Haber Detayı
Kaos liginde final perdesi
Dananın kuyruğu kopuyor. Lafı evirip çevirmenin, süslemenin manası yok. Süper Lig'de üç takım birbirinin nefesini ensesinde...
Dananın kuyruğu kopuyor.
Lafı evirip çevirmenin, süslemenin manası yok.
Süper Lig'de üç takım birbirinin nefesini ensesinde hissediyor.
Galatasaray 68, Fenerbahçe 66, Trabzonspor 64 puanla son beş haftaya dalıyor.
Üçü de tırnaklarıyla kazıdı bu yolu.
Ama şampiyonluk bir tanesinin boynuna asılacak ve geri kalan ikisi, tıpkı her sezon olduğu gibi, "bize engel olundu" nakaratına sarılacak.Bahis soruşturması, kara para iddiaları, hakem skandalları… Türk futbolunun kronik hastalıkları bu sezon da nüksetti.
Her hafta aynı plak döndü.
Biri hakemden dert yandı, öteki fikstürün adaletsizliğinden dem vurdu, bir diğeri faul istatistiklerini masaya yatırdı.
İsimler değişti, şikâyet aynı kaldı.Kimse görmek istemedi ama gerçekler meydandaydı.
Galatasaray efsanesi Selçuk İnan, Kocaelispor'un başında RAMS Park'a geldi ve ligin seyrini altüst eden bir skor aldı.
Fenerbahçe efsanesi Emre Belözoğlu ise Kasımpaşa'yla, 10 kişiyle, 90+11'de vurulan golle Fenerbahçe'yi liderlikten etti. "Kasımpaşa Fenerbahçe'ye hep yenilir" ezberini parçaladı.Ama bunları konuşan olmadı.
Çünkü komplo teorileri gerçeklerden daha çekici gelir bu coğrafyada.
Şeytan aramak, futbolun kendisinden daha heyecanlı bir uğraşa dönüştü. "Büyük" sıfatını taşıyan kulüplerin yönetim katlarından tribünlerin en arka sırasına kadar herkes bir suçlu arıyor.
Son beş hafta bu dozun katlanarak artacağına hiç kuşkum yok.Sebebi basit.
Türk futbolunda sükûnet isteyen tek bir ruh bile yok.
Federasyondan üç büyüklere, Anadolu kulüplerinden burnunu her yere sokan yöneticilere kadar bu düzenin paydaşlarının tamamı kaostan besleniyor.
Siyasetin eli de bu kaosun hamurunda.
Tasarlanmış bir çalkantı bu, kendiliğinden değil.Neyse.
Her şeye rağmen son beş haftanın röntgenini çekelim.
Buyurun sohbete.GALATASARAY: TAHTIN ALTI KAYNIYORSon üç sezonun şampiyonu Galatasaray, Liverpool mağlubiyetinden beri sahada eskisi gibi konuşamıyor.
Son üç lig maçında beş puan eritti ve Fenerbahçe'yle arasındaki mesafe iki puana indi.
Osimhen'in yokluğunu bahane göstermek kolay.
Ama yıldızlarla bezeli, şampiyon apoletli bir hocanın yönettiği kadroyu tek bir isme mahkum etmek, sığ bir okuma.Mesele daha derin.
Takımın iç dengesi çatırdıyor.
Okan Buruk'un Icardi ve İlkay’la yaşadığı soğuk savaş soyunma odasından sahaya taştı.
Üç yıldır bu dengeleri bir cerrah titizliğiyle yöneten Buruk, şimdi camianın içindeki çatlak seslerin gölgesinde kaldı. "Şampiyon olsa bile gönderilecek" fısıltıları kulislerde.
Galatasaray camiası, tarih boyunca böyle anlarda hayali bir düşman yaratıp kenetlenmeyi bilmiştir.
Bu kez o düşman bizzat Okan Buruk.Okan Buruk'un söylentilere vereceği cevap, Galatasaray'ın kaderini tayin edecek en kritik hamle.
Kalan beş maç?
Her biri mayın tarlası.
Ama asıl dönüm noktası 26 Nisan'da, Seyrantepe'deki Fenerbahçe derbisi.
