Haber Detayı
‘Görüntümden dolayı kabul edilmediğimi bildiğim işler oldu’
25 senedir birçok film, dizi ve tiyatro oyununda rol aldı. Çok iyi yönetmenlerle çalıştı, ödüller kucakladı. “Okuldan mezun olduktan sonra ancak hayal edebileceğim bir ortamın göbeğindeydim. Tam olmak istediğim yerdeydim” diyor. Şimdi Kanal D’de yayımlanan ‘Güller ve Günahlar’ dizisinde oynayan Serdar Orçin’le buluştuk. Babasının karşı çıkmasına rağmen nasıl oyuncu olduğunu, meslekte yaşadıklarını, oyuncu Ece Dizdar’la evliliğini konuştuk...
Onunla yıllar sonra yeniden bir araya geliyoruz.
Hep çok kibar ve sakin biri, zaten kendini de şöyle anlatıyor: “Benim sinirlenmem uzun zaman alır.
Bir şeye çok öfkelenmem için arka arkaya olağanüstü birkaç şey olması gerek.” Renkli gözleri ve cool duruşuyla oldukça çekici ve aynı zamanda dolu dolu sohbeti olan Serdar Orçin’le başlıyoruz muhabbete...◊ Kariyerindeki işlere baktım, çok fazla dizi, tiyatro ve filmde çalışmışsın.
Altın Koza ve Afife gibi ödüllerin var.
Magazinde görünmeden de başarılı olunabileceğinin örneği gibisin.
Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde son sınıftayken Zeki Demirkubuz’un bir filminde rol almış, bir sene sonra da ‘Yazgı’ filminde başrol oynamıştım.
Ardından Ziya Öztan gibi bir efsanenin ‘Abdülhamid Düşerken’ filminde Mustafa Kemal’i oynadım.
Yine aynı şekilde bir başka efsane Erden Kıral’ın ‘Yolda’ filminde Erden Kıral’ın kendisini canlandırdım.
Serdar Akar’la ‘Barda’ filminde çalıştım. ‘Gülbeyaz’, ‘Mühürlü Güller’ ve ‘Gümüş’ gibi işler ardından geldi.
Şehir Tiyatrosu’nda oynamaya devam ediyordum.
Dolayısıyla 2000-2010 yılları benim için soluk almadan geçti.
Sonra tiyatro ve sinemada şahane işler içinde oldum.
Yani okuldan mezun olduktan sonra, o süreçte olmak istemeyi ancak hayal edebileceğim bir ortamın tam göbeğindeydim.
Daha başka bir yerde görünür ya da tanınır olmaya hiç ihtiyacım yoktu.
Tam olmak istediğim yerdeydim.
Evet, magazinel bir tarafım da pek yoktu.
Buna çok ihtiyaç da duymadım.◊ Saydığın işler ve 25 senelik deneyimden sona oyunculuk mesleği sana ne öğretti?
Oyunculuk aslında okulunu okuyup da artık bitti, “Ben oyuncuyum” diyebileceğin bir meslek değil.
Mezara kadar öğrenilmesi gereken şeyler var.
Dolayısıyla hayatı öğrenmek, hayatı okumakla ilgili bir kasın gelişiyor.
Yani oyunculuk hayatla ilgili bir şey ve devam ediyor, akıyor, bunu öğrendim.◊ Geçen yıllar içinde oyunculuğa dair birçok şey değişti.
Mesela sen bu işe başladığında sosyal medya yokken artık var.
Bu konuda nelerden rahatsızsın?Aslında birçok konuda olduğu gibi bu konuda da bilgi kirliliğinden rahatsızım.
Sosyal medyayı kullanma biçimi bazen, tırnak içinde söylüyorum; marketteki herhangi bir ürünü parlatmak gibi.
Hani aslında değeri o kadar değildir de sen onu öyle bir paketleyip süslersin ki o sadece birilerinin ulaşabildiği bir şeye dönüşür.
İşte bunu iyi yapanlar var, onlara hafif bir saygı duymakla birlikte, haksız bir rekabet olduğunu düşünüyorum.
Hiçbir şey değerinden daha fazla olmamalı.
Ama yapabilecek bir şey var mı, yok.
Tam da o çağdayız.
Kolunda on bilezik olan biri bazen hiçbir şey yapamazken sadece bir tek şeyi çok iyi yapan biri bütün kapıları açabiliyor.
Bundan biraz rahatsızım. ◊ Bir ara sosyal medyadaki takipçi sayısına göre dizilere alınan isimler olması eleştiriliyordu.
Sen yıllarını tiyatroya vermiş bir oyuncu olarak buna bozuluyor musun?Sadece kendi adıma değil ama çok bozuluyorum.
Bu işi meslek olarak seçmiş insanlara haksızlık olarak görüyorum.
Bu noktada kabahati seçilende değil, seçende buluyorum.
Bu seçimi yapan zihniyetin bakış açısını değiştirmesi gerekiyor. “Halk bunu istiyor ve izleyicisi çok oluyor” deniyor.
Böyle bir şey olmadığını da pratikte görüyoruz.
Konservatuvardan yeni mezun olmuş biri ne yapsın?
Hemen sosyal medyaya girsin ve birtakım şeylerle kendini mi parlatsın?
Yeni başlayan da 25 senedir bu işi yapan da dahil olmak üzere bu haksızlığa uğruyor.◊ Uzun zamandır setlerdesin, sahnelerdesin.
Hiç psikolojik ya da fiziksel şiddet ya da tacize maruz kaldın mı?Evet, henüz yolun başındayken oldu.
Görüntümden dolayı o sırada karar vericinin bakış açısına göre beğenilmediğim için kabul edilmediğimi bildiğim işler oldu.
Ama bu konuda erkeklerden ziyade kadınlar çok daha fazla mobbing’e uğruyor, zorbalanıyor.
Bunlarla ilgili mücadele verildi, tamamen değişti mi?
Hayır, değişmedi.
Anaakımda bunun değişmesi gerekiyor. 60 yaşında olması gereken biri yerine 45 yaşındakini oynatıyorlar. 40 yaşındaki bir kadını 6 çocuklu anne yapıyorlar.
Korkunç bir dengesizlik var.
İster kilolu, ister zayıf, ister peltek, ister kısa, zaafları olan, hepimiz gibi, yani sokaktaki gibi cast’lara (oyuncu kadrosu) geri dönülmesi gerek. ‘MANİPÜLATİF İNSANLARI HAYATIMIZA HİÇ SOKMAMALIYIZ’◊ Kanal D’de ‘Güller ve Günahlar’ devam ediyor.
Dizi çok iyi gidiyor.
Bu başarıyı bekliyor muydun?Evet, gerçekten iyi gidiyor.
Tabii böyle bir karşılık görmek çok mutluluk verici.
Senaryoyu okuduğumda hikâyenin sürükleyiciliği ve merak uyandıran kurgusunun mutlaka bir karşılık göreceğini düşünmüştüm.
Ancak bugünlerde bir dizinin tutup tutmayacağını tahmin etmek gerçekten güç.
Birçok parametre belirliyor tutmasını ya da tutmamasını.
Bizim dizinin kaderini biraz da ‘Kader’ belirledi gibi... “Kader’in babası kim” sorusunun ilgi çekeceğini, merak uyandıracağını tabii ki tahmin ediyordum.
Ama bu kadarını tahmin etmek gerçekten zor.
Tabii bu ilgi çekici senaryonun yanı sıra yapımın, rejinin, ışığın, sanatın, kurgunun, sette ve masada çalışan her birimin mahareti ve şahane bir oyuncu kadrosunun bir araya gelmesi seyircide karşılık bulmasını sağladı bence.◊ Karakter, kendinde nelerle yüzleşmeni sağladı?Kendimle bir yüzleşme gibi değil de, yeniden bir hatırlatma yaptı diyebilirim.
Etrafımızda yakın ya da uzak fark etmez, manipülatif insanlardan mümkün mertebe uzak durmalı, hatta hayatımıza hiç sokmamalıyız onları...◊ Peki, biraz tüyo versen, ‘Kader’in babası kim?Üzgünüm ama bunun cevabına ulaşmak için sen de seyircilerimiz de biraz daha bekleyeceksiniz.
Senaristlerimiz bunu heyecanın doruk yaptığı bir noktada açıklayacaktır diye düşünüyorum.◊ Her şeyi ne güzel sakin sakin anlatıyorsun.
Göründüğün kadar beyefendi misin?Öyleyim galiba.◊ Hiç sinirlenmez gibi bir duruşun var...
Sinirlenmem uzun zaman alır.
Benim bir şeye çok öfkelenmem için arka arkaya olağanüstü birkaç şey olması gerekiyor. ‘BİZ ECE’YLE PANDEMİ ÂŞIKLARIYIZ’◊ Bu yaz oyuncu Ece Dizdar’la evlendiniz. 5 yıllık bir ilişkiniz vardı.
Siz sette mi tanıştınız?Yok, aslında çok eski iki arkadaşız.
Her zaman görüşmezdik ama yıllar içinde birbirimizle çok defa karşılaştık.
Ece’yle ‘Beş Kardeş’ dizisinde oynarken yeni doğan çocuğuma altın takmaya bile gelmişti.
Sonra da festivallerde falan denk geldik ama aramızda bir şey yoktu.◊ Arkadaşlık nasıl aşka döndü?Biz Ece’yle pandemi âşıklarıyız.◊ Nasıl yani?Pandemiyle birlikte hayatımıza Zoom girdi.
