Haber Detayı
Michael Jackson’ın görüntüsünü değiştiren hastalık yeniden gündemde: Vitiligo nedir, kimleri etkiler?
Michael Jackson’ın hayatını anlatan yeni film, ünlü şarkıcının yıllarca konuşulan cilt rengindeki değişimi yeniden gündeme getirdi. Jackson’ın “cildimi beyazlatmadım, vitiligom var” sözleriyle anlattığı hastalık, dünyada milyonlarca kişiyi etkiliyor. Bulaşıcı ya da fiziksel olarak ağrılı olmayan vitiligo, ciltte süt beyazı lekelerle ortaya çıkıyor ve özellikle görünür bölgelerde olduğunda kişinin psikolojisini derinden etkileyebiliyor.
Michael Jackson’ın hayatını konu alan yeni filmle birlikte, ünlü şarkıcının görünümündeki büyük değişimin nedeni olan vitiligo yeniden merak konusu oldu.
Jackson, yıllar boyunca cildini bilerek beyazlattığı yönündeki iddialarla gündeme gelmişti.
Ancak sanatçı, yaşadığı değişimin bir tercih değil, pigment kaybına yol açan bir cilt hastalığı nedeniyle olduğunu söylemişti.
Vitiligo, ciltte rengin kaybolmasına neden olan uzun süreli bir hastalık.
Bu durumda deriye rengini veren melanin pigmenti azalıyor ya da bazı bölgelerde tamamen kayboluyor.
Sonuçta vücudun farklı noktalarında düzensiz, süt beyazı lekeler oluşuyor.
Lekeler bazen küçük bir alanda kalırken, bazı kişilerde zaman içinde daha geniş bölgelere yayılabiliyor.
Hastalık bulaşıcı değil.
Dokunmakla, aynı eşyayı kullanmakla ya da aynı ortamda bulunmakla başkasına geçmiyor.
Genellikle fiziksel ağrıya da yol açmıyor.
Ancak bu, vitiligonun “sadece kozmetik” bir sorun olduğu anlamına gelmiyor.
Özellikle yüz, eller, göz çevresi ve ağız kenarı gibi görünür bölgelerde ortaya çıktığında kişinin özgüvenini ve sosyal hayatını ciddi biçimde etkileyebiliyor.
Vitiligo, çoğunlukla bağışıklık sistemiyle ilişkili bir durum olarak değerlendiriliyor.
Vücut, bazı kişilerde yanlışlıkla melanosit adı verilen pigment üreten hücrelere saldırıyor.
Bu hücreler zarar gördüğünde ya da işlevini kaybettiğinde, cilt o bölgede rengini yitiriyor.
Bu nedenle lekeler, kişinin doğal ten renginden belirgin şekilde daha açık görünüyor.
Vitiligo vücudun herhangi bir yerinde görülebilir.
Ancak yüz, boyun, eller, kollar, göz çevresi, ağız çevresi ve cilt kıvrımları en sık dikkat çeken bölgeler arasında.
Bazı kişilerde lekeler vücudun iki tarafında simetrik şekilde ortaya çıkar.
Bazı kişilerde ise daha sınırlı alanlarda kalabilir.
Hastalığın seyri kişiden kişiye büyük farklılık gösterebilir.
Michael Jackson’ın cilt rengindeki değişim de uzun yıllar boyunca spekülasyonlara yol açtı.
Jackson, 1993 yılında yaptığı ünlü açıklamada vitiligo hastası olduğunu ve cildini beyazlatmadığını söylemişti.
Hastalığın ilk belirtilerinin ellerinde ortaya çıktığı, zamanla yüzüne, göğsüne ve kollarına yayıldığı anlatılıyor.
Tek beyaz eldiven imajı da bu süreçle birlikte daha çok konuşulur hale geldi.
Jackson, cilt tonundaki düzensiz görünümü kapatmak için uzun süre yoğun makyaj kullandı.
Hastalık ilerledikçe kalan koyu bölgelerin rengini açmaya yönelik tedavilere de başvurduğu biliniyor.
Ölümünden sonra yapılan otopsi raporunda da cildinde pigment kaybı bulunduğu ve vitiligo öyküsü olduğu belirtildi.
