Haber Detayı
“Büyük Kudüs” için ''çöp'' planı
Soykırımcı israilin “Büyük Kudüs” projesi kapsamında Kalendiya’da atık sahası ve atık yakma tesisi kurulması planı, Filistinli nüfusun tasfiyesini ve Atarot yerleşiminin sanayi genişlemesini amaçlıyor.
israil işgal yönetimi, Kudüs’ün belediye sınırlarını çevredeki yerleşimleri kapsayacak şekilde genişletmeyi hedefleyen “Büyük Kudüs” projesini adım adım hayata geçiriyor.
Bu kapsamda son dönemde, Kudüs’ün kuzeyindeki Kalendiya beldesi hedef alınarak bir atık sahası ve atık yakma tesisi kurulmasına yönelik hazırlıklar hız kazandı.
Amaç, yerleşimci Atarot sanayi alanını büyütmek ve bölgede Yahudi çoğunluğu dayatmak. 150 Dönüm Araziye El Koyma Yaklaşık iki aydır Kalendiya halkı üzerindeki baskı artırıldı. 23 Ekim’de alınan kararla, beldeye ait 150 dönüm araziye el konuldu.
Plan, İngiliz Mandası döneminde (1920’ler) Kalendiya toprakları üzerinde kurulan Atarot yerleşiminin sanayi genişlemesini içeriyor.
Kalendiya Köy Meclisi Başkanı Velid el-Kişi, Ekim’den bu yana beldenin doğu kesimindeki yaklaşık 10 eve tebligat gönderildiğini belirtti.
El-Kişi, daha da tehlikelisinin, işgal makamlarının Haziran ayında bu arazilerin hukuki statüsünü özel mülkiyetten “devlet arazisi”ne gizlice çevirmiş olması olduğunu vurguladı.
Arazi sahiplerine ve yerel kurumlara herhangi bir bildirim yapılmadı. “Hukuki Statü Gizlice Değiştirildi” El-Kişi’ye göre sorun yalnızca tebligatlar değil; resmi tapu ve belgeleri bulunan (bazıları israil makamlarınca verilmiş) arazilerin statüsünün habersizce değiştirilmesi.
Bu adım, Kalendiya’nın doğusunu Filistinlilerden boşaltmayı ve Atarot’un sanayi genişlemesini fiilen kolaylaştırmayı hedefliyor.
Köy meclisi ve arazi sahipleri dosyayı hukuki yollardan takip ediyor. israil kurumlarıyla yapılan başvurulara rağmen resmî bir yanıt alınmadı.
Buna karşın, el koyma tebligatlarından günler sonra arazilere “devlet arazisi” ibareli ve girişleri yasaklayan tabelalar yerleştirildi.
Bu, hukuki süreç tamamlanmadan zorla fiilî durum yaratma niyetinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Planlanan atık yakma tesisi, belde merkezine birkaç yüz metre mesafede.
Bu durumun, zehirli emisyonlar ve boğucu kokular nedeniyle ciddi sağlık ve çevre riskleri doğuracağı belirtiliyor.
Söz konusu alanlar, beldenin kentsel dokusunun parçası; tarım arazileri ve 1960’lardan bu yana ayakta olan konutlar bulunuyor.
Üstelik bu evlerin sakinleri Kudüs Belediyesi’ne arnona (emlak vergisi) ödüyor.
Kuşatma ve Alan Daralması Kalendiya; ayrım duvarı, yerleşimler ve çevre yollarıyla zaten kuşatılmış durumda.
Halkın kullanabildiği alan 800 dönümün altına düşmüş, son el koymalarla 650 dönümün altına gerilemiş durumda.
Yerel yetkililer, bunun Filistinli nüfusu bölgeden uzaklaştırmaya yönelik sistematik bir politika olduğunu söylüyor.
Duvarın Güzergahı Değiştirilebilir ARIJ (Uygulamalı Araştırmalar Enstitüsü – Kudüs)’ten araştırmacı Süheyl Haliliye, Atarot’un ana planında baştan beri bir atık sahası bulunduğunu, şimdi ise ayrım duvarının güzergâhının değiştirilerek bu alanın yerleşime katılmak istendiğini belirtiyor.
Haliliye’ye göre hedef, bölgede Filistinli nüfus artışını durdurmak ve alanı Atarot’un bir parçası hâline getirmek.
Haliliye ayrıca, arazilerin “devlet mülkü” ilan edilmesinin hukuken tutarsız olduğunu vurguluyor.
Zira bölge, İsrail tanımına göre 1967’den bu yana Kudüs Belediyesi sınırları içinde; buna rağmen “devlet arazisi” sınıflandırması Batı Şeria için kullanılan bir tanım. “Büyük Kudüs”ün Kilit Halkası Atarot ve çevresi, Kudüs’ü Giv’at Ze’ev yerleşim bloğuna bağlayan stratejik bir köprü işlevi görüyor.
Bu hat, Doğu Kudüs’ü izole ederken Batı Şeria’nın coğrafi bütünlüğünü de zedeliyor.
Uzmanlara göre proje, yalnızca yerleşimci bir adım değil; siyasi sonuçları olan ve ileride hukuki ya da müzakere yoluyla aşılması güç bir gerçeklik yaratıyor.