Haber Detayı
TBMM Genel Kurulu... CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın: Mutlaka Bir İntibak Düzenlemesi ve Seyyanen Za...
TBMM Genel Kurulu'nda konuşan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, mutlaka bir intibak düzenlemesine ve seyyanen zam yapılmasına ihtiyaç olduğunu belirterek "Şimdi diyeceksiniz ki muhalefet bol keseden atıyor. Parayı nereden bulacaksın? Bu seyyanen zammı nasıl yapacaksın? Zaten Erdoğan da bizleri emeklileri tahrik etmekle suçluyor. Peki, mültecilere 40 milyar dolar harcadınız mı, harcamadınız mı? O 40 milyar dolar kaç para ediyor? 1 trilyon 720 milyar TL ediyor, değil mi? Yani yanlış politikalarınızda memlekete doldurduğunuz mültecilere 1 trilyon 720 milyar lira para var ama emekliye gelince, memura gelince 1.9 trilyon TL para bulunamaz" diye konuştu.
(TBMM) - TBMM Genel Kurulu'nda konuşan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, mutlaka bir intibak düzenlemesine ve seyyanen zam yapılmasına ihtiyaç olduğunu belirterek "Şimdi diyeceksiniz ki muhalefet bol keseden atıyor.
Parayı nereden bulacaksın?
Bu seyyanen zammı nasıl yapacaksın?
Zaten Erdoğan da bizleri emeklileri tahrik etmekle suçluyor.
Peki, mültecilere 40 milyar dolar harcadınız mı, harcamadınız mı?
O 40 milyar dolar kaç para ediyor? 1 trilyon 720 milyar TL ediyor, değil mi?
Yani yanlış politikalarınızda memlekete doldurduğunuz mültecilere 1 trilyon 720 milyar lira para var ama emekliye gelince, memura gelince 1.9 trilyon TL para bulunamaz" diye konuştu.TBMM Genel Kurulu'nda konuşan siyasi partilerin grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Ekmen: Şu ana kadar hiçbir resmi kaynak ABD'li senatörün açıklamasını yalanlamış değilYeni Yol Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, ABD'nin Venezuela'ya müdahalesine ilişkin "Hukuka dayalı ulus devletler ve küresel sistem çağının en çarpıcı olaylarından birini yaşadık.
Maduro'nun ülkesinden kaçırılarak Amerika'ya götürülmesi bizim yeni bir tünele girdiğimizi gösteriyor.
Bu tünel yeni bir Ortaçağ'dır.
Hukukun tanınmadığı, gücün egemen olduğu, kimseden hesap sorulamadığı, haydutluk, korsanlık ve derebeylik döneminin geri geldiğinin adeta bir ilanıdır.
Zaten Gazze soykırımı ile birlikte uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler ile ilişkili bütün kurumlar ahlaki olarak çökmüştü.
Zaten Gazze Soykırımı ile birlikte 200 yıllık üretilmiş bütün siyasi argümanlar ve değerler tüketilmişti ama bu olay adeta buna tuz biber eken bir durum yarattı" diye konuştu.Ekmen, Bloomberg'in Türkiye'nin S-400'leri elden çıkartmasına dair çabalarının olduğundan bahsedilen habere atıfta bulunarak şöyle konuştu: "Şimdi biz Maduro'nun kaçırılmasına gidilen süreçte Türkiye ile ilgili de bir pencere açıldığını Amerikalı senatörden duyuyoruz.
Belki bu konuşmaların yapıldığı dönemde bu konunun bir mahremiyeti olabilirdi.
Bunun doğruluğunu yanlışlığını tartışıyor değilim.
Ama Maduro kaçırıldıktan sonra şu yapılan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında hiç olmazsa bu yönde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına bir bilgilendirme yapmak gerekmez miydi?
Şu ana kadar hiçbir resmi kaynak senatörün açıklamasını yalanlamış değildir.
Bu tartışmaları bir kenara bırakıyoruz.
Yani gelmesi iyi mi olur, kötü mü olur?
Türkiye'nin orayla ilgili birtakım altın ticaretin yarattığı tartışmalar, geçmişte birtakım özel jet turları bugün bunları konuşmanın zamanı değildir.
