Haber Detayı
Çubuklu’dan Kahire’ye Mısır ile ortak geçmişin izleri
Siz bu satırları okurken ben Kahire sokaklarını arşınlıyor olacağım, belki Midak sokağında Necip Mahfuz’la belki de Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın çifte minareli camisinin avlusunda… Kim bilir? Gelecek hafta Büyük Mısır Müzesi ve Kahire izlenimlerimi okursunuz ama bu hafta Mısır ile olan ortak geçmişin izlerine komşum Hıdiv Kasrı’ndan bakalım.
Hıdiv Kavala soyuna mensup Mısır valilerine verilen unvan, babadan oğula geçiyor.
Vali, vezir gibi ama sanki hepsinin de biraz üzerinde.
Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile başlıyor.
Paşa Mısır’a geldiğinde paşa değil, onbaşı belki, Arapça bilmiyor ama Mısır’ın hakimiyetini eline almayı başarıyor, Osmanlı bükemediği bu adamın elini sıkıyor, vezirlik makamına yükseltiyor, 150 yıllık bağımsız denilebilecek bir hanedanlığı kurmasına göz yumuyor.Mısır ekonomisini yoktan var etmiş Napolyon’un işgalinden kurtarma sebebiyle geldiği Mısır’ı Memlükler’in egemenliğinden de kurtarıyor.
Mısır, onun döneminde tam anlamıyla bir "Rönesans" yaşıyor.
Nil’in bereketini İskenderiye’ye taşıyan Mahmudiye Kanalı gibi dev projelerle toprağa can veriyor; Suriye’den usta işçiler getirtip milyonlarca dut ağacı diktirerek ipekçiliği başlatıyor.
Hatta pamuk ilk defa Kavalalı sayesinde ekiliyor.
Bugün uğruna tekstil firmalarımızın üretimini taşıdığı nitelikli Mısır pamuğunu o dönemde işleyen fabrikalar kuruyor, Mısır ekonomisini yoktan var ediyor.
Osmanlı, valiliğinin ilk yılında 13 bin kese olan gelirin, birkaç yıl içinde inanılması güç bir sıçramayla 400 bin keseye kadar ulaşmasından hoşnut, olana bitene ses çıkarmıyor.
Bu devasa servetin sadece 12 bin kesesi İstanbul’a gönderiliyor, geri kalan muazzam miktar Mısır’ın yeniden inşasına harcanıyor…İşte bu görkemli zenginliğin ve güç gösterisinin en zarif mührü, bugün Kahire semalarına meydan okuyan Mehmed Ali Paşa Camii’dir.
Paşa, kazandığı bu ekonomik ve siyasi zaferi, Kahire Kalesi’nin en tepesine kondurduğu o incecik, İstanbul usulü minarelerle taçlandırdı.
O cami, sadece bir ibadethane değil; Kavala’dan çıkan bir askerin, Nil kıyısında kurduğu o muazzam servet ve modernleşme masalının taştan ve mermerden bir özeti gibidir.
Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın temellerini attığı bu güçlü hanedan, Mısır’da yaklaşık 150 yıl boyunca hüküm sürmüş ve her kuşakta İstanbul ile bağlarını hem rekabet hem de derin bir kültürel bağlılık ekseninde korumuştur.
İstanbul’un en güzel köşkleri, sarayları, yalıları Mısır paraları ile yapılmıştır.
Sabahları yürümeyi çok sevdiğim birkaç haftaya mimoza, mart nisan İstanbul’un erguvanları ile bizi karşılayan Hıdiv Kasrı 1907 yılında son Hıdiv II.
Abbas Hilmi Paşa tarafından İtalyan mimar Delfo Seminati’ye yaptırılmıştır.
Dönemin modasına uygun olarak Art Nouveau tarzındadır.Boğaziçi yalıları içinde favorim olan Bebek kıyısındaki Mısır Konsolosluğu Valide Paşa Sahilsarayı II.
Abbas Hilmi Paşa’nın annesi Emine Valide Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Hıdiv eşlerine Hıdiva dendiğini de ekleyelim.
