Haber Detayı

Piyasalarda Venezuela tedirginliği
Yazarlar hurriyet.com.tr
04/01/2026 06:28 (1 gün önce)

Piyasalarda Venezuela tedirginliği

Yıl, 2025’ten miras kalan jeopolitik gerginliklerle başladı. ABD’nin Venezuela’yı vurması, piyasalarda ‘Olay hava saldırısıyla sınırlı kalır mı veya genişler mi’ tedirginliğini öne çıkardı. Şimdi gözler Çin ve Rusya’da olacak. Jeopolitik gerilim, yatırımcıların güvenli limanlara yönelmesi demek. Venezeula en yüksek petrol rezervine sahip ülke ancak olay petrol ile sınırlı kalmaz. Gerginlik altın ve buna bağlı olarak gümüş ile diğer kıymetli madenleri de etkileyebilir.

YENİ yıla Trump hızlı bir giriş yaptı.

Geçen yılın ilk günlerinde gündem gümrük tarifeleriydi.

Bu yıl ise, ABD’nin Venezeula’yı vurmasıyla jeopolitik gelişmelerin etkisinde başladı.

Zaten bir süredir tehdit ediyordu.

Olay hava saldırısı şeklinde kalırsa etkileri sınırlı olabilir.

Ancak geçtiğimiz günlerde Çin ve Rusya açık bir uyarıyla “Venezuela’nın yanındayız” demişti.

Hatta Rusya, “Venezuela bizim müttefik ve ortağımızdır” diyerek daha üst noktada bir destekten söz etmişti.

Bu açıdan Rusya ve Çin olaya müdahil olursa, ekonomik ve siyasi sonuçları çok farklı olur.GÜVENLİ LİMANLAR ETKİLENEBİLİRVenezeula en yüksek petrol rezervine sahip ülke konumunda.

Ancak olayın etkileri petrol ile sınırlı kalmaz.

Artacak güvenli liman ihtiyacı nedeniyle altın ve buna bağlı olarak gümüş ile diğer kıymetli madenleri de etkileyebilir.

Her ne kadar Rusya-Ukrayna ve Gazze konusunda insiyatif alıp barış çabası gösterse de Trump, başkan olduğu günden bu yana gerilim politikasını hiç bırakmadı. ‘Savaşta ve barışta ben varım’ dercesine süper güç rolünü oynamaya devam ediyor.Pazartesi (yarın) piyasalar Venezuela gündemiyle açılacak ve haliyle dikkatler petrol ve altın fiyatlarında olacak.

Diğer yandan, İran’da yüzde 48’e ulaşan enflasyon, riyalin değer kaybı ve ekonomik gerekçeler ile başlayan gösterilerle birlikte Trump’ın İran’a da müdahale tehditleri var.

Dileriz olmaz ama; Venezuela’nın üzerine bir de İran’a müdahale söz konusu olursa olay çok farklı mecralara taşınır.

İran, Rusya ve Çin ile işbirliği halinde.Bir diğer kanayan yara olan Rusya-Ukrayna arasında ise Trump’ın barış çabalarına hatta ‘yüzde 90 anlaşma sağlandı’ açıklamalarına rağmen karşılıklı saldırılar sürüyor.

Anlaşılan piyasalar bir süre jeopolitik gelişmelerin etkisinde kalacak.

Yarın sabaha kadar olay daha fazla netlik kazanır, piyasalar da ona göre gardını alır.

Ancak altın, gümüş ve petrolü daha fazla konuşacağımızı şimdiden söylemek mümkün.BAKIR YAKINDAN TAKİP EDİLMELİJeopolitik gelişmeleri hariç tutsak dahi, parlak geçen 2025 yılının ardından bu yıl da kıymetli metaller hep takipte olacak.

Japonya hariç küresel ölçekte düşük faiz ortamının sürecek olması, jeopolitik risklerin gündemden düşmemesi, dolar ve ABD tahvillerine olan güvenin azalmasına bağlı olarak altın, gümüş, platin ve paladyum gibi emtialara ilgi devam edebilir.

Bu yıl bunlara bakırın da eklenmesi olası görülüyor.

Görünen o ki yatırımcılar kâğıtlar yerine reel varlıklara daha fazla ilgi gösterecek gibi.

Bu algı önümüzdeki aylarda değişir mi, yeniden dolar ve ABD tahvili öne çıkar mı?

Bu olasılığı da çok yabana atmayıp bir kenarda tutmak lazım.

Zira halen dünya ticaretinin ve dış borçlanmaların yarısı dolar üzerinden gerçekleşiyor.

Aynı şekilde merkez bankaları rezervlerinin yarısından fazlası halen yine ABD doları ve tahvillerinden oluşuyor.

ABD doları ve tahvillerine bir güven kaybı ve ilgi azalımı olsa da bu yapı kısa sürede kolay kolay değişemez.

Yerini alacak bir başka finansal varlık henüz ciddiyet kazanmış değil.Diğer taraftan küresel borsalardaki yükselişin gücünü ekonomik büyümelerden daha çok faizlerdeki düşüşten alması, önemli bir detay.

