Haber Detayı

Modern ve gelenekselin çatışması... Uzak Şehir'in sırrı
Güncel odatv.com
30/09/2025 06:45 (4 ay önce)

Modern ve gelenekselin çatışması... Uzak Şehir'in sırrı

İlk bölümü Kasım 2024'te yayınlanan “Uzak Şehir”, aşk ve ataerkil düzeni harmanlayan dramatik bir Türk dizisi. Kanada'da yaşayan doktor Alya ile Mardin'de aşiret reisi olan Cihan'ın ilişkilerini ve içsel çatışmasını konu alan dizi neden reyting rekoru kırıyor? Bu soruyu Odatv, işin uzmanına sordu.

İlk bölümü 11 Kasım 2024 tarihinde yayımlanan, yönetmenliğini Yıldız Aşanboğa, Emre Aybek ve Ahmet Katıksız'ın üstlendiği, senaryosunu Gülizar Irmak'ın kaleme aldığı, “Uzak Şehir” dizisi her Pazartesi izleyici karşısına çıkıyor.

Başrollerini Ozan Akbaba (Cihan) ve Sinem Ünsal (Alya)’ın paylaştığı dizi aslında 2017 Lübnan yapımı olan Al Hayba dizisinin bir uyarlaması.Uzak Şehir - Al HaybaDizi, Kanada’da doktor olan eğitimli, modern bir kadının aşiret üyesi eşinin son dileğini yerine getirmek için oğlu Deniz ile Mardin'e gelmesiyle başlayan dramatik bir hikayeyi anlatıyor.

Alya, geçmişte yaşadığı sıkıntılar ve trajik kayıplarla yüzleşirken, eşinin ailesi olan Albora ailesinin ataerkil yaşamı karşısında bir hayat mücadelesi vermeye başlıyor.Soldan sağa: Cihan, Sadakat, Kaya, Nare, Demir, Şahin, Ecmel, Alya, DenizDizide Alya-Cihan, Kaya-Zerrin, Şahin-Nare’nin ilişkileri işleniyor.

Yayınlanan 30 bölümüyle reyting rekoru olan bu diziyi Türk halkı neden seviyor?

Bu sorunun cevabını Psikolog ve Aile Danışmanı Selin Cennet Türker Odatv için yanıtladı.Alya - CihanKaya - ZerrinNare - ŞahinUzak Şehir dizisi sık sık yayınlandığı Pazartesi gününde reyting rekoru kırıyor.

Eşini Kanada’da kaybeden Alya’nın döndüğü Mardin’de onu bir sıra mücadele bekliyor.

Dizinin ismi de “Uzak Şehir”… “Uzaklık” metaforu sadece coğrafi değil, psikolojik bir uzaklık hissini de temsil ediyor mu?Selin Cennet Türker: “Bence temsil ediyor.

Bu rastgele seçilmiş ya da sadece mesafeyi vurgulayan bir isim değil.

Alya için Mardin kadar; oradaki kültür, Albora ailesi, kadın erkek konumlanması ve hatta Cihan çok uzak imgeler.

Alya ve Mardin’e geldiğinde tanıştığı kültür, insanlar, sınırlar ve engeller uyum sağlamaya çalıştığı yeni bir öğrenme süreci gibi.Tabii Alya da onlar için yeni ve psikolojik anlamda uzak bir figür.

Karşılıklı bir uyumlanma süreci ve derin tanışma sırasında ortaya çıkan krizlerden bahsediyoruz bu noktada.

Adaptasyon sadece uyum gösterme ve boyun eğme ile gerçekleşen bir süreç değil.

Zira Alya da boyun eğen bir karakter örüntüsüne sahip değil.

Fakat herkes dikenlerini ne zaman çekmesi ne zaman çıkarması gerektiğini deneyimleyerek öğreniyor”Alya modern tarafı, Albora ailesi ise geleneksel tarafı temsil ediyor.

İki taraf arasında daha çok çatışma var ancak Alya bir tık uyum sağlamaya çalışıyor gibi… Keza Albora ailesi de öyle… Bu çatışmayı izleyici nasıl görüyor?Selin Cennet Türker: “Biz toplum olarak “ayrı dünyaların insanları” temalı yapımları biraz seviyoruz.

Belki Yeşilçam’dan gelen zengin kız fakir oğlan öyküleri de kolektif bilinçaltımızda yer etmiş ve bu sebeple tanıdık yapımlar konforlu hissettirmiş olabilir.

Hep söylenir zaten ama gerçekten kültür mozaiği bir ülkeyiz.

Bölgesel değişiklikler bir yana, aynı bölgede bile şehirden şehre pek çok geleneğin farklılaştığını biliyoruz.

Bu da Uzak Şehir gibi kültür çatışmasının ve bu krizli ortamdan doğan aşkın yansıtıldığı yapımların, seyirci tarafından heyecanlı ve özdeşim kurulabilir olmasına imkan sağlıyor.“CİHAN KARAKTERİ KADIN İZLEYİCİYİ YAKALIYOR”Kanada’dan aşirete gelin gitmek tanıdık ve sık rastlanır bir öykü değil belki ama kültür çatışması, aile uyuşmazlığı çok sık rastlanan bir öykü çiftlerde.