Hıdiva, binayı Türkiye Cumhuriyeti’ne bağışlamak istemiş ancak kendisine "Paşa" unvanı verilmemesi üzerine (Cumhuriyet kanunları gereği) binayı Mısır Devleti’ne bağışlamıştır.Yeniköy’deki Sait Halim Paşa Yalısı Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunu olan, Osmanlı Sadrazamı Sait Halim Paşa’ya aittir.İstiklal Caddesi’nin en ikonik yapılarından biri Mehmed Ali Paşa’nın kızı Zeynep Hanım tarafından yaptırılan konak bugün İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin bulunduğu yerdeydi.
Konak yanmış, yerine bugünkü fakülte binası yapılmıştır.
İstanbul’un ilk modern hastanelerinden ve eğitim kurumlarından birine öncülük etmiştir.Emirgan Köşkleri (Sarı, Pembe ve Beyaz Köşk) Hıdiv İsmail Paşa döneminde yaptırılan ve bugün Emirgan Korusu içinde yer alan bu köşkler, ailenin doğa ile iç içe olan yaşam kültürünün yansımalarıdır.Mısır Apartmanı (İstiklal Caddesi)Hıdiv Abbas Hilmi Paşa’nın kışlık konutu olarak yaptırılmıştır.
Mimar Hovsep Aznavur imzalıdır.
İstiklal Caddesi’nin en ikonik, ilk betonarme yapılarından biridir.Rahmetli Çelik Gülersoy Hıdiv Kasrını ve Emirgan Köşklerini 80’lerde yeniden İstanbul’a kazandırdı.
Şimdi İBB Beltur tarafından işletiliyor.
Bu yazıyı yazarken Çelik Gülersoy’un Hıdivler ve Çubuklu Kasrı kitabından faydalandım.
Bulabilirseniz, tavsiye ederim, Kavalalı’nın kişiliğini, ailenin diğer üyelerini tüm açılarından bakarak çok nefis anlatıyor.
Hıdiv Kasrının mükemmel restorasyonu da cabası.
Ve bir de Murat Bardakçı tarafından yazılan Neslişah Osmanoğlu’nun hayatını aktaran kitabını bir kez daha karıştırdım.
Son Osmanlı Halifesi Abdülmecid Efendi’nin torunu olan Neslişah Sultan, 1940 yılında Kavala soyundan Mısır’ın son Hıdiv’i II.Abbas Hilmi Paşa’nın oğlu Prens Muhammed Abdülmünim ile evleniyor. 1952 yılında yapılan darbe ile Prens Muhammed Abdülmünim darbeyi yapan konseyin başına geçiyor ve Neslişah Sultan Mısır’ın first lady’si oluyor. 1959 yılında yeni bir ülke bir kez daha karışıyor ve Neslişah Sultan Mısır’ı terk ediyor.
Kitap hem Osmanlı’nın son günlerini hem de dönemin Mısır’ını çok güzel anlatıyor ve Kahire ve Avrupa jet sosyetesinin fotoğrafları, anılarıyla dolu…Ah o miras bir gelseydi… Kavala Hanedanından gelenlerin Mısır’dan beklenen mirasları annemin kabul günlerinde çok sık gündeme gelirdi, ah bir gelseydi o miras… Mısır Arap Baharının ardından dünya ile bağlantısını neredeyse kesti.
Son 15-20 yıldır “Kahire’ye gidiyorum” sözünü kimseden duymadım, oysa eskiden gidebilenler bir kez Mısır’a müze gezmeye, piramitleri görmeye giderdi.
Kızıldeniz demiyorum bakın, Kahire’dir Mısır.
Ta ki GEM (Grand Egyptian Museum) açılana kadar.
Büyük Mısır Müzesi, tek bir medeniyete adanmış dünyanın en büyük müzesi; keşfetmek için tüm dünya harekete geçmiş durumda.
Kasım ayındaki açılış, 1922’de firavunun mezarının keşfinden bu yana ilk kez Tutankamon’la birlikte bulunan 5 bin parçalık altın eserlerin tamamını tek bir yerde sergileme vadediyor.
Toplamda GEM, ülkenin tarihini kronolojik ve tematik olarak anlatan 12 ana galeriden oluşuyor.
Yapımı 23 yıl süren GEM, Dublin merkezli Heneghan Peng Architects tarafından tasarlandı.
Kahire sınırı ile çöl arasında 500 bin metrekarelik bir alanı kaplıyor.
Haftaya Mısır gözlemlerimi yazacağım…