Haber Detayı

Şiddet ve sömürüyle lekelenmiş bir gıda zincirinin son halkası olma
Gastroda odatv.com
07/01/2026 08:50 (23 saat önce)

Şiddet ve sömürüyle lekelenmiş bir gıda zincirinin son halkası olma

Kalamar, menülerde lezzetli ve masum bir deniz ürünü gibi duruyor. Oysa dünyanın en büyük ve en denetimsiz av filolarından biri, okyanusun ortasında ekosistemleri, hayvanları ve insan emeğini görünmez bir şiddetle tüketiyor.

Haritalarda sınırlar nettir; denizde değil.

Ülkelerin 200 deniz miline kadar uzanan münhasır ekonomik bölgelerinin (EEZ) ötesi, halen büyük ölçüde denetimsiz ve sahipsiz kabul ediliyor.

İşte bu alanlardan biri, Arjantin kıyılarının hemen açığında “Mile 201” olarak bilinen bölge.Her yıl yüzlerce dev endüstriyel balıkçı gemisi burada toplanıyor.

Öyle büyük bir filo ki, geceleri yaktıkları güçlü ışıklar uzaydan bakıldığında yüzen bir şehir gibi görünüyor.

Ama bu ışıklar, deniz canlılarıyla birlikte küresel gıda sisteminin en karanlık yüzlerinden birini de aydınlatıyor.EKOSİSTEMİN ANAHTAR TÜRÜKalamar sıradan bir deniz ürünü değil.

Okyanus ekosisteminde kilit bir tür.

Balinalardan foklara, deniz kuşlarından ticari balıklara kadar birçok canlı için temel besin kaynağı.Şöyle bir sorun var ki, kalamarın yaşam döngüsü yalnızca bir yıl.

Bu da onu aşırı avlanmaya karşı son derece kırılgan kılıyor.

Uluslararası bir kota sistemi ya da bağlayıcı bir denetim mekanizması olmadan yapılan yoğun avcılık, yalnızca bir türü değil, tüm ekosistemi çöküşe sürükleyebilir.Bugün yaşanan tam olarak bu.

Kısa vadeli kar uğruna, okyanusun uzun vadeli dengesi gözden çıkarılıyor.“MAD FISHING”Çoğunluğu Çin menşeli olan uzak mesafe av filoları, Mile 201’de adeta bir “serbest yağma” düzeni kurmuş durumda.

Gemiler haftalarca, aylarca durmaksızın avlanıyor.

Bazıları kimlik ve konum sistemlerini kapatarak “karanlığa geçiyor”.Bu yalnızca yasa boşluklarından faydalanmak değil; bilinçli bir görünmezlik stratejisi.Çevre örgütlerinin ve sahil güvenlik raporlarının ortaya koyduğu tablo daha da sarsıcı.

Fokların kasıtlı olarak öldürülmesi, deniz kuşları ve penguenlerin güvertelerde can vermesi, derin deniz ekosistemlerinin fiziksel tahribatı bu sorunun görünen büyük yüzü.

Bunlar “yan etki” değil, endüstriyel avcılığın doğrudan sonucu.Bu gemilerde yalnızca deniz yaşamı değil, insan emeği de tüketiliyor.

Aşırı çalışma saatleri, şiddet, ücret kesintileri, borçlandırma yoluyla denizde tutulma… Modern köleliği andıran bu koşullarda avlanan kalamar, ardından küresel pazarlara giriyor.Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve Kuzey Amerika’daki marketlerde, restoranlarda, dondurulmuş gıda reyonlarında karşımıza çıkıyor.

Tüketici çoğu zaman bilmeden, şiddet ve sömürüyle lekelenmiş bir gıda zincirinin son halkası oluyor.MASUM MEZE Mİ, KÜRESEL SİSTEM Mİ?Türkiye’de kalamar; meze sofralarının, balık restoranlarının ve donmuş deniz ürünü pazarının gözde ürünlerinden biri.

Ancak bu ürünün nereden, nasıl ve hangi koşullarda avlandığı çoğu zaman belirsiz.Sorulması gereken soru şu, ucuz ve bol deniz ürünü talebi, denizin taşıma kapasitesini ve insan onurunu yok sayan bu sistemi besliyor mu?Bu hikaye yalnızca kalamarla ilgili değil.

Bu, küresel gıda sisteminin nasıl çalıştığına dair bir örnek.

Denetimsiz alanlar, zayıf regülasyonlar, güçlü şirketler ve görünmez kılınan bedeller…Soframıza gelen her lokma, bir coğrafyaya, bir emeğe ve bir ekosisteme bağlı.

Görmediğimiz sürece masum; gördüğümüzde rahatsız edici.

Ama tam da bu yüzden, bakmak zorundayız.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri