Haber Detayı

CHP lideri Özel'den 'döner' hesabı: 257 tane alınırken bugün 38 tane alınyor - Politika Siyaset Haberleri
Politika mynet.com
06/01/2026 15:15 (1 gün önce)

CHP lideri Özel'den 'döner' hesabı: 257 tane alınırken bugün 38 tane alınyor - Politika Siyaset Haberleri

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yeni yılın ilk Grup Toplantısı'nda konuştu. Açıklanan enflasyon rakamları ile memur ve emekli maaşlarına yapılan zamlara değinen CHP lideri Özel, yaptığı 'et döner' hesabıyla dikkat çekti. Özel, "2002 yılında emekli 257 tane alırken bugün 38 tane alıyor. Asgari ücretli 2002'de 184 tane alırken bugün 56 tane alıyor." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, açıklanan verilerin vatandaşın mutfağındaki gerçekleri yansıtmadığını vurgulayarak, maaş artışlarının hızla yükselen hayat pahalılığı karşısında eridiğini söyledi.

Enflasyonla mücadelede başarısız olunduğunu savunan Özel, iktidarın rakamlarla oynadığını, ancak çarşıda pazarda tablonun çok daha ağır olduğunu ifade etti.

CHP lideri, emekli ve asgari ücretlinin alım gücünün her geçen yıl daha da düştüğünü belirterek, döner hesabı yaptı.

CHP Lideri Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde: "2026 yılının ilk grup toplantısındayız. 2025 yılı ülkemiz ve milletimiz için çok zor bir yıl oldu.

Ancak yeni yıla, 2025’i bütün acılarıyla, bütün haksızlıklarıyla, adaletsizlikleriyle, bütün yaşattıklarıyla geride bıraktığımızı ümit ediyor; yeni yıla yeni umutlar ve yeni inançlarla giriyoruz.

Bir kez daha 86 milyon yurttaşımızın yeni yılını kutlarken her biri için sağlık, huzur, refah, adalet diliyor ve içinde bulunduğumuz bu zorlu şartlarda, bu zorlu günlerde hiçbiriniz yalnız değilsiniz; her şeyin var bir çaresi, onun da adı Cumhuriyet Halk Partisi demek istiyorum.

Önemli yıldönümlerinin olduğu bir hafta. 4 Ocak 1990’da Zonguldak’tan yola çıkan, sel olup Ankara’ya akan madenci yürüyüşünün 35. yıldönümünde buradayız.

Ve "Aşağıda ölüm, yukarıda açlık var" diyerek yerin altından hak aramaya çıkanları, hatıraları önünde, tarihimize bıraktıkları o saygın mücadelenin önünde saygıyla eğilerek selamlıyorum.

Aynı zamanda Sarıkamış Harekâtı’nın 111. yılındayız.

Geçen sene bugünleri Sarıkamış’ta geçirmiştik.

Sarıkamış’ın karlı dağları üzerinde yazlık elbiseleriyle, ayaklarında çarıklarıyla önce "Vatan" diyerek yola çıkan ve geri dönmeyi düşünmeyen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak. "BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ’NDEKİ DİRENİŞİN 5.

YILDÖNÜMÜYDÜ" Dün Boğaziçi Üniversitesi’ndeki direnişin de 5. yıldönümüydü. 2 Ocak 2021 tarihinde üniversitenin iradesine karşı rektör değil bir kayyum atadılar.

Melih Bulu, Boğaziçi’nde siyasal vesayetin ilk kulu oldu.

Ve o günden bugüne hem ona hem kendisinden sonra atanan kayyuma karşı öğretim görevlileri ve Boğaziçi’nin öğrencileri ve mezunları büyük bir direniş gösteriyorlar.

Her hafta aynı gün, aynı saatte direniyorlar.

Sırtlarını kayyımlık binasına dönüyorlar, yüzlerini özgür akademiye dönüyorlar. "YÖK'Ü KALDIRACAĞIZ" Biz parti programımızda YÖK’ü, 1980 darbesinin tortusu, her partinin iktidara gelirken kaldıracağız deyip sonra etinden, sütünden, yününden istifade ettiği YÖK’ü; AK Parti’nin geldiğinde en önemli taahhüdü olan, şimdi en önem verdiği alan olarak kullandığı YÖK’ü kaldıracağımızı yazdık.

Rektör atamalarıyla ilgili çalıştık. "SANDIKTAN KİM ÇIKTIYSA ONU ATAYACAĞIZ" Buradan Boğaziçi öğrencilerinin, öğretim görevlilerinin ve tarihin huzurunda şunu ifade etmek istiyorum: Bir sandık gelecek.

