Haber Detayı
Özal’ın oğlunun hedefindeki polis, ANAP döneminde nasıl istihbarat başkanı oldu
12 Eylül öncesinin karanlık yıllarında bir öğrencinin, Bakan babasına yaptığı şikayet, aradan geçen on yılların ardından devletin en kritik makamlarından birine uzanan şaşırtıcı bir yolculuğa dönüştü. İsimler değişti, iktidarlar geçti; sorular ise hâlâ cevapsız.
Oğul Özal’ın, İçişleri bakanı olan babası Özal'a şikayet ettiği polis, ANAP tarafından nasıl istihbarat başkanı yapıldı?Bir şey anlamadınız değil mi?
Eskilerin “12 Eylül öncesi” ya da “anarşi zamanı” dedikleri yıllar yeterince araştırılıp, sorgulanamadığı için zaman içinde bu tür bilmeceler de ortaya çıkmakta…KOMİSER MELİH İSİMLİ MHP’LİOdatv’de bir süre önce Cemile Y.
Çetin tarafından kaleme alınan “Havuzdaki cesedin sırrı” başlıklı bir yazı yayınlanmıştı.
Bu yazıda Bir dönem Dev-Genç başkanlığı yapan Mustafa Önçler’in “Geçmişte Bir Yol Devrimci Yol” adlı kitabından alıntılar yayınlanmıştı.
Yükseliş Mühendislik ve Mimarlık Özel Yüksek okulu Mimarlık bölümü öğrencisi Önçler’in anlatımlarına göre, 1970’li yıllarda fakültede ülkücüler çoğunlukta ancak günden güne devrimci öğrencilerin sayısı artıyor.
Gruplar okula grup olarak gidiyor, polisler ise ülkücüleri koruyor.
Önçler kitabında o dönem yaşadıklarını başından geçen ilginç olaylarla şöyle anlatmıştı:- “İktidarda MC (Milliyetçi Cephe-AP-MSP-MHP- CGP) koalisyon hükümeti var.
Yükseliş’e her gün aynı polisler geliyor desem yanlış olmaz.
Komiser Melih isimli MHP’li, ‘gözümüzün üstünde kaşımız var’ bahanesiyle her fırsatta bize saldırıyor.
Polisle dövüşüyoruz, gözaltına almalara itiraz ediyoruz ama sonuçta onlar devleti temsil ettikleri gibi, eğitilmiş bir güç aynı zamanda.
Okulda faşist işgali kırmışız… İnisiyatif bizde… Faşistler, eskisi gibi ‘at koşturamıyor’ artık okulda."- “MHP’lileri, bir polis koruyor.
Korusun önemli değil.
Biz zaten okumak istiyoruz.
Can güvenliği istiyoruz.
Bu iki haklı talep doğrultusundaki mücadelemiz sayesinde ‘Can güvenliğimizi’ kendimiz sağlıyoruz.
Bu durum, olay çıkarmak için her yolu deniyor, bize bir türlü rahat ve huzur vermiyor…"MURAT ÖZAL SOL GRUPTA- “İçişleri Bakanı MSP'den (Milli Selamet Partisi) Korkut Özal.
Oğlu Murat Özal, Yükseliş öğrencisi ve bizim grupla okula gidip geliyor.
Demokrat biri yani.
İki koruma polisi var.
Onlar da Murat’ın kafa dengi.
Grubun içerisinde, Murat’ın sayesinde, iki silahlı ‘polisimiz’ bile var.
Komiser Melih ve polis ekibi buna tahammül edemiyordu.
Murat ve korumalarını bizim gruptan ayırmak için Beşevler bölgesi okullarından toplanılmış faşist kalabalıkla birlikte bize saldırıyordu.
Okul yolu, her gün savaş alanına dönüyordu.
Bir değil iki değil.
Artık gına geldi."MURAT BABASINI SEVMEZDİ- “Bir gün Murat’a dedim ki: ‘Babanla daha önce görüşüldüğünü biliyorum. (Albayrak Kahvehanesi bombalaması sonrası görüşüldü diye hatırlıyorum) Bir de beni görüştürebilir misin?’ Murat babasını pek sevmezdi.
Annesi daha kıymetliydi onun için. ‘Annemle konuşayım’ dedi.
Annesine anlatmış durumu.
Annesi de babasına sormuş.
Babası da Murat’a ‘Bakanlıkta görüşme olmaz.
Bir akşam, arkadaşını yemeğe getir’ demiş.
Bakan Özal’ın evine yemeğe gideceğim.
Alışık olduğum bir şey değil."- “Murat ile evlerine gittik.
Babası daha gelmemiş.
Yemek masası hazırlanıyor.
Göz ucuyla baktım.
Kuş sütü eksik derler ya öyle.
Murat yolda ‘Çocuk annesinden uzak.
Gurbette diye annem şimdi dökmüştür’ demişti ama bu derece hazırlık yapacaklarını düşünmemiştim.
Murat'ın annesi (Müjgan Hanım) tam bir Anadolu kadını.
Masada iki de bir ‘Yiyiver oğlum’ diyerek yemekleri önüme sürüşünü bu gün bile gülümseyerek hatırlarım.
Annesinin yardımcıları var.
Yemek servisinde ortalıkta dolaşıyorlar.
Evin içinin sade bir görüntüsü var. ‘Bakan evine benzemiyor’ diye düşünmüştüm… Bakan evini nasıl hayal ettiysem artık."- “Korkut bey geldi.
Yemek sonrası anlattım okulda yaşananları. ‘Sakın yanlış anlamayın.
Okula göndereceğiniz polis ekibi bizden olsun demiyorum.
Tarafsız bir ekip olsun yeter’ diyorum ikide bir, Korkut bey dinliyor.
Anladım dercesine başını sallayıp duruyor.
İstiyorum ki ‘Haklısın’ desin. ‘Devletin polisi taraflı mı olurmuş?’ diye sorsun… Örneklerle anlatıyorum polislerin yaptıklarını.
Hazırlıklı gitmişim.
Okula, olaylarla ilgili epey şey anlattım.
Kalkmak için müsaade istediğimde Korkut bey konuştu. ‘Murat’a da söylüyorum.
Solculuktan kimseye hayır gelmez.
Kendiniz helak eder durursunuz ancak.
Biliyorsun, bizim Akıncı gençler var… Namazında niyazında gençler.
Olaylara karışmıyorlar.
Bir an önce okullarını bitirmeye, vatanına ve milletine layık iyi insanlar olmaya çalışıyorlar.
Siz de olaylara karışmazsanız.
Ondan sonra solculuk mu yaparsınız başka bir şey mi yaparsınız öyle olsanız."-“Korkut bey nasihatla karışık bir sürü şey söyledi.
Hatta ‘Sen akıllı birine benziyorsun.
Şu benim deli oğlanı ikna et, sizi Akıncıların başına geçireyim’ bile dedi… Okuldaki faşist birlikle ilgili hiçbir şey demedi. ‘Bir şey yapmayacak’ diye düşünerek evden ayrıldım.
Ertesi gün ve sonrası polis Melih ve ekibinin yerine, başka ekibin geldiğini gördük.
Gelenler gerçekten tarafsızdı.
Bu, kısa sürdü.
Çünkü İçişleri Bakanı Korkut Özal değişmişti… Yıl, 1977 idi."HAVUZDA BULUNAN CESETMurat Mehmet Özal, Korkut-Müjgan çiftinin ikinci çocuğuydu. 1955 doğumluydu.
Ablası F.
Zehra ve kardeşleri H.
Ayşegül, Mustafa Ali ve A.
Bahattin olmak üzere beş kardeştiler.Özal ailesinin tek sosyalist görüşteki çocuğu Murat, okulu bitirdikten sonra iş hayatına atıldı.
Solculuğu aktif yapmadı ama dost çevrelerinde hep solcu kimliğiyle bilindi…Arzu Özal ile evlendi, bir kızı oldu.
Ancak, henüz 58 yaşındayken 23 Haziran 2013’te Sapanca’daki villasının havuzunda ölüsü bulundu.
İki gün sonra da naaşı Topkapı Mezarlığı'nda toprağa verildi.O KOMİSER MUAVİNİ ANAP TARAFINDAN İDB BAŞKANI YAPILDIMurat Özal’ın 1970’li yıllarda babasına şikayet ettiği komiser muavini Ali Melih Kiter ise yıllar sonra ANAP’lı İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü’nün en özel dairesi olan İstihbarat Daire Başkanlığı’na getirildi.Kiter’in bu göreve getirilmesi o tarihlerde tartışma konusu olmuştu.
Merhum Mesut Yılmaz’ın kardeşi iş insanı Turgut Özal’a yakınlığı konuşulan Ali Melih Kiter’in, İstanbul’da vefat eden Yahudi cemaati tarafından bile Mossad ile içli dışlı olmakla eleştirilen Hahambaşı Asseo için açılan taziye defterinde Asseo’ya “Yüce Varlık” şeklinde ifade kullanması Vakit Gazetesi ve Aydınlık Dergisi tarafından eleştiri konusu yapılmıştı.Kiter bu taziyeden 10 gün sonra 28 Temmuz 2002’de Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı (İDB) oldu.
Gazetedeki iddiaya göre Kiter, Neve Şalom Sinagogu’ndan Yusuf Kohen’i arayarak taziye defterinden yazdıklarının kaldırılmasını istedi ancak bunun gerçekleşip gerçekleşmediği ise bilinmiyor.Ali Melih Kiter, Murat Özal’dan iki yıl önce 18 Nisan 2011’de akciğer kanserinden 59 yaşında hayatını kaybetmişti. 59 yaşında hayatını kaybeden Kiter için Teşvikiye Camii‘nde cenaze töreni düzenlendi.
Törene Kiter‘in yakınlarının yanı sıra Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Mehmet Ağar ve çok sayıda emniyet mensubu katıldı.
Öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Kiter‘in cenazesi araca taşındı.Çapkın ve Ağar da tabuta omuz verdi.
Cenaze daha sonra gözyaşları arasında toprağa verildi...Ahmet KöprülüOdatv.com