Bu yüzden seyirci de hem tanıdık hem de heyecanlı buluyor diye düşünüyorum.

Bir de sanırım Cihan karakteri kadın izleyiciyi çok yakalıyor.

Otoriter, agresif, eril bir aile reisi olan Cihan; konu Alya olunca keskin kenarlarını bir anda yumuşatabiliyor ve bazen de boyun eğiyor.

Romantik dramlarda sık rastladığımız bir profil sunuyor aslında“İzleyici olarak biz bu çatışmada hangi tarafa daha yakın duruyoruz, neden?Selin Cennet Türker: “Albora Ailesi ve Alya arasındaki çatışma geleneksel ve modern arası bir çatışmaya benziyor.

Bir tarafta feminist bir kadın karşısında ataerkil bir aile… Çocuğunu özgür yetiştirmeye çalışan bir kadın, karşısında yetişkin çocuklarını dahi yönetmeye and içmiş kayınvalide… Anlaşılabildiği noktaya kadar konuşmayı tercih ediyor Alya, en çok da Cihan anlıyor belki onu.

Ama çocuğu için sessiz kaldığı ve uyumlanmayı tercih ettiği yerler oluyor.

Haksızlığa uğradığı noktada, sosyal medyanın Alya için ayaklandığını yer yer görüyorum.Buradaki çatışmayı seyircinin hem Alya hem de Cihan ile özdeşim kurarak izlediğini düşünüyorum.

Çünkü partnerlerden çok memnunlar ve ikisi dışında herkese karşı seyirci de birlik oluyor gibi.

İyi-kötü tiplemesinde örnekler var dizide.

Alya bir iyi tiplemesi mesela.

Sadakat de bir kötü tiplemesi.

Ama genel olarak karakterler tek yönlü yazılmamış"“SEYİRCİ İZLEYİCİ AKIŞINA BIRAKILIYOR”Gerçek hayatta da olduğu gibi duruma göre iyi veya kötü olarak değerlendirilebilen çok karakter var.

Bu da onları daha derin yapıyor.

Mine çok katmanlı bir karakterdi mesela.

Cihan, Alya için hamile bir kadına arabayla çarpabilecek kadar da karanlık.

Ama bu aynı zamanda bir özsavunma.

Dolayısıyla dizi, “bunun tarafında olacaksınız” demeden, seyirciye akışta karar verebileceği kadar esnek bir öykü de sunuyor”Mine (Cihan'ın Alya'dan önce beraber olduğu kadın)Dizide bolca acı, özlem, dram, aşk sembolleri var ve bunun ardından da insanları gülümseten kareler… Mesela Cihan ve Deniz arasındaki ilişki… İzleyiciyi nasıl etkiliyor psikolojik olarak?Selin Cennet Türker: “Deniz her çocuk ve yetişkin için zor sayılabilecek bir süreçten geçti, geçiyor.

Yas hiçbir yaşta kolay değildir.

Fakat Cihan’ın da bu yas sürecinin iyileşmesinde büyük katkısı olduğunu, Deniz için Cihan Amcası’nın da bir baba figürü haline geldiğini görüyoruz.

Bana “iyileşmeyi, birbirine sığınmayı” çok hissettiriyor onların sahneleri.

İzleyici için de dizinin genel gerilim ve çatışma düzeyine karşı bir paratoner etkisi gördüğünü, huzurlu hissettiren molalar sağladığını düşünüyorum Deniz ve Cihan sahnelerinin”Peki, izleyici neden Uzak Şehir’i izliyor?

Neden bu kadar çok sevdi?

Selin Cennet Türker: “Aslında bahsettiğim “ayrı dünyaların insanları” teması tanıdık ve sıcak bir hikaye.

Genel olarak da imkansızı izlemek aşk dramlarında seyirci tercihi olur.

Sosyoekonomik sınıf farkı, dini inanç farkı, kültür ve ırk farkı bunlar aşk dramlarında işlenir, imkansız aşk teması da seyirciyi çeker.

Uzak Şehir’de birden fazla imkansız aşk izliyoruz.

Alya ve Cihan da böyle bir imkansız aşkın parçasıydı.“SEYİRCİ İÇİN ADRENALİN İMKANI SUNUYOR”Ama bunun da ötesinde seyirci her ikisinin de karakter örüntüsünü çok sevdi bence.

Öyküdeki toksik düzeyde çatışma, düşmanlık ve entrika da seyirci için heyecanlı bir akış ve adrenalin imkanı sunuyor.

Yine karakterle özdeşim kurma sebebiyle, Alya ve Cihan’ın mutlu olduğunu görme isteği de seyirci için bir izleme motivasyonu yaratıyor bence.

Tüm bunları dizinin ulaştığı büyük kitleler için bir öncül sayabiliriz”Zeynep ÇakırOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri