Haber Detayı

Fransız basınından Cezayir itirafı! Kazanan Erdoğan oldu
Dünya ahaber.com.tr
01/01/2026 16:16 (3 saat önce)

Fransız basınından Cezayir itirafı! Kazanan Erdoğan oldu

Cezayir’in Fransız sömürgeciliğini resmen devlet suçu ilan etmesi, yalnızca tarihsel bir yüzleşme olarak değil, uluslararası dengeleri sarsan jeopolitik bir hamle olarak yorumlandı. Fransa’nın önde gelen dergilerinden Le Point, bu gelişmeyi çarpıcı bir ifadeyle değerlendirdi: Kazanan Erdoğan.

Cezayir Parlamentosu'nun Fransız sömürgeciliğini 'devlet suçu' olarak tanımlayan yasayı kabul etmesi, Paris'te deprem etkisi yarattı.

Ancak Fransa'da asıl tartışma, bu kararın kime yaradığı sorusu üzerinden şekilleniyor.

Fransa merkezli analizlerde öne çıkan isim ise dikkat çekici: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.

Fransız Le Point'te yer alan değerlendirmeye göre, Cezayir'in bu hamlesi yalnızca geçmişle yüzleşme değil; Fransa–Türkiye rekabetinde Ankara lehine işleyen jeopolitik bir hamle niteliği taşıyor.

FRANSIZ BASINI YAZDI: BU BİR HAFIZA DEĞİL, GÜÇ SAVAŞI Fransız kaynaklara göre, Cezayir'in kabul ettiği yasa ilk bakışta tarihsel bir adalet arayışı gibi görünse de, perde arkasında uluslararası bir nüfuz mücadelesi yatıyor.

Analizlerde, Fransa'nın özellikle gözden kaçırdığı bir unsur öne çıkarılıyor: Haberde, Ankara'nın son yıllarda Cezayir başta olmak üzere Kuzey Afrika'da ekonomik, kültürel ve siyasi etkisini artırdığına dikkat çekiliyor. 2011'DEN BU YANA SÜREN STRATEJİ: ERDOĞAN HAFIZAYI SAHAYA SÜRDÜ Fransız basınının analizine göre bu tablo tesadüf değil.

Recep Tayyip Erdoğan'ın, 2011'den bu yana Cezayir'in sömürge geçmişini uluslararası gündemde tutarak Fransa'ya karşı etkili bir karşı anlatı inşa ettiği ifade ediliyor.

Bu stratejinin temel hedefi olduğu vurgulanıyor: Mağrip bölgesinde Türkiye'nin siyasi ve sembolik etkisini güçlendirmek Fransız yorumcular, Erdoğan'ın bu süreçte kendisini 'sömürge mağdurlarının sesi' olarak konumlandırdığını ve bunun Paris açısından ciddi bir meydan okuma anlamına geldiğini belirtiyor.

PARİS TEPKİLİ AMA HAZIRLIKSIZ Haberde, Fransa'nın Cezayir'den gelen açıklamalara verdiği sert tepkilere rağmen, Türkiye faktörünü yeterince hesaba katmadığı değerlendirmesi yapılıyor.

Analize göre Paris, hafıza politikaları üzerinden yürüyen bu mücadelede savunmada kaldı.

Fransız basını, Cezayir'in iç politikada meşruiyet sorunları yaşadığını kabul etmekle birlikte, bu yasanın dış politikada Türkiye'ye alan açtığını özellikle vurguluyor.

Fransız yorumlara göre Cezayir'in bu adımı, Fransa için yalnızca geçmişin tartışılması değil; bugünün ve geleceğin güç dengeleriyle ilgili bir uyarı niteliğinde.

Ve bu denklemde kazanç hanesine yazılan isim açıkça telaffuz ediliyor: Recep Tayyip Erdoğan.

CEZAYİR'DEN TARİHİ YASA: SÖMÜRGECİLİK ARTIK SUÇ Cezayir Parlamentosu, 24 Aralık 2025'te yaptığı oylamada, Fransa'nın 1830–1962 yılları arasındaki işgal dönemini 'devlet suçu' olarak tanımlayan yasayı oy birliğiyle kabul etti.

Yasayla birlikte Paris'ten yalnızca siyasi değil, hukuki ve ahlaki sorumluluk da talep ediliyor.

Metin; Fransa'dan resmi özür, tazminat ve sömürge döneminde el konulan malların iadesini öngörürken, sömürgeciliği meşrulaştıran her türlü yayın ve propagandaya ağır cezalar getiriyor.

FRANSA'NIN CEZAYİR'DEKİ GÜNAH DEFTERİ Fransa'nın Cezayir'deki sömürge geçmişi, yalnızca bir işgal süreci değil; sistematik baskı, şiddet ve toplumsal yıkımla anılan karanlık bir dönem olarak kayıtlara geçti. 1830'da başlayan Fransız işgali, 1962'de Cezayir'in bağımsızlığına kadar 132 yıl boyunca milyonlarca insanın hayatını etkileyen derin travmalara yol açtı.

Tarihçiler ve insan hakları örgütleri, bu dönemi modern çağın en sert sömürge rejimlerinden biri olarak nitelendiriyor.

Fransız yönetimi, işgalin ilk yıllarından itibaren Cezayir halkına karşı zorla toprak gaspı, kitlesel sürgünler ve ağır askeri operasyonlar yürüttü.

Tarım arazileri Avrupalı yerleşimcilere dağıtılırken, yerli halk ekonomik ve sosyal hayattan dışlandı.

Köyler yakıldı, isyanlar sert biçimde bastırıldı ve binlerce sivil çatışmasız alanlarda dahi hedef alındı. 1954'te başlayan Cezayir Bağımsızlık Savaşı ise sömürge yönetiminin en kanlı yüzünü ortaya koydu.

Fransız ordusunun uyguladığı işkence, toplu infazlar ve kayıplar, yıllar sonra dahi Fransız kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

Cezayirli kaynaklara göre, bağımsızlık mücadelesi sürecinde yaklaşık 1,5 milyon kişi hayatını kaybetti.

Sahra Çölü'nde gerçekleştirilen nükleer denemelerin yol açtığı çevresel ve insani tahribat da bu dönemin en ağır mirasları arasında gösteriliyor.

Bağımsızlığın üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen Fransa, Cezayir'deki sömürge dönemini resmî olarak 'suç' olarak tanımış değil.

Özür ve tazminat talepleri Paris tarafından reddedilirken, konu iki ülke ilişkilerinde kronik bir gerilim başlığı olmaya devam ediyor.

Cezayir ise her yıl düzenlenen anma törenleriyle, sömürge döneminde hayatını kaybedenleri hatırlatmayı ve tarihsel hafızayı canlı tutmayı sürdürüyor.

Bugün Cezayir'de 'Fransa'nın günah defteri' olarak anılan bu dönem, yalnızca geçmişin değil, güncel diplomatik ve siyasi tartışmaların da merkezinde yer almayı sürdürüyor.

Fransa'nın Afrika'daki en uzun ve en kanlı sömürge deneyimlerinden biri olan Cezayir işgali, hâlâ kapanmamış bir hesap olarak uluslararası gündemdeki yerini koruyor.

İlgili Sitenin Haberleri