O sandıkta herkes bir şeylerle yüzleşecek ve hesaplaşacak.

Yoksullukla hesaplaşacağız, işsizlikle hesaplaşacağız, güvencesizlikle hesaplaşacağız.

İş cinayetleriyle, kadın cinayetleriyle, doğa katliamlarıyla hesaplaşacağız.

Boğaziçi ve üniversitelerde bu kayyımlık müessesesiyle o sandıkta hesaplaşacak.

O hesap görüldükten sonra, yönettiğimiz Türkiye'de üniversitelerin rektörlerini doğru belirlenmiş katsayılarla, üniversitenin öğretim görevlilerinin, üniversitenin öğrencilerinin, üniversitenin emekçilerinin ve üniversiteyle bağını koparmamış mezunların kullandığı oylarla demokratik olarak seçeceğiz.

Sandıktan kim çıktıysa onu atayacağız. "EKONOMİDE ÇOK ZOR BİR YIL GEÇECEK" Ekonomide maalesef çok zor geçecek bir yıla girdik.

Neden bunu söylüyorum?

Çünkü bu çatı altında gelecek yılın bütçesini yaptık.

Kimden ne alınacağı, kime ne verileceğini karara bağladılar.

Devletin alan sağ eli hep emekçinin sırtında, yoksulun sırtında, emeklinin sırtında; veren şefkatli sol elini ise çok çok tutuk bir şekilde tarif ettiler.

Ve bir şey verirlerse de onları yine yoksullara, ihtiyaç sahiplerine değil, zenginlere, yandaşlara vermeyi tercih ettiler. "İKTİDARIMIZIN İLK YILINDA YIKACAĞIZ BU DÜZENİ" Toplam 15.16 trilyon lira vergi ödeyeceğiz hep beraber.

Saniyede 496.000, 500.000 lira.

Saniyede 500.000 lira vergi ödeyeceğiz.

Kim ödeyecek vergiyi? 100 liralık verginin 64 lirasını dolaylı vergilerle, yani fabrikatörle fabrikanın kapıcısını ayırmayan, multimilyarderle asgari ücretliyi ayırmayan vergilerle hepimiz ödeyeceğiz.

Elektrik harcarken, doğalgaz harcarken, süt alırken, ayakkabı alırken, çocuğumuza hırka, gocuk alırken gelirimize bakmadan aynı vergiyi ödeyeceğiz.

Yüzde 64.

Sonra bir de yüzde 24’lük bir dilim var.

Onu da maaşı çekmeden, maaş eline değmeden maaşından gelir vergisi kesilenler ödeyecek.

Yani beyaz yakalılar, mavi yakalılar, işçiler, emekliler.

Geriye ne kalıyor?

Yüzde 12.

Onun yüzde 1'i gayrimenkul sahiplerinden alınan diğer vergiler.

Yüzde 11, Türkiye'de yapılan tüm ticaretten, imalattan, ihracattan, hizmet sektöründen para kazananların verecekleri kurumlar vergisi, yüzde 11.

Yüzde 88'ini orta direk ve yoksullardan alan, verginin sadece yüzde 11'ini vermesi gerekenden alan bu düzenin adı AK Parti'nin kara düzenidir.

İktidarımızın ilk yılında yıkacağız bu düzeni.

İlk yılında. "O PAHALI LÜKS SAATLERDEN ALINMAYAN ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ TIRNAK MAKASINDAN ALINMAYA DEVAM EDECEK" 2.7 trilyon faiz ödemesine ayırmışlar, 1.4 trilyon yatırımlara.

Yapılacak yatırımların, bütün yatırımların, aklınıza gelebilecek bütün bakanlıklardaki bütün yatırımların toplamına ayrılan paranın 2 katını faize ödüyorlar.

Cumhuriyet tarihinin en yüksek faizli bütçesi, en faizci bütçesi.

Diğer taraftan 100 liralık toplanan verginin 20 lirası faize, 10 lirası yatırıma gidiyor.

Tam 2 kat fark var arada.

Ve ÖTV, özel tüketim vergisi.

Lüks harcamalar yerine yine özel tüketim vergisi, yani pırlantadan, o pahalı lüks saatlerden alınmayan özel tüketim vergisi tırnak makasından, mutfak tüpünden, çiftçinin kullandığı mazottan alınmaya devam edecek. "KİMSE ERDOĞAN'DAN MASALLARA İNANMASIN" AK Parti'nin gerçeği bu.

Kimse Erdoğan'dan masallara inanmasın.

Kimse bu yılın geçen yıldan iyi olacağına inanmasın.

Durumunun geçmişten iyi olacağına inanmasın.