O gece sahadan çıkacak skor, muhtemel şampiyonun yüzünü gösterir.FENERBAHÇE: KAFADAKİ ŞEYTANLARFenerbahçe için "en iyi ikinci" demek haksızlık mı?
Dört yıl üst üste ikinciliğe abone olan bir kulüp için belki acımasız ama doğru bir tespit.
Kasımpaşa ve Antalyaspor beraberliği, Karagümrük hezimeti…Liderlik fırsatını defalarca tepmesine rağmen Fenerbahçe, son beş haftaya hâlâ şampiyonluk umutlarıyla giriyor.
Şu cümlenin kendisi bile bu camiayı özetliyor aslında.
Düşe kalka ama asla vazgeçmeden.12 yıllık hasret, Fenerbahçe'nin omzundaki en ağır yük.
Kadro yıldızlarla dolu olabilir, hoca Avrupa standartlarında olabilir, ama ligin son virajında akılalmaz puan kayıpları ve iç kargaşayla kendi tekerine çomak sokma alışkanlığı kronikleşmiş durumda.
Yine de uzak olmayan geçmiş, geriden gelen şampiyonluk hikâyeleriyle dolu. 2010-11’de son 17 maçın 16'sını kazanan Fenerbahçe'nin DNA'sında bu var.Bir yenisini yazabilir mi?
Kalan beş maçın tamamını alırlarsa kupayı kaldıracaklar.
Rakam basit, formül net.
Ama bugünün Fenerbahçe'si 2011'den çok uzakta.
Taraftarından yöneticisine, futbolcudan teknik kadrosuna kadar herkesin içini kemiren bir tereddüt var.
Son beş haftada Fenerbahçe'nin en amansız rakibi, karşısına çıkacak takımlar olmayacak.
Kendi kafasındaki şeytanlar olacak.TRABZONSPOR: SESSİZ FIRTINA, GÜRÜLTÜLÜ HAYALSezona mütevazı beklentilerle başlayan Trabzonspor, kendisinin bile öngörmediği bir senaryonun ortasına düştü.
Fenerbahçe'nin saçtığı puanlar önce ikincilik kapısını araladı, Galatasaray'ın tökezlemeleri şampiyonluk rüyasını diriltmekle kalmadı, inandırdı.Rakiplerine kıyasla çok daha kısıtlı bütçeyle, çok daha mütevazı isimlerle kurulmuş bu kadroyu Fatih Tekke, zirve yarışı veren bir kolektife dönüştürdü.
Kimsenin hesaba katmadığı bir takım, ligin tepesinde nefes alıyor.
Ama burada söylenmesi gereken acı bir hakikat var.
Trabzonspor taraftarı sezon boyunca tribünleri boş bırakarak takımına ve hocasına büyük vefasızlık etti.
Şimdi son beş haftada heyecana ortak olmak için stada akabilirler.
Ancak bu destek eylülde verilmiş olsaydı, bugün çok başka şeyler konuşuyor olabilirdik.Liderin dört, ikincinin iki puan gerisinde olan Trabzonspor'un fikstürü iki rakibine göre biraz daha dikenli.
Ama lig bu kadar kısalmışken artık sürpriz diye bir kavram kalmadı.
Fatih Tekke ve öğrencileri bu mucizeyi kovalayacak, sonuna kadar.
Bunu biliyoruz.TFF, MHK VE HAKEMLER: YA ŞİMDİ YA HİÇBİR ZAMANSon beş haftanın en ağır sorumluluğu ne Galatasaray'ın, ne Fenerbahçe'nin, ne Trabzonspor'un omzunda.
Türkiye Futbol Federasyonu'nun, Merkez Hakem Kurulu'nun ve düdük çalan insanların sınavı bu.Sezon boyunca istisnasız her hafta tartışmanın göbeğine oturdular.
Bazen haksız yere hedef tahtasına konuldular, bazen de eleştirilerin tamamını hak ettiler.
O yüzden sözü uzatmayacağım.
Kısa ve net.
Bu haftaya kadar yaşanan ne varsa geride bırakın.
Son beş haftaya damganızı vurun.
Türk futbolunda güveni yeniden inşa etmenin tam zamanı.
Hele ki Dünya Kupası'nın kapıda olduğu şu günlerde, toplumu daha fazla bölen taraf siz olmayın.Titreyin.
Ve kendinize gelin.