çapta bir araştırma iş dünyasının geleceğinde ciddi bir yönetim boşluğuyla karşı karşıya kalma riskine dikkat çekiyor.
Araştırmada bu bulgunun nedenleri olarak iş gücünün yaşlanması, genç kuşakların liderlik rollerine mesafeli duruşu ve değişen yetkinlik tanımları gibi sorunlara işaret ediliyor.ManpowerGroup imzası taşıyan araştırmanın sonucu “İnsanla Gelen Fark: Geleceğin İş Dünyası Trendleri” adıyla raporlaştırıldı. 41 ülkede 12 binden fazla çalışan ve 40 bin işverenle gerçekleştirdiği kapsamlı araştırmaya iş dünyasının önümüzdeki yıllarda karşı karşıya kalacağı demografik ve yönetimsel zorlukları dört temel trend üzerinden inceliyor.Raporda “Liderlikte Kuşak Geçişi Krizi” başlığı altında mercek altına alınan dört temel trend şöyle:1 Yetenek kıtlığıRaporda gelişmiş ülkelerde doğurganlık oranlarının çeşitli nedenlerle nüfusun kendini yenileme seviyesinin altına düşmüş durumda olduğuna işaret edilerek 2030 yılına gelindiğinde, birçok gelişmiş ekonomide çalışanların dörtte birinden fazlasının 55 yaşın üzerinde olması beklendiği belirtiliyor.
Birçok kurum, özellikle ileri üretim gibi sektörlerde, ciddi iş gücü açıklarıyla karşı karşıya olduğunun altını çizen rapora göre dünya genelindeki işverenlerin yüzde 57’si de iş gücünün yaşlanmasının işe alım stratejilerini doğrudan etkilediğini belirtiyor.
Yeni işler ve iş kategorileri ortaya çıkmaya devam ederken, bu pozisyonları dolduracak doğru becerilere sahip aday sayısı giderek azalıyor.2 Diplomaların değersizleşmesiDört yıllık üniversite diploması küresel ölçekte hala önemli bir statü göstergesi olarak görülse de pratikte tablo daha farklı.
Raporda yer alan veriye göre diploma sahibi olanlar ile olmayanlar arasındaki istihdam farkı, son 30 yılın en düşük seviyesine gerilemiş durumda.
Birçok yetkinliğin lisans diploması yerine kısa süreli ve hedef odaklı eğitimlerle kazanılabilir hale gelmesi de ortaya çıkan bu tablonun bir başka ayağı.
Giderek zorlaşan iş hayatı şartların bir de yönetici konumunda olanların yapay zekânın giriş seviyesi rolleri ikame edebileceğine yönelik beklentileri, yeni mezunlar arasında işsizlik ve eksik istihdam oranlarının artmasına da yol açıyor.3 Beyin göçüRapora göre 2010’lu yıllarda öngörülen büyük ölçekli beyin göçünün çeşitli nedenlerle yavaşlamış olmakla birlikte hala deneyimli çalışanların bilgi birikimini koruyup aktaracak bütünlükte bir işgücünden söz etmek mümkün değil.
Bunun bir göstergesi olarak çalışanların yüzde 57’si mevcut işverenlerinde hiçbir zaman bir mentorla çalışmadıklarını belirtiyor.4 Liderliğin zayıflamasıYapay zekâ çağında kurumların liderlerde aradığı nitelikler de yeniden şekilleniyor: Teknolojinin ne zaman doğru ne zaman yanlış kullanıldığını ayırt edebilecek; en yüksek etkiyi yaratacak uygulama alanlarını değerlendirebilecek bağlam bilgisine ve deneyime sahip olmak gibi nitelikler önem kazanıyor.
Ancak raporda bir sonraki kıdemli lider kuşağı olan X kuşağı sayıca sınırlı olduğuna dikkat çekiliyor.
Orta kademe yönetici konumundaki milenyum kuşağı ise çelişen yaşam öncelikleri ve tükenmişlik baskısıyla mücadele ediyor.
X kuşağı çalışanlarının yalnızca yüzde 39’u, milenyum kuşağı çalışanlarının ise yüzde 56’sı yönetici veya lider olmayı arzuladığını belirtiyor."Geleceği insanla gelen fark şekillendirecek"ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı bugün iş dünyasının yalnızca yetenek bulma konusunda değil, aynı zamanda liderlik sürekliliğini sağlama konusunda da kritik bir eşikten geçtiğinin altını çizerek şunları söyledi: “Yaşlanan iş gücü, diplomaların tek başına yeterli olmaktan çıkması ve kuşakların liderliğe bakışındaki değişim, kurumları uzun vadeli bir yönetim boşluğu riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
Teknolojinin hızı ne kadar artarsa artsın, geleceği asıl şekillendirecek olan 'insanla gelen fark' olacak.”Narlı kurumların bu süreci başarıyla yönetebilmesi için önerilerini şöyle sıraladı: “Yetenek stratejilerini günün gerçeklerine göre yeniden tasarlamaları ve insan odaklı bir liderlik modelini benimsemeleri artık bir zorunluluk.
Bu nedenle liderlik artık yalnızca ünvan meselesi olarak görülmemeli; muhakeme gücü, bağlam bilgisi, etik duruş ve insan-makine iş birliğini doğru yönetme becerisiyle de tanımlanmalı.
Bugün bu yetkinliklere yatırım yapmayan organizasyonlar, yarının en büyük yetenek açığını yaşayabilir.”