Durumunun geçmişten iyi olması için bu milletin sandığa gitmesi ve AK Parti iktidarını göndermesi lazım. "AÇLIK SINIRI 30.000 LİRA' CUMHURİYET HALK PARTİSİ BELİRLEMİYOR BUNU TÜRK-İŞ BELİRLİYOR" Kime konuşuyoruz?

Herkese.

Ama en çok da emeklilere ve asgari ücretlilere, ya da asgari ücrete oranla biraz üzerinde maaş alan herkese.

Açlık sınırı 30.000 lira.

Cumhuriyet Halk Partisi belirlemiyor bunu.

Türk-İş belirliyor. 30.000 liranın üzerinde açlık sınırı var ve tarihte ilk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altındaydı. 28.000 lira ilan ettiler, ilan edildiği gün altında.

Alındığında açlık sınırı biraz daha yükselmiş olacak. "ERDOĞAN'IN AĞZINI BU KONUDA BIÇAK AÇMADI" AK Parti işçiye 12 ay boyunca, biliyorsunuz seçimden önce yılda 3-4 kez düzenleriz diyorlardı, seçimden sonra asgari ücrete yıl içinde hiç dokunmadılar, 28.000 lira vermeyi kafaya koydu.

Peki en düşük emekli maaşı? 18.975 lira. 19.000 lira bile değil. 18.975 lira.

Bu rakamı artıracaklarını söylemesini dün bekledi herkes, döndü baktı, Erdoğan'ın ağzını bu konuda bıçak açmadı. "KÖPRÜ VE OTOYOLLARA YÜZDE 25 ZAM YAPANLAR EMEKLİYE YÜZDE 12'LİK ZAMMI LAYIK GÖRDÜLER" Bugün ev kirasının zam oranı yüzde 34, emeklinin zam oranı yüzde 12'dir.

Market poşetine yüzde 100 zam yapanlar emekliye yüzde 12 zam yaptılar.

Köprü ve otoyollara az yaptık deyip yüzde 25 zam yapanlar emekliye yüzde 12'lik zammı layık gördüler.

Ve 18.975 lira ilan edildiği gün açlık sınırının üçte ikisindedir.

İlan edildiği gün neredeyse yüzde 62'sinde, yüzde 65'indedir asgari ücretin. "EMEKLİLER SEFALET MAAŞINA MUHTAÇ EDİLDİLER" AK Parti iktidarı gelmeden önce bir en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret alıyordu.

Yani emekliye hiç ilişmeseler, hiç çelme takmasalar, hiç yakalarına yapışmasalar, 1,5 asgari ücret verseler bugünkü itiraz ettiğimiz yetmeyen asgari ücret üzerinden yine emekliye 42.000 lira para vermeleri gerekir.

Ama emekliye 19.000 lira veriyorlar, 18.975.

Emekliler tarihlerinin en kötü değil, artık en en en dayanılamaz, katlanılamaz sefalet maaşına muhtaç edildiler. "ALTIN HESABI ŞAŞMAZ" Bakın çok basit bir karşılaştırma.

Gençlik kollarımız bunu kredi parası için yapmış.

Dönün dedim, bir de emekliye bakalım, bir de asgari ücrete bakalım.

Ben hep soruyorum meydanlarda "Hangi hesap şaşmaz?" Oradan teyze bağırıyor "Altın hesabı şaşmaz." Altın hesabı yapıyorum, Erdoğan kızıyor.

Sen gelmeden önce diyorum '8 çeyrek altın alıyordu emekli, şimdi 1,5 çeyrek altına düştü.' Hesap ortada.

Altının onsu monsu diyor falan.

ET DÖNER HESABI: "257 TANEDEN 38 TANEYE DÜŞMÜŞ" Gençlik kolları 2002 yılı, aynı zincirden 2002 yılında bir et dönerin fiyatını çıkarmış.

Bir de aynı yerde bugün satılan et dönerin.

Öğrencilerin alışveriş yaptığı.

KYK bursuna gelince söyleyeceğim oradaki hesabı da. 2002 yılında 257 liralık emekli maaşı 1 TL olan et dönerden 257 tane alıyormuş. 257 tane et döner alıyor.

Bugün verdikleri emekli maaşı 38 tane et döner alıyor aynı yerden.

AK Parti'den önce 257 et döner, 100 gram et olan içinde döner, bildiğin yarım ekmek döner. 257 taneden 38 taneye düşmüş.

Yani diyor ya "Altın hesabı, altın çok değişti".

Ne değişti altın?

Et dönerci de altına uyumlanıyor, başka şeyi satan da.

Hiçbirisi kendisini, hiçbir esnaf kendisini bu fiyatlarla satış yaparım yapamam diye bakmak zorunda değil, maliyeti var.