Bu bilgi, yıllarca süren “bilerek ten rengini değiştirdi” iddialarının eksik ve yanıltıcı olduğunu gösterdi.
Vitiligo, yalnızca belirli bir ten rengine ya da etnik gruba özgü değil.
Her yaştan ve her kökenden insanda görülebiliyor.
Ancak koyu tenli kişilerde beyaz lekeler daha belirgin olduğu için hastalık daha görünür hale geliyor.
Dünya genelinde toplumun yaklaşık yüzde 1 ila 2’sini etkilediği tahmin ediliyor.
Çoğu vakada belirtiler 30 yaşından önce başlıyor.
Hastalığın kesin nedeni her zaman net biçimde ortaya konulamıyor.
Genetik yatkınlık, bağışıklık sistemiyle ilgili durumlar ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynayabildiği düşünülüyor.
Bazı kişilerde hastalık; ağır stres, hastalık, güneş yanığı ya da cilt travması sonrasında daha görünür hale gelebiliyor.
Ancak vitiligo, kişinin yaptığı bir hatadan kaynaklanmıyor.
Vitiligo yaşayan kişiler, yalnızca ciltteki lekelerle değil, toplumun tepkisiyle de mücadele edebiliyor.
Meraklı bakışlar, sürekli gelen sorular, yanlış bilgiler ve bazen zorbalık, hastalığın psikolojik yükünü artırabiliyor.
Bu nedenle bazı kişiler etkilenen bölgeleri makyajla ya da kıyafetlerle kapatmayı tercih ediyor.
Uzmanlar ise hastalığın ruh sağlığı üzerindeki etkisinin ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor.
Son yıllarda bu konuda algı değişmeye başladı.
Model Winnie Harlow, vitiligosunu saklamadan moda dünyasında önemli bir görünürlük kazandı.
Benzer şekilde farklı ülkelerden ünlü isimler de hastalıkla ilgili deneyimlerini açıkça paylaşmaya başladı.
Bu örnekler, vitiligonun utanılacak ya da saklanması gereken bir durum olmadığını göstermesi açısından önemli görülüyor.
Vitiligonun kesin bir tedavisi henüz yok.
Yani hastalığı tamamen ortadan kaldıran ve herkeste aynı sonucu veren bir yöntemden söz etmek mümkün değil.
Ancak görünümü azaltmaya, lekelerin yayılmasını yavaşlatmaya ya da bazı bölgelerde pigmentin geri dönmesine yardımcı olabilecek tedavi seçenekleri bulunuyor.
Kamuflaj ürünleri, kortizonlu kremler ve ışık tedavisi bunlar arasında yer alıyor.
Kortizonlu kremler bazı hastalarda renk kaybının ilerlemesini yavaşlatabilir ya da pigmentin kısmen geri dönmesine yardımcı olabilir.
Ancak uzun süreli kullanımda cildi inceltme gibi yan etkiler nedeniyle doktor kontrolü önemlidir.
Işık tedavisi de bazı kişilerde fayda sağlayabilir fakat düzenli seans gerektirir ve her hastada kalıcı sonuç vermeyebilir.
Bu nedenle tedavi planı kişiye göre belirlenmelidir.
Son dönemde ruxolitinib adlı krem, vitiligo tedavisinde umut veren seçeneklerden biri olarak öne çıktı.
Bu ilaç, pigment üreten hücrelere zarar veren bağışıklık tepkisini hedef alıyor.
Bazı hastalarda özellikle yüz bölgesinde rengin kademeli olarak geri dönmesine yardımcı olabiliyor.
Ancak herkes için uygun değil ve etkisi kişiden kişiye değişebiliyor.
Bu yüzden uzman değerlendirmesi olmadan kullanılmaması gerekiyor.
Vitiligo bugün hâlâ tamamen iyileştirilebilen bir hastalık değil.
Ancak hem tıbbi araştırmalar hem de toplumsal farkındalık açısından önemli ilerlemeler yaşanıyor.
Michael Jackson’ın yıllarca yanlış anlaşılan görünüm değişimi, bu hastalığın yalnızca ciltteki lekelerden ibaret olmadığını gösteren en çarpıcı örneklerden biri oldu.
Uzmanlara göre asıl önemli olan, vitiligoyu gizlenecek bir kusur değil, anlaşılması gereken bir sağlık durumu olarak görmek.