Haber Detayı

Burcu Tansı Kavaklıpınar, kukla sanatının dönüşümünü değerlendirdi Açıklaması
Güncel haberler.com
02/01/2026 11:35 (2 saat önce)

Burcu Tansı Kavaklıpınar, kukla sanatının dönüşümünü değerlendirdi Açıklaması

Geleneksel Türk tiyatrosunun köklü yapısı içerisinde yetişen ve ailenin 5. kuşak kukla sanatçısı olarak sanat hayatını sürdüren Burcu Tansı Kavaklıpınar, İbiş kuklasını yurt dışından da görmeye gelenler olduğunu söyleyerek, "İbiş 100 yaşında.

Geleneksel Türk tiyatrosunun köklü yapısı içerisinde yetişen ve ailenin 5. kuşak kukla sanatçısı olarak sanat hayatını sürdüren Burcu Tansı Kavaklıpınar, İbiş kuklasını yurt dışından da görmeye gelenler olduğunu söyleyerek, "İbiş 100 yaşında.

Hiç büyümeyen, daha doğrusu devamlı küçülen bir kukla.

Bize de ilk ustası Talat Dumanlı'dan kaldı.

Çocukluğuna doğru büyüyor kendisi." dedi.Sanata tutkusunu, usta-çırak ilişkisini ve kukla sanatının dönüşümünü AA muhabirine anlatan Kavaklıpınar, kukla sanatının sadece bir meslek değil, aileden gelen miras olduğunu vurguladı.Kavaklıpınar, çocukluk yıllarının kuklalarla geçtiğini belirterek, "Aslında onlar benim oyuncaklarımdı." ifadesini kullandı.Anne ve babasının kostümler, dekorlar ve canlandırmalarla hayal gücünü genişletecek bir dünyanın kapılarını kendisine açtığını dile getiren sanatçı, bunun bir çocuk için verilebilecek en büyük hediye olduğunu aktardı.Kavaklıpınar, anne ve babasına hayran bir çocuk olarak başından beri oyuncu olmayı hedeflediğini ve Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nden mezun olduğunu kaydetti.Ailesinde 5. kuşak kukla sanatçısı olmanın getirdiği sorumluluğu hissettiğinin altını çizen sanatçı, geleneksel Türk tiyatrosundaki usta-çırak ilişkisinin hem "insan olmayı" hem de "sanatı öğretmeyi" içerdiğini vurguladı.Hayali Camcı İrfan Açıkgöz ve Nejat Açıkgöz gibi ustalardan el alarak bugüne gelen sanatçı, ritüellerin önemine dikkati çekerek, şunları aktardı: "Geleneksel kukla sanatında o dönemlerde bir peştamal kuşanması varmış, hala da zaman zaman devam ettirirler.

Bu bir ritüel.

Ustadan icazet almak, el almakmış.

Tüm dualar, güzel dileklerle usta gelir, 'Evet, artık sen usta oldun.' deyip peştamalı çırağına kuşatırmış.

Tabii biz geçmişten geleceğe gelirken bu ritüelleri zaman zaman atlayabiliyoruz, yerine daha çağdaş şeyler koyabiliyoruz ama ben kendi adıma bunu unutmadan devam ettirdim."Burcu Tansı Kavaklıpınar, merhum sanatçı Müşfik Kenter'in "Sanatçı olmadan önce, insan." sözlerini anarak, "Ustalarım benim için çok kıymetli bu yüzden.

Köklerime bağlılığım buradan geliyor.

Babamdan, büyük dedemden, dedemden, annemden...

Bunlara bağlı kaldığınız sürece, önce insanı yakalıyorsunuz, sonra da bu insanın yolculuğunda bir yerlerde üretmeye devam ediyorsunuz." görüşlerini paylaştı.İbiş'in 100 yıllık tarihiKavaklıpınar, 100 yaşındaki İbiş ile babasını yaşatmaya devam ettiğini vurgulayarak, şunları söyledi: "Babam hala da bana ışık tutmaya, kuklacı olmaya devam ediyor.

Ben de onu İbiş ile yaşatmaya devam ediyorum.

İçinde bir sürü ustanın değmiş olduğu bir ruh olduğunu düşünüyorum.

Artık onun misyonu başka bir boyuta geçti benim için.

Onu tanıtmak, çocuklar, gençler, yetişkinlerle buluşturmak hem bir keyif hem de ustalara ahde vefa.

Boynumun borcu deriz ya onun gibi bir misyon yüklendim kendimce.""Dede yadigarı" olarak tanımladığı İbiş'e uluslararası arenada çok büyük ilgi olduğuna dikkati çeken sanatçı, "Ben, bütün dünyadaki kuklacılar olarak görünmez iplerle birbirimize bağlı olduğumuza inanıyorum." ifadelerini kullandı.Kavaklıpınar, İbiş'i görmek için yurt dışından gelenler olduğunu belirterek, "Birkaç hafta önce İtalya'dan İbiş'i görmeye geldiler.

İbiş 100 yaşında.

