Haber Detayı

Boğaziçi Direnişi 5. yılını geride bıraktı: Özgür düşünce iklimi yok ediliyor
Güncel artigercek.com
05/01/2026 17:54 (1 gün önce)

Boğaziçi Direnişi 5. yılını geride bıraktı: Özgür düşünce iklimi yok ediliyor

Boğaziçi Üniversitesi'ndeki kayyım uygulaması 5. yılını geride bırakırken, rektörlük binası önünde bugün yine nöbet tutuldu. Okunan bildiride, "Üniversitenin kendini yönetme ve karar alma yetkileri elinden alınıyor. Bilimsel üretimin temelini oluşturan özgür düşünce iklimi yok ediliyor" denildi.

Artı Gerçek- Melih Bulu'nun kayyım atanmasıyla başlayan 'Boğaziçi Direnişi' 5. yılını geride bıraktı.

Direniş nöbetlerinin tutulduğu rektörlük binası önünde Prof.

Dr.

Tuna Tuğcu tarafından okunan 'Boğaziçi Üniversitesi Beş Yıldır Kabul Etmiyor, Vazgeçmiyor' başlıklı bildiride şöyle denildi: "Bugün 5 Ocak 2026.

Bundan beş yıl önce, 2021 yılı Ocak ayının ilk gece yarısı Melih Bulu, tepeden inme bir Cumhurbaşkanlığı atamasıyla Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmıştı.

Askerî darbe dönemlerini çağrıştıran ve kurumun iradesini hiçe sayan bu atamayı siyasi güdümlü diğer idari ve akademik görevlendirmeler ve birçok hukuksuz ve usulsüz uygulama izledi.

İlk müdahaleden yedi ay sonra Melih Bulu görevden alınarak yardımcısı Naci İnci, öğretim üyelerinden yüzde 95 güvensizlik oyu almasına rağmen aynı şekilde tepeden inme bir kararla üniversitemize rektör olarak atandı.

Naci İnci yönetimi, beş yıla yakın süredir usulsüz ve siyasi kadrolaşma hamleleriyle, türlü baskı ve mobbing taktikleriyle Boğaziçi Üniversitesi’ni yönetmeye ve dönüştürmeye çabalıyor.

Kuruma verdiği tüm hasarlara rağmen İnci, 2025 Eylül’ünde Cumhurbaşkanı kararıyla ikinci kez rektörlüğe atandı. 'BEŞ YIL İÇİNDE SAYISIZ HAK İHLALİ YAŞANDI' Müdahalenin 6. yılına girilirken Boğaziçi Üniversitesi’nin atanmış rektörlüğü hâlâ kurumun gerçek bileşenlerinden kopuk, çalışanlarına ve öğrencilerine karşı hasmane tavır içinde, sırtını siyasi otoriteye dayamış bir azınlık iktidarı olarak varlığını sürdürüyor.

Geçen beş yıl içinde Boğaziçi Üniversitesi’nde sayısız hak ihlali yaşandı.

Üniversitenin Senato ve Üniversite Yönetim Kurulu gibi üst yönetim yapılarına hukuk dışı yollarla el konuldu.

Kurumun demokratik, katılımcı ve şeffaf yönetim yapısı yerle bir edildi.

Öğrencilerimiz hapse atıldı, şiddete maruz bırakıldı, mesnetsiz disiplin soruşturmalarıyla yıpratıldı ve kimliklerinden dolayı hedef gösterildi.

Bölümlerin verdiği yüksek lisans kabullerinin iptal edilmesi gibi yollarla öğrencilerin akademik hayatlarını sürdürmeleri engellendi.

Birçok idari personelimiz işten çıkarıldı, sürgün edildi ya da emekliliğe zorlandı; yerlerine çoğu deneyimsiz ve bir kısmı da usulsüz yöntemlerle işe alınan 650’den fazla yeni personel atandı.

Sayıları 60’ı aşan öğretim üyemiz görevlerinden uzaklaştırıldı veya kurumdan ayrılmak zorunda bırakıldı.

Birimlerin talep etmediği ve onaylamadığı 120’den fazla 'kişiye özel' akademik kadro ataması tepeden inme şekilde yapıldı.

Emekli öğretim üyelerinin ve mezunların kampüslere girişi yasaklandı" 'DEMOKRATİK BİR ÜNİVERSİTE İDEALİ İÇİN MÜCADELE VERİYORUZ' Kayyım uygulamasıyla birlikte üniversitede görülmemiş bir akademik ve idari şiddet ortamının yaratıldığına dikkat çekilen bildiride şu görüşlere yer verildi: "Siyasi saiklerle hareket eden kayyım idaresi, bu beş sene boyunca hayalindeki aşırı merkeziyetçi ve baskıcı yönetim modelini üniversitemizde hâkim kılmaya çalıştı.

