Haber Detayı

‘Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar çok tesadüf yaşanmaz’
Kelebek hurriyet.com.tr
04/01/2026 07:00 (5 gün önce)

‘Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar çok tesadüf yaşanmaz’

Behiç Ak yeni kitabı ‘İstanbul Senin Olacak’ta geçmişe duyduğu özlemin peşinden koşan, koşarken de İstanbul’un sokaklarında bazen bir flanör, bazen bir zaman yolcusu gibi dolaşan Mehmet T.’nin hikâyesini anlatıyor.

Geçmişe özlem duyan insanlar ne yapar?

Geride bırakamadıklarımıza rağmen yol almamız mümkün mü?

Özgür olmak ne demek?

Karikatürist ve yazar Behiç Ak yeni kitabı ‘İstanbul Senin Olacak’ta tüm bu soruların yanıtlarının peşine düşüyor.

Yazarla buluştuk, yeni kitabını konuştuk...◊ ‘İstanbul Senin Olacak’ta bir İstanbul anlatısı mı okuyoruz, yoksa şehir üzerinden anlatılan bir insan hikâyesi mi?İstanbul burada karakterlerden biri.

Eğer onunla ilişki kuramazsanız, sizi sırtından atmaya çalışıyor sürekli.

İyi bir ilişki kurarsanız da şehirle hemhal olup yaşıyorsunuz.

Benim tüm hayatım İstanbul’da geçti.

Yıllar içinde bu şehrin nasıl kullanılabileceğini çok iyi öğrendim.◊ ‘Şehri kullanmayı’ nasıl öğrendiniz?

Halkla hemhal olarak.

İstanbul her sınıftan insanın birbiriyle kaynaşarak yaşadığı bir şehirdi ve ben de bunu göze alarak yaşadım.

İnsanlarla ilişki kurmayı, sohbet etmeyi, vakit geçirmeyi; sadece bir yerden bir yere ulaşmak için değil, şehrin içinde dolaşmak için zaman harcamayı seçtim.

Çok yürüdüm, çok vapur kullandım, şehrin merkezlerinde ve tarihi bölgelerinde dolaştım.◊ Şehrin bu çokkatmanlı yapısı yazma motivasyonunuzu ve hikâye kurma biçiminizi nasıl etkiledi?İstanbul bir tesadüfler şehri.

Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar çok tesadüf yaşanmaz.

Bu şehirde çok fazla hikâye var.

Farklı insanlar, gelir dağılımları, kültürel uçurumlar bir araya gelince ortaya anlatılacak güçlü bir atmosfer çıkıyor.

Bu da insanı hikâye anlatıcılığına teşvik ediyor.◊ ‘İstanbul bir tesadüfler şehri’ dediniz...İstanbul’u belli bir hızda yaşamak gerekiyor; çok hızlandığınızda şehirden aldığınız tat ortadan kalkıyor.

Bir yavaşlık hali şart.

Şehrin içinde bir flanör gibi dolaşırsanız, sokakta gördüğünüz insanlara takılırsanız, onlarla konuşmaya çalışırsanız, şehir size sürekli yeni kapılar açıyor.'Beyoğlu özgürlükçü bir yer'◊ Kitap, bugünün İstanbul’una mı yoksa artık var olmayan, geçmişte kalan bir İstanbul’a mı sesleniyor?Ben çok büyük bir fark görmüyorum.

Elbette şehir artık bir metropol, bir ‘koridor’; insanların gelip geçtiği, yerelliğe karşı küresel sektörlerin baskın olduğu bir yapı var.

Ama bu yeni bir durum değil; İstanbul tarih boyunca hep insanların gelip geçtiği bir yer oldu.

Bugün de bu akış devam ediyor.

Özellikle Beyoğlu ve Galata gibi bölgelerde bu kozmopolit yapı hâlâ hissediliyor.

Beyoğlu insanı değişmeye zorlayan, özgürlükçü bir yer; bu hissi başka bir yerde bulmak zor.◊ Özgürlük kitap boyunca da işlediğiniz bir tema olarak öne çıkıyor.

Sizin için özgür insan kimdir?

Mutlak bir özgürlük diye bir şey yok; zaten olsaydı bu, başka bir tür kölelik anlamına gelirdi.

