Haber Detayı

Fenerbahçe kendi kuyruğunu kovalayan kedi gibi
Alican özcan nefes.com.tr
03/01/2026 05:00 (17 saat önce)

Fenerbahçe kendi kuyruğunu kovalayan kedi gibi

Demokrasi, insanlığın uzun yürüyüşünde zor kazanılmış bir haktır. Sandık, itiraz, çoğunluk, azınlık… Hepsi ağır bedellerle...

Demokrasi, insanlığın uzun yürüyüşünde zor kazanılmış bir haktır.

Sandık, itiraz, çoğunluk, azınlık… Hepsi ağır bedellerle öğrenildi.

Ama Fenerbahçe son yıllarda bu kavramı bir başka türlü tecrübe ediyor.

Kulüp, sandığa gitmekten yoruldu.

Beş yılda dördüncü, üç yılda üst üste üçüncü seçim...

Demokrasi Kadıköy'de artık bir erdem değil, bitmeyen bir mesaiye dönüştü.Fenerbahçe’nin kapısından içeri giren her başkan, daha ceketini asamadan tarihin sert rüzgarıyla yüzleşiyor.

Sadettin Saran da öyle oldu.

Ali Koç ile Aziz Yıldırım arasına sıkışmış uzun bir dönemin ardından, camia “yeni bir sayfa” demişti.Saran, üçüncü bir yol, vitrine konan taze bir umuttu.

Fakat Fenerbahçe bu; mutluluğun kendisine alerji yaptığı bir organizma.

Daha üçüncü ayda patlayan uyuşturucu soruşturması, Saran’ın isminin üzerine, o lanetli "beyaz toz" bulutunun çökmesi, sadece bir başkanın değil, bir camianın kaderindeki kara bahtın cilvesi.

Saran, "Sezon sonuna kadar buradayım" dedi.

Lakin sesindeki tını, koltuğuna yapışmış bir başkanın değil, fırtınada güvertede tek başına kalmış bir kaptanın çaresizliğini andırıyor.Kimilerine göre siyaset, kimilerine göre camia baskısı Saran'ı kongre sürecine sürükledi.

Kimin ittiği, kimin çektiği ise şimdilik flu.

Fotoğraf şimdilik netleşmedi ama Aykut Kocaman'ın dediği gibi, gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.Peki, şimdi ne olacak?

Fenerbahçe’nin ufkunu kaplayan bu sis perdesinin ardında kimler bekliyor?SARAN'IN KONUŞMASINDAKİ MESAJLARSaran’ın kongre kararını açıkladığı konuşma, bir başkan konuşmasından çok bir iç döküşü andırıyordu. "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" cümlesinde saklı ıstırabı yaşıyordu sanki.Saran, adli makamlara olan inancının tam olduğunu söylese de; ATK'deki testte pozitif çıkan maddeyi hayatı boyunca hiç görmediğini belirtmesi, özel bir laboratuvarda ikinci test yaptırması ve evinin üzerinde drone uçurulması ile 'birtakım medya organlarının asılsız iddialarla itibarsızlaştırma girişiminde bulunduğunu' ifade etmesi, kendisine bir "operasyon" çekildiğinin imasıydı, lakin cümleleri boğazında düğümlendi.Hukuken ortada kesinleşmiş bir karar yok.

Saran başkan.

Yetkisi var.

Ama Fenerbahçe’de başkanlık sadece hukuki bir mesele değil.

Orası vicdanla, algıyla, tribünle yürür. 'Kulübü bu gündemden uzak tutmak için kongre' kararı, bir fedakarlık gibi sunuldu ama gerçeği tam karşılamıyor.Eğer sezon sonunda şampiyonluk gelirse, rüzgar terse döner.

Aynı kalabalık, aynı kürsüde bu kez alkış tutar.

Ama Saran'ın ceza alma ihtimali, kulüp üyeliğinin ve başkanlığın ipini inceltiyor.

Hepsi Saran’ın boynunda görünmez bir ilmik gibi duruyor.ALİ KOÇ GERİ DÖNER Mİ?Bu belirsizlikte gözler ister istemez Ali Koç’a dönüyor.