O maliyetin içinde tüpü var, ısınması var, ödediği maaş var, sigorta var, kira var.

Ve hesap ortada: 257'ye 38.

Asgari ücretli de durumda. 184 et döner alan bir asgari ücret şimdi bugünküyle daha ele geçmedi, ele geçince daha da düşebilir, 56 tane et döner alabiliyor.

Yani asgari ücretli açısından 3'ten 1'e düşme, emekli açısından ise 8'den 1'e düşme durumuyla karşı karşıyayız.

Öyle bir noktadayız ki, bu maaşlarla yandaşlara geçiş garantisi veren, bunu da bütçeye koyan, tıkır tıkır ödeyen iktidar emekliye ve çalışanlara geçim garantisi vermiyor. "KENDİ GELDİĞİ ZAMANDA 8 ÇEYREK ALTIN ALIRKEN 1,5 ÇEYREK ALTIN ALABİLECEK MAAŞI LAYIK GÖREN İKTİDAR" Nasıl emekli oldu bu insanlar?

Sen bu insanlara dedin ki "yeter çalıştığın, bugüne kadar sen çalıştın, eller nasırlandı, dirsekler çürüdü, göz nuru aktı.

Gören gözler kocaman gözlüklere ulaştı.

Artık sen çalışma, sen çalıştın emekliyi baktın.

Şimdi sen dinlen, çalışanlar biz sana bakacağız, devlet olarak biz sana bakacağız." dedin.

Bunu deyip emekli ettiği kişiye hak ettiğinin kendi geldiği zamanda 8 çeyrek altın alırken 1,5 çeyrek altın alabilecek maaşı layık gören iktidar, işte bu iktidardır.

Bu düzenin adı AK Parti'nin kara düzenidir.

Bu düzeni yıkacağız.

Bu düzeni yıkacağız. "KÖK MAAŞLARA KANUN YOLUYLA ARTIŞ YAPMAK ŞARTTIR" Bir de emekliden kötüsü de var dedi arkadaşlar, notları hazırlıyoruz.

Dedim "daha ne kötüsü olacak?". 65 yaş aylığı, 5.390 liraymış olmuş 6.393 lira.

Engelli aylığı, 4.300 liraymış olmuş 5.100 lira.

Evde bakım maaşı 11.702 liraymış olmuş 13.878 lira.

Türkiye büyük bir sosyal krizin, sosyal patlamanın eşiğindedir.

Buradan bütün siyasi partilere, bilhassa Adalet ve Kalkınma Partisi'ne sesleniyorum: Emekliyi bu halde bırakamayız.

Kök maaşlara kanun yoluyla artış yapmak şarttır.

Seyyanen zam vermek şarttır.

Bir emekli maaşının bir asgari ücretin altında olması kabul edilebilir değildir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak buradayız.

Gelin bu hafta bu ayıbı temizleyelim. "ASLINDA AK PARTİ GELDİĞİNDE DURUM HİÇ BÖYLE DEĞİLDİ" Ayrıca gelir vergisindeki adaletsizlik de aynen devam ediyor. 2025'te gelir vergisinin ilk dilimi 158.000 liraydı, şimdi 190.000 lira oldu.

Şu demek: Maaş almaya başlıyorsun.

Sene başından itibaren 190.000 lirayı geçince aldığın maaş, yani bunu 3 ayda 4 ayda geçtiğinde, ikinci yüksek vergi dilimine, sonra bir sonraki yüksek vergi dilimine...

Bu rakamlarla 70.000 lira maaş alan bir çalışan 180.000 lira, 2,5 maaşını vergiye verecek. 100.000 lira maaş alan bir mühendis diyelim 320.000 lira, 12 maaşın 3 maaştan fazlasını vergiye verecek.

Neden böyle oldu?

Aslında AK Parti geldiğinde durum hiç böyle değildi.

Gerçekten yüksek maaşlar yüksek vergi dilimine giriyordu.

Ama virgülden sonrasını katmayarak, bazı sene daha da başka oyunlar yaparak en az işte sendika açıklamış 750.000 olacak, bize sorarsan 1 milyon liraya kadarki maaşların en düşük dilimde yüzde 15'te vergilenmesi lazımken 190.000 liradan itibaren, 3. 4. aydan itibaren yüksek vergi dilimi başlıyor. "BU PARAYLA BİR ÖĞÜN KARIN DOYURMAK BİLE MÜMKÜN DEĞİL" Biraz önce söyledim gençlik kollarımız dün Erdoğan'ı izlemişler, benim söylediğimi de hatırlamışlar.

