Haber Detayı

Filistin'e destek için yüz binler Galata Köprüsü'nde buluştu
Güncel haberler.com
01/01/2026 11:31 (5 saat önce)

Filistin'e destek için yüz binler Galata Köprüsü'nde buluştu

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, "Bugün Galata Köprüsü'nde yüz binlerle beraber tarihe şunu yazıyoruz; biz sinmeyeceğiz, biz susmayacağız, biz Filistin'i unutmayacağız, unutturmayacağız. Çünkü merhum Aliya'nın dediği gibi 'unutulan soykırım tekrarlanmaya mahkumdur.

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, "Bugün Galata Köprüsü'nde yüz binlerle beraber tarihe şunu yazıyoruz; biz sinmeyeceğiz, biz susmayacağız, biz Filistin'i unutmayacağız, unutturmayacağız.

Çünkü merhum Aliya'nın dediği gibi 'unutulan soykırım tekrarlanmaya mahkumdur.' Biz mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.

Gazze özgür olana kadar, Kudüs özgür olana kadar, bu mücadeleyi Mescid-i Aksa özgür olana kadar sürdüreceğiz." dedi.İnsanlık İttifakı ve Milli İrade Platformunca, "Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin'i unutmuyoruz" sloganıyla düzenlenen Filistin'e destek eylemi konuşmalarla başladı.Filistin'deki katliamın durdurulması amacıyla 400'ü aşkın sivil toplum kuruluşunun iştirakiyle Galata Köprüsü'nde düzenlenen eylemde konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, "Şehitlerimize rahmet, Filistin'e destek için bugün Galata Köprüsü'nü dolduran yüz binler, gününüz aydın olsun.

Yeni yılımız milletimize bütün Müslümanlara, Filistin'e ve insanlığa huzur getirsin inşallah.

Rabb'im, gözü yaşlı annelerin gözyaşını dindirsin.

Rabb'im, bu millet için gecesini gündüzüne katarak çalışan, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün yöneticilerimize güç, kuvvet versin.

Rabb'im bütün şehitlerimize rahmet eylesin, ailelerine sabrı cemil nasip etsin." diye konuştu.Yeni yılın ilk sabahında, Gazze'de ve Filistin'de yaşananların yalnızca insani bir dram olmadığını, aynı zamanda küresel düzenin temellerinin sarsıldığını, ahlaki iddia taşıyan tüm uluslararası kurumların iflas ettiğini gösteren bir kırılma hattı olduğunu haykırmak için toplandıklarını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti: "Gazze'de yaşanan, asla bir savaş değildir.

Gazze'de yaşanan, iki ordunun bir araya geldiği bir çatışma değildir.

Gazze'de yaşanan, sadece bir güvenlik meselesi değildir.

Gazze'de yaşanan, bir halkın kadınlarıyla, çocuklarıyla, yaşlılarıyla bilinçli ve sistematik bir şekilde yok edilmeye çalışıldığı bir soykırımdır.

Bu soykırım yalnız on binlerce ton bombayla yapılmıyor.

Bu soykırım açlıkla yapılıyor, susuzlukla yapılıyor, soğukla yapılıyor, insani yardımların engellenmesiyle yapılıyor.

Bugün Filistin'de ağır kış şartlarında derme çatma çadırların içinde her türlü imkandan yoksun insanlar var ve bu insanlara ulaşabilecek yardımı bilerek, isteyerek ve hatta zevk alarak engelleyen zalim bir düzen var.

Bu kadar alçalmayı mümkün kılan bir zihniyetin başındaki (Binyamin) Netanyahu eşkıyasını, Rabb'imiz Kahhar ismi şerifiyle kahru perişan eylesin.""Filistinli, maalesef İsrail için insan sayılmıyor"Savaşın dahi bir hukuku olduğunu ancak Gazze'de bu hukukun yok sayıldığını vurgulayan Erdoğan, Cenevre Sözleşmeleri'nin açık ve net olduğunu, sivillerin hedef alınmasının, orantısız güç kullanılmasının, yaşam altyapısının yok edilmesinin açık bir savaş suçu olduğunu ifade etti.Bu suçların münferit suçlar olmadığını ve sürekli yaşandığını dile getiren Erdoğan, "Bu suçlar merkezi kararlarla yönetilmektedir, hem de İsrail vatandaşlarının güçlü desteğiyle yönetilmektedir.