Zaman içerisinde konuşacağız ama Türk Dışişleri'nin kendi vatandaşlarını, kendileriyle ilgili, ülkeleriyle ilgili bir bilgiyi bir Amerikalı senatörden duyacak duruma düşürmesinin Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'na ve hükümetine yakışmadığını bir kere daha ifade etmek isteriz."Çömez: ABD'nin ya boyun eğersin ya da yok edilirsin yaklaşımı dünyada yeni bir dönemin işaretlerini vermektedirİYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez de Venezuela'daki ABD saldırısını "dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir süreç" olduğunu belirterek şunları kaydetti: "ABD sınır ötesi bir operasyon yaparak bağımsız bir ülkenin devlet başkanını ve eşini konutundan kaçırdı ve kendi topraklarına götürdü.
Bunun için kendi yasalarına göre onay alması gereken makamlardan bırakın onay almayı, danışmaya ve onları bilgilendirmeye bile gerek duymadı.
Bu alenen ABD'nin kendi iç hukukuna aykırı davranmasıydı.
Öte yandan yapılan sınır ötesi bir operasyonla bir devlet başkanının kaçırılması uluslararası hukuka göre bir suçtur ve kabul edilemez.
Venezuela devlet başkanının ve eşinin federal yasalara ve uluslararası hukuka aykırı olarak kaçırılmasının ardından fotoğraflarının yayınlanması ise yaşanan bir savaş olmasa da işlenen bir savaş suçuydu.
Venezuela'daki seçimlerin tartışmalı olması, Maduro'nun otokratik karakteri, ülkede yaşanan yolsuzluklar ve tüm bunlara bağlı olarak halkın zengin topraklarda fakirlik içerisinde yaşaması ABD'nin bu kural tanımaz davranışını ve uluslararası hukuku ayaklar altına almasını meşrulaştırmaz.
ABD'nin ya boyun eğersin ya da yok edilirsin yaklaşımı dünyada yeni bir dönemin işaretlerini vermektedir.
Kuralsızlığın, hoyratlığın, barbarlığın, kural haline gelmekte olduğu yeni dünya düzeninde Türkiye'nin tek çaresi kurum ve kurallarıyla işleyen güçlü bir demokrasidir.
Hukukun üstünlüğüdür, insan haklarıdır, özgürlüklerdir ve şeffaf denetlenebilen köklü devlet kurumlarıdır.
En önemlisi de Türkiye'nin yeni kuralsız ve barbar dünya düzenine karşı dindik ve güçlü durmasını sağlayacak olan Atatürk'ün armağan ettiği kurucu değerlerimiz ve Aziz Türk milletinin asaleti, feraseti, basireti, cesareti, birlik ve beraberlik ruhudur."Kılıç: Trafik cezaları bütçeye gelir kaydedilecek bir kalem olarak görülmemelidirMHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 7'den 70'e her vatandaşın hayatına dokunan hayati bir mesele olarak nitelendirerek "Her gün yollardayız, trafikle iç içeyiz.
Maalesef alınan tüm tedbirlere rağmen yılda ortalama 6 binden fazla insanımızı trafik terörüne kurban veriyor.
Yaklaşık 388 bin insanın yaralanmasına şahit oluyoruz.
Bu rakamlar sadece bir istatistik değil, sönen ocaklar, yarım kalan hayaller demektir.
Bizim önceliğimiz insan odaklı güvenliktir.
Trafik cezaları bütçeye gelir kaydedilecek bir kalem olarak görülmemelidir.
Elbette cezalar caydırıcı olmalıdır" dedi.Cezaların tek başına çözüm olmadığına dikkat çeken Kılıç, "Asıl mesele eğitimdir, trafik kültürüdür.
Ehliyet alım süreçlerinde teknik bilgiden ziyade bir trafik ahlakının aşılanması da şarttır.
Bu kanun teklifiyle karayollarını ralli pistine çeviren, makas atarak, drift yaparak veya konvoylarla yolu kapatıp milletin canına kasteden trafik magandalarına karşı getirilen ağır cezaları sonuna kadar destekliyoruz.
Drift atana, makas atana, insanların hayatını tehlikeye sokana sıfır tolerans gösterilmelidir.
Çünkü aziz milletimizin canı anlık eğlencelerden ve heveslerden çok daha kıymetlidir.
Hız sınırını aşmanın cezaları yüksek, elbette caydırıcılığın destekçisiyiz.
Hız ölümü beraberinde getiriyor.
Ancak bu hususta devletimizden beklentimiz şudur.
Tuzak radar uygulamaları son bulmalıdır" diye konuştu.Kılıç, denetimin amacının ceza yazmak değil, kazayı önlemek olduğunu söyleyerek "Hız uyarı levhalarının görünürlüğünü görünürlüğü arttırılmalı, sürücü tuzağa değil kurallara yönlendirilmelidir.