Diyorum ya Erdoğan'ı duyunca iki kere iki dört eder dese açacaksın kerrake cetvelini kontrol edeceksin, kesin bir numara vardır diye.

Diyor ki dün, daha önce de söylemişti, dün diyor ki: "Biz gelmeden önce KYK kredisi, öğrenciye verilen, 45 liracıktı." diyor. "Biz." diyor, "şimdi onu 4.000 lira yaptık." 4.000 lira yaptık.

Öğrenciler de hemen dönmüşler, önce hemen altın hesabına bakmışlar o olmazsa olmaz. 45 liracık 30 liracık olan çeyrek altından 1,5 tane alıyormuş.

Bugün, bugün 1,5 çeyrek altın 16.000 lira.

Erdoğan 16.000 lira yerine cık dediği, 16.000 lira cık yerine 4.000 lira veriyor ve bununla övünüyor.

Gençler kişi başına 133 lira tutuyor ve diyorlar ki "bu verilen maaş belki bir mercimek çorbası içiyor, ucuz bir yer bulursan, çoğu yerde 180-150'ye var 100'e çok zor bulunur.

Kent lokantası hariç.

Bu parayla bir öğün karın doyurmak bile mümkün değil, gençlere verdiği parayla." "BUGÜN VERDİKLERİ PARA 8 TANE ET DÖNER ALIYOR ARKADAŞLAR" Gençler bu paranın 8 et dönerle, 16 tavuk dönerle bittiğini söylüyorlar.

Ve dönüp bakmışlar, rahmetli Ecevit'in, Sayın Bahçeli'nin, rahmetli Mesut Yılmaz'ın olduğu, bunların da her gün, sanki bir de bir tanesi şimdi kendi hükümetlerine destek veren bir parti.

Dönüp dönüp, dönüp dönüp ağzına geleni söylüyor o iktidara.

Ve diyor ki işte "Koalisyon döneminde şöyle berbattı".

O berbat dedikleri koalisyon döneminde, 2002'de 45 liracık 45 tane et döner alıyormuş.

Bugün verdikleri para 8 tane et döner alıyor arkadaşlar.Hala et döner veren ve güya öğrencileri aç bırakan Ecevit-Bahçeli-Yılmaz iktidarı, koalisyon hükümeti.

Şimdi 4.000 lira veren Tayyip Erdoğan'ın 8 et dönerde biten KYK kredisi. "ADALET OLMAZSA REFAH DA OLMAZ" Cumhuriyet Halk Partisi olarak 2025 yılını çok önemli bir mücadeleyle, çok önemli bir direnişle, bunu da tek başımıza değil, Türkiye'nin bütün demokratlarıyla birlikte...

Teker teker isimlerini saymayayım, bütün muhalefet partilerinin dayanışmasıyla ve Türkiye'nin bütün demokratlarının sahip çıkmasıyla bir büyük mücadeleyle geçirdik.

Bir yönetimde çarkın ilk dişlisi hiç şüphesiz adalettir.

Adalet olmazsa refah da olmaz, zenginlik de olmaz. "SAVAŞA MI GİRDİK?

İŞGALE Mİ UĞRADIK?" Bakın, 2025'in enflasyon hedefi yüzde 17 idi, yıl sonunda yüzde 31'le bitti.

Ne oldu 2025'te?

Büyük bir felaket mi oldu?

Deprem mi oldu?

Meteor mu düştü?

Savaşa mı girdik?

İşgale mi uğradık?

Ne yaptık, ne oldu da bu hale geldi bu memleket? 19 Mart'ta, bir yıl önce 31 Mart'ta partisiyle ilk kez seçim kaybeden birinin hazımsızlığı yüzünden ve seçim kazandığında baş tacı yaptığı milli iradeyi küçük gören, "onlar karar veremez, İstanbul'u kimin yöneteceğine ben veririm.

Binali yönetsin." dedim, "olmaz." dediler, "Murat Kurum yönetsin." dedim, "evine dönsün." dediler, deyip bu iradeyi hiçe sayan birisinin cumhuriyetimizin bir sonraki cumhurbaşkanına, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir sonraki iktidarına mevcut gücüyle, haksızca kullandığı, bağımsız olması gereken yargı üzerindeki talimatlarıyla bir sivil darbe girişimi oldu. "BİR ÜLKENİN ONURUYLA, GURURUYLA OYNANDI" Dünya, dünya günlerdir Venezuela meselesini konuşuyor.

Trump yönetimi uluslararası hukuku, Birleşmiş Milletler şartını hiçe sayarak bir başka ülkeye tek başına gitti, askeri müdahalede bulundu.