Yedi yılın futbol karnesi zayıf ama kaybettiği seçimde sandıkta aldığı 12 bini aşkın oy hâlâ güçlü bir referans. 257 oy farkla, aslında kaybetmemiş, sadece kenara çekilmişti. 12 binin üzerinde insanın, bunca hüsrana rağmen sandığa gidip onun adını yazması, sosyolojik bir tez konusu.Seçimin ardından sergilediği soğukkanlılık, Saran hakkındaki soruşturmada destekleyici tavrı, “koltuk gitti ama nezaket kaldı” dedirtti.

Her ne kadar “dönmem” dese de, Türk futbolunda bu cümlelerin kesin hüküm olmadığını birçok kez yaşadık.

Bazen insan niyetini inkâr eder ama kader, başka bir kapıyı zorlar.Saran’ın sahneden çekildiği senaryoda, Ali Koç’un o "istenmeyen ama vazgeçilmeyen" koltuğa dönüşü, kaderin garip bir cilvesi olarak önümüzde duruyor.AZİZ YILDIRIM ZAYIF HALKAAziz Yıldırım ise bu hikâyenin ağır abisi.

Camianın hafızası, öfkesi ve geçmişi.

Sözü dinlenir, hatırası güçlü ama sandık artık eskisi gibi cevap vermiyor.Mazinin şanı, bugünün sandığını doldurmaya yetmiyor. 2018’de ve 2024’te sandıktan çıkan mesajı aldı.

Son seçimde Saran’ın etrafında örülen ittifakta onun da parmak izleri vardı.

Ancak bugün denklem farklı.

O yüzden sahneye çıkmıyor, kuliste duruyor.Saran gözaltına alındığında, 'AKP'nin futboldaki eli' olarak bilinen Konya Milletvekili Mehmet Baykan'ı ziyareti ve fotoğraf paylaşılması, camia nezdinde öylesine bir tesadüf olmaktan çok ötede.Aziz Bey, oyunun içinde olmasa bile, oyunun kurallarını fısıldayan bir rüzgar gibi esmeye devam ediyor.

Ancak Fenerbahçe tribünü siyasete karşı hassastır.

Bunu en iyi kendisi biliyor.

Üstelik bir kere kaşınırsa, silinmez bir iz bırakır.AYDINLAR UZAK İHTİMALMehmet Ali Aydınlar ismi geçtiğinde ise zaman bir anlığına 2011’e geri sarıyor. 3 Temmuz’un gölgesi hâlâ uzun.

Sonrasındaki barışmalar, sponsorluklar yarayı küçülttü ama izini silmedi.2013'te başkan adayı olduğunda, AKP tarafından desteklenmişti.

Siyasi operasyon iddialarının havada uçuştuğu bir iklimde, Aydınlar ismi fırtınayı dindirmek bir yana, kasırgayı davet etmek olur.

Her şeyin ötesinde, bu algının Fenerbahçe'de seçim kazandırması imkansıza yakındır.SÜRPRİZ ADAY: MOSTUROĞLUVe bir de adı çok anılmayan ama herkesin bildiği bir ihtimal var: Şekip Mosturoğlu.Yüksek Divan’ın başı, Metris’in soğuk duvarlarını tanımış, bedel ödemiş, camianın "sigortası".

O, kimsenin kavga etmediği, herkesin saygı duyduğu nadir, sakin liman.

Ne kahramanlık taslıyor ne de vitrine oynuyor.Belki favori değil, belki o ateşi tek başına harlayacak bir hatip değil; ama hem Koç’un hem Yıldırım’ın el sıkışabildiği nadir isimlerden.

Eğer kaos büyür ve gemi karaya oturursa, dümene geçecek olan o "akil adam" Mosturoğlu olabilir.Velhasıl; Fenerbahçe yine kendi kuyruğunu kovalayan bir kedi gibi, kendi kaosundan besleniyor.

Ülke insanının yorgunluğu, geçim derdi, gelecek kaygısı neyse; Fenerbahçe tribünlerin derdi de o.

Bir baba arıyorlar, bir huzur, bir istikrar.

Ama ufukta görünen yine sandık, yine seçim, yine o bitmek bilmez bekleyiş.

İlgili Sitenin Haberleri