Haber Detayı

Enerji Savaşları: Mahkeme Salonu Washington
Tülin türkoğlu internethaber.com
05/01/2026 07:14 (1 gün önce)

Enerji Savaşları: Mahkeme Salonu Washington

Enerji Savaşları: Mahkeme Salonu Washington Venezuela, dünya üzerinde kanıtlanmış en büyük petrol rezervlerine sahip.Yaklaşık 303,8 milyar varillik rezervden söz ediyoruz.Bu, sadece bir enerji verisi değildir.Bu rakam, aynı zamanda iktidarın, paranın ve küresel tahakkümün matematiğidir.

Petrol, bazı ülkeler için nimet değil, lanettir.Venezuela bu laneti en ağır yaşayan ülkelerden biri.

Zengin maden yatakları, petrol sahaları ve jeostratejik konumu;Venezuela’yı doğal olarak küresel güç rekabetinin merkezine çekti.Ama mesele hiçbir zaman “demokrasi” olmadı.Mesele, kimin musluğu tutacağıydı.

Nicolás Maduro üzerinden yürütülen süreç de tam olarak budur.Maduro şahsında hedef alınan şey bir lider değil,enerji üzerinde kurulan yeni dünya düzenine direnme cüretidir.

Çünkü Venezuela sadece petrol satmıyor.Aynı zamanda petrolü kime sattığını da seçiyor.Ve bu tercih, giderek artan biçimde Çin lehine şekilleniyor.

Maduro’ya yöneltilen suç isnatları, ABD mahkemelerinde açılan davalar,uluslararası kamuoyuna servis edilen “uyuşturucu”, “yolsuzluk”, “otoriterlik” dosyaları… Hepsi aynı cümlede birleşiyor:“Yeni para patronu kim olacak?” Bugün enerji, sadece varil üzerinden değil;para birimleri, ödeme sistemleri ve finansal hegemonya üzerinden okunuyor.Petrolü dolar dışında bir eksende konuşmaya başladığınız an,demokrasi siciliniz aniden bozuluyor.

Maduro’nun yargılanması bu yüzden.Çin’e verilen gözdağı bu yüzden.Latin Amerika’ya çizilen sınırlar bu yüzden.

Ve işte tam burada adalet kavramı sahneye çıkıyor.Ama adalet, herkes için aynı kefede tartılmıyor.

Bir yanda, suçu isnat aşamasında olan Maduro,ABD’de sanık sandalyesine oturtuluyor.

Diğer yanda, hakkında uluslararası hukukta ağır suç isnatları,sivil ölümler, savaş dosyaları bulunan Benjamin Netanyahu,Washington’da devlet töreniyle ağırlanıyor.

İşte buna, siyasetin diliyle değil;ahlakın diliyle bir isim koymak gerekir: Trump adaleti.

Donald Trump döneminde kristalize olan bu anlayış şunu söylüyor:“Güçlüysen masum, zayıfsan suçlusun.” Hukuk, güç merkezlerine göre eğilip bükülüyor.İnsan hakları, petrol kuyularının derinliği kadar değer görüyor.Uluslararası düzen, ahlaki değil; çıkar temelli işliyor.

Venezuela’ya demokrasi dersi verenlerinSuudi Arabistan’la, İsrail’le, Mısır’la kurduğu ilişkilerbu yüzden hiç kimseyi rahatsız etmiyor.

Çünkü mesele Maduro değil.Mesele Venezuela halkı hiç değil.Mesele petrolün kimde kalacağı,paranın kimin kasasına akacağı,yeni dünyanın kimin kurallarıyla yazılacağı.

Ve biz hâlâ safça “neden Venezuela?” diye soruyoruz.

Cevap basit:Çünkü petrol orada, yeni düzenin kırılma hattı tam da oradan geçiyor.

Yeni Dünya Düzeni; Önce Konfor Venezuela’da olan biteni sadece bir “dış müdahale” hikâyesi diye okumak kolaycılık olur.Evet, Amerika Birleşik Devletleri bu işin içindedir.Evet, güç siyaseti vardır.Ama hikâye yalnızca Washington’dan yazılmadı;Caracas sokaklarında da yazıldı.

Nicolás Maduro’nun yatak odasından alınması sembolik bir sahnedir.Asıl çarpıcı olan ise,Venezuela halkının direnmemesidir.

Tankların önüne yatanlar olmadı.Barikatlar kurulmadı.Aksine…Ellerinde ABD bayraklarıyla sokağa çıkan kalabalıklar vardı.

Bu manzara bize şunu söylüyor:Yeni dünya düzeninde artık ülkeler değil, bireyler öncelikli.Bayraklardan önce buzdolabı,ideallerden önce market rafı,bağımsızlıktan önce elektrik, ilaç ve istikrar geliyor.

Maduro’nun asıl yenilgisi Washington’da değil,Venezuela’nın mutfaklarında yaşandı.

Hiperenflasyon.Boş raflar.Değersiz para.Çalıştığı halde yoksullaşan insanlar.

Bir noktadan sonra halk şunu düşündü:“Bu lider bizi kurtaramayacak.” İşte o an her şey bitti.Çünkü bir liderin arkasındaki en büyük güç,ordu değil…ideoloji değil…umuttur.

Maduro, ülkesinde yaşattığı ekonomik kaosu yönetemedi.Sürekli düşman üreterek,sürekli dış güçleri işaret ederek,ama bir türlü ekonomiyi düzeltemeyerekzaman kazanmaya çalıştı.

Olmadı.

Venezuela sosyolojisi burada kırıldı.İnsanlar artık “direnelim” demedi.“Yeter ki değişsin” dedi.

Bu yüzden ABD geldiğinde kapılar kapanmadı.Bu yüzden sokaklar suskundu.Bu yüzden iktidar, savunmasız kaldı.

Bu yaşananlar sadece bir siyasi operasyon değil;aynı zamanda iflas etmiş bir ekonomi politikasınıntoplumsal faturasıdır.

Bugünün dünyasında bir lideri deviren şey,tanktan çok enflasyondur.Propagandadan çok boş tenceredir.Slogandan çok yarın korkusudur.

Venezuela’da olan tam olarak budur.

Ve bu tablo bize şunu hatırlatır:Bir halk, liderini sevmediği için değil;artık inanmadığı için yalnız bırakır.

Bu arada olup bitenleri büyük bir özveriyle aktaran CNN ABD Temsilcisi Yunus Paksu’ya çokça teşekkür ediyorum.

İlgili Sitenin Haberleri