Haber Detayı

Dört yaşında kaçırılıp istismar edilen çocuğun başarılı bir avukat olma hikayesi
Dünya haberler.com
02/01/2026 18:13 (1 saat önce)

Dört yaşında kaçırılıp istismar edilen çocuğun başarılı bir avukat olma hikayesi

Antonio Salazar-Hobson kaçırıldığında sadece dört yaşındaydı ve yıllarca istismara maruz kaldı.

Antonio Salazar-Hobson, Arizona'da komşuları olan bir çift tarafından ailesinden kaçırıldığında dört yaşındaydı.

Yaklaşık 500 kilometre uzaklıktaki Kaliforniya'ya götürüldü ve orada korkunç istismara maruz kalarak büyüdü.

Ardından sessizlik, istismar ve eve dönme özlemiyle dolu, yürek burkan bir yolculuk geldi."Hayatımda gördüğüm en güzel kadın o."Antonio Salazar-Hobson, annesinin her sabah kahvaltıda burrito ve kahve servisi yaptığını gördüğünde tam olarak bunu düşünmüştü.Antonio, büyük bir Meksikalı-Amerikalı ailenin 14 çocuğundan 11'incisi olarak dünyaya geldi.Anne ve babası Petra ve Jesús, Arizona'nın Phoenix şehrinde mevsimlik tarım işçisiydi.

Antonio üç yaşına kadar konuşmadı ama annesine çok düşkündü.Aile içi şiddetin yaşandığı bir evde neşe kaynağıydı ve anne düşünceli ama sessiz oğluna ekstra özen gösterirdi."İri yarı, genellikle sarhoş ve öfkeli olan babam, haftada beş altı gece annemi döverdi."Yaşadığı zorluklara rağmen annesi ona sevildiğini hissettirmişti ve Antonio, çocukluk yıllarını anlatırken yüzüne geniş bir gülümseme yayılıyor. "Ailem beni her şeye dahil etti.

Kendi kardeşlerimden oluşan bir grubum vardı ve ben de tam anlamıyla onların bir parçasıydım."Antonio, şu anda son derece başarılı bir avukat ve kariyerini güçlü şirketlerle mücadele etmeye, genellikle yoksul ve dışlanmış işçiler için daha iyi ücret ve çalışma koşulları talep etmeye adamış.Bugüne kadar hiçbir davayı kaybetmedi.Ancak Antonio kazanmaya başlamadan önce her şeyini kaybetmek zorundaydı.Antonio'nun gençlik yılları travmatik, yalnız ve sessiz geçti.Akla gelmeyecek travmalar yaşadı, ancak azmi ve kökleriyle olan derin bağı sayesinde hayatta kalmanın bir yolunu buldu.

Zulme dönüşen nezaket Antonio'nun anne ve babası, meyve bahçelerinde ve pamuk tarlalarında çok az ücret karşılığında uzun saatler çalışıyorlardı.İşçilerin çoğu Chicano'ydu.

Chicano, ABD'de Meksika kökenliler için kullanılan bir terim.Salazar ailesi evde sadece İspanyolca konuşuyordu ve Antonio, üç yaşında ilk kelimelerini bu dilde söyleyip annesini sevindirecekti.

Beyaz ve iki dil bilen bir çift olan Sarah ve John Hobson, ağırlıklı olarak Meksika kökenli Amerikalıların yaşadığı mahalleye taşındığında Salazar ailesinin yaşamları değişti.Eğitimli ve çocuksuz olan bu çift, haksız yere ücretleri ödenmeyen Salazar ailesine yardım teklif ettiler.Çocukları evlerine davet ettiler, onlara ayakkabılar verip, kurabiyeler pişirdiler ve böylece hızla ailenin güvenini kazandılar.Ancak onların iyiliği, sinsi bir amacı gizliyordu.Birkaç ay içinde Hobson ailesi, Antonio'nun zaman zaman onlarla kalıp kalamayacağını sordu.İşte istismar da o zaman başladı.

Önce çift tarafından, sonra da eve getirdikleri diğer erkekler tarafından istismara uğradı.Bu durum, ailesinin haberi olmadan uzun yıllar boyunca hafta sonları devam etti.Antonio ilk saldırıdan sonra konuşma yeteneğini kaybetti."İlk tacizden sonra nutkum tutuldu, ne ailemle ne de başka biriyle konuşabildim.

Tek hissettiğim şey büyük bir utanç ve büyük bir suçluluktu" diye anlatıyor.

Sonunda, ailesi Antonio'nun kilo verdiğini ve gözlerindeki bulanıklığı fark etti ve 1960 yılının Ocak ayının başlarında ziyaretler durdu.

