Haber Detayı

Yeni küresel sistemin ilk mağduru Maduro mu?
Dünya ekonomim.com
05/01/2026 00:00 (2 gün önce)

Yeni küresel sistemin ilk mağduru Maduro mu?

Venezuela operasyonu 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel sistemin tabutuna çakılan son çivi olacak gibi… Çin ve Rusya -daha alt ölçekte ise Hindistan-, yaşanan gelişmeleri ABD’nin “küresel jandarma”lık sisteminden, dünyayı “nüfuz bölgelerine bölen” yeni bir sisteme geçiş rotasına oturtmaya çalışıyor.

ekonomidiplomatik - ZEYNEP GÜRCANLI ABD’nin Maduro operasyonu küresel tarih açısından yeni bir milat niteliğinde...

Ancak bu “miladın” nereye evrileceği hâlâ tam belli değil.

Acaba ABD’nin “küresel jandarmalığını” içeren Pax-Americana daha mı güçlenecek, yoksa Rusya, Çin -ve şansı az da olsa Avrupa’nın- başat hale geldiği çoklu güç merkezlerinin hüküm sürdüğü “çok taraflı küresel sistem” mi yaşadığımız yüzyıla damga vuracak?

Çok soru var, ancak hepsinin de cevapları henüz muğlak; 1.

Maduro neden devrildi, ülkeyi kim yönetecek?

Yaklaşık 30 milyonluk, petrol zengini Venezuela’da halk büyük baskı ve ekonomik zorlukla yaşıyordu.

Bu nedenle neredeyse nüfusun üçte biri komşu ülkelere göç etmek zorunda kaldı.

Halk nezdinde desteği yıllar içinde sürekli azalan, seçimleri ise hile yoluyla kazandığı yönünde genel kanı olan Maduro’nun tek güvendiği kontrolü altındaki bürokratik sistem ve devletin silahlı gücü idi.

Ancak bu kontrole rağmen, Maduro’nun hemen hemen hiç kurşun sıkılmadan ABD tarafından teslim alınması “yönetimin içinden ihaneti” de işaret ediyor.

Washington’un daha önce Libya’da, Irak’ta, Afganistan’da silah zoruyla yönetim değiştirirken yaptığı yanlışı tekrarlamak istemediği de ortada; ABD Venezuela’da sil baştan yeni bir yönetim kurmak yerine, Maduro yönetiminden isimlerle devam edecek gibi duruyor.

Maduro’un koltuğuna en yakın isim ise yardımcısı Delcy Rodriguez.

Rodriguez eliyle yürütülecek geçiş dönemi sonrasında Venezuela muhalefet lideri Machado’ya yönetimin devredilmesi büyük ihtimal.

Ancak Machado’nun da 2025 Nobel Barış ödülünü kazandığında ilk teşekkür ettiği ismin ABD Başkanı Trump olduğu unutulmamalı.

Yani Venezuela görünür gelecekte fiilen ABD kontrolünde olacak. 2.

ABD iç dengeleri için ne ifade ediyor?

Venezuela operasyonu, sınıraşan bir müdahale olmasına rağmen Amerikan Kongresi’nin onayı alınmadan, sadece ABD Başkanı Trump’ın talimatıyla gerçekleşti.

Trump Kongre’yi “by-pass” etmek için “uyuşturucuyla mücadele” kartını oynadı.

Ancak Trump’ın yaptığı ilk açıklamada “bundan sonra Venezuela’yı ABD yönetecek” sözleri bile tek başına konunun uyuşturucu ile mücadele değil, bağımsız bir ülkenin yönetimine dış müdahale olduğunun kanıtı.

Maduro’nun devrilmesinin ABD iç sistemi açısından ilk etkisi, Trump’ın bu konuyu Kasım ayında yapılacak ve Kongre’nin üçte birinin değişeceği ara seçimler için propaganda malzemesi olarak kullanacak olması.

Venezuela’nın 2028 başkanlık seçimlerine de etkisi olabilir; Eğer Trump yine Amerikan demokratik sisteminin arkasından dolanıp, kendisine üçüncü kez başkanlık yolunu açacak bir “hile” bulmazsa, yerine Cumhuriyetçilerin adayı olarak kimin geleceğinde etkili olabilecek Maduro operasyonu.

