Haber Detayı
KOSGEB’ten yeni strateji: Destekle ve dönüştür
KOSGEB, destek mekanizmalarını, “destekle ve dönüştür” yaklaşımı ile yalnızca kuruluş aşamasında değil, işletmelerin büyüme ve küresel ölçekte gelişim süreçlerinde de yanlarında olacak şekilde tasarlayacak. KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, illerde düzenlenecek toplantılarda KOSGEB'in 2028 yılına kadar uzanan strateji ve hedeflerinin paylaşılacağını kaydetti.
Ferit PARLAKKüçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) destek mekanizmalarını, “destekle ve dönüştür” yaklaşımı ile yalnızca kuruluş aşamasında değil, işletmelerin büyüme ve küresel ölçekte gelişim süreçlerinde de yanlarında olacak şekilde tasarlayacak.KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, yeni dönem KOSGEB stratejisi olarak belirlenen “destekle ve dönüştür” yaklaşımı doğrultusunda, desteklerin yeniden yapılandırıldığını, destek mekanizmalarını yalnızca kuruluş aşamasında değil, işletmelerin büyüme ve küresel ölçekte gelişim süreçlerinde de yanlarında olacak şekilde tasarladıklarını söyledi.Ankara Sanayi Odası ile KOSGEB iş birliğinde düzenlenen “KOBİ’ler İçin Destek ve Dönüşüm Programları Bilgilendirme Toplantısı”nda konuşan İbrahimcioğlu, KOSGEB’in yeni dönem vizyonuna dikkat çekerek, sanayisi gelişmiş illerden başlayarak tüm ülke genelinde “Destek ve Dönüşüm” bilgilendirme toplantılarını gerçekleştirmeyi hedeflediklerini de söyledi.İllerde düzenlenecek toplantılara, üreticilerin davet edileceğine ve KOSGEB’in 2028 yılına kadar uzanan stratejik planı ve hedeflerinin paylaşılacağını kaydeden İbrahimcioğlu, bu toplantılarda ayrıca yeni dönem KOSGEB stratejisi olarak belirlenen “destekle ve dönüştür” yaklaşımı doğrultusunda yeniden yapılandırılan destek programlarına ilişkin detayların aktarılacağını dile getirdi. “KOSGEB olarak vizyonumuzu ‘yalın, erişilebilir ve dijital bir kurum olmak’ üzerine inşa ettik” diyen İbrahimcioğlu, destek mekanizmalarını yalnızca kuruluş aşamasında değil, işletmelerin büyüme ve küresel ölçekte gelişim süreçlerinde de yanlarında olacak şekilde tasarladıklarını vurguladı.“Teşvik sistemi verimlilik odaklı olmalı”Teşvik sisteminin yeniden düzenlenmesi ve verimlilik temelinde ele alınması zorunluluğunu dile getiren Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, bu kapsamda yapılması gerekenleri sıralayarak, “Verimlilik odaklı teşvik sistemine geçmemiz; KOBİ’lerimizin dijital dönüşümünü hızlandırmamız; Ar-Ge’ye dayalı üretimi yaygınlaştırmamız; Yüksek katma değerli sanayi yatırımlarını önceliklendirmemiz gerekiyor” dedi.
Türkiye’nin Dünya Rekabet Edebilirlik Endeksi’nde 2021 yılında 51. sırada iken 4 yılda 15 basamak gerileyerek 2025 yılında 69 ülke arasında 66. sırada yer aldığının altını çizen Başkan Ardıç, “Bu tablo, rekabet gücümüzde ciddi bir zayıflama yaşandığını ve yapısal bir rekabet sorunumuzun bulunduğunu açıkça göstermektedir” diye konuştu.“Artık, sadece üretmek yetmiyor”Seyit Ardıç, artık sadece üretmenin yetmediğini, daha akıllı, temiz ve verimli üretmek gerektiğini vurguladı.
Veriye dayalı, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu döngüsel üretim modellerinin Türk sanayisinin rekabet gücünü belirleyen en temel faktörler haline geldiğini dile getiren Başkan Ardıç, “Artık sadece üretmek yetmiyor; daha akıllı, daha temiz ve daha verimli üretmek gerekiyor.
