Haber Detayı

Sis
Yazarlar hurriyet.com.tr
28/04/2026 06:09 (13 saat önce)

Sis

TOPLUMSAL olaylarda sis bombası atıldığında yalnız görüş kaybolmaz.

Hakikat de bulanır.

Göz gözü görmez.Deyim yerindeyse at izi it izine karışır.

Ve en tehlikelisi, sis yalnız çatışma üretmez, manipülasyona da alan açar.

Bugün Ortadoğu ve hatta dünya tam bu sisin içinde.

Gazze, İran-İsrail hattı, Hürmüz ve Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa güvenliğini çökertmesi.

Trump’ın Avrupa’yı aşağılayan ve NATO mimarisini sorgulatan çıkışları.Hepsi birlikte yeni bir düzenin prototipini kuruyor.

Bu prototip Ortadoğu merkezli görünüyor.

Tam da böyle zamanlarda fırsatçılar çıkar.

Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığını devralmasını bu sisin içinden okumak gerekiyor.

Çünkü mesele sadece dönem başkanlığı değil.

Bu makamı Avrupa medeniyetinin devamı için ilke üretmek yerine Türkiye karşıtı güvenlik mimarisi için kaldıraç olarak kullanma girişimi var.AB NEREYE GİDİYOR?Asıl büyük soru bu.

Avrupa Birliği bir güvenlik paktı olarak değil, medeniyet iddiası olarak doğdu.Hukuk.

Norm.

Ortak değer.

Barış.

Ortak refah.

Peki ya bugün?- Rusya-Ukrayna savaşıyla yeniden silahlanma paniği.- İran kriziyle enerji ve güvenlik korkusu.- Trump’ın Avrupa başkentlerini küçümseyen dili.MASLOW HİYERARŞİSİNDE AB’NİN YENİ YERİVe Avrupa, Maslow’un hiyerarşisinde yukarıdan aşağı düştü: Fizyolojik ihtiyaç.

Güvenlik.

Aidiyet.

Saygınlık.

Kendini gerçekleştirme.- AB, kendini gerçekleştirme idealinden güvenlik ve barınma refleksine geriledi.Medeniyetten sığınağa, normdan sert güce.

Taş Devri metaforu tam da buraya oturuyor.

Bugün Brüksel’de konuşulan başlıkların çoğu artık medeniyet değil: Savunma fonu, mühimmat, sığınak, sınır, caydırıcılık.GÜNEY KIBRIS AB’NİN KORKUSUNU KULLANIYOR- AB adeta stratejik korku yönetiyor.

İşte Güney Kıbrıs bunu kullanıyor.- AB dönem başkanlığını, Avrupa’nın ortak aklı için değil kendi jeopolitik ajandası için araçsallaştırıyor.- Bir yanda Fransa ile SOFA anlaşması.

Bir yanda ortak tatbikat.

Bir yanda Fransız hava ve deniz unsurlarına ev sahipliği hazırlığı.

Bir yanda AB içinde Türkiye’ye karşı diplomatik pozisyon üretme çabası.- Bu sadece Rum siyaseti değil.

AB’nin korkularını yerelleştirerek kullanma stratejisi.BÜYÜK PARADOKSAma burada paradoks var.- AB, Türkiye’ye karşı güvenlik dili üretirken, aynı AB’nin güvenlik arayışına en büyük pozitif katkıyı Türkiye veriyor.- Göçte.

Enerjide.

Karadeniz’de.

NATO içinde.

Kafkaslarda.

Doğu Akdeniz’de.- Bu çelişki Avrupa’nın stratejik açmazı.RUM HAMLELERİ NE ANLAMA GELİYOR?- Fransa ile askeri işbirliği sıradan değil.

SOFA yalnız protokol değil.

Askeri erişim zemini.

Fransız tatbikatı yalnız eğitim değil.

Birlikte çalışabilirlik testi.

Macron’un Güney Kıbrıs’ta görünürlüğü sembol değil.

Doğu Akdeniz mesajı.- İngiltere’nin üs aktivitesi.

HMS Dragon sevki.

İsrail Barak MX sistemi.

Hepsi birleşince Kıbrıs yalnız ada değil.

İleri karakol.Bu yüzden Hakan Fidan’ın Ülke TV’de Turgay Güler’in programındaki Güney Kıbrıs’a yönelik o sert mesajı önemliydi:“Bir delilik yaparlarsa silah bizim işimiz.

Akıllarına bile getirmesinler.”Bu sözler bir caydırıcılık doktriniydi.

Çünkü Ankara, bu dosyayı 1960 denge mimarisi ve Doğu Akdeniz satrancı olarak okuyor.TÜRKİYE: GÜVENLİ LİMANTürkiye tam bu sis içinde dikkat çeken bir politika yürütüyor;- Denge kuruyor.- Cumhurbaşkanı Erdoğan ile siyasi dengeleme, İbrahim Kalın ile istihbarat diplomasisi, Hakan Fidan ile dış politika...- Bu mimari Türkiye’yi adeta bir gemiye dönüştürüyor.

Aynı anda birçok bölgeye çapa atan bir gemi.

Avrupa’dan Balkanlar’a, Kafkaslar’dan Ortadoğu’ya çapa.- Bunu ilk gören çoğu zaman siyaset değil sermaye oluyor.

