Haber Detayı

İletişim Yayınları’nın tekrarlanan Kemalizm anlatısı: Eleştiri değil ön yargı
Soner yalçın odatv.com
02/01/2026 05:55 (3 saat önce)

İletişim Yayınları’nın tekrarlanan Kemalizm anlatısı: Eleştiri değil ön yargı

Soner Yalçın yazdı...

Yazıyı bana neyin yazdırdığına geleceğim; önce bazı bilgiler vermeliyim:Yıl, 1982.12 Eylül 1980 askeri darbesinin solu silindir gibi ezdiği dönemde Murat Belge ve arkadaşları tarafından “İletişim Yayınları” kuruldu.

Buna Mete Tunçay’ın başında olduğu “Tarih ve Toplum” dergisi eklendi...

Yayınlar, “doğmakta olan” dönemin neoliberal ruhuna uygundu.

Zaten ilk yayınları haftalık dergi “İMBA Ekonomi Bülteni” oldu.

Bunu “Yeni Gündem” dergisi takip etti…İletişim Yayınları’nın amblemi “kirpi” idi; Almanya’daki yeni sol (“Yeşiller”) hareketten aldılar...1982 yılındaki ilk kitaplarından birini örnek vereyim ki yayın çizgisi hakkında bilgi sahibi olunuz: İngiliz “yeni sol” hareketi teorisyenlerinden Perry Anderson’ın “Batı’da Sol Düşünce” kitabını tercüme ettiler.

Adında “sol” bulunan kitaba askeri cuntanın dokunmaması şaşırtıcı değildi.

Çünkü Anderson, solun sözde teorik ve tarihsel hatalarını yazarak Marksizmi kıyasıya eleştiriyor, neoliberalizmi küresel kapitalizmin tarihsel sürekliliği olarak olumluyordu.

Ve ona göre, ulus-devletler solun önündeki en büyük engeldi! (Anderson’ın başında olduğu New Left Review-CIA finans ilişkisi ayrı yazı konusudur.)Yarım asırdır hiç değişmeden İletişim yayınlarının çizgisi hep bu oldu: Hedefleri, sol hareketlerdeki Atatürk ve Kemalizm’in yorumlandığı teorik zemini etkilemekti.

Ulus-devlet, modernleşme, devlet merkezli laiklik gibi konulara sert eleştiriler getiren yayınlar çıkardılar. “Sol” gösterip “sağ” vuran yayıneviydi İletişim…FETÖ İLE İDEOLOJİK İTTİFAKYayıncılık ideolojisi bilinçli tercihtir; hiçbir yayınevi ideolojik olarak nötr değildir.

Ancak bazı yayınevleri “tek seslilikten” kurtulmak için okurlarına” farklı sesler” duyurmak ister.

İletişim yayınlarında bu pek görülmez.

Kemalizm konusunda sürekli negatif çerçeve çiziyor… Ki bu entelektüel sorgulama değil; bu tür yayıncılık pratiği başka dogma üretir çünkü; “hep hatalı, hep başarısız Atatürk!” “Kurucu ideolojiyle yanıldık” diyen İletişim yayınları çizgisi, neoliberalizme göbekten bağlıdır.

Bu sebeple yayınlarında kamusal/sol siyaset teorisi bulunmaz.

Kamusal, ulusal ve sınıfsal siyaset başlıkları sürekli zayıflatılır, daima küreselleşme övgüsü vardır.

Sınıf vurgusu; kimlik, kültür ve bireysel özgürlük söylemine kaydırılır.

Vs.

Yani, neoliberal düzenle çatışmayan sol-liberal pozisyon alırlar sürekli.

Böyle böyle Türkiye solunun yön kaymasına sebep oldular.

Keza “ortak düşman Kemalist vesayet” vurgusu onları, FETÖ ile ittifak yapacak kadar tarihsel körlüğe iteledi.

Bu büyük politik başarısızlık; her gerici yapıyı “sivil toplum”, devlet içindeki her güç kaybını “ilerleme”, her tasfiyeyi “demokratikleşme” olarak gördü. “Yetmez ama evet” mantığını hâlâ sürdürüyorlar…Geleyim bu yazıyı neden yazdığıma:YAŞAR KEMAL KÜFREDERDİYankı odalarında bulunmayı tercih etmem, karşıt argümanı bilmek isterim.

Ama daima mesafeli-kontrollü okuma yaparım.

İletişim yayınlarından 2025’te çıkan, “Kemalizmin Mabeti/Halkevleri ve Gündelik Hayat” kitabını okudum.Yayınevine mi kızayım, yoksa Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’ne mi kızayım bilemedim.

Çünkü, Murat Can Kabagöz bu çalışmasıyla “doktor” oldu!Kitapta okuduğum tipik İletişim yayıncılığı; yazar kafasındaki “doğru” varsaydığı anlatıyı doğrulamak için çırpınıyor.

CHP müfettişlerinin raporlarından tezine yarayacak cümleleri cımbızlayarak alt alta sıralıyor! 459 kitap sayfasının 316 sayfası bu raporlar… “Kemalizmin Mabedi” ismi de sadece teftiş memuru A.

Tekmen’in, Halkevleri’nin idari ve işlevsel konudaki şahsi değerlendirmesinde geçiyor.

CHP, Halkevlerine “mabet/kutsallık” verdi mi?

Müfettiş raporlarında aslında ideolojik dil hiç yok, sadece faaliyet raporları bunlar.

Ama kitap/ve İletişim’in benzer kitapları “teoloji” inşa etmekten vazgeçmiyor; Kemalizm’i anlamaya değil, mahkûm etmeye odaklanan y ayın çizgisi sürüyor!Bu yayınlarda olgular, teoriyi doğrulamak için gerçeği daima tahrip ediyor.

İletişim yayınlarının başını çektiği (“Halkevleri: İdeoloji ve Mimarlık” gibi kitaplar ile), “Halkevleri, parti müfettişleriyle ideolojik olarak hizaya sokuldu” yalanı yaygınlaştırılıyor.

Parti müfettişleri, ideolojik komiser falan değildi, uyduruyorlar…Hadi İletişim yayınlarını biliyoruz, Hacettepe Üniversitesi de akademinin ne hale geldiğini gösteriyor!

Tek örnek vereyim: Doktora tezi, Halkevleri kuruluşunda esinlenilen Çarlık Rusya’sında ortaya çıkan “Narodny Dom” ve Sovyetler Birliği’ndeki “Proletkult” ile “Dom Kultury” üzerinde hiç durmuyor. “Falih Rıfkı, SSCB’deki benzer kurumları bizzat yerinde incelemeye gönderildi” diye tek cümle geçiyor.

Böyle doktora tezi mi olur?Maalesef 1980’lerden sonra sosyal bilimler, Kemalizm eleştirisini ön kabul haline getirdi; İletişim yayınlarının neoliberal mirası bu… Edebiyat dünyasına girmesine katkısı olan Halkevleri hakkındaki bu “doktora tezini”/kitabı okusa Yaşar Kemal, okkalı küfür ederdi…Soner YalçınOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri