Haber Detayı

İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin yargılandığı davada mütalaa
Güncel haberler.com
05/01/2026 18:06 (1 gün önce)

İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin yargılandığı davada mütalaa

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile 10 yönetim kurulu üyesinin, "basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak" ve "basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından yargılandığı davada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanıkların 1,5 yıldan 7,5...

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile 10 yönetim kurulu üyesinin, "basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak" ve "basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından yargılandığı davada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanıkların 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti.İstanbul 26.

Ağır Ceza Mahkemesince Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görülen duruşmaya, Kaboğlu'nun da arasında bulunduğu 11 tutuksuz sanık ile avukatları katıldı.Farklı şehirlerin baro başkanları ile yöneticilerinin hazır bulunduğu duruşmada, 83 ülkenin hukukçularını temsilen 30 baro ile 17 uluslararası hukuk birliğinden baro başkanı ve yöneticiler de gözlemci olarak yer aldı.Cumhuriyet savcısı, celse arasında mahkemeye sunduğu davanın esasına ilişkin mütalaasını tekrar ettiğini söyledi.Mütalaada, İstanbul Barosunun davaya konu paylaşımı aktarılarak, "sanıkların eylemlerinde terörle mücadele kapsamında güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirilen terör örgütü üyelerine yönelik faaliyeti savaş suçu olarak değerlendirdikleri, PKK/KCK/YPG/YDG-H silahlı terör örgütünün nihai amacı olan bölücülük faaliyetini bilinçsel olarak hem meşru gösterme hem de yayma amacı taşıdıkları" değerlendirmesi yapıldı.Öldürülen terör örgütü mensuplarından çatışma bölgesinde katledilen gazeteci olarak bahsedilmesinin örgüt üyeliğini özendirici mahiyette olduğu belirtilen mütalaada, sanıkların terör örgütü mensubu olan ancak gazeteci olarak tanıtılan Nazım Daştan ve Cihan Bilgin'in katledildiği yönünde, ülkenin iç ve dış güvenliği ile kamu düzeniyle ilgili gerçeğe aykırı bilgilerle halkı yanıltarak algı oluşturmaya, devletin kurumları ve organlarına duyulan güveni olumsuz etkilemeye çalışarak halk arasında endişe yaratma saikiyle hareket ettikleri ifade edildi.Mütalaada, sanıkların "basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapma" ile "basın yayın yoluyla yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunu işlediklerinin anlaşıldığı ancak belirtilen suçların birlikte işlenerek birden fazla kanun maddesinin ihlal edilmesine karşın eylemlerinin tek olması nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükmü gereğince daha ağır hüküm içeren 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2 maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği kaydedildi.Mütalaada, İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu ile yönetim kurulu üyeleri Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekim Bilen Selimoğlu ile Bengisu Kadı Çavdar'ın "basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak" suçundan 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde düzenlenen "belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" hükmünün de uygulanması istendi.Duruşmada söz alan Kaboğlu, "basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak" ve "basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" maddelerinde Anayasa'ya aykırılık olduğu gerekçesiyle itirazda bulundu.Kaboğlu'nun konuşmasının ardından duruşmaya ara verildi.Aranın ardından yeniden başlayan duruşmada Kaboğlu'nun avukatı Tuğçe Duygu Köksal, ilgili maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine (AYM) başvurulması talebinde bulundu.Bunun üzerine görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, Anayasa'ya aykırılık iddiasının daha önce AYM tarafından incelenip reddedildiğini kaydederek, bu talebin yargılamayı sürüncemede bırakacağı ve ciddi nitelikte olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesini istedi.Mahkeme, talebi değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi.

Aranın ardından kararını açıklayan heyet, her iki maddenin de Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasına ilişkin AYM'ye başvuru talebini oy birliğiyle reddetti.Ara kararın ardından sanıklar Bengisu Kadı Çavdar, Ekim Bilen Selimoğlu, Fırat Epözdemir, Hürrem Sönmez, Mehmedali Barış Beşli ve Yelda Koçak Urfa'nın esas hakkındaki mütalaaya ilişkin savunması alındı.Sanık Metin İriz ise savunmayı avukatlarının yapacağını ifade etti.Duruşma, diğer sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere yarın saat 10.30'a ertelendi.İddianamedenBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, haklarında "PKK/KCK/YPG/YDG-H silahlı terör örgütüne üye olmak" ve "terör örgütü propagandası yapmak" suçlarından soruşturma yürütülen ve kamu davasında yargılanırken Suriye'de güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada etkisiz hale getirilen terör örgütü mensubu Nazım Daştan ve Cihan Bilgin'e yönelik İstanbul Barosuna ait sosyal medya hesabından açıklama yapılması üzerine soruşturma başlatıldığı aktarılıyor.Sanıklar hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden soruşturma izni talep edildiği kaydedilen iddianamede, Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri hakkında soruşturma için izin verildiği belirtiliyor.İddianamede, sanıkların yaptıkları açıklamayla, terör örgütü mensupları Daştan ve Bilgin'i gazeteci olarak nitelendirip, terörle mücadele kapsamında güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirilen adı geçen terör örgütü üyelerine yönelik faaliyeti savaş suçu olarak değerlendirdikleri, soruşturmaya konu basın açıklamasının, örgütün nihai amacı olan bölücülük faaliyetini bilinçsel olarak meşru gösterme ve yayma amacı taşıdığı değerlendiriliyor.Öldürülen terör örgütü mensuplarından "çatışma bölgesinde hedef alınan gazeteci" olarak bahsedilmesinin örgüt üyeliğini özendirici mahiyette olduğu belirtilen iddianamede, "Bu itibarla terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterilerek veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasının yapıldığı, bu şekilde sanıkların üzerlerine atılı 'basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapma' suçunu işledikleri"ne ilişkin ifadelere yer veriliyor.İddianamede, Baronun resmi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla ilgili, "Toplumun genelini ilgilendiren ve kamuoyu tarafından yakından takip edilen terörle mücadeleyle ilgili olarak devletin kurum ile organları tarafından, terör örgütü mensubu olan ancak gazeteci olarak lanse edilen Nazım Daştan ve Cihan Bilgin isimli terör örgütü üyelerine karşı savaş suçu işlendiği yönünde ülkenin iç, dış güvenliği ve kamu düzeniyle ilgili gerçeğe aykırı bilgilerle halkı yanıltarak algı oluşturmaya, devletin kurum ve organlarına duyulan güveni olumsuz etkilemeye çalışıldığına" yönelik değerlendirmede bulunuluyor.Halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle hareket edildiği kaydedilen iddianamede, sanıkların birçok kişi tarafından görülebilme imkanı bulunan ve herkese açık sosyal medya hesabından yaptıkları paylaşım karşısında atılı suçun aleniyet unsurunun gerçekleştiği, sanıkların üzerlerine atılı "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunu işledikleri aktarılıyor.1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talebiyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen iddianamede, sanıkların "basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak" ve "basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından 3'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.İddianamede, ayrıca sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde düzenlenen "belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" hükmünün de uygulanması isteniyor.Bu arada soruşturmada, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamında Kaboğlu ile yönetim kurulu üyeleri Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekim Bilen Selimoğlu ile Bengisu Kadı Çavdar'ın görevlerine son verilmesi, yeni baro başkanı ile yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi talepli davanameyle İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine dava açılmıştı.İstanbul 2.

Asliye Hukuk Mahkemesi, Kaboğlu ile yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesine ve seçim yapılmasına hükmetmişti.

İlgili Sitenin Haberleri