Haber Detayı
‘Kilo veremiyorum’ diyenler dikkat... ‘Metabolik fren’ zayıflatmıyor
'Su içsem yarıyor’, ‘Ne kadar az yesem de kilo veremiyorum’ yakınmalarının nedenini Beslenme ve Diyet Uzmanı Prof. Dr. Barış Öztürk açıkladı: “Özellikle pandemiyle birlikte pek çoğumuzun vücudunda metabolik fren devreye girdi. Az yemek yesek de kilo veremiyor, hatta alabiliyoruz.”
Hürriyet’e konuşan Beslenme ve Diyet Uzmanı Prof.
Dr.
Barış Öztürk, pandeminin kilo vermeyi zorlaştırdığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Pandemi ile birlikte insanlarda stres düzeyi yükseldi.
Stres uykusuzluğa neden olur.
Uykusuzluk ise açlık-tokluk hormonlarını etkiler.
Bu nedenle pek çoğumuzun vücudunda metabolik fren devreye girdi.
Az yemek yesek de kilo veremiyor, hatta alabiliyoruz.
SAVUNMA MEKANİZMASIMetabolik fren, vücudun hayatta kalma refleksiyle devreye soktuğu doğal bir savunma mekanizmasıdır.
Uzun süreli diyetler, sürekli kalori kısıtlaması, sık sık kilo verip geri alma döngüsü, yoğun stres, uykusuzluk, kan şekeri dalgalanmaları, hormonal dengesizlikler ve inflamasyon (bağışıklık sisteminin her türlü bakteri, virüs ve toksik kimyasallar gibi canlı ve cansız etkenin verdiği hücresel hasara karşı tepkisidir) vücuda bir tehlike mesajı verir.
Vücut bu mesajı aldığında kilo vermeye çalışmaz, tam tersine enerji tasarrufuna geçer.
Metabolizma yavaşlar, yağ yakımı zorlaşır, su ve yağ tutulumu artar.
Bu, kişinin başarısızlığı değil, biyolojinin verdiği doğal bir tepkidir.
Gözden Kaçmasın Obezitede biyolojik tedavi dönemi Haberi görüntüle TARTI KIPIRDAMAZ BİLEBirçok kişi kilo veremediğinde çözümü daha az yemekte ya da daha fazla spor yapmakta arar.
Ancak metabolik fren devredeyken bu yaklaşım çoğu zaman durumu daha da zorlaştırır.
Vücut kendini daha büyük bir tehdit altında hisseder, metabolizma daha da yavaşlar, stres hormonu yükselir, insülin direnci artabilir.
Tartı kıpırdamaz, hatta bazen kilo artışı ya da ödem görülebilir.
Açlık atakları, tatlı isteği, duygusal yeme davranışı sıklaşır.
Kişi iradesiz olduğunu düşünürken aslında vücut hayatta kalmaya çalışıyordur.”NE YAPMALI- Metabolik fren devredeyken vücuttan performans beklemek, el freni çekili bir arabaya gaz vermeye benzer.- Kalıcı ve sağlıklı kilo kaybı vücudu zorlamakla değil, vücudun kendini güvende hissetmesiyle başlar.
Çünkü metabolizma ancak tehdit algısı ortadan kalktığında yağ yakımına izin verir.- Kan şekerinin dengelenmesi, inflamasyonun azaltılması, hormonların desteklenmesi, yeterli ve doğru beslenme, stresin azalması ve uyku kalitesinin artması metabolik freni yavaş yavaş çözer.
Bu noktada ketomiks diyet, metabolik frenin çözümünde en doğru yaklaşımlardan biridir.- Ketomiks diyet, vücudu sürekli alarm halinde tutan kan şekeri dalgalanmalarını ve inflamasyonu sakinleştirirken, histamin birikimine bağlı ödemi ve bölgesel direnci azaltır, böylece beden kendini güvende hisseder ve kilo kaybı bir mücadele değil, doğal bir sonuç haline gelir.- Bu bakış açısı kilo verme sürecine farklı bir yerden bakmayı öğretir.
Gözden Kaçmasın İstanbul'da tanker lodosun etkisiyle sahile sürüklendi Haberi görüntüle UYKUSUZLUK KİLO NEDENİMetabolizma irade ile değil, hormonlarla yönetiliyor.
İnsülin, kortizol, tiroit hormonları, leptin ve ghrelin gibi hormonlar dengede değilse yağ yakımı doğal olarak yavaşlar.
Kişi listeye uyduğunu, kaçamak yapmadığını söylese bile sonuç alamayabilir.
Özellikle insülin direnci geliştiğinde yağ yakımı zorlaşır ve vücut, yağı adeta hapseder.
Bu durum ‘Az yiyorum ama veremiyorum’ cümlesiyle sıkça ifade edilir.
Kronik stres metabolik freni güçlendiren en önemli faktörlerden biridir.
Uzun süre yüksek seyreden stres hormonu, özellikle karın bölgesinde yağlanmayı kolaylaştırabilir, ödemi artırabilir ve uyku kalitesini bozabilir.
Uyku bozulduğunda ise açlık ve tokluk hormonları da etkilenir.
Kişi gün içinde daha aç hisseder, daha çabuk yorulur ve kendini kontrol etmekte zorlanır.
Pandemide bu süreci pek çok kişi yaşadı.
Hatta yaşamaya devam ediyor.
Bu dönemde işlenmiş besin tüketimi ciddi arttı.
Asıl kırılma noktası da burası.
Evde hızlı pratik çözümler çoğaldı.
Paketli atıştırmalıklar, dondurulmuş-yarı hazır ürünler, soslar, ‘fit’ görünümlü protein barlar, aromalı içeceklerin tüketimi arttı.