Teklifle birlikte motorlu bisikletlerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamına alınmasını ve elektrik elektrikli scooter'ların hukuki sorumluluğunun netleştirilmesini, mağduriyetlerin giderilmesi adına olumlu buluyoruz.
Fakat ekonomik zorluklarla mücadele eden vatandaşımızın ve esnafımızın sırtına binen sigorta yükü de hafifletilmelidir.
Tüm araçlar için zorunlu trafik sigortası fiyatlarına makul bir sınır getirilmesi beklentimizdir" dedi.Temelli: Bugün yine Selahattin Demirtaş'a 10 yıl önce yaptığı konuşmadan ceza verildiDEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, hukukun olmadığı yerde zorbalığın olacağını belirterek "Biz Venezuela'da bir zorbalığa tanıklık ettik çünkü uluslararası hukuk yoktu.
Hukuk yoktu.
Hukukun olmadığı yerde de bu sahneyi hep beraber izledik.
Peki hukuk adına bir ses çıkarma, bir itiraz etme hali var mı?
Yok, olmadı.
Çünkü herkes kendine dokunmayan kötülüğün bin yaşamasını istiyor.
Herkes o hukuksuzluktan kendi nasibine düşenle aslında iktidarını devam ettirmek istiyor.
Evet, emperyal bir zorbalık ama bu emperyal zorbalığı besleyen otoriter rejimler, kapitalist ulus devletlerin otoriter rejimleri var.
Dolayısıyla sistem kendini bu şekilde yeniden yeniden üretiyor" diye konuştu.Hukuku her yerde savunmanın önemine değinen Temelli, şöyle konuştu: "Mesela buraya çok yakın olan Ankara adliyesinde de gidip hukuku savunmak lazım.
Evrensel hukuku savunmak lazım çünkü orada istinaf mahkemesinde uluslararası hukukun kararını çiğneyen bir mahkeme var.
Demirtaş kararı orada.
Buradan Venezuela'daki hukuku savunmak ne kadar meşruysa Ankara'daki istinaf mahkemesi karşısında Demirtaş kararını savunmak da o kadar meşru olmalı.
İşte o zaman sahicidir olursunuz.
İşte o zaman samimi olursunuz.
İşte o zaman sizin sözünüzün bir kıymeti olur.
Demirtaş kararını hala hayata geçirmeyen bu istinaf mahkemesinin yaptığı nedir?
Hukuk mudur?
Hayır, zorbalıktır.
O zorbalığa karşı çıkmadığınız sürece aslında dünyada hiçbir yerde sesinizin duyulma şansı yoktur.
Biz bunu söylerken adeta hukuku savunanlarla, adaleti savunanlarla dalga geçer gibi bugün yine Selahattin Demirtaş'a ceza verildi.
Sevgili Selahattin Demirtaş 10 yıl önce bir konuşma yapmış.
Adaleti savunmuş, eleştirilerde bulunmuş ve bu konuşmasından dolayı, eleştiride bulunduğu için bu siyasi konuşmasından dolayı bugün bir kez daha kendisine ceza verildi.
Biz bu cezayı kabul etmiyoruz.
Biz siyaseti yargı eliyle, yargı sopasıyla dizayn eden bu zihniyeti kabul etmiyoruz."Günaydın: Mutlaka bir intibak düzenlemesine ve seyyanen zam yapılmasına ihtiyaç varCHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TÜİK'in 20 milyon insanın ahını aldığını söyleyerek "İnsanlar geçinemiyor demenin artık bir anlamı kalmadı.
İnsanlar sürünüyor.
Duyuyor musunuz seslerini?
Bu sesler gece sizi uyutmamalı.
İnsanlar karınlarını doyuramıyorlar.
Öğün atlıyorlar.
Torunlarından utanıyorlar.
Peki siz yarattığınız bu tablodan hiç utanıyor musunuz?" diye sordu.Mutlaka bir intibak düzenlemesine ve seyyanen zam yapılmasına ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Günaydın, şu ifadelere yer verdi: "Şimdi diyeceksiniz ki muhalefet bol keseden atıyor.
Parayı nereden bulacaksın?
Bu seyyanen zammı nasıl yapacaksın?
Zaten Erdoğan da bizleri emeklileri tahrik etmekle suçluyor.
Ne diyerek tahrik ediyormuşuz?
Diyor ki '16 milyon emekliye 7 bin TL seyyane zam yaparsam bu bütçeden 1.4 trilyon TL para ödemek anlamına gelir.
Bu para nereden bulunacak?
Muhalefet sallama.' Peki ben sorayım.
Daha doğrusu düzelteyim. 16 milyon değil 16.5 milyon emekli var.
