Haber Detayı
Haber de eser sayılmalı, telife tabi olmalı
Dezenformasyon virüsünün hakim olduğu günümüz medya düzenindeki kirlenme karşısında, haber merkezlerinin denetiminden geçmiş, etik unsurlara bağlı kalan metinler adeta çölde bir vaha gibi. Bu metinler bedelsiz kopyalanıp kullanılıyor. Medya organlarının ürettiği haberlerin, bedel ödemeyen mecralar tarafından kullanılmasını önlemek için keskin kuralları olan bir düzenlemeye ihtiyaç var.
Dijitalleşme ile birlikte özellikle son 10 yılda basılı gazete ve dergi satışları o kadar düştü ki bir zamanlar milyonları zorlayan tiraj listelerinde artık 10 binleri görür olduk.Basılı günlük, haftalık hatta aylık yayınlarda düşüş olmasına karşın kitap tarafında bir zafiyetten söz edemiyoruz.
Bununla birlikte dijital çağın sağladığı altyapı sayesinde sanal alanda o kadar çok yayın peydahlandı ki medya inanılmaz bir büyüme yaşıyor.
Haber üretimi de haber okuma alışkanlığı da artmış durumda.
Peki, ne oldu da vatandaş haberi gazeteden, dergiden okumaktan vazgeçti?Nedeni açık; bedava alabileceği bir hizmeti neden para vererek alsın?
Yeni bir yıla girerken gazeteler 20 TL'ye satılamaya başlıyor.
Çok değil 20 sene evvel bir ekmek bir gazete şiarıyla şehirdeki hemen her eve giren gazetelerin artık yüzüne bakan bile yok.
Sahi en son ne zaman vapurda, metroda, otobüste elinde gazete olan birini gördünüz?
Herkesin elinde akıllı telefonlar var artık.
Haliyle haber akışını da oradan takip ediyor.
İyi de basılı medyanın erozyona uğramasının nedeni akıllı telefonlar mı?
Elbette hayır.
Dilimiz döndüğünce anlatalım."Tık" yarışı servisleri eritti, haber içerikleri benzeştiNe zaman ki geleneksel medya kuruluşları dijitalde "tık" yarışına giriştiler o andan itibaren basılı yayınların mezarını kazmaya başladılar.
Çok değil bundan 20 sene önce başlayan internet sitesi furyası döneminde okuru kaybederiz korkusu ile sunulan bedava haber içeriğinin geldiği yer ortada.
O dönem nasıl olsa reklam pastası elimizde, nasıl olsa içeriğin tek hakimi biziz, nasıl olsa "tık" yarışını kazanıp dijitaldeki ilan pastasını da biz alırız yaklaşımı ile düğme daha ilk günden yanlış iliklendi.
Gelinen süreçte dijitalde reklam pastası büyüse de konvansiyonel medya mecralarının aldığı pay yetersiz kaldı.
Artan matbaa, kağıt ve dağıtım maliyetleri dikkate alındığında gazetecilere ödenen ücretlerin seviyesi göreceli olarak yıldan yıla düştü.
Bu da sektörde niteliğin yıldan yıla düşmesine yol açtı.
Örneğin bugün merkez medya kabul edilen bir gazetenin ekonomi servisi müdür dahil beş-altı kişiyi geçmiyor.
Sayfa sayısı üçe kadar düşmüş vaziyette.
Oysa bundan 10 yıl önce 25-30 kişiyi aşan servisler ve 20'yi aşan ekonomi sayfaları görmek mümkündü.
Hal böyle olunca haber kalitesi de düştü.
Servisler PR ajanslarının geçtiği bültenlere talim eder oldu.
Dört başı mamur araştırma haberi sayısı azaldıkça azaldı. “Tık” yarışında niteliksiz metinler haber diye okura sunulmaya başlandı.
Google ilanı alabilmek için arama motoru üzerinden kurgulanan “SEO” metinlerine bağımlılık da başlık, spot, metin girişini birbirinin tekrarı olan içeriklerin ortaya çıkmasına yol açtı.
Hemen her mecrada birbirinin kopyası metinler zuhur eder oldu.
Böylece öznellik yitirildi.
Mecraların isimleri, site görünümleri değişse de metin içerikleri benzersizliğini kaybetti.
Bu benzeşme okurda güven yitimine de yol açtı.