Larry Fink görüşmesi bu yüzden kritik.BlackRock sıcak para değil stratejik sermaye aklı. 14 trilyon dolar yöneten bir yapı, kırılgan limana yanaşmaz.Sermaye güvenemediği limana sığınmaz.

Bu görüşme o yüzden ekonomik fotoğraf değil.

Jeoekonomik sinyal.GELELİM HAKAN FİDAN’IN LONDRA DOSYASINAAsıl eksen burada.

Bu ziyaret rutin dışişleri ziyareti değildi.

Çünkü dosyalar sıradan değildi: İran, Hürmüz, Ukrayna, savunma sanayi, serbest ticaret ve Eurofighter’lar.

Biraz yakından bakacak olursak;- Türkiye-İngiltere Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi: Bu belge sıradan mutabakat metni değil.Yeni eksen mimarisi.

Üç temel ayağı var:1- Savunma sanayi işbirliği2- Enerji ve kritik altyapı işbirliği3- Ticaret ve FTA derinleşmesiBu, post-Brexit Londra’nın Ankara’yı taktik ortak değil, stratejik orta güç olarak görmesi anlamına geliyor.- İkinci kritik başlık: Eurofighter.

Bu sadece 20 uçak meselesi değil.

Aynı zamanda güven meselesi.Aynı zamanda Türkiye’ye yönelik stratejik yatırım.- Üçüncü başlık: İran-Hürmüz.

İngiliz basının esas ilgisi buradaydı.

Türkiye’yi İran kanalında vazgeçilmez dengeleyici aktör diye okudular.

Londra, Ankara’yı sadece NATO müttefiki olarak değil, kriz yöneten bölgesel düzenleyici olarak okuyor.- Dördüncü başlık: Ukrayna ve Karadeniz.

Tahıl.

Olası liderler zirvesi.

Ankara’nın arabulucu rolü Londra’da yeniden masaya geldi.- Beşinci başlık ise Chatham House.

Burası yalnızca bir düşünce kuruluşu değil.

İngiliz stratejik aklının yankı odası.Orada verilen mesaj Westminster’a değil, küresel elitlere gider.Gelelim asıl soruya; bu ziyaretin zamanlaması ne anlatıyor?- Londra da AB sonrası yeni eksen arıyor.

AB kendi içine kapanırken, İngiltere çevre jeopolitiğiyle alan açıyor.Türkiye burada merkez oyuncu.

Bu ziyaret Türkiye-İngiltere güvenlik ekseni ihtimali.- Bunu Güney Kıbrıs dosyasıyla birlikte okumak gerekir.

Çünkü bir tarafta Rum-Fransız askeri tahkimi.Diğer tarafta Türkiye-İngiltere stratejik derinleşmesi.

Bu tesadüf değil.

Karşılıklı pozisyon alma.SONUÇAB denge arıyor.

Güney Kıbrıs fırsat kolluyor.

Londra yeni eksen kuruyor.

Uluslararası sermaye güvenli liman seçiyor.

Ve Türkiye hepsinin ortasında denge üretiyor.

Biri fırsat kolluyor.

Biri yeni eksen arıyor.

Biri denge kuruyor.

Türkiye üçüncüsü.

Fırtınada herkes güvenli liman arar ama herkes güvenli liman olamaz:- Brüksel uzun süre Türkiye’yi çevreleyerek güvenlik kurabileceğini düşündü.

Doğu Akdeniz’de denge Türkiye’siz kurulabilir sandı.

Göç yönetimi Türkiye’siz yapılabilir sandı.

Karadeniz güvenliği Türkiye’siz yürütülebilir sandı.

Enerji geçişi Türkiye’siz tasarlanabilir sandı.

Bugün görüyoruz ki bunların hiçbiri gerçekçi değil.AB, Türkiye’yi dışlayarak güvenlik inşa edemiyor.- İşte bu nedenle Avrupa’nın Türkiye ile yaşadığı paradoks büyüyor.

Siyasi refleksle mesafe koyuyor.

Stratejik zorunlulukla yaklaşmak zorunda kalıyor.

Bu ikili gerilim AB’nin temel çelişkisi.- AB güvenlik arıyorsa Türkiye’ye mecbur.

Hatta daha ileri gideyim.

Avrupa bugün medeniyet iddiasını yeniden toparlamak istiyorsa da Türkiye’ye muhtaç.

Çünkü Türkiye sadece sınır ülkesi değil, düzen taşıyan ülke.- Belçika Kraliçesi’nin 450 kişilik heyetle Türkiye’ye özel ziyaretini de bu kapsamda okumak gerekir.

Çünkü Kraliyet, bu tür özel ziyaretleri yılda en fazla güvenli bulduğu ve iş yapmayı düşündüğü iki ülkeye gerçekleştiriyor.Kısacası sis dağıldığında Türkiye’nin stratejik ağırlığı inatla kabul edilmeyenler tarafından da görülmek zorunda kalacak.

Türkiye yalnız güvenli liman değil, Avrupa’nın da ihtiyaç duyduğu denge direği.

Bu nedenle AB Komisyon Başkanı Ursula Von Der Leyen’in talihsiz “Avrupa kıtasını başarmalıyız ki Rus, Türk ve Çin etkisine girmesin” sözlerini bizzat kendisi düzeltmelidir.

İlgili Sitenin Haberleri