O dönem ikimiz de Oyuncular Sendikası’nda yönetim kurulundaydık ve Zoom toplantıları yapıyorduk.
Bazı toplantılardan sonra ikimiz sohbeti kapatmamaya başladık.
Bir-iki derken bir gün karşılıklı Zoom açtık, bir-iki kadeh bir şeyler içip partiledik, dans ettik.
Sonra Zoom’da bayağı sarhoş olduk.
Birbirimize komik videolar attık.
Pandemi döneminde arada rahatlamalar oluyordu, o sırada ilk defa buluşup bir şey yedik.◊ Yüz yüze gelince olacak mı, olmayacak mı tereddütleri yaşadınız mı?
Biz Zoom’da hepsini konuşmuştuk.
Olur da işler yolunda gitmezse birbirimizi çok da kırmayız diye de söyledik.◊ Pandemi bitince ne oldu?Koşarak tatile gittik.
Ama çevremiz biraz geç öğrendi, önce yakın çevremizden birkaç arkadaşımıza ifşa olduk.
İstanbul’da görüşmeye devam ettik.
Bir senenin sonunda Sevinç Erbulak’ın düğününde süslenip püslenip birlikte herkesin önüne çıktık.◊ Ece’de seni çarpan ne oldu?
Böyle sevgi ve merhamet yumağı birini hayatımda görmedim.
Karşısındakine değerli olma halini yaşatıyor.
Bir de yaşama tutunma ve kendini var etme gücü çok etkileyici.
Ece’nin trajik bir hikâyesi var, bilenler bilir.
Anne-babasını 17 yaşındayken 1999 depreminde kaybetmiş.
Sonra tek başına kalmış, kariyerini yapıp mücadele vermiş. “Hayat bana bunu yaptı, bu hayatın canına okuyacağım” gibi öfkeli bir yerden değil, bunu sevgiyle örerek, güçlü bir şekilde duruyor olmasına âşığım.◊ Önceki evliliğinden 10 yaşında bir kızın var, Bahar.
Görüşüyorsunuz değil mi?Tabii, kızımla da eski eşimle de aram çok iyi, onlar hâlâ benim için çok kıymetli.
O ‘Baharım’, Ece de ikinci baharım. ‘ANNEM KAHRAMANDIR’◊ Bayburt’ta doğmuşsun.
Nasıl bir aileydi?
Babam Almanya’da çalıştı, yurtdışı emeklisi.
Annem ev hanımı.
Babam yurtdışındayken babaannem, annem ve üç ablam aynı evin içindeydik, bir de bize göz kulak olan halam vardı.◊ Bu kadar kadın ağırlıklı bir evde büyümek hayatına nasıl yansıdı?
Olağanüstü bir güzellik kattı haya- tıma.
Her zaman kadının yanındayımdır.
Bir kere annem kahramandır.
Bayburt’ta, üç kız, bir erkek çocuk büyüttü ki yaşamayan kardeşlerim var.◊ Neden kaybetmişler hayatlarını?Üç doğup yaşayamayan erkek kardeşim var.
Erkekler doğuyor ve ölüyorlar, tek yaşayan ben olmuşum.
Ben de onun için bu kadınlar tarafından sevmelere doyulamadım.◊ Kaç yaşına kadar Bayburt’ta kaldın?İlkokul 5’inci sınıfa kadar, sonra İstanbul’a gittik. ◊ Oyunculuk nasıl girdi aklına?
Bir gün okulun oyununu izlemeye götürdüler bizi.
Ben izlediğim şey karşısında çarpıldım.
Kendime ‘Seneye mutlaka orada olacağım’ dedim ve öbür sene çalışmalara katıldım.
Meğer bizim okul her sene lise tiyatroları yarışmasında ya 1’inci ya 2’nci olan bir grupmuş.
Orada bir anlamda yarı konservatuvar bitirdim gibi oldu.
Oradaki disiplinlinin ardından Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne girdim.◊ Baban bu kararına çok kızmış diye duydum, doğru mu?Evet, babam o sırada Almanya’daydı. 1’inci sınıfı bitirdiğimde döndü; “Bunu yapması için cesedimi çiğnemesi lazım” dedi.◊ Sonra nasıl ikna oldu?Olmadı, o yıllar boyunca aramız çok bozuktu.
Son sınıfa doğru ipler kopma noktasına geldi.
Ben artık evde değil, arkadaşlarımda kalıyordum.
Mezun olduktan sonra Şehir Tiyatrosu’na girdim, ilk defa orada bir oyunuma geldi, sonra ‘Yazgı’ filmiyle her şey değişti.
Babam izledi, “Olmuş bu iş” dedi.