Maduro yatak odasında uyurken eşiyle birlikte ve kötü muameleyle gözaltına alındı, sürüklenerek, paketlenerek kaçırıldı ve Amerika Birleşik Devletleri’ne götürüldü.

Bir devletin başkanı dün bir arabanın arkasında sokak sokak New York sokaklarında dolaştırılarak teşhir edildi.

Bir ülkenin onuruyla, gururuyla oynandı.

Kolombiya, Küba, Meksika, İran, Danimarka, Danimarka'ya bağlı Grönland Trump tarafından açıkça tehdit edilmeye başladı.

Tüm dünya düzenini tehdit eden bir haydutluğun maalesef tam ortasındayız.

Daha sözün en başından söylüyorum.

Dünya bu haydutluğa karşı ortak bir tavır almak durumundadır.

Bu çıldırmışlık haline karşı durulmalıdır.

Dünya şimdi susarsa daha sonra dünya savaşlarından sonra dizini dövdüğü gibi dizini dövecektir.

Trump düzeni, Amerika'nın düzeni, dünyanın düzeni olamaz. "İŞİNE GELDİ Mİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'DE OLACAKSIN, İŞİNE GELDİ Mİ ÜLKENİN BAŞKANINI ALACAKSIN" Birleşmiş Milletler sistemi yok sayılamaz.

Birleşmiş Milletler niye var?

Ne zaman kuruldu?

İçindeyiz, 51 ülke Birleşmiş Milletler'i İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Üçüncü Dünya Savaşı olmasın, bir daha dünya savaşları olmasın diye kurdu.

Anlaşmazlık hep beraber görüşülsün.

Bir müdahale uyarısı, müdahale yapılacaksa hep birlikte yapılsın.

Bir devlet bir başka devletin iç işlerine karışmasın.

Bir devlet bir başka devletin toprak bütünlüğüne göz koymasın, işgal edemesin, yönetimine karışamasın.

O ülkeyi o ülkedekilerin istedikleri yönetsin diye ve sınırlar artık korunsun, sınırlar dünyada değişmesin diye kuruldu.

İşine geldi mi Birleşmiş Milletler'de olacaksın, işine geldi mi bir gece kalkıp gidip başka ülkede yataktan o ülkenin cumhurbaşkanını, başkanını alacaksın. "AYIPTIR SÖYLEMESİ CHP DÜNYADA EN YÜKSEK OYA SAHİP SOL SOSYAL DEMOKRAT PARTİDİR" Bunun kabul edilebilecek bir tarafı yoktur.

Nasıl Trump Gazze'ye gideceğim, oraya oteller yapacağım dediğinde, İsrail'e her türlü desteği verdiğinde, Netanyahu'yu savaş kahramanı ilan ettiğinde birileri susarken susmadıysak bu mevzuda da ilk andan itibaren susmadık.

Ayıptır söylemesi, nasip oldu Cumhuriyet Halk Partisi son seçimlerde aldığı oy oranıyla, yüzde 38'lik oy oranıyla dünyada en yüksek oya sahip sol sosyal demokrat partidir.

Ayıptır söylemesi dünyada nüfus üzerinde yüzde 65'le en fazla belediye bölgesini yönetmeye görev almış partidir.

Avrupa'nın... "BU HAYDUTLUĞA KARŞI SESSİZ KALMAYACAĞIZ" Avrupa'nın, dünyanın bütün sol sosyal demokrat partilerinin gözünü döndüğü, Avrupa'da aşırı sağ yükselirken Türkiye'de sol nasıl yükseliyor diye mücadelesini ve siyasetini irdelediği partidir.

Buradan hem bütün kardeş partilerimize hem de demokrasinin yanında duran dünyada bu haydut devletlere, sömürgeci devletlere, emperyalist devletlere karşı ulusların, milletlerin şerefini, onurunu koruma noktasında doğru yerde duran, duracak tüm partilere, tüm üyelere, tüm ülkelere sesleniyorum: Bu haydutluğa karşı sessiz kalmayacağız, kalmamalıyız. "BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇATISI ALTINDA YAPILMALIYDI" Bu Maduro'nun geçmiş yönetimini savunma anlamına gelmez.

Maduro kendi ülkesinde adil olmayan seçimler yapan, kendi halkına adaletsiz davranan, 20.000'den fazla muhalifin cezaevlerinde tutulduğu ve kendi ülkesinde adil siyasi bir rekabeti ortadan kaldıran, dünya sisteminin eleştirdiği bir liderdi.

