Haber Detayı

Haber de eser sayılmalı, telife tabi olmalı
Dünya# dunya.com
03/01/2026 00:00 (1 saat önce)

Haber de eser sayılmalı, telife tabi olmalı

Dezenformasyon virüsünün hakim olduğu günümüz medya düzenindeki kirlenme karşısında, haber merkezlerinin denetiminden geçmiş, etik unsurlara bağlı kalan metinler adeta çölde bir vaha gibi. Bu metinler bedelsiz kopyalanıp kullanılıyor. Medya organlarının ürettiği haberlerin, bedel ödemeyen mecralar tarafından kullanılmasını önlemek için keskin kuralları olan bir düzenlemeye ihtiyaç var.

Dijitalleşme ile birlikte özel­likle son 10 yılda basılı ga­zete ve dergi satışları o ka­dar düştü ki bir zamanlar milyon­ları zorlayan tiraj listelerinde artık 10 binleri görür olduk.Basılı günlük, haftalık hatta aylık yayınlarda düşüş olmasına karşın kitap tarafında bir zafiyetten söz edemiyoruz.

Bununla birlikte diji­tal çağın sağladığı altyapı sayesin­de sanal alanda o kadar çok yayın peydahlandı ki medya inanılmaz bir büyüme yaşıyor.

Haber üretimi de haber okuma alışkanlığı da art­mış durumda.

Peki, ne oldu da va­tandaş haberi gazeteden, dergiden okumaktan vazgeçti?Nedeni açık; bedava alabilece­ği bir hizmeti neden para vererek alsın?

Yeni bir yıla girerken gaze­teler 20 TL'ye satılamaya başlıyor.

Çok değil 20 sene evvel bir ekmek bir gazete şiarıyla şehirdeki hemen her eve giren gazetelerin artık yü­züne bakan bile yok.

Sahi en son ne zaman vapurda, metroda, otobüste elinde gazete olan birini gördünüz?

Herkesin elinde akıllı telefonlar var artık.

Haliyle haber akışını da ora­dan takip ediyor.

İyi de basılı med­yanın erozyona uğramasının nede­ni akıllı telefonlar mı?

Elbette ha­yır.

Dilimiz döndüğünce anlatalım."Tık" yarışı servisleri eritti, haber içerikleri benzeştiNe zaman ki geleneksel medya kuruluşları dijitalde "tık" yarışı­na giriştiler o andan itibaren basılı yayınların mezarını kazmaya baş­ladılar.

Çok değil bundan 20 sene önce başlayan internet sitesi fur­yası döneminde okuru kaybederiz korkusu ile sunulan bedava haber içeriğinin geldiği yer ortada.

O dö­nem nasıl olsa reklam pastası eli­mizde, nasıl olsa içeriğin tek haki­mi biziz, nasıl olsa "tık" yarışını ka­zanıp dijitaldeki ilan pastasını da biz alırız yaklaşımı ile düğme da­ha ilk günden yanlış iliklendi.

Ge­linen süreçte dijitalde reklam pas­tası büyüse de konvansiyonel med­ya mecralarının aldığı pay yetersiz kaldı.

Artan matbaa, kağıt ve dağı­tım maliyetleri dikkate alındığın­da gazetecilere ödenen ücretlerin seviyesi göreceli olarak yıldan yı­la düştü.

Bu da sektörde niteliğin yıldan yıla düşmesine yol açtı.

Ör­neğin bugün merkez medya kabul edilen bir gazetenin ekonomi ser­visi müdür dahil beş-altı kişiyi geç­miyor.

Sayfa sayısı üçe kadar düş­müş vaziyette.

Oysa bundan 10 yıl önce 25-30 kişiyi aşan servisler ve 20'yi aşan ekonomi sayfaları gör­mek mümkündü.

Hal böyle olunca haber kalitesi de düştü.

Servisler PR ajanslarının geçtiği bültenlere talim eder oldu.

Dört başı mamur araştırma haberi sayısı azaldıkça azaldı. “Tık” yarışında niteliksiz metinler haber diye okura sunul­maya başlandı.

Google ilanı alabil­mek için arama motoru üzerinden kurgulanan “SEO” metinlerine ba­ğımlılık da başlık, spot, metin gi­rişini birbirinin tekrarı olan içe­riklerin ortaya çıkmasına yol aç­tı.

Hemen her mecrada birbirinin kopyası metinler zuhur eder oldu.

Böylece öznellik yitirildi.

Mecra­ların isimleri, site görünümleri de­ğişse de metin içerikleri benzersiz­liğini kaybetti.

Bu benzeşme okur­da güven yitimine de yol açtı.

