Haber Detayı
İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin yargılandığı davada mütalaa açıklandı
İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin yargılandığı davada savcı esas hakkındaki mütalaasını sundu.
İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesinin, "basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak" ve "basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamalarıyla yargılandığı dava, Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısında bulunan İstanbul 26.
Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görüldü.
Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanıkların cezalandırılmasını talep etti.
ULUSLARARASI HUKUKÇULAR DURUŞMAYI TAKİP ETTİ Duruşmada İbrahim Kaboğlu ve tutuksuz yargılanan diğer 11 sanık ile avukatları hazır bulundu.
Salonun izleyici bölümünde farklı şehirlerin baro başkanları ve yöneticilerinin yanı sıra uluslararası gözlemciler de yer aldı. 83 ülkenin hukukçularını temsilen 30 baro ve 17 uluslararası hukuk birliğinden temsilciler yargılamayı yerinde izledi.
Davanın esasına ilişkin görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanıkların eylemlerinin tek olması nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 44. maddesinde düzenlenen "fikri içtima" hükümlerinin uygulanmasını istedi.
Savcı, bu kapsamda daha ağır ceza öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2 maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiğini belirtti.
Mütalaada; İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu ile yönetim kurulu üyeleri Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekim Bilen Selimoğlu ve Bengisu Kadı Çavdar'ın "basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak" suçundan 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
Ayrıca tüm sanıklar hakkında TCK'nın 53. maddesi gereğince belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma hükmünün uygulanması istendi. "AMAÇ BÖLÜCÜLÜK FAALİYETİNİ MEŞRU GÖSTERMEK" Savcılık mütalaasında, İstanbul Barosu'nun sosyal medya hesabından yapılan paylaşım detaylandırıldı.
Sanıkların, güvenlik güçlerince etkisiz hale getirilen terör örgütü üyelerine yönelik operasyonları "savaş suçu" olarak nitelendirdiği belirtildi.
Savcı, sanıkların "PKK/KCK/YPG/YDG-H silahlı terör örgütünün nihai amacı olan bölücülük faaliyetini bilinçsel olarak hem meşru gösterme hem de yayma amacı taşıdıkları" değerlendirmesinde bulundu.
Öldürülen terör örgütü mensuplarının "çatışma bölgesinde katledilen gazeteci" olarak lanse edilmesinin örgüt üyeliğini özendirici nitelikte olduğu vurgulandı.
Mütalaada, sanıkların Nazım Daştan ve Cihan Bilgin isimli örgüt mensupları üzerinden "ülkenin iç ve dış güvenliği ile kamu düzeniyle ilgili gerçeğe aykırı bilgilerle halkı yanıltarak algı oluşturmaya, devletin kurumları ve organlarına duyulan güveni olumsuz etkilemeye çalışarak halk arasında endişe yaratma saikiyle hareket ettikleri" ifade edildi.
AYM BAŞVURUSU TALEBİNE RET Duruşmada söz alan İbrahim Kaboğlu, yargılamaya konu suç maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu öne sürerek itiraz etti.
Kaboğlu'nun avukatı Tuğçe Duygu Köksal da söz konusu maddeler nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) başvurulmasını talep etti.
Talebe ilişkin görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, Anayasa'ya aykırılık iddiasının daha önce AYM tarafından incelenip reddedildiğini hatırlatarak, talebin yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle reddini istedi.
Mahkeme heyeti, verdiği aranın ardından her iki maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla AYM'ye başvuru talebini oy birliğiyle reddetti.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, soruşturmanın İstanbul Barosu'nun sosyal medya paylaşımı üzerine Adalet Bakanlığı izniyle başlatıldığı belirtiliyor.
İddianamede, terör örgütü üyeleri Nazım Daştan ve Cihan Bilgin'in gazeteci gibi gösterilerek "terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterilerek veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasının yapıldığı" kaydediliyor.
Ayrıca paylaşımın halk arasında endişe, korku ve panik yaratma saiki taşıdığı ve alenen yapıldığı için "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunun unsurlarının oluştuğu savunuluyor.
Duruşmada sanıklar Bengisu Kadı Çavdar, Ekim Bilen Selimoğlu, Fırat Epözdemir, Hürrem Sönmez, Mehmedali Barış Beşli ve Yelda Koçak Urfa esasa ilişkin savunmalarını yaptı.
Sanık Metin İriz ise savunmasını avukatlarına bıraktı.
Diğer sanıkların savunmalarının alınması için duruşma yarına ertelendi.
Öte yandan, aynı soruşturma kapsamında İstanbul 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada, Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesine ve baroda yeniden seçim yapılmasına hükmedilmişti.