Seyyanen zam 7 bin lira değil 10 bin TL olmalı.
Peki bunun bütçeye yükü ne kadar? 1.9 trilyon TL.
Büyük para değil mi?
Bulunamaz değil mi?
Peki, mültecilere 40 milyar dolar harcadınız mı, harcamadınız mı?
O 40 milyar dolar kaç para ediyor? 1 trilyon 720 milyar TL ediyor, değil mi?
Yani yanlış politikalarınızda memlekete doldurduğunuz mültecilere 1 trilyon 720 milyar lira para var ama emekliye gelince, memura gelince 1.9 trilyon TL para bulunamaz.
Gerçi Başbakanımız Binali Yıldırım, 'Biz mültecileri Türkiye'de tutarak terörün Avrupa'ya transfer edilmesini önlüyoruz' demişti.
Bunun sonuçlarını Yalova'da gördük."Şahin Usta: Emeklilere yapılacak olan yatırım ve yardımlardan en çok bugüne kadar fedakarlık eden hükümetler hep AK Parti hükümetleri olmuşturAK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ekonomideki zorlukların çok iyi farkında olduklarını vurgulayarak "Emeklilerimizin, asgari ücretle çalışan vatandaşlarımızın hepsinin umudunun bizde olduğunun da çok iyi farkındayız.
Emeklilere yapılacak olan yatırım ve yardımlardan en çok bugüne kadar fedakarlık eden hükümetler hep AK Parti hükümetleri olmuştur" dedi.Konuya ilişkin belediyelerden örnek veren Şahin Usta, şunları kaydetti: "Ankara'da seçim döneminde suyun bedava olacağını iddia ederek seçim vaadi yerine getiren Sayın Mansur Yavaş'ın bugün ülkeyi getirdiği, şehri getirdiği, Ankara'yı getirdiği su fiyatlarıyla bir kıyaslayalım isterseniz.
Emekli de su parası ödüyor, su faturası ödüyor.
Emekliyi konuşuyorum.
Emekli su faturasını ödeyememekten muzdarip.
Neden?
Ankara'da yapılan su fiyatlarına zam yüzde 169, metreküp fiyatı ise 156.19 liradır.
Gerçekler acıdır.
Suyu bedava yapacakken yüzde 169 Ankara'da arttırdınız.
İstanbul yüzde 103.4 arttırdınız.
Yüzde 71,5'unu muhalefet belediyeleri yönetiyor ve bu bu yönettiğiniz belediyelerde keşke bu faturaları düşürseydiniz, keşke su faturalarını bedava yapmayı becerebilseydiniz, keşke bu kadar zam yapmasaydınız, keşke suyu akıtabilseydiniz, şu anda Ankara'da sular akmıyor.
İnsanlar bu kadar pahalı faturaları öderken üstüne üstlük bir de su sıkıntısı çekip eski Türkiye'deki bidonlarına döndü.
Susuzluktan ne yapacağını şaşırmış durumda.
Emekli suyun peşinde koşturuyor.
Haberiniz olsun.
Evet, Ankaralı izliyor ve sizi de izliyor Gökhan Bey.
Suyu hava gibi bedava yaptırıp diyenlerin millet hava satmasıyla işlerin yürümediğinin çok iyi farkındalar."Şahin Usta, Günaydın'ın TÜİK'in doğru verileri açıklamadığına ilişkin söylemlerini de eleştirerek "Biz TÜİK'le ilgili söylediğiniz iddiaların hepsinin de doğru olmadığını çok çok iyi biliyoruz.
TÜİK rakamlarıyla oynayan birisi varsa o da sizsiniz.
TÜİK bu ülkenin köklü bir kuruluşudur.
Bu devletin bu ülkenin kuruluşlarına Birtakım iddialarda bulunarak buraları itibarsızlaştırmak ancak CHP zihniyetine yakışır, ancak size yakışır.
Biz her zaman için emeklimizin de, çalışanımızın da, öğrencimizin de, gencimizin her zaman olduğu gibi yanında olmaya devam edeceğiz.
Sizin gibi polemik peşinde değiliz.
İcraatlarımızla yaptıklarımızı anlatıyoruz.
Bakın enerji verimliliği üzerinden bizim yaptığımız hizmetlerle vatandaşın cebinde kalan parayı size söylemeye çalışıyorum.
Onu bile anlayamıyorsunuz ama yatırım yapın.
Para nerede biliyor musunuz?
Sizin boşa harcadığınız konserlerde hırsızların cebinde.
Bunun da hesabını sonuna kadar soracağız" diye konuştu.