Dünya artık sadece ne kadar ürettiğimizle değil, nasıl ürettiğimizle ilgileniyor.
Enerji tüketiminden ham madde kullanımına, atık yönetiminden tedarik zincirine kadar her adımda sürdürülebilirlik ölçülüyor” ifadelerini kullandı.“Dijitalleşme için kamu desteği şart”Dijitalleşmenin firmalar açısından, üretimde verimliliğin, rekabet gücünün ve sürdürülebilirliğin temel şartı olduğunu ifade eden Ardıç, küresel çetin rekabet koşullarında, dijital teknolojileri iş süreçlerine entegre eden işletmelerin hem maliyet avantajı elde ettiklerini hem de pazarlarını genişletme fırsatı bulduklarını söyledi.İkiz dönüşümün tüm dünyayı etkisi altına aldığına dikkat çeken Başkan Ardıç şunları söyledi: “Enerji izleme sistemleri, akıllı üretim teknolojileri, atık geri kazanım çözümleri ve karbon izleme yazılımları gibi birçok temel altyapı unsurunun sanayimize entegre edilmesi, kritik önemdedir.
KOSGEB başta olmak üzere destek kuruluşlarımızın ulusal politikalar doğrultusunda bu dönüşümü etkin bir şekilde desteklemesi ve yönlendirmesi, reel sektörün temel beklentisidir.” Verimliliğin artık sadece bir üretim kriteri değil; rekabetin, kârlılığın ve sürdürülebilir kalkınmanın da anahtarı olduğunu söyleyen Başkan Ardıç, şöyle devam etti:“Son dönemde yapılan bir çalışmaya göre, çalışan başına katma değer artışında Türkiye’nin performansı, maalesef dünya ortalamasının gerisinde kalmıştır. 2003-2017 döneminde Türk sanayisinde çalışan başına katma değer yıllık ortalama yüzde 3,25 artarken, 2017– 2023 döneminde yüzde 0,35 oranında bir verimlilik kaybı yaşanmıştır.” Ardıç, “Oysa bizimle aynı gelir grubundaki ülkelerde bu oran 2003-2017 arasında yüzde 4,25, 2017–2023 döneminde ise yüzde 2,47 artış seviyesindedir.Dünya genelinde bir yavaşlama var, ama Türkiye bu yavaşlamayı çok daha sert yaşıyor; verimlilik artışından, verimlilik kaybına geçiyoruz.
Yani üretim yapıyoruz, ama her geçen yıl daha az katma değer üretiyoruz.
Artık rakiplerimizle fiyat üzerinden değil, verimlilik üzerinden rekabet etmemiz gerekiyor.
Üretim gücünü büyütmenin yolu, daha fazla kaynak harcamaktan değil, aynı kaynakla daha fazla değer yaratmaktan geçiyor” açıklaması yaptı.“Verimlilik için destekler yetersiz”Ekonomik büyümenin ve istihdamın temel direği olan KOBİ’lerin, ikiz dönüşüm ve verimlilik yatırımlarında en çok finansman güçlüğü yaşadıklarını ifade eden Başkan Ardıç, “Özellikle makine-teçhizat, yazılım ve nitelikli personel giderlerinin destek üst limitlerinin yetersiz kaldığı ifade ediliyor.
Bu noktada, KOSGEB’in sunduğu destek modellerinin daha yüksek oranlı, daha esnek ve piyasa koşullarına duyarlı hale getirilmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.Türkiye’de ilk olan ASO Model Fabrika’nın, hem Ankara’daki hem de diğer illerdeki firmaların verimliliğini artırmaya yönelik önemli bir işlev gördüğünü anlatan Başkan Ardıç, “Öğren dönüş programı başta olmak üzere farklı ürünlerle işletmelerimize destek olmak için gayret sarf ediyoruz.
KOSGEB’in bu konuda sağlayacağı özel desteğin, bu sürecin daha fazla firmamıza yayılması ve verimlilik odaklı yaklaşımların sanayimizin genelinde kabul görmesi açısından kritik önemde olduğunu değerlendiriyorum” ifadelerini kullandı.ASO olarak ikiz dönüşüm ve verimlilik artışını birlikte yürütmeyi sanayinin geleceği için stratejik bir öncelik olarak gördüklerini anlatan Başkan Ardıç, “Sanayicilerimizin; dijital yetkinliklerini geliştirmek, karbon yönetimi konusunda bilgi sahibi olmalarını sağlamak, yerli yeşil teknoloji çözümlerine erişimini kolaylaştırmak için kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz.
