Haber Detayı

Gazetecilikte 30. yılımda bir değerlendirme
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
02/01/2026 04:00 (3 saat önce)

Gazetecilikte 30. yılımda bir değerlendirme

Okurlarım bilir, köşe yazılarımda özel yaşantımdan söz etmem.

Okurlarım bilir, köşe yazılarımda özel yaşantımdan söz etmem.

Ama yeni yıl, benim açımdan bir dönüm noktası. 2026’da gazetecilikte 30. yılımı kutlayacağım!

Üniversitede gazetecilik eğitimi almayı tercih etmemde Cumhuriyet Devrimi’nin savunucusu Cumhuriyet gazetesi nin ayrı bir etkisinin olduğunu daha önce belirtmiş olabilirim.

Dedemden babama, babamdan bana aktarılan eşsiz bir eğitim kurumuydu Cumhuriyet .

Son 30 yılda yazılı ve görsel medyada çalışan herkes gibi inişli çıkışlı bir meslek hayatım oldu; gece gündüz çalışıp işten de atıldım, uzun süre işsiz de kaldım, emeğimin hakkı da yendi, çok zorlandığım zamanlar da oldu ama meslek ilkelerini hiç çiğnemedim.

Güç ile yan yana duranın “etkili gazeteci” olarak görüldüğü bir sektörde, güce karşı mesafemi her zaman korudum.

Fakat gazeteciliğin bugünkü haline bakınca “Bunlar gazeteciyse ben değilim” deme noktasına geldim.

AKP’NİN GAZETECİLİKTE YARATTIĞI YIKIM Türkiye’de gazetecilik tarihi, ne yazık ki büyük utançlarla dolu ama AKP döneminin bu meslekte yol açtığı yıkım tahminlerin de ötesinde!

Günümüzde ekranlar ve köşeler, siyasetçileri basın danışmanı gibi savunan “gazetecilerle” dolu.

AKP’li yandaşlar her yerde öne çıkınca onların karşısına da diğer görüşten muhalif gazeteciler çıktı.

Çünkü FETÖ’nün kumpasları, “yetmez ama evet” anayasa referandumu, Gezi protestoları, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet skandalı, FETÖ darbe girişimi, 19 Mart süreci, birinci ve ikinci Öcalan açılımları derken son derece çalkantılı geçen AKP’li yıllar, laik Cumhuriyetin temellerini sarsmaya yöneldiğinden toplumsal kutuplaşma medyayı da çok keskin bir şekilde kamplaştırdı.

Yalnızca muhalefeti ya da yalnızca iktidarı eleştirmenin yaygın olduğu bir gazetecilik türü benimsendi.

Seçim dönemlerinde 180 derece dönüp iktidar ile muhalefet arasında zikzaklayan siyasetçiler gibi, dün söylediğinin tam tersini bugün savunan gazetecilerin sayısı arttı.

Sosyal medyadaki paylaşımlarını silmiş olsalar da ekran görüntülerinin alındığından habersiz halkı aldatmaya soyundular.

Utanmazlık her yere nüfuz etmişti çünkü!

GÜÇLE İÇLİ DIŞLI OLAN ‘GAZETECİLER’ Medyadaki çarpık düzen, sadece bunlarla da sınırlı değildi kuşkusuz.

Bir süre sonra haftanın her günü, aynı grup insan farklı TV kanallarında dönüp dolaşmaya başladı.

İftiralar havada uçuşuyor, köşelerde yazılanlar ertesi gün yalanlansa da okurlardan özür dilenmiyor, gazeteciler itibar suikastı için aparat haline geliyordu.

TV programları gibi köşe yazılarında da kalitesizlik vahim boyutlara ulaştı. “Gazeteci” denilenler, her anlamda güce fazlasıyla yaklaşmıştı çünkü!

Hatta uçaklarda konuk edilenlerin bazıları, kendilerini gücün ta kendisi sanmaya bile başladı.

Oysa gazeteci, her zaman toplumdaki hak mücadelelerinin sesi olmak zorundadır çünkü bu meslekte temel ilke kamu yararıdır.

İktidardan ya da muhalefetten, kim olursa olsun güce karşı mesafesini korumayan kişi gazetecilik ilkelerini çiğniyor demektir. “Gazeteci haber olmaz, haber verir” kuralının bile artık geçersiz hale geldiği, hemen her gün bir gazetecinin haber yaptığı için sorgulanıp gözaltına alındığı ya da tutuklandığı bir ülkede, mesleğin ilkelerini savunmak her zamankinden daha önemli ve her zamankinden daha zor.

Ama yine de 2026’da dürüstlükten şaşmadan, okurlarıma yalnızca gerçekleri aktararak, insan ya da hayvan ayırmadan her zaman hak mücadelesinden, adaletten ve emekten yana durarak gazetecilik yapmayı sürdüreceğim.

Mesleğimde 30. yıla işaret eden 2026, aynı zamanda Türkiye için çok önemli bir kavşak.

Laik Cumhuriyet için mücadeleye devam diyerek tüm okurlarımın yeni yılını kutluyorum!

İlgili Sitenin Haberleri