Maduro dünyanın kurumları, kuralları önemseyen ve merkeze alan yapısıyla uyarılmalı, eleştirilmeli, demokrasiye davet edilmeli, kurallar dahilinde zorlanmalı, ne yapılacaksa da Birleşmiş Milletler çatısı altında yapılmalıydı. "DÜNYANIN KÖKÜNDEN YOK OLMA TEHLİKESİ VAR" O günlerde Maduro haksızlıklar yaparken Sayın Erdoğan "canım kardeşim" diyordu, sırtını sıvazlıyordu.

Sürekli bir şeyi karıştırıyorlar.

Bir ülkedeki otokratı, bir ülkedeki demokrasiyi askıya almaya çalışanları dünyanın demokrasisiz zeminine davet etmesi lazım.

Bu konuda ne yapacaksa hep birlikte yapması lazım.

Kurumlar, kurallar, yapılar bunun için var.

Yoksa bir tane büyük abi seçelim, eline sopayı alsın, ona ayarı versin.

Oradan döner, yarın başka tarafa ayar vermeye çalışırlar.

Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz Maduro'nun otokrat ya da demokrat olmasıyla değil, Amerikancı ya da değil olmasıyla ilgilenen Trump'ın bu tavrına karşı dünya düzenini savunmak, Birleşmiş Milletler sistemini savunmak, bir daha dünyada ki şimdi nükleer silahlar dünya kadar herkesin elinde, dünyanın kökünden yok olma tehlikesi var üçüncü dünya savaşıyla birlikte. "HERKES AYAĞINI DENK ALACAK" Burada bizim hep birlikte dünyanın barışını, dünyanın huzurunu savunmamız lazım.

Trump gibiler karşısındakiler sustukça kükrerler.

Trump gibiler karşısındakiler sindikçe büyürler.

Biz Trump gibi kükreyenleri, hatta işgale, istilaya gelenleri nasıl püskürttüğünü bilen bir milletiz.

Herkes ayağını denk alacak. "YOK ÖYLE YAĞMA TRUMP EFENDİ" 400 yıl önce Vestfalya Anlaşması yapılmış, artık devletlerin sınırları, iç işlerine karışmamak, ulusal egemenlik tanımları kabul edilmiş.

Gelmiş 4 sene ortalığı karıştırmış, kaybettiği seçimde Senato binalarını bilmem neleri bastırmış, gitmiş hazımsız, geri gelmiş yüzde yarımla 400 yıl geri götürecek sistemi.

Yok öyle yağma Trump efendi, yok öyle yağma! "ÖYLE 'EY TRUMP' FALAN YOK O SEÇİM ÖNCESİ OLURSA" Peki ne oldu?

Maduro'nun başına bunlar geldikten sonra "dostum, kardeşim, canım, ciğerim" diyen Erdoğan'a döndü baktı dünya.

Döndü baktı. 48 saat "tık" yok.

Tık!

Ne zaman ki, ne zaman ki tepkiler yükseldi, ayyuka çıktı...

Ne zaman ki eleştirilerimiz, bütün AK Parti'ye oy veren, MHP'ye oy veren seçmenin de hak verdiği bir düzleme oturdu; önce "hep beraber Özgür Özel'e saldıralım", o da kâr etmedi, dün çıkmış öyle "Ey Trump" falan yok.

O seçim öncesi olursa, ihtiyaç olursa Merkel'e falan söylüyordu öyle. "Müessif, 11.000 kilometre ötemizde müessif bir hadise vuku buldu" diyor. "Müessif hadise".

Kıramam.

Sanki Trump yanlışlıkla yumurta kırmış iki tane de "müessif hadise".

Adam kalkmış karısıyla bir adamı götürüyor. "AMERİKA'NIN YAPTIĞINI KINAYAMADI" Amerika'nın yaptığını kınayamadı.

Diyor ki "Sayın Trump'la yaptığımız görüşmede ülkemizin endişelerini aktardım." O da herhalde şey: "Sayın Trump" diyor, "benim bir şey dediğim yok da Sayın Bahçeli ile Özgür Özel çok kızıyorlar bu işe.

Onlar da ülkemin insanı, onların tepkilerini...

Benim bir şey dediğim yok." Ya şimdi bir soru sorayım Erdoğan'a.

Gazeteci arkadaşlar, inşallah yarın buraya gruba muruba geldiğinde de sorarlar, itilmezler kakılmazlarsa bir cevap bekleyelim.

Trump'ın yanında senatör söylüyor, Trump da kafa sallıyor.

Maduro'ya diyor, "bir çıkış yolu verdik.

Türkiye'ye git dedi Trump." diyor.

Trump da böyle yapıyor. "Gitmedi" diyor. "Şimdi New York'ta" diyor.

Trump Türkiye'ye git derken Erdoğan'a "Maduro kabul ederse onu Türkiye'ye yollayayım.