Tam da bu nedenle şunu söylüyoruz, bunlar bir çatışma değildir, bunlar devlet gücüyle icra edilen modern bir yok etme siyasetidir.

Çünkü Filistinli, maalesef İsrail için insan sayılmıyor." dedi.Dünyanın, Rusya-Ukrayna savaşı başladığı andan itibaren takındığı tavırlara dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti: "Bir yanda askeri, ekonomik, politik ambargolar, diğer tarafta uluslararası spor müsabakalarından, şarkı yarışmalarından birçok etkinlik ve organizasyondan men edilmiş Rusya var.

Dostoyevski'nin bile yasaklandığı bir dünya.

Diğer yanda 21. yüzyılın Hitler'i Netanyahu ile sarmaş dolaş bir dünya.

İşte Batı medeniyetinin geldiği nokta, düştüğü nokta zillet.

Dolayısıyla bir ayrımı muhakkak yapmamız lazım.

Biz Müslüman Türk milleti olarak, bugün Galata Köprüsü'nde toplanmış olan İnsanlık İttifakı'nın üyeleri olarak meselemiz bir dinle değil, bir halkla değil.

Peygamberimizin örnekliğinin bizi getirdiği noktada o günden bugüne hiçbir Müslüman hükümdar yoktur ki milletini 'Şu dinin mensubu, bu dinin mensubu' diye ayırt etsin.

İşte Kudüs'te Selahattin Eyyubi'den bugüne hükmetmiş ecdadımızın gölgesinde Müslüman'ı, Hristiyan'ı, Yahudi'si hep birlikte huzur içerisinde yaşayabilmiş, ibadetlerini huzur içerisinde yan yana yerine getirebilmiştir.

Bizim meselemiz tıpkı Nazizm gibi insanı değersizleştiren, üstünlük iddiasıyla başkalarını yok sayan siyonist ideolojiyledir.""Filistin devletinin toprak bütünlüğü tanınmadan mücadelemize ara vermeyeceğiz"Bilal Erdoğan, insanların kimlikleri üzerinden kolektif suçlu ilan edilmesinin, sivil nüfusun topyekun cezalandırılmasının, yaşam alanlarının sistematik biçimde yok edilmesinin, açlığın ve korkunun bir silah gibi kullanılmasının, bütün bunların insanlık tarihinin çok karanlık bir dönemini hatırlattığını, siyonizmin bugün İsrail Nazizmi olarak kendini gösterdiğini söyledi.İnsanlığın İsrail Nazizmi ideolojisiyle yüzleşmek zorunda olduğunu kaydeden Erdoğan, "Elbette İsrail bunun altında ezilecektir.

Uluslararası hukukta sorumluluk sadece fiili işleyene ait değil, aynı zamanda bunu önleyebilecekken önlemeyenlere de aittir.

Gazze yerle bir edilmiştir.

Bu yıkımın bedeli mağdurlara yüklenemez.

Bu yıkımın maliyeti üçüncü ülkelere havale edilemez.

Yıkan onarmalıdır.

Bugün burada tekrar söylüyoruz ve her platformda söylemeye devam edeceğiz.

İsrail savaş suçlarını tazmin etmekle yükümlü tutulmak zorundadır ve Gazze'nin yeniden inşası İsrail'in ödediği savaş tazminatlarıyla yapılmak durumundadır." diye konuştu.Gazze'de bombayla yürütülen bu siyasetin, Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti üzerinden sürdürüldüğünü ve İsrail tarafından silahlandırılan yerleşimcilerin hiçbir zaman olmadığı kadar Batı Şeria'daki mazlum Filistinlileri hedef aldığını belirten Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Gazze ve Batı Şeria'daki durum birbirinden kopuk, ayrı değildir.

Her ikisi de aynı cezasızlık mimarisi içinde yürütülmektedir.