Benim için özgürlük, insanın kurduğu ilişkilerde yaratıcı bir şey üretebilmesiyle ilgili.

Eğer bu üretim canlıysa, değişkense, insanı geliştiriyor ve hayatında izler bırakıyorsa, işte o insanı gerçekten mutlu eden şey ortaya çıkıyor.

Buna özgürlük diyebiliriz.‘Edebiyat birleştirir’ ◊ Ana karakter muhasebeci/şair Mehmet T. özgür biri mi, yoksa sonradan mı özgürleşti?

O da herkes gibi özgürlüğünü sonradan, yazarak, gözleyerek ve kendini inşa ederek kazanıyor.

İnsanların iki tür doğuşu olduğuna inanıyorum: Biri biyolojik, diğeri tarihsel.

Bazı insanlar sadece doğup, yaşayıp giderken bazıları tarih içinde kendine bir rol edinerek, iz bırakarak ya da tarihle yüzleşerek ikinci bir doğuş yaşıyor.

Mehmet T. için de arkadaşlarıyla karşılaştığı, birlikte ürettiği ve hayatı sorguladığı dönem böyle bir tarihsel doğuş anı.◊ Karakterlerin bir edebiyat kulübü sayesinde tanışmaları da bilinçli bir tercih diye varsayıyorum...

Biraz ‘Mai ve Siyah’taki gibi...

Orada da karakterlerden biri zengin, biri fakir ama sanki sınıf farkı yokmuş gibi onları bir araya getiren şey edebiyat.

Edebiyatın insanları birleştiren bir yanı var.

Ama sınıf farkı hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmıyor.

Bu romanda da çok güçlü bir sınıf farkı var ve kendini koruyor.◊ Günümüzde edebiyatın birleştirici gücünde bir zayıflama görüyor musunuz?Evet, görüyorum.

Özellikle yeni edebiyatta daha hitabi, daha kapalı ve farklı sınıfları içermeyen metinler dikkatimi çekiyor.

Yazarlar çoğu zaman kendi küçük çevrelerinin, entelektüel dünyalarının problemlerini anlatıyor. ◊ Son kitabınız yetişkin edebiyatı için yazdığınız üçüncü kitap.

Çocuklara yazmakla yetişkinlere yazmak arasında nasıl farklar var?

Çocuk edebiyatı pozitif bir edebiyat.

Çok ağır konular içerse bile çocukların dünyasını parçalamaya hakkımız yok.

Yetişkinlerin hayatıysa zaten parçalanmış bir hayat, negatif unsurlar çok daha fazla.

Ancak çocuk edebiyatıyla yetişkin edebiyatı birbirinden tamamen kopuk da diyemeyiz.

Kaliteli çocuk kitaplarında yetişkinlere hitap eden çok şey vardır; yetişkin edebiyatının arkasında da çoğu zaman çok çocuksu fikirler bulunur. ‘Mimarlık eğitimi bana ne yapmamam gerektiğini öğretti’◊ Yazdığınız çocuk kitaplarıyla birden fazla kuşağı büyüttünüz.

Yeni neslin edebiyatla ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? ‘Yeni nesil’ kavramının kendisi bana çok klişe geliyor.

Z Kuşağı, Y Kuşağı gibi adlandırmalar çok yanıltıcı.

Sanat aslında çok ilkel, çok primitif bir şeydir.

Kendi ilkelliğini mutlaka bulur ve ifade eder.

Yeni edebiyatçılar mutlaka çıkacak ama belki de bizim beklediğimiz yerlerden değil.

Yeni kuşakla ilgili karamsar klişelere pek inanmıyorum.◊ İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü mezunusunuz.

Ancak mesleğinizi neredeyse hiç yapmamışsınız.

Mimarlıktan karikatüristliğe, yazarlığa nasıl geçtiniz?

Mimarlık eğitimi size ne kazandırdı?

Benim dönemim eleştiriye çok açık bir dönemdi.

Mimarlık yapmak yerine o eleştirinin peşinden gitmeyi tercih ettim.

Çünkü mimarlık yapsaydım ya bir şirkette çalışacaktım ya da belli bir üst sınıfa hizmet eden bir mimar olacaktım.

İkisini de istemedim.

Mimarlık eğitimi bana çok şey kattı ama en çok da neyi yapmamam gerektiğini öğretti.

İlgili Sitenin Haberleri