Tüm aileye Hobson'ların Antonio'ya yaklaşmasına izin vermemeleri yönünde bir talimat verildi.

Birkaç hafta sonra, 1960 Şubat'ında, Hobson'lar Antonio'nun hayatına geri döndüler.

Antonio'nun ailesi çalıştığı sırada Salazar'ların evine girdiler.

Antonio altı kardeşiyle birlikteydi.

Dokuz yaşındaki Rudy kardeşlerinden sorumluydu.

Hobson'lar dışarıdan seslenip, onlara dondurma almak istediklerini ama Antonio'nun da onlarla gelmesi gerektiğini söylediler.

Antonio "Reddettim ve saklandım" diyor. "Ama çocuklardan biri daha iyi görebilmek için kapıyı hafifçe araladı ve John beni yakalayıp arabaya fırlattı ve uzaklaştı.

O gece beni Kaliforniya'ya götürdüler."Henüz dört yaş dört aylıktı.Sessizce katlandı Evinden yaklaşık 500 kilometre uzakta, Hobsonlar Antonio'yu ıssız bir portakal bahçesinde tecrit ettiler.

Yıllarca sistematik cinsel, fiziksel ve duygusal istismara maruz bıraktılar ve travma onu bir kez daha susturdu."Aileme nasıl ulaşacağımı bilmiyordum.

Ne yapacağımı bilemedim."Yalnız ve sessiz kalan çocuk, ailesiyle bağlantısını sürdürmek için bir ritüel yarattı.15 tuğla gömdü. 13'ünü kardeşleri için, ikisini de anne ve babası için.Ardından her sabah fısıldadığı sevgi mesajlarıyla onları "yeniden hayata döndürdü.""Onları sevdiğimi, özlediğimi söyledim.

Geri döneceğime söz verdim" diyor."Bu bana hayatta kalmak için gereken duygusal istikrarı sağladı."İki buçuk yıl geçti ve bir noktada, çoğunluğu Latin kökenli işçilerden oluşan bir tavuk çiftliğini keşfetti.Antonio'nun ana dili olan İspanyolca konuşuyorlardı.Tüm yazı onlarla geçirdi ve kadınlar onun Meksikalı olduğunu öğrenince, her gün ona kahvaltı ve öğle yemeği hazırlamaya başladılar."Kaçırıldığımdan beri kimse bana bu kadar iyi davranmamıştı.

Bana kim olduğumu hatırlattı.

Ben Chicano'ydum.

Bunlar benim halkımdı."Antonio'yu kurtaran kovboy Kaçırılmanın üzerinden neredeyse üç yıl geçtikten sonra, Hobsonlar Antonio'yu "Tony S.

Hobson" adıyla evlatlık oğulları olarak okula kaydettirdiler.

Çocuğu okula yazdırmazlarsa ihbar edileceklerinden korkuyorlardı.

İngilizce okumayı öğrendi ve kısa sürede başarılı oldu, ancak çifte karşı hiç sesini çıkarmadı.

Yaz tatili geldiğinde, çift onu yalnız başına Nevada'daki bir çiftliğe gönderdi ve orada diğer erkekler tarafından üç yaz tatili boyunca istismara maruz kaldı."Bana ata binmeyi öğreneceğimi söylediler" diyor. "Açıkçası, bunun pedofiller için bir paravan olduğunu bilmiyordum." Üçüncü yaz tatilinde, dokuz yaşındayken, intihar girişiminde bulundu.

Girişim başarısız oldu ve Roy adında bir kovboy tarafından kurtarıldı.

Roy, çiftlik sahiplerini yasal işlem başlatmakla tehdit etti ve çocuğu Hobson'lara geri verdi.

Bundan sonra istismar durdu.

O zamana dek çiftin hayatı altüst olmuştu.

John işini kaybetti, Sarah ise içkiye yöneldi ve şiddete başvurdu.

Okulunda başarılı olmaya kararlı olan Antonio, ders çalışmak için sessiz bir yer buldu.

Her gece saatlerce vakit geçirdiği çamaşır odası."Şöyle karar verdim: Sen Chicano'sun.

Gurur duyuyorsun.

Kendini eğiteceksin ve halkına yardım edeceksin."Kahramanıyla tanışması Antonio 13 yaşındayken, ailesi gibi bahçelerde çalışıyordu.

O zamana kadar Chicano aileleri ve öğrenci eylemcilerle birlikte yaşıyordu.

Ülkenin en büyük tarım işçileri sendikası olan Birleşik Tarım İşçileri'nin bir mitinginde, hayatını değiştirecek adamla tanıştı: Ünlü insan hakları savunucusu César Chávez.

