Haber Detayı
Şara’nın Washington ziyaretinin sonuçları
Şara’nın Washington ziyaretinin sonuçları
Suriye Geçiş Yönetimi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Washington’a 10-11 Kasım’da yaptığı ziyaret, Suriye’de ve bölgede yeni bir sürecin başlangıcı olacağı görülüyor.
Şara’nın Trump ile görüşmesi, bu görüşmenin bir aşamasına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın katılması, Türkiye’nin Suriye’deki bu sürecin tam göbeğinde yer aldığının açık göstergesi.
Fidan’ın, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ankara Büyükelçisi/Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Ortadoğu ve “Barış Misyonları” Özel Temsilcisi sıfatını taşıyan Steven Witkoff ile uzun bir toplantıda bir araya gelmesi, toplantıya daha sonra ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in de katılması, çetin bir müzakerenin yürütüldüğü şeklinde yorumlanabilir.
Öte yandan masadaki çetrefil konuların geniş bir liste oluşturduğu da görülüyor.
Fidan, Washington’da görüşmeleriyle ilgili yaptığı açıklamada, “Suriye’ye yönelik Sezar yaptırımlarının kaldırılması, Suriye’nin toprak bütünlüğü, Filistin’de ateşkes ve Ukrayna’daki savaşın sonlandırılması konularında kapsamlı temaslarda bulunduklarını” kaydetti.
Tabii ki, en hassas mesele olan SDG ile Şam arasındaki bütünleşme konusu masadaki konuların Türkiye açısından en tepesinde yer alıyor.
İLK SONUÇLAR Şara-Trump görüşmesinin resmi olarak açıklanan ilk sonucu, Suriye devletinin IŞİD’e Karşı Mücadele Koalisyonu’na katılımı oldu.
Suriye’nin Koalisyon’a katılması, IŞİD bahanesiyle varlığını sürdürme iddiasında olan SDG’ye artık ihtiyaç kalmaması anlamı taşıyor.
Görüşmenin taraflarından birisi olmamakla birlikte, yürütülen müzakerenin konularından biri olan SDG’nin başındaki Ferhat Abdi Şahin (Mazlum Abdi) de konuyla ilgili açıklama yaptı.
Açıklamasında, “birleşik Suriye” ve Suriye yönetiminin IŞİD’e karşı mücadele koalisyonuna katılımına destek vurguları dikkat çekti.
Abdi, Tom Barrack ile “SDG’nin Suriye devletine entegrasyonunu hızlandırma taahhüdünü görüşmek üzere” “harika” olarak nitelediği bir telefon görüşmesi yaptıklarını belirtti.
İkincisi, Trump’ın Suriye’ye yönelik Sezar yaptırımlarının 6 ay süreyle askıya alması kararı somut sonuçlardan birisi.
Bu karar da, Şara yönetiminin elini büyük ölçüde güçlendiriyor.
SÜREÇ NEREYE EVRİLECEK?
Şara-Trump buluşması ve Washington’daki çoklu görüşmeler, 8 Aralık 2024’te Esad yönetiminin devrilmesiyle başlayan dönemde önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor.
Esas soru, bu sürecin nasıl bir noktaya evrileceğinde düğümleniyor.
Yeni süreç, esas olarak bölge ülkelerinin menfaati doğrultusunda mı ilerleyecek, yoksa Suriye’nin parçalanması projesinde yeni bir aşamaya geçilecek?
Bunu anlamak için, Atlantik’in küreselleşmeci savaş kliği ile İsrail’in hedef ve amaçları ile bu yeni dönemde içine girilen yol arasında örtüşme olup olmadığını saptamak gerekiyor.
İsrail ve arkasındaki güçlerin asıl hedefi, parçalanmış ve istikrarsızlığın devam ettiği Suriye ve İsrail’e boyun eğmiş bir Suriye yönetimi.
Bunu sağlayabilmek için, esas olarak SDG’yi manivela olarak kullanmaya çalışıyorlar.
Ama hem Trump yönetiminin tavır değişikliği hem de bölgesel şartlar, SDG’yi de Şam ile bütünleşmeye yöneltiyor.
Türkiye’deki PKK’nın feshi ve bütünleşme süreci ile Suriye’de SDG-Şam bütünleşmesi arasında da tam uyumlu ve eş zamanlı olmasa da bir koşutluk söz konusu.
Öte yandan, Şara’nın Trump ile görüşmesinden sonra Fox News ve Washington Post’a verdiği röportajlarda İsrail, Rusya ve SDG konusundaki vurguları dikkat çekiyor.
Şara Washington’a giderken, ziyareti sırasında İbrahim Anlaşmaları’nı imzalayacağı iddia edilmişti.
Şara, Fox News’e verdiği demeçte, “Suriye topraklarını işgalini devam ettirdiği sürece İsrail ile doğrudan müzakere etmeyeceklerini” kaydetti (SANA, 11 Kasım 2025).
Washington Post’ta da, “Suriye’yi bölünmüş halde tutmak veya hükümetin kontrolü dışında herhangi bir askeri güce sahip olmak, IŞİD’in gelişmesi için en uygun ortamı oluşturmaktadır.” diye konuştu.
Şara’nın ayrıca, “Rusya ile ortak stratejik çıkarlar” vurgusu dikkat çekti (Washington Post, 11 Kasım 2025).
Toplam olarak bakıldığında, her şey güllük gülistanlık olmasa da (ki zaten böyle bir durum hiçbir zaman olmaz) ve karşıt etkenler tam olarak bertaraf edilemese de, şartlar bölge ülkelerinin lehine ilerletilebileceği bir zemin sağlıyor.