Haber Detayı
AK Parti’nin yeni kampanyası!
Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Türkiye gerçekten çok büyük bir ekonomik darboğazdan...
Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Türkiye gerçekten çok büyük bir ekonomik darboğazdan geçiyor.- Enflasyon kontrol altına alınamıyor.
Vatandaş hayat pahalılığını iliklerine kadar hissediyor.
Hiçbir etiket iki hafta üst üste aynı kalmıyor.
Ev kiraları hala el yakıyor.
Ciddi bir barınma ve beslenme krizi var.- Bir dönem kendisine yetebilen nadir ülkelerden biri olan Türkiye’de tarım ve hayvancılık bitme noktasına gelmiş.
Üretim girdileri her geçen gün yükseliyor, üretici ürününü maliyetine dahi satamıyor, buna karşın yüksek fiyatlar nedeniyle vatandaş çarşıda pazarda astronomik fiyatlarla karşılaşıyor.
Hem tarımsal alanda hem hayvancılıkta ithalat rakamları sürekli yükselmesine karşın çarşıda pazarda fiyatlar düşmüyor.- Sanayici ciddi finansman sıkıntısı yaşıyor.
Döviz kurları ve üretimde maliyet artışı nedeniyle dışarıda rekabet gücünü kaybediyor.
Bazı sektörlerde yoğun iflaslar yaşanıyor.
Haliyle sanayide kapasite kullanımı düşüyor, üretim azalıyor, ihracat azalıyor ama ithalat tam gaz.
Haliyle cari açık yükseliyor.- Zor günler yaşayan sanayicinin ve esnafın ilk tedbiri işten çıkarmalar ya da düşük ücret politikası oluyor.
İşsizlik artışı ve düşük ücretli çalışma kaçınılmaz hale geliyor.- Bankaların mevduat faizleri çok yüksek olduğu, Merkez Bankası sürekli rezerv erittiği halde döviz kuru zapt edilemiyor.
Dolar 45’i, Euro 53’ü geçti.- Türkiye’nin borçlanma koşulları her geçen gün ağırlaşıyor.
Halktan toplanan vergilerle oluşturulan bütçenin 3 trilyona yakını faize gidiyor.- Ev ve araba almak vatandaş için hayal haline geldi.- İktidar yabancı sermaye getiremiyor.
Getirmek için de yabancılara kapitülasyonlar gibi büyük imtiyazlar teklif ediliyor. - Vatandaş bunları yaşarken iktidar mensupları, devlet bürokrasisi ekonomide hiçbir sorun yokmuş gibi hareket ediyor.
Devlet kaynakları yandaşlara transfer ediliyor.
Kamu ihaleleri hep aynı şirketlere veriliyor.
Diyanet, Milli Eğitim gibi kurumlar pahalı otellerde toplantılarına devam ediyor.
Devleti yönetenler pahalı Alman arabalarıyla oluşturdukları konvoylarını gözümüzün içine sokuyor. ***Farkındaysanız buraya kadar eğitim, sağlık, adalet, güvenlik gibi alanlardaki sorunlara giremedim.
Hatta ekonomideki sorunları daha da sıralarım ama içinizi daha fazla karartmak istemiyorum.Peki memleket bu haldeyken iktidar bizden neyi konuşmamızı istiyor ve bekliyor?Tabii ki CHP’yi.O nedenle de CHP’ye karşı ağır bir “kötüleme kampanyası” planlamış ve başlatmışlar.Farkındaysanız CHP’den AK Parti’ye geçen belediyecileri konuşturmaya başladılar.- Yargı gücü kullanılarak AK Parti’ye geçirilen Beykoz, Serik gibi belediyelerin ilkesiz başkan vekilleri çıkıp “CHP’de kaos vardı, AK Parti’de disiplin” gibi cümleler kuruyor.-İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan “Türkiye’yi Özgür Özel mi yönetsin” diyor.- Aydın İl Başkanı tutuklu Uşak ve Antalya belediye başkanları üzerinden başlatılan “ahlaksızlık” propagandasından dem vurup “bunlar nasıl insan içine çıkıyor” diyor (bu arada orada bulunan biri “Siz çıkabiliyorsanız herkes çıkar” diye lafı yapıştırıyor).
Sanki Aydın Köşk, Sakarya Adapazarı belediye başkanları ahlaki açıdan mükemmel oldukları için istifa ettiler.- CHP’li belediye başkanlarına delilsiz ispatsız birçok suç yöneltilirken, onlarca operasyon yapılırken AK Partili belediyeler CHP’liler yapınca suç sayılan eylemleri gözümüzün içine baka baka sürdürüyorlar.
CHP’liler tutuklu yargılanırken suç işlediğine dair somut delil (adeta rüşvetin belgesi) olan Keskin Belediye Başkanı göreve devam ediyor.
Bu arada İBB davasında AK Partili firari iş insanı Murat Gülibrahimoğlu’nun Murat Kurum’un İstanbul’daki seçim kampanyasını yapan Kalyon Prodüksiyona yaklaşık 42 milyon lira gönderdiği ortaya çıkıyor ama Bakan Kurum “Külliyen iftira” açıklaması yapıyor.
Dilerim bu konuda biraz empati yapar da kendisi için geçerli gördüğü masumiyet karinesinin, somut delil olmadığı halde aylardır hapiste tutulan belediye başkanları için de geçerli olduğunu anlar.- Bir de “butlan” davası var ki CHP’nin üzerinde sallanan “yargı kılıcı”.
İktidar, CHP’deki işbirlikçileriyle bu konuyu da sonuna kadar canlı tutma çabası içinde.İki olağanüstü kurultay yapılmış, üzerine olağan kurultay yapılmış, biz hala 38. kurultay iptal edilecek mi?
Butlan kararı çıkacak mı diye doldurmak için incir çekirdeğine eziyet ediyoruz.***İktidarın ülke yönetimindeki başarısızlığı artık saklanamıyor.
Onlar da başarısızlıkları konuşulmasın diye ellerindeki medya, devlet ve yargı gücünü kullanarak CHP’ye karşı ağır bir kampanya başlatmış.CHP’nin bu kampanyaya karşı savunmada kalması en büyük stratejik hata olur.O nedenle CHP yönetiminin belki de Türkiye’nin en uzun seçim kampanyasını başlatması doğru ve stratejik bir karardır.Bütün CHP’lilerin de bu süreçte iktidarın başlattığı karalama kampanyasına malzeme vermeyecek şekilde hareket etmesi büyük önem taşıyor.