SEO haberciliğinin hakim olduğu dijital medyada kopyala-yapıştır içerik­ler yüzünden nitelikli habercilik ölürken, haber merkezlerinde üre­tilen 5N1K kuralına uygun, teyitli haberleri mumla arar olduk.Basılı medyada işveren ofis, tek­nik altyapı, matbaa, dağıtım, işçi­lik, vergi vd. giderler için yüklü ma­liyetlere katlanırken, o mecranın ürettiği haberler internet siteleri tarafından bazen hiç kaynak dahi gösterilmeden kopyalanıyor.

Ör­neğin bugün X'te bir hesap açıp o günün gazetelerinde yer alan flaş haberileri sıraladığınızda birkaç ay içerisinde yüz binlerce takipçili bir hesaba ulaşabiliyorsunuz.

Bu­nun yanında WordPress üzerinden hemen bir internet sitesi açıp yine benzer şekilde geleneksel medya­nın ürettiği haber içeriklerini ay­nıyla kopyalayıp sanki size ait ha­berlermiş gibi sunabiliyorsunuz.

Neredeyse masrafsız; bir bilgisa­yar veya bir telefon ile alenen hır­sızlık yapılarak medya sahibi olu­nuyor.

Bunun adına da bağımsız medya deniyor.

Bakıldığında or­tada üretilen tek bir özgün haber içeriği yok.

Düşünün ki bir sanayi­cisiniz.

Bir ürün/mal üretiyorsu­nuz.

Ürettiğiniz malın bir maliye­ti var ancak serbest mal yani hava ve gün ışığı gibi ihtiyaç duyulduğu anda ve herhangi bir bedel öden­meksizin veya çaba harcanmaksı­zın elde edilebiliyor.

Oysa esas iti­barıyla ortaya koyduğunuz ürün emek yoğun bir sürecin çıktısı.

Bu işletmenin hayatta kalması ne ka­dar mümkün?

Herhangi bir bedel ödenmeden elde edilen malın da elbette kıymeti olmuyor.

Örneğin havasız kalana kadar temiz hava­nın, güneşsiz kalana kadar gün ışı­ğının kıymetini anlamıyoruz.

Doğ­ru habere, gerçek bilgiye ve içeriğe ulaşamadığımız noktada da habe­rin kıymetini ve değerini anlamaya başlayacağız.Kültür ve Turizm Bakanlığı örnek alınabilirDezenformasyon virüsünün ha­kim olduğu günümüz medya düze­nindeki kirlenme karşısında, ha­ber merkezlerinin denetiminden geçmiş, etik unsurlara bağlı kalan metinler adeta çölde bir vaha gibi.

Bu metinler de “hırsız medya” ta­rafından bedelsiz kopyalanıp kul­lanılıyor.

Halkın haber alma hür­riyeti için çalışan medya organla­rının eserlerinin, hiçbir etik değer taşımayan ve haber üretimi için bedel ödemeyen mecralar tarafın­dan kullanılmasını önlemek için keskin kuralları olan bir düzenle­meye ihtiyaç var.

TBMM'de gerek Google'ın yarattığı SEO haberci­liğini dengeleyecek gerekse haber içeriklerinin kopyalanarak kulla­nılmasının önüne geçecek “Diji­tal Telif Yasası” adı altında bir dü­zenleme için çalışma yürütülüyor.

Anadolu Ajansı (AA) da Haberin Telifi Raporu ile geçen dönemde bir yol haritası sundu.

AA Yöne­tim Kurulu Başkanı ve Genel Mü­dür Serdar Karagöz, rapora ilişkin değerlendirmesinde, “Haberin di­jitalleşmesine bağlı olarak gelir dağılımı dengesizliği ve haksız re­kabet ortaya çıktı.

Haber içeriği­ni basın yayın organları üretirken, bu içeriklere ait gelirler, bunu diji­tal olarak yayınlayanlara gitmekte ve piyasa hakimiyetini ele geçiren platformlar reklam gelirlerini de ele geçirmektedir.

Bu durum içerik üreticilerinin, kendi içerikleri üze­rindeki kontrolü kaybetmeye baş­ladığını göstermektedir” şeklinde tespitlerini dile getirdi.Öte yandan ülkemizde Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın öncülüğün­de gerçekleştirilen ve başarılı olan bir çalışma var.

Bakanlık, sanatçı­ların ürettikleri eserlerin telif ge­lirlerini hakkaniyetli bir şekilde el­de edebilmeleri için hem düzenle­me hem de uygulama konusunda kararlı adımlar atarak soruna bü­yük oranda çözüm buldu.

Benzer bir şekilde sahipsiz görünen med­yanın ürettiği benzersiz haber içe­riklerinin de eser kabul edilerek, İletişim Başkanlığı'nın atacağı adımlar ve ilgili bakanlıkların sağ­layacağı desteklerle bedava kulla­nılmasının önüne geçilebilir.

Böy­lece haber üreten gazeteciler de, halkın haber alma hakkı için ka­musal bir görev ifa eden gazetecile­ri istihdam eden medya işverenleri de korunmuş olur.

İlgili Sitenin Haberleri