Antonio ona dört yaşından beri kayıp olduğunu, tarlalardaki zorlu koşulları ve adaletsizlikle mücadele etme arzusunu anlattı. "Ona, 'Bahçelerde meyve topluyorum ve gördüğüm tek şey kadınlar için tuvalet olmaması' dedim.""Bize soğuk su verilmiyordu ve başka zorluklar da vardı." Chávez onu kendisiyle çalışmaya davet etti ve bir yıl sonra Antonio'dan iş hukuku avukatı olmasını istedi.

Antonio "Ailemi bulmaktan başka bir hayalim yoktu" diyor.Antonio, Kaliforniya Üniversitesi'nden tam burs kazandı.

Mezuniyetten bir gün sonra Hobson ailesi onu evden kovdu.

Yanında sadece bir bavulla ayrıldı, ama derin bir özgürlük duygusu hissetti. "Şöyle düşündüm: 'Bu harika bir gün.

Artık bana asla zarar veremezler."Antonio bir daha Hobson ailesini asla görmeyecekti.Vaat Antonio, Cesar Chavez'e verdiği sözü tuttu ve başarılı bir işçi hakları avukatı oldu.

Tarım işçileri ve ötekileştirilmiş topluluklar için tek bir dava bile kaybetmeden mücadele etti.

Portakal bahçesinde verdiği sözü de tutmuştu.

Karısı Katherine'in desteğiyle terapiye başladı ve özel bir dedektif tuttu.

Dedektif kısa süre sonra kardeşlerinin listesiyle geri döndü.

Antonio, ailesinin onu "çok Amerikalılaşmış" görüp reddetmesinden korkuyordu, Ancak kardeşi Ramón derhal temas kurmak istedi.

Antonio'nun kardeşine ilk sorusu "Annem hayatta mı?" oldu.

Hayattaydı.Aileyle birleşme ve iyileşme Ailenin yeniden bir araya gelmesi duygusal anlar yaşattı.Annesi gözlerinin içine baktı ve onu kucakladı.Kız kardeşleri gözyaşlarıyla karşıladı.Antonio "Sanki yeniden çocuk olmuş gibiydim.

Mükemmeldi" diyor.

Kardeşleri ise daha içine kapanıktı.

Ortadan kaybolmasının travmasından derinden etkilenmişlerdi.Babası, Antonio'nun kaçırıldığı gün sorumluluğu üstlenen ve o sırada dokuz yaşında olan oğlu Rudy'yi ve Petra'yı suçlamıştı.Babası Jesús, Petra'yı evden kovmuş ve Rudy'yi kötü gördüğü bir yatılı okula göndermişti.Aile bir daha bu durumdan kurtulamadı.Antonio iki yılını annesiyle birlikte yemek yaparak ve kendi hikayesinin yumuşatılmış bir versiyonunu paylaşarak geçirdi."Sevgi dolu, neşeliydi.

Elleri ve yüzü, bir ömür boyu süren emeğin izlerini taşıyordu.

Ona derinden hayranlık duyuyordum."Petra da Jesús gibi tarım ilacı kaynaklı bir hastalıktan öldü.

Fakat Antonio'nun annesini onurlandıracak kadar zamanı oldu.Sessizlerin sesi Sonraki yıllarda kardeşleri ve yeğenleriyle kalıcı ilişkiler kurdu.Antonio ve Katherine'in iki çocuğu vardı ve çocuklar yeterince büyüdüklerinde Antonio her şeyi anlattı."Çocuklarım bana son derece sadık davrandılar" diyor."Ben bunları eşimin sevgisi sayesinde yaptım.

Sürekli 'Bunu başarabilirsin' diyordu.

Ve haklıydı."Antonio, kamuoyu önünde konuşmaya ve istismara ve insan ticaretine maruz kalanların hakları için kampanya yürütmeye başladı."Anlatması zor bir hikaye ama anlatılması gerekiyor" diyor."Bunun hâlâ yaşandığını biliyordum.

Bu benden daha büyük bir şeydi.

Ben sadece binlerce kişiden biriydim."Bugün o, savunmasız insanların yılmaz bir savunucusu.Mücadelesinin merkezinde, ona iyiliği öğreten Petra; ona bir amaç veren César Chávez ve cehennemden geçmiş ve verdiği sözü asla bozmamaya kararlı birinin tutkusuyla savunduğu topluluklar yer alıyor."Şaka yapmıyorum, benim durumumda iki seçeneğiniz var: 'Ya başınıza gelenler yüzünden seri katil olursunuz ya da nazik olmayı öğrenirsiniz.

Annem bana nazik olmayı öğretti.

Işığa doğru koştum.""O ilk sevgi olmasaydı, çok farklı bir insan olurdum."

İlgili Sitenin Haberleri