Hiç büyümeyen, daha doğrusu devamlı küçülen bir kukla.

Bize de ilk ustası Talat Dumanlı'dan kaldı.

Çocukluğuna doğru büyüyor kendisi.

Sürekli şaka halinde, sürekli her şeyi tersten anlayan ama çocukluğundan hiç vazgeçmeyen bir kukla.

Onu merak ettiler.

Geldiler, gördüler, kendi kuklalarıyla tanıştırdılar." diye konuştu.Kuklanın tasarım sürecinin tamamen oyuna hizmet etmekle ilintili olduğunu anlatan sanatçı, kukla tasarlarken aynı zamanda bir tiyatro karakteri yarattıklarını kaydetti.

Sürecin çizim ve eskizlerle başladığını, ardından kuklayı ete kemiğe büründürmek için tıpkı bir tiyatro oyunundaki gibi dramaturjisini, kim olduğunu, nasıl güldüğünü çalıştıklarını aktardı."İzleyiciyi var olmayan bir objeyi canlandırdığınıza inandırmaya çalışıyorsunuz"Hazırlık sürecinde tiyatro oyunuyla aynı aşamaları gerçekleştirdiklerini açıklayan sanatçı, "Bir tiyatro oyunundan farkı yoktur, birebir aynıdır ama burada aktörler, yani sahne üzerinde görünenler, kuklalardır." değerlendirmesinde bulundu.Kavaklıpınar, kukla teknikleri arasında özel tercihi olmadığını, hepsinin farklı bir dünya ve enstrüman olduğunu, her teknikten ayrı ayrı keyif aldığını dile getirdi.Kukla tiyatrosunun diğer sahne sanatlarından en belirgin farkının, canlı olmayan bir nesneyi canlandırmak ve ona ruh vermek olduğunu ifade eden sanatçı, şu bilgileri verdi: "Oyuncu olarak sahnede kendi bedenimizle oradayız, birebir göz teması kuruyoruz.

Kuklada ise siz var olmayan, daha doğrusu bir objeyi, canlı olmayan bir nesneyi canlandırmaya, ona ruh vermeye, izleyeni inandırmaya çalışıyorsunuz.

Önce kendim inanmam gerektiğini keşfettim, yani ben ona inanmalıyım.

Ben inandıktan sonra, çok sihirli bir şeymiş gibi onlar da bana inanıyor.

Sesim erkek sesiyle devam ettiği halde bana oradan 'İbiş abla' diye seslenilen reaksiyonu aldıysam, tamam doğru yoldayım.

Bu böyle bir şey, inanmakla ilintili."Sanatçı, başarılı bir kukla performansının sırrının, yöresel bilgiyi, ağızları ve folklorik detayları iyi bilmekten ve karakteri derinlemesine çalışmaktan geçtiğini kaydederek, William Shakespeare'in "Bilen bir kişi için sahneye çıkın." felsefesiyle hareket ettiğini vurguladı."Köşelerimiz olmasını doğru bulmuyorum"Sanatın yelpazesinin ve ilham alanının geniş olduğunun altını çizen sanatçı, "Her an her şeyden ilham alabilir ve bunu sahneye taşıyabilirsiniz.

İçten dışa bir aktarım bu.

Biz göçebe bir toplumuz ve hayatın her köşesinde başka bir şey bulabiliyoruz.

O yüzden içinizden gelecek her şeyi paylaşın." dedi.Kavaklıpınar, dijitalleşme ve yapay zeka konusunda dönüşümün zorunlu olduğunu ancak geçmişin de korunması gerektiğini söyledi."Köşelerimiz olmasını doğru bulmuyorum." diyen sanatçı, "Dijital ise dijital.

Hangi platform ise o platformda buluşalım ama geçmişimizi de unutmadan.

Onları doğru dille karşı tarafa aktararak dönüşmemiz gerektiğine inanıyorum." şeklinde konuştu.Burcu Kavaklıpınar, son dönemde gerçekleştirdiği ve Balkan göçmeni bir ailenin hikayesini anlatan "Mayko'nun Hikayesi" adlı beden kuklası çalışmasıyla da geleneksel sanatı çağdaş yöntemlerle birleştirmeye çalıştığını dile getirdi.Kukla sanatçısı için en önemli derslerden birinin egoyu geri planda tutmak olduğunu vurgulayan sanatçı, "Bunu yansıtmak hiç kolay bir şey değil çünkü oyuncu olarak kendiniz görünmek istersiniz.

O alkışı, reaksiyonu, kalp çarpıntısını birebir izlemek zorunda hissedersiniz ama bir dekor ya da bir kukla sizi kapattığı zaman sanki bir oyuncunun alanını kısıtlıyormuş gibi gelir." ifadelerini kullandı.Çağdaş kukla sanatında Türkiye'yi hem ulusal hem de uluslararası arenada temsil eden sanatçı, "Çağrılmadan Gelen", "Mayko'nun Hikayesi", "Dostum İbiş" ve "Kukinin Masalları" başta olmak üzere pek çok oyunda yer aldı.

İlgili Sitenin Haberleri