SEO haberciliğinin hakim olduğu dijital medyada kopyala-yapıştır içerikler yüzünden nitelikli habercilik ölürken, haber merkezlerinde üretilen 5N1K kuralına uygun, teyitli haberleri mumla arar olduk.Basılı medyada işveren ofis, teknik altyapı, matbaa, dağıtım, işçilik, vergi vd. giderler için yüklü maliyetlere katlanırken, o mecranın ürettiği haberler internet siteleri tarafından bazen hiç kaynak dahi gösterilmeden kopyalanıyor.
Örneğin bugün X'te bir hesap açıp o günün gazetelerinde yer alan flaş haberileri sıraladığınızda birkaç ay içerisinde yüz binlerce takipçili bir hesaba ulaşabiliyorsunuz.
Bunun yanında WordPress üzerinden hemen bir internet sitesi açıp yine benzer şekilde geleneksel medyanın ürettiği haber içeriklerini aynıyla kopyalayıp sanki size ait haberlermiş gibi sunabiliyorsunuz.
Neredeyse masrafsız; bir bilgisayar veya bir telefon ile alenen hırsızlık yapılarak medya sahibi olunuyor.
Bunun adına da bağımsız medya deniyor.
Bakıldığında ortada üretilen tek bir özgün haber içeriği yok.
Düşünün ki bir sanayicisiniz.
Bir ürün/mal üretiyorsunuz.
Ürettiğiniz malın bir maliyeti var ancak serbest mal yani hava ve gün ışığı gibi ihtiyaç duyulduğu anda ve herhangi bir bedel ödenmeksizin veya çaba harcanmaksızın elde edilebiliyor.
Oysa esas itibarıyla ortaya koyduğunuz ürün emek yoğun bir sürecin çıktısı.
Bu işletmenin hayatta kalması ne kadar mümkün?
Herhangi bir bedel ödenmeden elde edilen malın da elbette kıymeti olmuyor.
Örneğin havasız kalana kadar temiz havanın, güneşsiz kalana kadar gün ışığının kıymetini anlamıyoruz.
Doğru habere, gerçek bilgiye ve içeriğe ulaşamadığımız noktada da haberin kıymetini ve değerini anlamaya başlayacağız.Kültür ve Turizm Bakanlığı örnek alınabilirDezenformasyon virüsünün hakim olduğu günümüz medya düzenindeki kirlenme karşısında, haber merkezlerinin denetiminden geçmiş, etik unsurlara bağlı kalan metinler adeta çölde bir vaha gibi.
Bu metinler de “hırsız medya” tarafından bedelsiz kopyalanıp kullanılıyor.
Halkın haber alma hürriyeti için çalışan medya organlarının eserlerinin, hiçbir etik değer taşımayan ve haber üretimi için bedel ödemeyen mecralar tarafından kullanılmasını önlemek için keskin kuralları olan bir düzenlemeye ihtiyaç var.
TBMM'de gerek Google'ın yarattığı SEO haberciliğini dengeleyecek gerekse haber içeriklerinin kopyalanarak kullanılmasının önüne geçecek “Dijital Telif Yasası” adı altında bir düzenleme için çalışma yürütülüyor.
Anadolu Ajansı (AA) da Haberin Telifi Raporu ile geçen dönemde bir yol haritası sundu.
AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Serdar Karagöz, rapora ilişkin değerlendirmesinde, “Haberin dijitalleşmesine bağlı olarak gelir dağılımı dengesizliği ve haksız rekabet ortaya çıktı.
Haber içeriğini basın yayın organları üretirken, bu içeriklere ait gelirler, bunu dijital olarak yayınlayanlara gitmekte ve piyasa hakimiyetini ele geçiren platformlar reklam gelirlerini de ele geçirmektedir.
Bu durum içerik üreticilerinin, kendi içerikleri üzerindeki kontrolü kaybetmeye başladığını göstermektedir” şeklinde tespitlerini dile getirdi.Öte yandan ülkemizde Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın öncülüğünde gerçekleştirilen ve başarılı olan bir çalışma var.
Bakanlık, sanatçıların ürettikleri eserlerin telif gelirlerini hakkaniyetli bir şekilde elde edebilmeleri için hem düzenleme hem de uygulama konusunda kararlı adımlar atarak soruna büyük oranda çözüm buldu.
Benzer bir şekilde sahipsiz görünen medyanın ürettiği benzersiz haber içeriklerinin de eser kabul edilerek, İletişim Başkanlığı'nın atacağı adımlar ve ilgili bakanlıkların sağlayacağı desteklerle bedava kullanılmasının önüne geçilebilir.
Böylece haber üreten gazeteciler de, halkın haber alma hakkı için kamusal bir görev ifa eden gazetecileri istihdam eden medya işverenleri de korunmuş olur.