Haber Detayı
“Eylem 13”ten CHP’ye kapatma çıkar mı?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı Ekrem İmamoğlu İddianamesi’nin en çok dikkat çeken içeriği “kişisel...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı Ekrem İmamoğlu İddianamesi’nin en çok dikkat çeken içeriği “kişisel verilerin yurt dışına aktarılması” suçlamasına ayrılan “Eylem 13” bölümü oldu.Savcılar bölümle ilgili genel değerlendirmeye geçmeden hemen önce bir parantez açmış ve şu ifadeyi kulanmış:“sandık verilerinin Cumhuriyet Halk Partisi tüzel kişiliğinden usulsüz yayıldığı anlaşıldığından Anayasa 68–69. maddeleri ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nu kapsamında gereğinin taktiri için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir.”Birçok yorumcu, bu ifadenin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılmış bir ihbar olduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na adeta “CHP kapatılmalı” ihbarında bulunduğu yorumunu yaptı.Başsavcılık ise böyle bir talepleri olmadığını açıkladı.***Yorumları yapanlar mı haklı Başsavcılık mı?Bunu anlamak için Anayasa’nın ilgili maddelerine bakmakta yarar var.Anayasa’nın 69.
Maddesi parti kapatma şartlarını düzenliyor.
Maddenin ilgili fıkrasında Anayasa’nın 68.
Maddesi’nin dördüncü fıkrasına aykırı eylemlerin partilerin temelli kapatılmasına neden olacağı hükmü yer alıyor.Maddenin dördüncü fıkrası şöyle:“Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz, sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz, suç işlenmesini teşvik edemez.”İki maddedeki söz konusu fıkralara baktığımızda şu sonucu görüyoruz:Anayasanın 68. maddesinin dördüncü fıkrasındaki “Suç işlenmesini teşvik edemez” ifadesi 69. maddedeki kapatma şartlarından biridir.Haliyle 68 ve 69. madde gereğince CHP tüzel kişiliği “suç işlenmesi teşvik edildiğinden” kapatılmalıdır.***Peki “Eylem 13” bölümünün içeriği, Atatürk’ün 102 yıl önce bizzat kurduğu ve “en önemli iki eserimden biri” dediği CHP’nin kapatılması için yeterli mi?Bölüm teknik olduğu için sadece hukukçuların ya da sadece teknoloji uzmanlarının anlaması, analiz etmesi zor.O nedenle hem teknik hem hukuki bir analiz yapmak en doğrusu.
Böyle bir analizi de yapay zekâ yapabilir. “Eylem 13” hakkında üç ayrı yapay zeka programına analiz yaptırdım ve çıkan sonucu burada aynen aktarıyorum:- USOM raporu: Gerçek bir uyarı niteliği taşır, ancak doğrudan “veri sızdırıldı” sonucunu doğurmaz.- Savcılık iddiası: Rapordaki “yurt dışı bağlantı” unsurunu “kişisel veri aktarımı” olarak yorumlamıştır; bu yorum mantıksal sıçrama içerir.
Mevcut parçalar kuvvetli şüphe doğuruyor (dosya/e-posta izleri), fakat fiilî yurt dışı transferi loglarla ispat düzeyinde teyit edilmemiş.- Şüphelilerin savunmaları: Teknik olarak makuldür; özellikle “yedekleme ve bulut hizmeti” vurgusu, raporla çelişmemektedir. “Veri merkezimiz yerli, kontrol İBB’de, biz göndermedik” savunması mümkün.Eksik inceleme: Log kayıtları ve veri içeriği adli bilişim düzeyinde incelenmemiştir.
Haricî alanlara e-posta ve iç veri akışı bulguları nedeniyle bağımsız teknik inceleme şart.Sonuç:- Delil seviyesi “kuvvetli şüphe” eşiğini aşmamaktadır.- Olay, güvenlik ve idari denetim zafiyeti olarak nitelendirilebilir; ancak örgüt faaliyeti kapsamında kasıtlı veri sızdırma şeklinde yorumlanması aşırı genellemedir.- Hukuken, bu eylem idari ihmal veya mevzuat uyumsuzluğu kategorisindedir; cezai kast unsuru henüz somutlaşmamıştır.
Fiilî aktarım ispatlanırsa, KVKK madde 9 uyumsuzluğu ve madde 8 çerçevesinde açık rıza/istisna yokluğu ciddi ihlal doğurur; ispatlanamazsa, yine de veri güvenliği ve iç paylaşım süreçleri açısından idari yönden (aydınlatma, minimizasyon, erişim yetkileri) kusur tartışması gündeme gelebilir.***Bu bölüm aynı zamanda İmamoğlu’na “casusluk” suçlamasının yöneltildiği soruşturmanın temel kaynağı.
Başından bu yana söylüyorum: Casusluk, İmamoğlu’na yönelik soruşturmalar içindeki en zayıf olanı.Zaten iki hafta önce itirafçı olarak ifade verince ismi gündeme gelen, İmamoğlu’yla fiziki teması 10 dakikalık bir “hayırlı olsun” ziyaretinden ibaret olan Hüseyin Gün’ün 2015’te kurulduğu iddia edilen “Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü”nün yöneticileri arasına girmesi, “Eylem 13” şüpheli listesine 27. sıradan son sırada eklenmesi de pek izah edilebilir görünmüyor.Bölüm 13’ten yola çıkarak şunu söyleyebilirim:CHP’nin kapatılmasının istenmesi, o kadar emekle harcanan 4 bin sayfalık iddianameye siyasi bir boyut kazandırmış ve bu siyasi boyut “siyasi dava” algısını beslemiş.