Haber Detayı

Yeşil çelikte avantaj bizde, risk maliyette
Ekonomi ekonomim.com
08/05/2026 00:00 (8 saat önce)

Yeşil çelikte avantaj bizde, risk maliyette

Karbon düzenlemeleri küresel çelik sektöründe dengeleri değiştirirken Türkiye düşük emisyonlu üretim yapısıyla öne çıkıyor. Ancak artan hurda talebi, enerji maliyetleri ve lojistik baskısı sektörün yeni kırılma noktası olarak görülüyor.

EVRİM KÜÇÜK / MERVE YİĞİTCAN Küresel çelik sektörü karbon düzenlemeleri, ticaret savaşları ve enerji krizlerinin gölgesinde yeni bir döneme girerken Türkiye düşük emisyonlu üretim yapısıyla Avrupa’nın en avantajlı tedarik merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Ancak sektör temsilcilerine göre önümüzdeki dönemde hurda maliyetleri, enerji fiyatları ve lojistik baskısı rekabetin yönünü belirleyecek.

Dünya Çelik Birliği (WorldSteel) Başkanlığı görevini de yürüten Çolakoğlu Metalurji CEO’su Uğur Dalbeler, Türkiye’nin emisyon tarafında rakiplerinden çok daha avantajlı konumda bulunduğunu söylüyor fakat artan maliyetlerin sektörü gölgelediği uyarısı yapıyor.

Çelik sanayi ile teknoloji, enerji ve sürdürülebilirlik şirketlerini bir araya getiren 3.

Yeşil Çelik Zirvesi, SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda İstanbul’da gerçekleştirildi.

Zirvede küresel rekabet, karbon düzenlemeleri ve yeşil dönüşümün çelik sektörüne etkileri masaya yatırıldı.

Zirvede EKONOMİ’ye açıklamalarda bulunan Dalbeler, Türkiye’nin emisyon tarafında rakiplerinden çok daha avantajlı konumda bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin dünyada çelik üretiminde ortalama emisyonu en düşük ülkeler arasında yer aldığını belirten Dalbeler, “Türkiye’nin yüzde 75 oranında hurdaya dayalı üretim yapması çok önemli avantaj sağlıyor.

Avrupa’nın ithalat tarafındaki rakipleri Çin, Japonya, Kore, Rusya ve Güneydoğu Asya ülkelerinde emisyon seviyeleri Türkiye’nin neredeyse iki katı” dedi.

Hurda talebi yeni maliyet baskısı yaratıyor Ancak Avrupa’da hızlanan yeşil çelik yatırımları sektör için yeni bir maliyet baskısını da beraberinde getiriyor.

Dalbeler’e göre sektörün önündeki temel risk, düşük emisyonlu üretim için hızla artacak hurda talebi olacak.

Avrupa’nın karbon düzenlemeleriyle birlikte hurda bazlı üretime yöneldiğini belirten Dalbeler, bu durumun fiyatları yukarı çekeceğini söyledi.

Sektör temsilcileri de Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) sonrası karbon yoğun üretim yapan ülkelerin rekabet gücünün zayıflayacağını, Türkiye’nin ise düşük emisyon avantajıyla öne çıkacağını belirtiyor. “Türkiye kısa vadede güçlü konumda” Dalbeler, kısa vadede Türkiye’nin Avrupa karşısında güçlü rekabet avantajını koruduğunu da vurguladı.

Enerji, işçilik ve lojistik açısından Türkiye’nin halen avantajlı olduğunu belirten Dalbeler, Avrupa pazarında ciddi bir tehdit görmediğini ifade etti.

Pandemi sonrası bozulan tedarik zincirleri ve jeopolitik krizlerin Türkiye’yi yeniden ön plana çıkardığını kaydeden Dalbeler, Türkiye’nin Avrupa için stratejik üretim merkezi olmaya devam edeceğini söyledi.

Doğalgaz maliyetleri baskı yaratıyor Yeşil dönüşüm sürecinde sektörün en zayıf halkalarından biri ise enerji maliyetleri olarak görülüyor.

Özellikle doğalgaz fiyatlarının üretim tarafında baskı oluşturduğunu belirten Dalbeler, bazı şirketlerin bu nedenle yatırımlarını yurt dışına kaydırmaya başladığını söyledi.

Doğalgaz bazlı düşük emisyonlu üretim modellerinin önem kazandığını ifade eden Dalbeler, hidrojen teknolojilerinin ise henüz kısa vadede çözüm yaratabilecek seviyeye ulaşmadığını belirtti.

Katma değerli üretim vurgusu Dalbeler’e göre Türkiye’nin uzun vadeli stratejisi yalnızca çelik ihracatı olmamalı.

Asıl hedefin çeliği katma değerli sanayi ürünlerine dönüştürmek olduğunu belirten Dalbeler, otomotiv, beyaz eşya, makine ve gemi inşa sektörlerinin kritik önem taşıdığını söyledi.

Dalbeler, “Çeliği eşya ve sanayi ürününe dönüştürdüğünüzde yaratılan katma değer rekabet gücünü artırıyor.

Böylece çeliğin maliyet içindeki payı daha yönetilebilir hale geliyor” dedi.

Hurdadan yassı çelikte Türkiye avantajlı Türkiye’nin yeşil çelikteki en büyük avantajlarından biri de hurdadan yassı çelik üretim kapasitesi olarak görülüyor.

Dalbeler, dünyada hurdadan yassı çelik üreten ülke sayısının sınırlı olduğunu belirterek, “Avrupa’da yalnızca bir üretici var.

Amerika’da iki-üç oyuncu bulunuyor.

Türkiye’de ise beş büyük üretici faaliyet gösteriyor.

Bu bize ciddi avantaj sağlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’de yenilenebilir enerjinin toplam elektrik üretimindeki payının yüzde 50’ye yaklaşmasının da sektöre önemli katkı sunduğunu belirten Dalbeler, önümüzdeki dönemde geri dönüşüm, enerji verimliliği ve düşük emisyonlu proses yatırımlarının hız kazanacağını söyledi.

Ancak lojistik maliyetlerinin halen çözülmesi gereken en kritik başlıklardan biri olduğuna dikkat çekti.

WorldSteel/Edwin Basson: “Avrupa sıkışıyor, Türkiye çözüm ortağı olabilir” Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr.

Edwin Basson, küresel ekonomi yüksek belirsizlik ve mevcut jeopolitik krizlerin şu ana kadar dünya çelik üretimini durduracak ölçekte bir kırılma yaratmadığını belirtti.

Rusya-Ukrayna savaşında etkinin büyük ölçüde bölgesel kaldığını belirten Basson, benzer durumun Ortadoğu’daki kriz için de geçerli olabileceğini ifade etti.

Avrupa’nın bu süreçte en kırılgan bölge olduğunu vurgulayan Basson, enerji maliyetleri ve arz güvenliği açısından Avrupa sanayisinin baskı altında kalabileceğini söyledi.

Basson’a göre Türkiye ise kriz yönetimi deneyimi, çeşitlendirilmiş enerji yapısı ve genç üretim gücüyle öne çıkıyor. “Türkiye Avrupa için yalnızca rakip değil, aynı zamanda çözüm ortağı olabilir” diyen Basson, Avrupa’nın gerçekleştirmekte zorlandığı birçok sanayi dönüşümünü Türkiye’nin daha hızlı hayata geçirebileceğini ifade etti. “Emisyonu düşük yeni tesisler Türkiye’ye rakip olacak” uyarısı Basson, Türkiye’nin emisyon tarafında önemli avantaja sahip olduğunu ancak gelecekte rekabetin yalnızca ülke ortalamalarıyla değerlendirilemeyeceğini de vurguladı.

Özellikle Hindistan, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da yalnızca Avrupa’ya ihracat yapmak amacıyla düşük karbonlu yeni tesislerin kurulabileceğine dikkat çeken Basson, bazı tekil tesislerin emisyon değerlerinin Türkiye ortalamasının da altına inebileceğini söyledi.

Buna rağmen Türkiye’nin uzun vadede küresel pazardaki gücünü koruyacağını belirten Basson, bunun arkasındaki en önemli unsurun ise insan kaynağı olduğunu söyledi.

Tosyalı Holding/Fuat Tosyalı: "Artık çeliğin maliyetini karbon belirliyor" TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı ise çelik sektöründe rekabetin kurallarının yeniden yazıldığını söyledi.

Küresel ölçekte arz-talep dengesinin bozulduğunu belirten Tosyalı, artık yalnızca üretmenin yeterli olmadığını ifade etti.

Tosyalı, "Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkıyor.

Ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor.

Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden çok karbon emisyonu belirliyor" dedi.

Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin en önemli tedarikçilerinden biri olduğunu belirten Tosyalı, hurdaya dayalı üretim yapısı ve düşük emisyonlu yatırımlar sayesinde Türkiye'nin yeşil çelikte güçlü avantaj taşıdığını söyledi.

Tosyalı, "Türkiye, Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki en kritik tedarikçilerinden biri.

AB'ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren 4. ülkeyiz.

Türkiye yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa'nın yeşil çelik dönüşümünde çözüm ortağı olabilecek konumda" değerlendirmesinde bulundu.

İlgili Sitenin Haberleri