Haber Detayı

Utanç Fotoğrafları
Köksal çiftçi internethaber.com
23/04/2026 20:18 (5 saat önce)

Utanç Fotoğrafları

Bazı resimler vardır tarihe şahitlik etmekle yetinmezler ona yön verirler.Örnekler çoktur ama ilk akla gelen bir ikisiyle yetinelim. ⁃ 4 Haziran 1989 yılında Çin’i derinden sarsan Tianenmen olayları sırasında Ordu’ya meydan okuyan TEK adam dizili tankların karşısına geçer ve ezilme pahasına onların önünde DİK durur.

Bu kare bütün dikkatleri Çin’in kanla bastırdığı gençlik eylemleri üzerine çekerek dünyanın bir numaralı gündemi yapmıştır.

Bugüne kadar kimliği ve akıbeti belli olmayan o şahıs literatüre “TANK MAN” olarak geçmiştir.

Konu tanktan açılmışken 15 Temmuz gecesi kahramanlık destanı yazan bizim “TANK MANLARIMIZI” anmadan geçmek olmaz.

Zira nice yiğitlerimiz tankların altına yatmakla kalmamış, kimi F16’ya kimi ateş kusan Kobra helikopterine göğüslerini germiştir.

Bu vesileyle şehitlerimize rahmet, gazilerimize şifa ve şükran diliyoruz bir kez daha. ⁃ Yine 1989’ da Berlin Duvarı yıkılacaktı.

Eline balyoz alan, soluğu “Utanç Duvarının” dibinde alıyor ve yılların biriken öfkesini betondan yapıttan çıkarıyordu.

Hınçla inen balyoz darbelerini yakalayan fotoğraflar aynı gece dünyanın her köşesinde televizyonların birinci haberi olacaktı.

Vadesini çoktan tüketmiş bir sistemin zihinlerdeki yıkılışını hızlandırmıştır o klişeler.

Bazı fotoğraflar var ki en ateşli hitaptan, en güzel kitaptan daha etkilidir.

İşte bu bağlamda gündeme üst üste düşen iki çarpıcı resimden bahsetmek istiyorum. 1/ İsrail’in Çirkin Yüzü Önce İtalyan dergisine kapak olan “istismarın” resmi.Karşıdan çekilmiş fotoğrafta, elinde telefon tutan, asker kıyafetli ve silahlı bir şahıs, korkular içerisindeki kadını belli ki rahatsız ediyor.Soytarı bir gülüş, şiddetle sıkılı çeneler ve çatık kaşlar.

Hal ve Haraketleri ile mimikleri ile, bir iğrençlik yansıyor yüzünden.

O yaratığın hayvansı gülüşü, sadik bakışı, bişeyler anımsatıyor diye düşünürken orta okulda gördüğümüz “Tarih Öncesi” dersleri geliyor aklımıza. “Avcı Toplayıcı” toplumlarını anlatan kitaplarlardaki taş devrinin erkeklerine benziyor L’Espresso Dergisinin kapağındaki mahlukat.

Neslini sürdürebilmiş bir “néandertalien” yani.

Ete kemiğe bürünmüş çirkinliğin bu resmi yayınlanır yayınlanmaz dünyada büyük infial yarattı.

Her ne kadar siyonist rejim ve yandaşları  yapay zeka  ürünü diyerek yayını engellemek istesede fotoğrafın öncesini ve sonrasını gösteren videolar ortaya çıktı.

Her zamanki anti semitizm hezeyanları ile bastırma çabaları İtalyan’daki İsrail’in Büyükelçisine düştü bu durumda.

İsrail’in çirkin yüzünü bu resim ile keşf etmiş olanlar olabilir.Biz  Akif’ten beri biliriz bu “tek dişi kalmış canavarı.”  Bugünkü otuz iki dişli olması özünde bir şey değiştirmez.

Vahşet aynı vahşet. 2/ İsrail Oğlunun Meryem Oğlu İsa Nefreti Henüz yukarıdaki resimin şok atlatılmamış iken bir fotoğraf düştü ajanslara.

Bu sefer işgalci ordunun hışmına İsa peygamber uğruyor.Resmi’de elindeki balyozla İsa’nın heykelini yıktıktan sonra darbeler indirmeye devam eden bir “ahlaklı” İsrail asker görünüyor.Daha sonra öğreniliyor ki bu vandalizm olayı özel bir şahsın bahçesinde gerçekleşmiş.

Müslümanlara yapılan bunca zulme sessiz kalan katolik alem - İsrail’in kendine ait olmayan her kutsala hakareti marifet saydığını bilmiyormuş gibi - tacize uğrayan bakire postuna büründü tabii.

Katolik dünyasında bu son olayla birlikte “bardak henüz taşmasa da, ağzına kadar doldu” diyebiliriz.

Zira katolikler açısından İsrail oğullarının, Tanrı saydıkları Meryem Oğlu İsa’ya ikinci ihanet vakası olmuştur.

Bilindiği üzere İncil’in öğretisine göre Hz.

İsa’yı otuz gümüş karşılığında satan havari Yahuda’dır.

Bu hadiseden sonra Yahuda'nın adı ve öpüşü ihanet sözcüğüyle eş anlamlı kullanılır olmuştur.

Bu gerçeği kendileri inkar ediyorlar.

Bugün soykırım ve işgal suçlarını inkar ettikleri gibi. “Peygamber katili kavim” ünvanı hoşlarına gitmiyor çünkü.

Kolayını bulmuşlar kendilerini düzeltmek yerine adamlar tarihi çarpıtmayı tercih ediyorlar.

Hani Churchill’in gazetecinin “tarihin sizi kötü yazmasından korkmuyorsunuz” sorusuna verdiği meşhur cevap vardır: ⁃ “hayır korkmuyorum çünkü Tarihi ben yazacağım!” İşte Tarihi işlerine geldiği biçimde yazmaya Churchill’den çok daha önce başlayan bir topluluktur yahudiler.

Tarihi hakikatleri olduğu gibi yazmaya yeltenen “bir deli yürek” çıkınca güçlü para ve medya lobileri tarafından hemen başı ezilir.

Bu konuda ünlü Hollywood aktörü ve yapımcı, aynı zamanda koyu bir katolik olan, Mel Gibson’un başına gelenler ibretliktir.

Hatırlanacak üzere Gibson, kariyerinin zirvesinde, sinema sektörünün en aranan yıldızlardan biri iken “Tutku”  - İsa’nın Çilesi - isimli bir filim çeker.Yahudilerin İsa’ya ihanetini konu alan film, siyonistlerin öfkesine sebep olur ve Mel Gibson anında kara listeye alınır.

O gün bugün, geri adım atmadığı için, yahudilerin elindeki sinema sanayisinden aforoz edilmiştir.

Konumuzun özüne dönerek toparlamak gerekirse fotoğrafların gücünü İsrail propagandacıları gayet iyi bilmektedirler.

İsa’ya saygısızlığın katolik aleminde ne türlü kırılmalara yol açabileceğini Netanyahu net anlamış olacak ki apar topar özür dileyerek Meryem’in Oğlunu  döven askerin cezalandırılacağını söylemiştir.

Zira siyonist rejim iyi biliyor ki, bin türlü şeytani planlar sayesinde kurulan Yahudi - Hristiyan ittifakı çatlar ise, zulüm devleti “babasız” kalır.

Müslümanlara firavun kesilen Netanyahu, katolikler ile papaz olmayı göze alamıyor.

Buda “Ümmeti Muhammed’in” ayıbı olsa gerek.

İlgili Sitenin Haberleri