Kamu üniversitesi geçmişi 55 yıl olan bu kurumda benzeri görülmemiş bir akademik ve idari şiddet ortamı yarattı.

Bizler, birbirinden farklı görüşlere, birikimlere ve uzmanlıklara sahip Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri olarak beş yıldır haksızlıklara karşı hep birlikte, kararlılıkla direniyoruz; ortaklaştığımız ilkeler uğruna, kurumun ve onu var eden öğrencilerin geleceği için, özgür, özerk ve demokratik bir üniversite ideali için mücadele veriyoruz.

Ancak biliyoruz ki yaşanan siyasi baskılar ve hak ihlalleri yalnızca Boğaziçi Üniversitesi’ndeki işgal sürecine özgü değil; üniversitemize yapılan saldırı daha geniş bir kuşatmanın ve kurumsal çöküşün parçası. 'ÜNİVERSİTENİN YÖNETME VE KARAR ALMA YETKİLERİ ELİNDEN ALINIYOR' Kurumumuza yapılan yıkıcı müdahaleler, Türkiye yükseköğretimi genelinde yaşanan büyük bir krizin, siyasi saiklerle yürütülen kapsamlı ve sistemli bir tasfiye sürecinin parçası ve çarpıcı bir göstergesi.

Bugün üniversite kurumu özelinde tüm ülkenin geleceği yok edilme tehlikesi ile karşı karşıya.

Görüyoruz ki içinde bulunduğumuz dönemde Türkiye’de özerk anayasal bir kurum olması gereken üniversitenin kendini yönetme ve karar alma yetkileri elinden alınıyor.

Bilimsel üretimin temelini oluşturan özgür düşünce iklimi yok ediliyor.

Dikey hiyerarşi ile yeniden kurgulanan üniversiteler, iktidarın çıkar ve gündemlerine doğrudan tabi kılınıyor.

Görüyoruz ki bilgi üretimi ve aktarımı gibi temel işlevlerin ikincil plana atıldığı bu yeni vesayet düzeninde üniversite kurumu bilinçli olarak vasıfsızlaştırılıyor ve nitelik değiştiriyor; üniversite, kayyım veya kayyım benzeri idarelerin hâkim olduğu, tek bir merkezden emir ve talimatlarla yönetilen bir siyasi aparata dönüştürülüyor. 'ANAYASAL HAKLAR ASKIYA ALINDI' Bu şartlar altında ülkemizde üniversitenin, bilimsel gelişmeyi mümkün kılan, eleştirel ve yaratıcı düşünceyi besleyen bir kurum olarak varlığını sürdürmesi tehlike altında.

Kamuya hatırlatmak isteriz ki yükseköğretimde yaşanan bu otoriterleşme ve niteliksizleşme süreci durdurulmadığı, başka bir deyişle üniversitelerin çöküşü önlenmediği durumda, bilginin, uzmanlığın ve liyakatin adının anılmadığı, en temel hizmetlerin bile aksadığı, en önlenebilir zararların kaçınılmaz hale gelerek yinelendiği ve güvensizliğin tam hâkim olduğu bir ortamda yaşayacağız.

Bugün Türkiye demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin ve anayasal hakların askıya alındığı, kurumların varlık ve bütünlüğünün tehlike altında olduğu bir dönemden geçiyor. 'ÖZGÜR VE ÖZERK ÜNİVERSİTESİNE İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ' Bu zor dönemde de Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri olarak tüm gücümüzle demokrasiyi savunmaya, özgür ve özerk üniversite için mücadele etmeye, bu yıkım projesine karşı durmaya devam edeceğiz.

Direnişimizin 5. yılını tamamlarken Türkiye’de üniversiteleri ve demokratik kurumları hedef alan tüm baskıcı müdahalelere karşı eleştirel duruşunu koruyan, yapılanları kayda geçiren ve sorgulayan, korkmadan sesini çıkaran ve ülkenin geleceğine sahip çıkan herkesi ayrı ayrı selamlıyoruz.

Kamuoyuna ilkelerimizin arkasında olduğumuzu, insan haklarına, bilimsel düşünceye saygılı, demokratik bir üniversite ortamı kurulana kadar bu direnişten vazgeçmeyeceğimizi yeniden ve ilk günkü kararlılığımızla duyurur, bu mücadeleyi öğrencilerimize, mezunlarımıza, tüm topluma olan borcumuz olarak gördüğümüzü yinelemek isteriz.

Türkiye’de özgür, özerk, demokratik ve katılımcı ilkelere dayalı bir üniversite ideali gerçekleşene kadar, kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz." (Haber Merkezi)

İlgili Sitenin Haberleri