Onu burada bakar mısın?" diye sordu mu sormadı mı?

Sen bunu biliyor muydun, bilmiyor muydun?

Eğer biliyordun da olur dediysen buna nasıl olur dedin?

Niye olur dedin?

Demedin mi ya, "Kardeşim Maduro benim seçilmiş bir adam.

Orada duruyor, dik dur eğilme kardeşi seninle diyordum ona.

Nasıl paketleyin getirin biz burada bakarız diyorsun?" Ne dedin ona? "Çorum'da bir yer ayarlarız, Çorum'u iyi biliyor o, bir bağlantısı var, Çorum'da bir çiftlikte oturturuz mu?" dedin Maduro'yu?

Yok demediysen, bilmiyorsan, "bilmiyorsan bilmiyorum" de.

O zaman Trump'a dönüp de "Sen kim oluyorsun da benim memleketime, benim egemenliğimde olan birisine kendince başka ülkeden birini alıp getirip yerleştiriyorsun?

Bu ülkeyi ben mi yönetiyorum, sen mi yönetiyorsun?" diyemedin mi, diyemeyecek misin?

Ya Maduro için özel bir yer burası ya Trump'la aranızda özel bir akit var.

Sayın Erdoğan, susarak, "mış gibi" yaparak, "müessif bir hadise" diye yalandan Trump'ı "üzdün beni müessif bir hadise yarattın" diyerek bu işin içinden çıkamazsın. "MİLLETLE MUHABBETTE DE SONUNA KADAR İLERLEYECEĞİZ" Ve diyoruz ki; kimse endişeye kapılmasın.

Bundan sonra biz uğradığımız zulmü...

Belediye başkanlarımız, cumhurbaşkanı adayımız içeride.

Asliye Hukuk Mahkemesi'nden kayyum atamaya kalkıyorlar partiye.

Direniyoruz diye kapatma davaları açmışlar bize.

Biz bu mücadeleyi bir yandan veririz.

Ama 2026 yılı Türkiye'deki bütün mağdur ve mazlumların duyduğu sesini duyuracağımız değil, onlarla birlikte mücadeleyi başlatacağımız, iktidara yürüyeceğimiz; onların da, her birimizin hep birlikte çok daha zengin, çok daha mutlu, çok daha sağlıklı, çok daha huzurlu olduğu bir Türkiye'yi hep beraber inşa edeceğiz.

Kavga edenler, zulmedenler, hukuk tanımayanlar, sandıktan korkanlar bir yanda kalsın.

Biz iktidara yürüyoruz!

Mücadeleden bir santim eğilmeyeceğiz.

Ama milletle muhabbette de sonuna kadar ilerleyeceğiz. "BUNDAN SONRA TAKİP ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ" 2026'nın yepyeni bir başlangıç yılı olmasını ümit ettik.

Bizden yana birtakım adımlar atacağız ama bu gergin ortamda dünyanın ve Türkiye'nin ortamı bu halde.

Ama şunu söyleyelim: 19 Mart'tan sonra bizi duymayana, görmeyene boykot yaptık.

Kiminin reytingi 0.65'e düşmüş, kimi cirosu dörtte birine düşmüş.

Kimi milletvekillerimizle, kimi başka yerle "Bu boykottan çıkabilir miyiz?" Ona buna, buna buna değil, hepsine birden söylüyoruz.

Aha da size 2026'da bir beyaz sayfa.

Aha!

Karnenizi ben boşalttım. 2026'da yapılan haberin diline, öyle iftirayı iftiracıdan beter vereni de okuyacağız, haberi aldığı eğitim gereği gazeteci gibi haber yapanı da...

Her eleştiri başımızın tacıdır ama bizi görmeyip de dibi görenlere söylüyorum; aha da bir beyaz sayfa.

Bundan sonra takip etmeye devam edeceğiz. "HODRİ MEYDAN" Şu an itibarıyla, en ciddi hassasiyetle takip etmek üzere, 19 Mart sürecinde ilan ettiğimiz tüm boykot listesini boşaltıyorum.

Yeni tur, yeni bilet!

Önümüze bakıyoruz.

Herkes işini ona göre yapsın.

Kimseden iltimas istemiyoruz, kayırma istemiyoruz.

Mesleğini onuruyla yapan, gazeteciliği gazeteci gibi yapan, televizyonculuğu televizyon gibi yapan kim varsa bundan sonra beyaz sayfa önüne açıktır. 19 Mart'taki yanlışı yapana, yanlışı yapmaya, dibi yeniden yaşatmaya kararlıyız.

Hodri meydan, açık çek veriyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Sağ olun, var olun.

İlgili Sitenin Haberleri