Haber Detayı
İlk söz
Korkmamalı! Korkmamak için bilmeli. Önce neyi bilmek gerektiğini bilmeli. Sonra neyin bilgi olduğunu ve nihayet hangi bilginin doğru olduğunu ve değerli olduğunu tespit edebilmenin yolunu bilmeli.
Doğru olanı, değerli olanı belirleyen kıstaslar ve dayanaklar değişince bilgi de değişir mecburen.
Bilgi değişince biliyorum diyen, bilirim diyen ve bilen de değişir elbet.
Mihenk taşına vurularak tespit edilenler, gayrı tespit edilemez.
Emareler, işaretler, belirtiler ve göstergeler değişince evvelce emaresi, işareti, belirtisi görülene göre eylenenler, eylenemez olur.
Artık "görünen köy" bile kılavuz ister.
Savaşların bitmez olması, başlayanların sona ermemesi, hedeflere erilememesi/erişilememesi, "kendi çıkarına / menfaatine" olanın belirlenememesi, hep bu değişimden ötürüdür.
Böylesine değişimler, beş yüz yılda, bin yılda bir olur.
Böyle bir değişim için zihinlerin işleyişi değişmelidir önce.
Bir değiştiren olmalıdır en önemlisi.
Kendiliğinden oluvermez bu kadar büyük değişimler.
Evvela toplumlara bir fikir değer.
Sonra toplumlar, kendi zihinleriyle bu fikre değer.
Değme eylemi işteş olunca da değişim oluverir.
Değişimden ise yeni bir değer zuhur eder.
Değeri ve değerliyi üreten değişimin öncüsünü ve yönetmenini görmeyen, değenlerin değişmesini kendiliğinden oluyor zanneder.
Oysa fikirleri toplumlara birileri değdirir.
Toplumlarla fikirler değişince bu fikirler dünyaya tohumlar gibi yayılır ve sürülen bu tarlada, bir yandan 'evrensel' fikirler, diğer yandan da 'evrensel' değerler filizlenir.
Bir kere filizlenince tohumlar, büyür ve meyve verir zamanla.
Beş yüz yıldır Modern Uluslararası Sistem tarlasında yetiştirilen epistemolojik meyveleri yiyerek yetişen ve formasyonu bu bilgilerle, fikirlerle, ilkelerle, ideallerle, değerlerle belirlenen uluslar, devletler ve uluslararası toplum için şimdilerde başkaca tohumlar ekiliyor.
Büyük bir epistemolojik tufan kopuyor.
Yepyeni kelimeler, kavramlar, düşünceler, ilkeler, idealler ve değerler filizleniyor.
En önemlisi de filizlenen bu yeni tohumlarla emareler, işaretler, belirtiler, göstergeler, kıstaslar ve dayanaklar değişiyor, değişecek.
Şimdiki zamanda lâzım olan, bir yandan mevcut Uluslararası Sistemin yapısını ve işleyişini bilmektir; diğer yandan da Post-international Sistemin inşasını okumaktır.
Olanı ve oluşturulanı, olması gerekenle mukayese edip farkını anlamak için de karartılmış, üstü örtülmüş, saptırılmış ya da engellenmiş “beyaz”ı bilmek ve anlayabilmektir.
Beyazdan maksat “kaynak”tır.
Kaynak ise berrak olan, duru olan, saf olan ve ilk olandır.
Beyaz, hususen bilinmeli ve anlatılmalıdır.
Grileşmiş, karalanmış ya da kirletilmiş bir beyaz gösterilerek, grileşmemiş, karalanmamış veya kirletilmemiş beyaz anlatılamaz.
Lekeler gösterilse dahi beyaz hâlin hayali, tasavvuru ve anlaşılması sağlanamaz.
Beyaza karıştığında onu lekeleyen veya rengini değiştiren, alacalı eden renklerin her birini bilmek, beyazı bilmek için kâfi gelmez.
Beyazı müstakil olarak bilmek gerekir.
Beyaz bilinirse şayet, beyaza karıştırılmış lekeler anlaşılabilir, anlatılabilir, bilinebilir ve gösterilebilir.
Anlaşılmasın ve bilinmesin diye muğlaklaştırılan, belirsizleştirilen, grileştirilen hatta büsbütün karartılanların, karanlığın ortasında kalmanın acizliğinden kurtulup çaresiz sanılanların çaresini bulabilmek için okumak ve akletmekgerek.
Gayemiz, güncel olayları, Post-international Sistemin inşası için geliştirilen politikalarla ve atılan adımlarla gerçekleş(tiril)en bu büyük değişim perspektifinden bakıp görmektir. Âlemi ve ahvâli okuyup hem kendimizi hem de haddimizi bilmektir.
Bundan ötesi, sözlerimizin zihinlere ve gönüllere değmesini dilemektir.