Haber Detayı
Venezuela'nın başına gelenler ve yeni dünya düzeni
Servet Yıldırım yazdı: Yaşananlar, 1600–1800 yılları arasında hüküm süren merkantilist dönemi hatırlatıyor
Nouriel Roubini geçen yıl Türkiye'de katıldığı bir toplantıda "Stabilite döneminden belirsizliğe, istikrarsızlığa doğru gidiyoruz.
Bu dümdüz kaos.
Kim haklıdan kim kuvvetliye gidiyoruz.
Orman kanunu geçerli" demişti.
O gün bu sözler bir metafor, bir gidişat uyarısıydı.
Bugün ise Venezuela’da yaşananlar bu metaforun artık soyut bir tartışma olmaktan çıktığını gösteriyor.
Küresel düzen uzunca bir süredir “kurallara dayalı sistem” iddiasından uzaklaşıyor.
Uluslararası hukuk, serbest piyasa ve egemenlik söylemleri giderek yerini çıplak ve kaba güç siyasetine bırakıyor.
Roubini’nin “orman kanunu” dediği bu süreç artık teorik değil; Venezuela’da fiilen sahnede.Hafta sonu Venezuela’da yaşananlar, bu dönüşümün sembolik bir eşiğidir.
Olan biteni yalnızca “demokrasi”, “uyuşturucu ile mücadele” ya da “otoriter lider” başlıklarıyla açıklamak yetersiz kalır.
Asıl mesele, küresel güç dengelerinin ekonomi, para, enerji ve teknoloji ekseninde yeniden kurulmasıdır.Petro-dolar sistemine meydan okuduPetrodolar sistemi, ABD hegemonyasının tek dayanağı değildir ama önemli bir ayağıdır.
Petrolün dolar cinsinden fiyatlanması, küresel ölçekte yapay bir dolar talebi yaratmış, ABD’ye benzersiz bir finansal alan açmıştır.
Dün bir iş adamımızdan gelen paylaşımda, Venezuela’nın petro-dolar sistemine meydan okumasına dikkat çekiliyordu.
Venezuela 2018’den itibaren petrol satışlarında doları dışladı, yuan ve diğer para birimlerini kabul etti, BRICS’e yöneldi ve SWIFT dışı ödeme kanalları aradı.
Bu pozisyon ise ABD tarafından stratejik bir meydan okuma olarak algılandı.Meydan okuyan ülke, dünyanın kanıtlanmış en büyük petrol rezervine sahip ülkesi olunca işin rengi değişmektedir.Çin faktörüDaha az konuşulan fakat giderek kritikleşen bir başka boyut daha var.
Venezuela yalnızca petrol değil; altın, gümüş, nadir toprak elementleri ve stratejik mineraller açısından da son derece zengin bir ülkedir.
Dolayısıyla mesele uyuşturucu, terör ya da demokrasi değildir; hatta sadece dolar da değildir.
Asıl mesele, Çin’in Batı yarımkürede artan ekonomik ve teknolojik nüfuzudur.Venezuela bu tabloda sadece “itaatsiz” ya da “dik başlı” bir petrol üreticisi değil; Çin’in ABD’ye en yakın stratejik dayanak noktalarından biridir.Güncellenmiş Monroe doktriniBu nedenle son gelişmeleri klasik Soğuk Savaş reflekslerinden ziyade, güncellenmiş bir Monroe Doktrini olarak gören anlayışı dikkate almakta fayda var.Maduro’nun zorla götürülmesi, küçük ve orta ölçekli ülkelere verilen net bir mesajdır.
Onlara "kurallara değil, güç dengelerine bakın" denilmektedir.
Uluslararası hukuk, ancak güçlülerin çıkarlarıyla örtüştüğü sürece geçerlidir.Merkantalism'in geri dönüşüSadece ekonomi değil, küresel düzenin kendisi de hızla kuralsızlaşıyor.
Roubini’nin “orman kanunu” artık bir benzetme değil, fiili bir yönetim biçimine dönüşmektedir.
Venezuela ne her şeyin başlangıcıdır ne de tek başına bir sondur.Yaşananlar, 1600–1800 yılları arasında hüküm süren merkantilist dönemi hatırlatıyor.
Merkantilist anlayışta amaç, devletin zenginliğini altın ve gümüş gibi değerli madenlerle artırmaktı.
Korumacılık had safhadaydı; güçlü bir ordu ve sömürgecilik bu sistemin ayrılmaz parçalarıydı.Orta Çağ’ın merkantilizmi, 20. yüzyılda makyajlanarak “neo-merkantilizm” olarak geri döndü.
Bugün ise milliyetçi, korumacı, müdahaleci ve devlet merkezli politikalarla farklı biçimlerde varlığını sürdürmeye devam ediyor.