Başkan Yardımcısı Vance adaylığa en yakın isim gibi dursa da, Venezuela ve Küba meselelerini siyasi kariyerinin temeline yerleştiren Dışişleri Bakanı Marco Rubio da, Maduro’nun düşüşüyle çok güçlendi. 3.

Venezuela’nın kontrolü küresel ekonomiyi nasıl etkiler?

Petrol Meselesi - Venezuela’nın OPEC üyesi olması, zengin petrol ve doğalgaz yatakları, Maduro’nun ABD tarafından derdest edilmesinin arkasında “petrol savaşlarının” rol oynadığını düşündürüyor.

Venezuela’nın en büyük petrol alıcılarından biri Çin.

Nitekim ABD Başkanı Trump da operasyondan sonra yaptığı ilk açıklamada “Venezuela’nın Çin’e petrol satışının süreceğine” ilişkin garanti verdi.

Ancak bunun kısa dönemli, Pekin yönetimini operasyon konusunda “susturmayı” amaçlayan taktik bir açıklama olduğu da açık.

ABD’nin Venezuela hamlesi küresel petrol arzının önemli kaynaklarından biri olan Rusya’yı da derinden etkileyebilecek nitelikte; ABD’nin dünya toplam rezervlerinin yarısından fazlasında söz sahibi haline geldiğini söylemek mümkün.

Küresel petrol fiyatının kontrolünün ABD’ye geçmesi, Rusya’nın petrol satışına dayalı ekonomisi açısından da alarm zillerinin çalması anlamına geliyor.

Para Birimi Meselesi - Venezuela operasyonunda sadece petrol değil, petrolünün satışında hangi dövizin kullanıldığı da kritik önemde.

Çin ve Venezuela arasındaki alışveriş, kendi ülkelerinin para birimi üzerinden yürüyordu.

Bu da Amerikan Doları’nın küresel sistemdeki etkisini azaltıyordu.

Venezuela operasyonu, uluslararası alış-verişlerde ABD Doları yerine kendi para birimini kullanmak isteyen ülkelere karşı bir gözdağı niteliği de taşıyor.

Küresel Ticaret Yolları Meselesi - ABD’nin “arka bahçesi” konumundaki Latin Amerika’da silah zoruyla yönetim değiştirmesi ilk değil.

Maduro’nun yaşadığının bir benzerini, ABD 1989 yılında Panama’da yapmıştı.

Şimdilerde de sıra en az Panama Kanalı kadar önemli diğer küresel ticaret geçitlerine gelmiş görünüyor.

ABD’nin en büyük müttefiki İsrail’in Somaliland’ı tanımasını bu açıdan okumak mümkün; bölge Bab-ül Mendep Boğazı’na en hakim noktada konumlanmış durumda. 4.

Operasyon küresel sistemi ne yöne götürür?

Venezuela operasyonu 2.

Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel sistemin tabutuna çakılan son çivi olacak gibi.

Dünya sanki, ABD, Çin ve Rusya’nın başat aktörler olacağı nüfuz bölgelerine bölünmüş, ikinci bir “Monroe doktrini” dönemine doğru gidiyor.

Ancak tüm bunların ABD eliyle yaratılan bir “illüzyon” olma ihtimali de var; Küresel su yollarını ve petrol arzını kontrol altına alan ABD'nin, orta vadede rakipleri olan Rusya ve Çin'i zayıflatma stratejisi daha da belirginleşebilir. 5.

Sırada hangi ülkeler olabilir?

ABD’nin Venezuela operasyonunda kullandığı yöntem çok tehlikeli; Bir ülkenin liderini “suçlu” ilan edip, onu derdest ederek yargılamak, büyük güçlerin diğer egemen ülkeleri dizayn etme emellerinin önünü açar nitelikte.

Trump’ın bir diğer hedefinin İran olduğu da açık; dolayısıyla yakın zamanda İran’a karşı ABD-İsrail yapımı yeni bir müdahale beklemek yanlış olmaz.

Dışişleri Bakanı Rubio’nun beklentileri doğrultusunda sıranın Küba’ya gelmiş olma olasılığı da yüksek.

İlgili Sitenin Haberleri