Haber Detayı
Biyolojik saatteki bozulma demans riskini artırıyor
Yeni bir araştırma, vücudun iç saati olarak bilinen sirkadiyen ritimdeki zayıflama ve düzensizliklerin demans riskini önemli ölçüde artırabileceğini ortaya koydu. Günlük aktivitesi günün ilerleyen saatlerinde zirve yapan kişilerde riskin yüzde 45 daha yüksek olduğu belirlendi.
Vücudun biyolojik saatindeki bozulmaların demans riskini artırabileceği tespit edildi.
Amerikan Nöroloji Akademisi’nin tıp dergisi Neurology’de 29 Aralık 2025’te yayımlanan çalışmaya göre, daha zayıf ve düzensiz sirkadiyen ritimlere sahip bireylerin ilerleyen yıllarda demans geliştirme olasılığı anlamlı biçimde yükseliyor.Araştırma kapsamında 2 binden fazla yaşlı birey, yaklaşık 12 gün boyunca küçük monitörler taşıdı.
Bu cihazlar sayesinde katılımcıların günlük dinlenme ve aktivite düzenleri ayrıntılı şekilde takip edildi.
Katılımcılar daha sonra yaklaşık üç yıl boyunca izlendi ve bu sürede 176 kişiye demans tanısı konuldu.SİRKADİYEN RİTİM NEDİR?Sirkadiyen ritim, vücudun 24 saatlik uyku-uyanıklık döngüsünü yöneten biyolojik zamanlama sistemi olarak tanımlanıyor.
Hormon salınımı, sindirim ve vücut ısısı gibi birçok temel işlev bu iç saat tarafından düzenleniyor.
Beyin tarafından kontrol edilen bu sistem, özellikle ışık gibi çevresel sinyallere duyarlı çalışıyor.Güçlü sirkadiyen ritimlere sahip bireylerde uyku ve aktivite düzeni daha istikrarlı seyrederken, zayıf ritimler vücudu günlük değişikliklere karşı daha hassas hale getiriyor.YAŞLANMA VE DEMANSLA BAĞLANTIÇalışmanın yazarlarından Wendy Wang, yaşlanmayla birlikte sirkadiyen ritimlerde değişimler görüldüğünü ve bu bozulmaların demans gibi nörodejeneratif hastalıklar için risk faktörü olabileceğini belirtti.
Wang, daha zayıf ve parçalanmış ritimlere sahip bireylerin yanı sıra, günlük aktivitesi günün ilerleyen saatlerinde zirve yapan kişilerde de demans riskinin arttığını vurguladı.ÇALIŞMA NASIL YAPILDI?Araştırma, başlangıçta demans tanısı bulunmayan ve ortalama yaşı 79 olan 2 bin 183 yetişkin üzerinde gerçekleştirildi.
Katılımcıların yüzde 24’ü siyah, yüzde 76’sı beyaz bireylerden oluştu.Katılımcılar, göğüs bölgesine takılan küçük kalp monitörlerini ortalama 12 gün boyunca taşıdı.
Elde edilen verilerle sirkadiyen ritmin gücü ve düzenliliği analiz edildi.
En güçlü ritme sahip grupta 728 kişiden 31’ine demans tanısı konulurken, en zayıf ritme sahip grupta bu sayı 727 kişide 106 olarak kaydedildi.Araştırmacılar, en zayıf ritme sahip bireylerin demans riskinin yaklaşık 2,5 kat daha fazla olduğunu hesapladı.
Ritmin gücünde her bir standart sapma düşüşünün ise demans riskini yüzde 54 artırdığı belirlendi.AKTİVİTENİN SAATİ DE ÖNEMLİAraştırma, günlük aktivitenin hangi saatte zirve yaptığına da odaklandı.
Aktivite düzeyi öğleden sonra saat 14.15 ve sonrasında zirve yapan bireylerde demans riskinin, daha erken saatlerde zirve yapanlara kıyasla yüzde 45 daha yüksek olduğu saptandı.
Erken zirve grubunda demans görülme oranı yüzde 7 iken, geç zirve grubunda bu oran yüzde 10 olarak kaydedildi.Araştırmacılar, geç aktivite zirvesinin biyolojik saat ile çevresel ışık-karanlık döngüsü arasındaki uyumsuzluğu yansıtabileceğini belirtti.OLASI MEKANİZMALAR VE GELECEK ÇALIŞMALARWang, sirkadiyen ritim bozukluklarının iltihaplanmayı artırabileceğini, uyku düzenini bozabileceğini ve demansla ilişkili amiloid plaklarının beyinde birikmesine yol açabileceğini ifade etti.
Ayrıca bu bozulmaların, amiloidin beyinden temizlenmesini de zorlaştırabileceği değerlendiriliyor.Araştırmacılar, ışık terapisi ve yaşam tarzı değişiklikleri gibi sirkadiyen ritmi hedefleyen müdahalelerin demans riskini azaltıp azaltamayacağının gelecekte yapılacak çalışmalarla incelenmesi gerektiğini vurguladı.Çalışmanın sınırlamaları arasında uyku apnesi gibi uyku bozukluklarına ilişkin verilerin değerlendirmeye dahil edilmemesi yer aldı.
Bu durumun sonuçlar üzerinde etkili olabileceği belirtildi.