Haber Detayı
Altın, elmas, petrol...Venezuela'da neler var?
Artık çipler egemenliğin sembolü haline gelmişken, savaşlar da tank sayısıyla değil, madenlerle, limanlarla ve tedarik hatlarıyla ölçülüyor.
Güneyde, Orinoco Nehri kıyılarında, petrol varilleri altın, koltan ve elmas ile yan yana duruyor; adeta dünyanın iştahını kabartan açık bir hazine kasası gibi.
Küreselleşmenin ekonomik coğrafyaya dönüştüğü bir çağda, Venezuela sadece kriz içindeki bir ülke değil, aynı zamanda güç dengelerinin sınandığı stratejik bir kırılma noktası haline geliyor.
Orinoco Madencilik Kuşağı’nda yer alan petrol, altın, elmas ve uçak sanayisi gibi stratejik alanlarda kullanılan nadir metaller, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri operasyonunun arkasındaki jeoekonomik rekabetin temelini oluşturdu.
Axios, Financial Times, The Economist, Atlantic Council ve The Conversation gibi önde gelen Batılı kaynaklar, ABD’nin müdahalesinin tek nedeninin petrol olmadığını, ancak enerji altyapısı, madenler, limanlar ve teknolojik egemenliğin yeni çatışma sahaları olduğunu vurguladı.
The Conversation dergisi, ABD’nin sadece Venezuela petrolünü kendi pazarına taşımayı değil, küresel enerji fiyatlarını şekillendirmeyi ve tedarik zincirlerini kontrol altına almayı hedeflediğini belirtti. “Pax Silica” Dönemi: Çip Karşılığı Madenler ABD’nin 2025 sonunda duyurduğu “Pax Silica” (Silika Barışı) adlı uluslararası ittifak, yarı iletkenler ve yapay zekâ gibi ileri teknolojiler için gerekli tedarik zincirlerini güvence altına alma amacı taşıyor.
Bu strateji, “çip karşılığı maden” diplomasisi anlamına geliyor.
Venezuela, dünyanın en büyük onaylı petrol rezervlerine sahip olmasıyla bu yeni düzenin kilit aktörlerinden biri haline geldi.
Bu da onu sadece ekonomik değil, jeopolitik olarak da stratejik bir hedefe dönüştürüyor.
Orinoco Madencilik Kuşağı: Latin Amerika’nın Altındaki Hazine Venezuela, Orinoco Madencilik Kuşağı adı verilen yaklaşık 111.000 km²’lik dev bir alan üzerinde yer alıyor.
Bu bölge, altın, elmas, boksit, demir ve yüksek teknolojiye özgü nadir mineraller açısından son derece zengin.
Caracas, bu bölgeyi 2016’da cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle uluslararası yatırıma açtı.
Rusya, Çin ve Türkiye bu alanda yatırım yapan başlıca ülkeler.
Bu durum, ABD’nin, Çin ve Rusya’nın stratejik kaynaklara doğrudan erişim kazanmasından duyduğu endişeyi artırdı.
Karayip’e Açılan Kapı Venezuela'nın Karayip Denizi'ne kıyısı, hayati deniz ticareti yollarına yakınlığı ve ABD kıyılarına olan görece kısa mesafesi, onu yalnızca doğal kaynaklar açısından değil, askeri ve ekonomik güvenlik açısından da kritik hale getiriyor.
Bu nedenle, ABD için rakip güçlerin (özellikle Çin ve Rusya) bu bölgede etkinlik kazanması, sadece ekonomik bir tehdit değil, doğrudan ulusal güvenlik meselesi anlamına geliyor. 2007’deki Kamulaştırma 2007 yılında dönemin başkanı Hugo Chávez, ABD’nin ConocoPhillips adlı petrol şirketine ait üç büyük tesisi (Petrozuata, Hamaca, Corocoro) kamulaştırdı ve ABD’lileri ülkeden kovdu.
Bu olay, ABD ile Venezuela arasındaki gerilimin fitilini ateşleyen dönüm noktası oldu.
ABD mahkemeleri Venezuela’nın şirkete 8.7 milyar dolar tazminat ödemesine karar verdi, ancak Caracas bu kararı tanımadı.
Ardından gelen süreçte, Trump yönetimi tam kapsamlı ekonomik yaptırımlar, petrol tankerlerine el koyma ve son olarak askeri operasyon ile karşılık verdi.
Venezuela’nın rezervleri, dünya petrol rezervlerinin %17-18'ini oluşturuyor, ancak üretimi %1-1.5 seviyelerinde.
Buna rağmen analistler, bu kaynağın Ortadoğu’daki enerji krizlerine karşı bir tampon oluşturabileceğini ve İran ile yaşanabilecek olası bir çatışma durumunda stratejik güvenlik sağlayabileceğini belirtiyor.
Atlantic Council Başkan Yardımcısı Jonathan Yanickov, “ABD’nin önceliği Batı Yarımküre’de tam egemenliktir.
Trump, bu hedef doğrultusunda yeni bir Monroe Doktrini uygulamaya koydu,” dedi.