Gümüş fiyatlarındaki aşırı yükselişe bağlı olarak enerjide onun yerine bakırın ikame edileceği algısı henüz çok güç kazanmış görülmüyor.

Endüstriyel bir ürün olmasının yanında altın, gümüş başta olmak üzere emtiaları piyasalar güvenli limanlar olarak görüyor.Petrol fiyatlarında ise düşüş eğilimi sürüyor.

Jeopolitik gelişmelere bağlı olarak tepki çıkışları olsa da arz fazlası, zayıf talep fiyatlaması korunuyor.

Önümüzdeki hafta piyasalarda jeopolitik gerginliklerin yanı sıra veri akışı yoğun olacak. 6 Ocak’ta Almanya, 7 Ocak Euro bölgesi, 9 Ocak Çin enflasyon verileri (TÜFE), yine 9 Ocak’ta ABD tarım dışı istihdam verileri açıklanacak.BORSADA ZİRVEYE DİKKAT Borsada kâr satışlarının ardından tepki çıkışı devam ediyor.

İlk dirençler 11.500 ve 11.605 seviyelerinde. 11.605 zirve olması açısından daha önemli.

Bu seviye geçilirse orta dönemli bir hareket için güç kazanılmış olacak. 11.700-11.750 ara direnç olmak üzere 12.200-12.300 sonraki önemli direnç noktaları.

İlk destekler ise 11.300 ve 11.150 seviyelerinde. 11.150 seviyesi daha önemli.

Endekste çıkış  hareketi gücünü korumakla birlikte 11.605 zirvesi geçilemediği taktirde satışla karşılaşabilir.BORSA YENİ YILA İYİ BAŞLADI Zayıf geçen 2025 yılının ardından Borsa İstanbul 2026’ya iyi başladı.

Geçen yıl küresel borsalarda en zayıf performans gösterenler arasında yer almıştı.

Daha iyi bir getiri için yerli ve yabancı yatırımcıların ilgisinin artması belirleyici olacak.

Son haftalarda kısmen de olsa hisse senetlerine bir yabancı girişinden söz etmek mümkün.

Dört haftalık yabancı alımları 819 milyon doları buldu.

Geçtiğimiz yıl yüksek faiz nedeniyle daha çok tahvil ve bonoya ilgi göstermişlerdi.

Dezenflasyon sürecine bağlı olarak TCMB’nin devam eden faiz indirimleri, yatırımcıları henüz çok fazla cezbetmiş görülmüyor.

Ancak faizin daha da düşmesi karşısında hisselere ilginin artması beklenebilir.- Yıla iyimser bir görünüm ile başlayan Borsa İstanbul’da ABD’nin Venezuela’yı vurmasıyla öne çıkan jeopolitik gelişmelerin etkisi hissedilebilir.- Hem küresel ölçekte hem de Türkiye’de faizlerdeki düşüşün devamı bekleniyor.

Bu durumda 2025 yılını reel olarak kayıpla kapatan Borsa İstanbul’un ciddi bir alternatif olarak öne çıkması olasılığı mevcut.

Bir de güven sorunu aşılabilirse iyi olacak.

Enflasyon muhasebesi devam etse de düşen enflasyon ile bilançolar üzerindeki etkileri azalabilir.

Son dönem bilançolarında bu durum gözlenmeye başlandı.

İyi kâr eden şirketler bile geçen yıl baskı altında kaldı.

Bankalar dahil lokomotif bazı şirketlerin fiyat kazanç oranları oldukça düşük.

Bu görünümün kazanca dönüşmesi için talep artışı yanında dış piyasalardaki iyimserliğin sürmesi ve içeride siyasette sakin bir görünüm önemli olacak.- İçeride ilk sıcak gündem ise yarın açıklanacak aralık ayı enflasyon verileri.

Cuma günü İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) açıkladığı aralık ayına ait fiyat endeksi aylıkta yüzde 1.23 ile kasımın biraz üzerinde geldi.

Türkiye için ise aralık ayındaki beklentiler yüzde 0.96, yıllıkta ise yüzde 31 olarak şekillenmiş durumda.

Yılbaşında gelen yönetilen ve yönlendirilen fiyat artışlarına (kamu zamları) bağlı olarak her yıl olduğu gibi ocak enflasyonu yüksek gelecek.

Ancak genel seyri bozmayacağı ve istisna olacağı varsayımıyla piyasalar üzerindeki etkileri sınırlı kalabilir.- Enflasyon tarafında çok sapma olmadıkça TCMB faiz indirim sürecini fazla aksatmaz.

Bu açıdan 22 Ocak’taki toplantıda TCMB’den 200 baz puana kadar indirim bekleyenler çoğunlukta.

Bu durumda dikkatler en kârlı ve faize en duyarlı sektör olan bankalarda olacak. 23 Ocak’ta ise Fitch ve Moody’s Türkiye’nin kredi notunu açıklayacak.

Kredi notundaki bir iyileşme piyasalar için ayrı bir fiyatlama konusu olabilir.Yukarıda yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir, yatırımcı profilinize uymayabilir.

İlgili Sitenin Haberleri