Haber Detayı
Trump'la emperyalizm 2.0: Iwo Jima'dan Delta Force'a bu mesajlar kime
Gözde Sula yazdı...
Pasifik Okyanusu’nda küçük, volkanik yapıda bir ada var: Bu ada II.
Dünya Savaşı’nda büyük bir kırılma noktasına işaret eder:1945 yılında ABD ile Japonya arasında yapılan en kanlı muharebelerden biri bu adada meydana geldi.
Ada, Japonya ana karasına giden hava yolu üzerinde bulunuyordu ve Japon ordusu tarafından bir kale haline getirilmişti.
ABD bu adayı almak istiyor, Japonya’yı bombalayan B-29 uçakları için acil iniş ve avcı uçağı üssü kazanmaya çalışıyordu.Savaş 19 Şubat – 26 Mart 1945 arasında sürdü.
Her ne kadar sonuç askeri olarak ABD’nin lehine olsa da bedeli son derece ağırdı: 6 bin 821 ölü, 20 bine yakın yaralı, 494 kayıp… Japonya ise yaklaşık 21 bin askerini kaybetti, neredeyse tamamı öldü.Muharebe henüz devam ederken 23 Şubat günü 6 ABD askeri adadaki Suribachi tepesine bayrak dikerek günümüze kadar gelecek bir mit yarattı.23 Şubat 1945Ancak o askerler öldü, bayrak indirildi.
Askerler kahraman ilan edildi. 23 Nisan 1945’te savaş fotoğrafçısı Joe Rosenthal bir müfrezeyi bayrağı yeniden dikerken görüntüledi.23 Nisan 1945O adanın adı Iwo Jima idi.
Rosenthal’ın çektiği fotoğraf, Washington’a deniz piyadeleri anıtı olarak dikildi.
Verdiği mesaj “geri dönüş yok” şeklinde okunuyor.Washington'daki anıtİkinci Dünya Savaşı bitti, Soğuk Savaş dönemi başladı.1960 yılına gelindiğinde ABD Donanması Iwo Jima adı verilen ilk amfibi hücum gemisini denize indirdi. 1961 yılında kullanıma sokulan gemi deniz piyadelerini helikopterlerle karaya taşıyordu.
Bir anlamda ‘ayak basmadan’ güç gösterisi…USS Iwo Jima (LPH-2)Aynı gemi 1969 yılında uzay istasyonundan dünyaya dönen Apollo 8 ve Apollo 13 astronotlarını denizden almak için kullanıldı.
Verilen alt mesaj ‘USS Iwo Jima, uzaya bile temas ediyor’ ile hedefi SSCB idi.Ilk USS Iwo Jima gemisi 1993 yılında emekliye çıkarılana dek ‘askeri güçle teknolojik üstünlük’ şovunun önemli bir sembolüydü.USS Iwo Jima (LHD-7)21.
Yüzyıla gelindiğinde ikinci USS Iwo Jima sahneye çıktı. 2001 yılında hizmete alındı.
Irak, Afganistan, Doğu Akdeniz, Ortadoğu gibi kritik bölgelerde tahliyeler için kullanıldı.Donald Trump ABD Başkan seçildiği ilk dönem Iwo Jima’yı Karayipler’e gönderdi.
Maduro’nun meşruiyetini tanımıyor, Monroe Doktrini’ni sürekli masada tutuyordu.
İkinci başkanlık döneminde Iwo Jima’yı yeniden Karayipler’e yolladı.3 Ocak günü Venezuela’ya yapılan operasyon sonrası Maduro ve eşi esir alındı.
ABD basını sessizdi, gözler Trump’tan gelecek açıklamaya çevrilmişti.
O açıklamadan birkaç dakika önce Maduro’nun Iwo Jima gemisindeki fotoğrafını yayınlayarak en iyi bildiği yöntemi kullanmış oldu: Görsel gövde gösterisi.Operasyonun Delta Force detayı da buna benzer bir mesaj taşıyor.Venezuela’dan ilk haberler gelmeye başladığında ‘Delta Force’ varlığı konuşulmaya başladı.
Ülkede gece olduğu için karanlık, görüntüler net değildi.
Gün aydınlandığında operasyonu Delta Force’un yaptığı ortaya çıktı.Dünya basını Delta Force adını duyunca kas hafızası devreye girdi: Panama’da Noriega döneminin sonlandırılması, Somali operasyonları, Irak ve Saddam’ın düşüşü, Escobar'ın yakalanması, Afganistan harekatları ve terör örgütü lideri Usame Bin Ladin’in yakalanması…Hepsinde ABD tarafından Delta Force adı parlatılmıştı.Maduro’nun esir alındığı operasyonda da aynısı oldu: Trump, akşam saatlerinde yaptığı konuşmada gelişmeleri “II.
Dünya Savaşı’ndan beri en görkemli zafer” diye tanımlıyor, Delta Force’u öve öve bitiremiyordu.
Yine bir markasını konuşturuyor, şov odaklı ‘Donroe’ doktrinini öne çıkarıyordu.Propaganda içinde propaganda…Trump yine bildiğini okuyor; siyaseti imgelerle kuruyor.
Her hamlesi planlanmış bir sahne içeriyor.Paylaştığı ilk Maduro fotoğrafında yine ABD ile kemikleşmiş bir markanın ‘tesadüfi’ varlığı, ardından gelen her yeni karede kıyafetinin ‘değiştirildiği’ algısı cabası…Ancak yayımlanan Epstein belgelerinin artması ve Trump ile sıradan bir arkadaşlık olmadığının netleşmesi göz önüne alınınca kafa karışıklığı yaşanmıyor değil.Bunu bir ‘ABD’ filmi ile örneklemek mümkün: 1997 yapımı 'Wag The Dog' adlı filmde ABD Başkanı, seçimlere günler kala bir skandala karışır.Skandalın üstünü örtmek için Beyaz Saray’ın iletişim ekibi, bir medya danışmanı ve bir Hollywood yapımcısıyla anlaşır.
Krizi çözmek için aldıkları karar ‘hayali bir dış düşman yaratmak ve sahte bir savaşı canlıymış gibi üretmek’tir.Medya danışmanını Robert De Niro, Hollywood yapımcısını Dustin Hoffman canlandırıyor.İyi seyirler…Gözde SulaOdatv.com