Haber Detayı
Eskişehir'de 58 Yaşındaki Dilek Mutlu, Vaketa ile Deri Sanatında Usta İşçiliğe İmza Atıyor
Eskişehir'de 58 yaşındaki Dilek Mutlu, üç yıl önce Halk Eğitim Merkezi'nde başladığı vaketa deri sanatını makine kullanmadan sürdürüyor; kabartma, yakma ve renklendirme tekniklerinde uzman.
Eskişehir'de 58 Yaşındaki Dilek Mutlu, Vaketa ile Deri Sanatında Usta İşçiliğe İmza Atıyor Eskişehir’de yaşayan 58 yaşındaki Dilek Mutlu, üç yıl önce Halk Eğitim Merkezinde başladığı deri sanatını tutkuyla sürdürüyor.
Makine kullanmadan, her bir ürünü el iğnesiyle ilmek ilmek işleyen Mutlu, hazır yerine vaketa adı verilen ham deriyi boyayıp şekillendirerek çantadan cüzdana, kartlıktan gözlük kılıfına kadar geniş bir yelpazede üretim yapıyor.
El emeği, vaketa ve ustalık "Asla makine kullanmıyorum, her bir parçayı puzzle gibi birleştiriyorum" "Deri ürünleri oluştururken beni zorlayan hiçbir aşama yok çünkü bu işi çok büyük bir sevda ile yapıyorum.
Bir ürünü daha bitirmeden zihnimde bir sonrakinin tasarımını yapıyorum.
Benim için en kıymetlisi, hazır boyanmış deri kullanmak yerine ’vaketa’ dediğimiz ham deriyi alıp onu kendi ellerimle renklendirmek ve desen çıkarmaktır.
Özellikle kabartma ve yakma teknikleriyle uğraşmak bana büyük keyif veriyor.
Çantalarımın kalitesini artıran en önemli unsur ise dikişlerimdir; asla makine kullanmıyorum.
Bütün ürünleri elde, tek tek delerek ve iki iğne kullanarak dikiyorum.
Bir kartlık deyip geçmeyin; o küçük parçayı oluşturmak için bazen onlarca parçayı bir puzzle gibi bir araya getirip milim şaşmadan birleştiriyorum." Pazar, marka takıntısı ve el işçiliğinin değeri "Marka takıntısı el işçiliğinin değerini gölgeliyor" "Fiyatlarımız aslında yurt dışı piyasasına ve harcanan emeğe bakıldığında oldukça makul.
Ancak günümüzde insanların ciddi bir marka takıntısı var.
Sürekli bilindik logoların ve seri üretim markaların peşinden gidildiği için bizler gibi butik ve el yapımı üretim yapanların emeği bazen hak ettiği değeri göremiyor.
Eskişehir bir öğrenci şehri olduğu için genellikle kartlık gibi daha küçük ve ekonomik ürünler tercih ediliyor.
Biz de gençlerimize yardımcı olmaya çalışıyoruz; hem spor hem de laptop çantalarından gözlük kılıflarına kadar her yaşa ve zevke hitap edecek tasarımlar yapıyorum.
Her şeyini, boyasından cilasına kadar kendim yaptığım için bu ürünler aslında birer sanat eseri değerinde" Eğitim, bürokrasi ve sanatın gerçek ölçüsü "Sanatın sertifikası el becerisidir, diploma değil" "Halk eğitiminde çok kaliteli bir eğitim aldım; derinin cinsinden, nerede nasıl kullanılacağına kadar her şeyi uygulamalı ve yazılı sınavlarla öğrendik.
Aslında bu birikimimle usta öğreticilik yapabilirim ancak önüme lise diploması şartı çıkıyor. 60 yaşına gelmiş, deriyi her türlü işleyebilen biri olarak, lise diplomam yok diye bu bilgiyi resmi yollardan aktaramıyorum.
Etrafımda liseyi bitirip birkaç ay eğitimle ustalık belgesi alanlar var ama öğretebilecekleri şeyler çok sınırlı.
Bence el sanatlarında kişinin lise diplomasına değil, elinin ustalığına, işinin kalitesine ve üretimindeki zenginliğine bakılmalı.
Sanatın gerçek diploması, o elin becerisidir." ESKİŞEHİR'DE YAŞAYAN 58 YAŞINDAKİ DİLEK MUTLU, ÜÇ YIL ÖNCE HALK EĞİTİM MERKEZİ'NDE BAŞLADIĞI DERİ SANATINI TUTKUYA DÖNÜŞTÜRDÜ.
MAKİNE KULLANMADAN, HER BİR ÜRÜNÜ EL İĞNESİYLE İLMEK İLMEK İŞLEYEN MUTLU, LİSE DİPLOMASI ENGELİNE RAĞMEN USTA ÖĞRETİCİLERE TAŞ ÇIKARTAN ESERLER ÜRETİYOR.