Gazze ve Batı Şeria'daki işgal sona ermeden, Filistinliler kendi vatanlarındaki yaşam hakkı ve özgürlüklerini kazanmadan, Filistin devletinin toprak bütünlüğü tanınmadan mücadelemize ara vermeyeceğiz Allah'ın izniyle.

Bu soykırım sürecinde Batı da dahil olmak üzere 'Türkiye ne diyecek, Recep Tayyip Erdoğan ne diyecek?' diye herkes takip etti.

Çünkü Türkiye artık güçlü Türkiye.

Türkiye artık zulme karşı duran Türkiye ve Türkiye artık Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yeni dünya düzeninin kurucu aklı olma yolunda bir Türkiye. 3-5 haysiyetsiz etki ajanının söylediklerinin aksine, ticaretin devam ettiği yalanlarını atanların aksine insan olmanın gereği olarak İsrail'le ticaret lehimize olmasına rağmen kestik.

Diplomasi masasındaki sabırlı ama tavizsiz duruşumuzu sürdürdük.

Ateşkes sürecinde garantörlük sorumluluğunu üstlendik.

Gazze'ye en fazla insani yardımı ulaştıran ülke olduk ve her uluslararası platformda muhatabımız kim olursa olsun çekinmeden korkmadan hakkı haykırdık.

İşte bu duruş, geçici bir diplomatik refleks asla değildir.

Bu milletin tarihinden gelen duruştur, vicdanından gelir, devlet aklından gelir.

Bizim milliyetçiliğimiz, başkasını ezme milliyetçiliği asla değildir.

Bizim milliyetçiliğimiz, zulme karşı dimdik durma ahlakıdır.""Mescid-i Aksa özgür olana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz"Türk bayrağının yalnızca bir sembol olmadığını, adaletin, merhametin ve sorumluluğun rengini taşıdığını dile getiren Erdoğan, şimdi milletçe, yaşlısıyla genciyle, kadınıyla erkeğiyle bireysel olarak mücadeleyi boykotla sürdürmek zorunda olduklarını söyledi.Erdoğan, "'Ben ne yapıyorum?' sorusuna verdiğimiz en güçlü cevap, boykot olacaktır.

Zulüm sadece silahla sürmüyor, para akışıyla sürüyor.

Normalleştirildiğinde büyüyor ve sürüyor.

Dolayısıyla biz boykotla zulmün normalleşmesine 'dur' diyeceğiz, 'Ben bu zulmün ortağı olmuyorum.' diyeceğiz.

Tarihte nice zulüm düzeni, meşruiyetini kaybederek çöktü.

Boykot, işte zulmü yalnızlaştırarak bunu başaracak." dedi.Bugün burada bulunanların insanlığın vicdan tarafında saf tuttuğunu belirten Erdoğan, "Bugün Galata Köprüsü'nde yüz binlerle beraber tarihe şunu yazıyoruz, biz sinmeyeceğiz, biz susmayacağız, biz Filistin'i unutmayacağız, unutturmayacağız.

Çünkü merhum Aliya'nın dediği gibi 'unutulan soykırım tekrarlanmaya mahkumdur.' Biz mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.

Gazze özgür olana kadar, Kudüs özgür olana kadar, bu mücadeleyi Mescid-i Aksa özgür olana kadar sürdüreceğiz inşallah." diye konuştu.Arif Nihat Asya'nın Bayrak şiirinden "Ey şimdi süzgün rüzgarlarda dalgalı/Barışın güvercini, savaşın kartalı/Yüksek yerlerde açan çiçeğim/Senin altında doğdum/Senin dibinde öleceğim." mısralarını okuyan Bilal Erdoğan, "Merhumun bu ifadelerindeki ufkunu şiar edinen milletimiz, barışın güvercini olmak için sonuna kadar mücadele etse de durum gerektirdiğinde, zalim zulmünde ısrar ettiğinde, mazlumun ahı göğü titrettiğinde savaşın kartalı olmaktan geri durmamıştır ve durmayacaktır.

Bunu tüm dünyaya bir kez daha hatırlatmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.

İlgili Sitenin Haberleri