Haber Detayı
Ankara mecburen vefasız!
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD ordusu tarafından kaçırılmasıyla ilgili bir önceki yazımda, Türkiye’deki...
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD ordusu tarafından kaçırılmasıyla ilgili bir önceki yazımda, Türkiye’deki iktidarın Maduro’ya vefasızlık ettiğini yazmış, neden böyle düşündüğümü de somut verilerle tek tek sıralamıştım.AK Parti iktidarının ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Dik dur Maduro kardeşim, yanındayız” noktasından “itidal çağrısı” noktasına geçişini göstermeye çalışmıştım.Ancak, Ankara’nın izlediği politikanın bana göre doğru mu yanlış mı olduğuna dair bir görüş açıklamamıştım.Bugün işin o boyutuna odaklanmak istiyorum.***Malum, Erdoğan “dik dur, yanındayız” dediğinde de Maduro, ABD’nin hedefindeydi.
Trump o gün de başkandı ve Venezuela Meclis Başkanı’nı, Mayıs 2018’deki seçimlerde başkan seçilen Maduro’nun yerine başkan ilan etmek istiyordu.Aynı dönemde Trump ile Erdoğan arasında da “al papazı, ver papazı” tartışması sürüyordu.Trump, 2018 yazında çıtayı yükseltip Türkiye ekonomisini mahvetmekle tehdit edince Türkiye-ABD ilişkileri iyice gerildi.
İşin sonunda Ekim 2018’de Erdoğan geri adım atınca, Papaz Brunson serbest bırakılıp ABD’ye gönderilse de gerilim bitmedi.Yani Erdoğan, Maduro’ya “dik dur yanındayız” dediğinde Türkiye-ABD ilişkileri henüz rayına oturmamıştı.Zira bir yıl sonra 2019 yılının Ekim ayında Türkiye’nin Suriye’deki YPG bölgesine operasyon başlatması da Türkiye-ABD ilişkilerindeki gerilimi iyice tırmandırmıştı.
O dönemde Türkiye, Rusya gibi ülkelerle ilişkilerini güçlendirerek Trump’a ve ABD’ye karşı bir denge politikası yürütmeyi başarmıştı.Trump’ın ülkesinde zemin kaybetmesi, demokratların güçlenip seçimi alması da Türkiye’yi Trump’ın öngörülemez, çılgın çıkışlarından kurtarmıştı.***Gelin görün ki aradan geçen 6 yılda çok şey değişti.- Her şeyden önce Trump geri geldi.
Hem de daha güçlü geldi.- 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı başladı...
Rusya Avrupa ve ABD’nin hedefi olduğu için Türkiye’nin Rusya’yla yakınlaşarak izlediği denge politikası bozuldu.- Aynı dönemde Türkiye bırakın F-35’i almayı, F-16 dahi almakta zorlanırken, Yunanistan F-35’leri envanterine katmaya başladı.
Bu hava savunmasında Türkiye için büyük bir dezavantajdı.- 2023’te büyük bir katliam başlatan Netanyahu, Gazze’yi yerle bir ettiği yetmiyormuş gibi Hizbullah’ı barındıran Lübnan’ı da hedef aldı. 2025 başından itibaren bütün bunlarla birlikte İsrail’in İran’la füze savaşı da Trump’ın tam desteğini aldı.- Suriye’de Esad’ın devrilmesi, yerine CIA ve MI6 destekli HTŞ’nin getirilmesi de bölgede dengeleri değiştirdi.***Bütün bunlara, Türkiye ekonomisinin kronik bir şekilde bozulması gerçeğini de ekleyecek olursak, Türkiye’nin dış politikada çıkarlarını düşünmekten başka çaresi olmadığını, ABD’yle karşı karşıya gelmek istemeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.ABD, milyarlarca dolarlık Halk Bankası Davası’nı da Demokles’in Kılıcı gibi üzerimizde sallıyor.Ayrıca, F-16’lara izin çıkması, S-400’lerden kurtulunması halinde Türkiye’nin F-35 projesine yeniden dahil edilmesi gibi olumlu gelişmeler de güvenlik çıkarlarımız açısından çok önemli.Güvenlik çıkarlarımız açısından bir başka önemli unsur da Suriye’deki SDG meselesi.
ABD’nin Suriye’de SDG’nin istediği (esnek federasyon) modeli desteklemesi de Türkiye’yi ciddi bir askeri gerilimin eşiğine getirebilir.Her şeyden önemlisi, elindeki büyük imha gücünü kullanmakta zerre tereddüt etmeyen Trump’ı kendine düşman etmek de herhangi bir ülke için çok akıllıca bir hareket olmazdı.***ABD’den bu kadar çok beklenti ve çekince varken, Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump’ın gönlünü bu kadar çok kazanmışken; Ankara’nın Maduro için ABD’yle karşı karşıya gelmesi zaten beklenmezdi.Haliyle şunu söyleyebiliriz:Ankara elindeki kartların farkında.
Hatta ABD’nin elindeki kartları da çok iyi biliyor ve doğru oyunu kurmaya çalışıyor.Evet, Ankara’nın bir zamanlar “dik dur, yanındayız” dediği Maduro’yu bugün karşılaştığı korsanlık karşısında yalnız bırakması bir siyasi vefasızlıktır ama mevcut koşullar altında Türkiye’nin çıkarları açısından da gereklidir.Ez cümle,Durum ilkesel açıdan can sıkıcı olsa da iktidarımızın başka seçeneği yoktu ve bu siyaseti izlemeye mecbur kaldı.