Ayrıca üniversiteler, teknoparklar ve Ar-Ge merkezleriyle iş birliği içinde dijital ve yeşil dönüşüm farkındalığını artırmak için girişimlerimizi sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.“Dönüşümü izleyen değil, yönlendiren olmak”ASO olarak, bu dönüşümü sadece izleyen değil, aktif olarak yönlendiren bir pozisyonda olmayı önemsediklerini belirten Ardıç, “TÜBİTAK ve KOSGEB iş birliği ile desteklenen Yeşil İnovasyon Mentorluk programıyla, firmalarımızın üretimlerinin çevreye duyarlılığını ve yenilik yönetim kapasitesini ölçüyoruz; eksikleri noktasında öneriler sunan iki ayrı rapor hazırlıyoruz.
Üyelerimizin KOSGEB ve TÜBİTAK gibi destek kuruluşlarımızın programlarından azami ölçüde yararlanabilmesi için, teknik bilgilendirme ve proje geliştirme çalışmaları sürdürüyoruz, konusunda tecrübeli uzmanlarımız aracılığıyla ücretsiz yönlendirme ve danışmanlık hizmeti veriyoruz” dedi.“Eğitim sistemi gençleri doğru yönlendirmeli”Başkan Ardıç, “Maalesef gençlerimiz evde oturuyor; onları ekonomik ve sosyal sisteme yeterince entegre edemiyoruz.
Üniversite mezunu işsizliğinde Avrupa’da ilk sırada yer alıyoruz.
Ayrıca, üniversite mezunu işsizlik oranının genel işsizlik oranından daha yüksek olduğu tek ülke konumundayız” açıklaması yaptı.
Ardıç sözlerini şöyle sürdürdü: “Mevcut tablo, eğitim sistemimizde ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğumuzu açıkça ortaya koyuyor.
Son günlerde 2012 yılından beri uygulanan 4+4+4 zorunlu eğitim sisteminin kısaltılması ile ilgili tartışmalar gündemde.Bizim esas ihtiyacımız, öğrencilerimizin yeteneklerini ve potansiyellerini erken yaşlardan itibaren doğru şekilde yönlendirecek bir eğitim sistemi kurmaktır.
Eğer akademik başarı vaat etmeyen öğrenciyi mesleki eğitime yönlendiremezsek, sayısı 208’i bulan üniversitelerimizin kontenjanlarını doldurmak için gençlerimizi başarısız olacakları bölümlere yönlendirmiş oluruz.
Bu gençlerimiz bir şekilde mezun olduktan sonra da masa başı iş arayacak, bulamayınca da ya diplomalı işsizler ordusuna katılacak ya da niteliksiz işlerde çalışmak zorunda kalacaktır.”“Yabancı işçi daha ucuz”ASO Başkanı Seyit Ardıç, üretim, ihracat yapan sanayicilerin çalışan bulmakta zorlandığını dile getirdi.
Ardıç, “Firmalarımız çözümü yabancı işçi getirmekte buluyor.
Özellikle mavi yaka çalışan ihtiyacının her geçen gün arttığı bir dönemdeyiz.
Bu durum, iş gücünün yokluğundan değil bizim talebimizle mevcut iş arayanların eşleşmemesinden yani beceri uyuşmazlığından kaynaklanıyor.
Sizlerle sahada gözlemlediğimiz çok dikkat çekici bir veriyi paylaşmak istiyorum.Sanayicilerimizin ülkemizde kurulu fabrikasında çalışan mavi yakalı personelin maliyeti doğu Avrupa ülkelerindeki fabrikalarında çalıştırdıkları mavi yakalıdan euro bazında yüzde 50’den daha fazladır hatta bazı firmalarda bu oran yüzde 100 düzeyindedir.
Eğitim, istihdam ile entegre bir müfredata kavuşmadıkça ve ekonominin ihtiyaçlarına göre hızlı bir şekilde adapte olmadıkça sanayimizin rekabet gücü artmayacaktır” şeklinde konuştu.