Haber Detayı
Paşinyan’dan ‘tarihi’ karar: 'Ermeni halkı' gidiyor
Ermenistan’da Paşinyan hükümeti, etnik ve tarihsel ulus anlayışını geride bırakmayı hedefleyen kapsamlı bir anayasa değişikliğine hazırlanıyor. “Ermeni halkı” ve diaspora vurgusunun yerine “vatandaşlık temelli devlet” tanımını öne çıkaran bu hamle, tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Ermenistan'da Nikol Paşinyan hükümeti ülke tarihindeki en büyük anayasa değişikliğine hazırlanıyor.
Pek çok temel maddesinin revize edilmesi amaçlanan anayasada “etnik kimliğe” ve “Ermeni halkına” dair esas tanımlamalarda önemli ölçüde değişikliğe gidilmesi bekleniyor.
Hatta bazı tahminlere göre, "Ermeni milleti" ve "Ermeni halkı" ifadelerinin yanına veya onların yerine bir de "Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşları" şeklinde etnik temelli olmayan vatandaşlık tanımının konulabileceği öne sürülüyor.Geçtiğimiz yıl Paşinyan hükümeti ilk kez, "tanınmış sınırlar içerisindeki egemen devlet” “Gerçek Ermenistan" ile daha geniş etnik-ulusal ve toprak kavramları içeren "Tarihi Ermenistan" arasında ayrım yapmak amacıyla siyasi terminolojide stratejik bir değişikliğe gitmişti.
Başbakan Paşinyan liderliğindeki hükümet, devleti önceki yıl temelden yeniden tanımlamayı amaçlayan bir "Yeni Anayasa" girişimi başlatmıştı.
Bu değişim, Ermenistan'ı tarihsel topraklara veya etnik özlemlere bağlı bir "ulusal" varlık olarak görmekten, tamamen uluslararası alanda tanınan mevcut sınırlarına dayanan bir "sivil" devlete doğru bir geçişi ifade ediyor.MİLLET VE HALK TANIMLAMALARINDA KAVRAMSAL DEĞİŞİM VE “DÖRDÜNCÜ CUMHURİYET”Paşinyan neredeyse göreve geldiğinden beri "devletsiz bir millet"ten (etnik ortaklığa odaklanan) "devlet kuran bir halka" (genel vatandaşlığa sahip siyasi bir topluluk) geçişin savunucusu olageldi.
Bu yaklaşıma göre "Ermeni halkı" cumhuriyet içinde devleti oluşturan kurumların ve iktidarın kaynağı olarak tanımlanıyor.
İktidardaki “Sivil Sözleşme Partisi” yakın zamanda, 2026 yılındaki parlamento seçimlerinin ardından ulusal referandum yoluyla yeni bir anayasa kabul etmeyi planladığını duyurmuştu.Yeni anayasayla birlikte, 1991 Alma-Ata Bildirgesi'ne dayanarak ülkenin uluslararası alanda tanınan 29 bin 743 kilometrekarelik toprakları vurgulanarak "Dördüncü Cumhuriyet"in resmen kurulması tahmin ediliyor.
Pek çok eleştirmen ve gözlemci, söz konusu değişikliklerin geleneksel etnik-ulusal bağlardan ziyade "Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşlarının" hukuki statüsünü önceliklendirmeyi amaçladığını belirtiyor.Bütün bu adımlara “bölgesel istikrarı sağlamayı” ve “devletin egemenlik sorumluluklarını netleştirmeyi” ve Dağlık Karabağ ile ilgili toprak iddialarının bütünüyle dışlanmasını amaçlayan çok geniş bir stratejinin parçası olarak bakılıyor.DEVLET KİMLİĞİNİN YENİDEN TANIMLANMASI VE ESKİ BİLDİRGEYE ATFIN ÖNSÖZDEN ÇIKARTILMASIErmenistan’ın ilk anayasası devleti “etnik veya tarihsel bir milletin” siyasi ifadesi olarak tanımlarken yeni muhtemel anayasada etnik ulus tanımı kaldırılmaya hazırlanılıyor.
Yeni anayasanın temel önerilerinden birisi, hâlihazırda “1990 Bağımsızlık Bildirgesi”ne atıfta bulunan Önsöz'ün kaldırılması veya değiştirilmesi olacak gibi gözüküyor.İlgili bildirge, "Ermenistan ve Dağlık Karabağ'ın birleşmesi" ve Ermeni Soykırımı'nın uluslararası alanda tanınması gibi “hedefleri” içeriyordu.
Paşinyan mevcut anayasanın "Gerçek Ermenistan" ile çelişen bir "Tarihi Ermenistan"ı temsil ettiğini defalarca dile getirmişti. “1990 Bildirgesi” ile olan yasal bağın koparılmasıyla devlet artık “etnik veya tarihi bir milletin siyasi ifadesi” olarak değil, “29.743 kilometrekarelik toprak parçası üzerinde egemen bir varlık olarak” tanımlanacak.
Bu noktadaki anayasal değişiklik, Azerbaycan'ın barış anlaşması için ön koşul olarak öne sürdüğü temel bir talep olma özelliğini koruyor.
Zira Bakü, anayasanın mevcut “Önsözü”nde Dağlık Karabağ'a yapılan atıfları haklı olarak toprak iddiası olarak görüyor.ANAYURTTA VE “DİASPORADAKİ” ERMENİ DİLİNİN YENİ STATÜSÜ TARTIŞMALARI2026’de anayasada gerçekleştirilmesi hedeflenen değişikliklerle Ermeni diasporasına yapılan atıflar silinirken, Ermeni dilinin “ulusal sembolizmden” arındırılarak yalnızca “idari dil” olarak kabul edileceği varsayılıyor ve devletin temel kimliğinin bu açıdan da yeniden tanımlanması amaçlanıyor.Ermenistan anayasası, Ermeniceyi devlet dili olarak zorunlu kılmaya devam ederken, son güncel idari reformlar dilin "kutsal bir ulusal sembol” olarak rolünden ziyade “işlevsel kullanımına” vurgu yapıyor.
Bu arada “Batı Ermenicesine yani “diasporanın anadiline" özel statü verilmesi yönünde devam eden hukuki çalışmalar da sürüyor.
Hükümet yeni yaklaşımını "koruma" çabası olarak gerekçelendirirken, bazı eleştirmenler ve muhalif isimler bunu dilin geleneksel milliyetçi bağlamından ayrı, “eğitsel veya idari kategoriyle sınırlandırılması” girişiminin bir parçası olarak görmeyi sürdürüyor.DİASPORAYI MERKEZE ALAN GELENEKSEL KAVRAM VE YAKLAŞIMLARDAN UZAKLAŞILIYORBaşbakan Nikol Paşinyan'ın "Gerçek Ermenistan" stratejisi kapsamında hükümet, devleti “Pan-Ermenistan” veya "Tarihi Ermenistan" kavramlarından uzaklaştırmaya çalışıyor.
Sovyetler sonrası ilk anayasa ana referansı, devleti “Ermenistan ve Dağlık Karabağ'ın birleşmesi olarak tanımlayan “Bağımsızlık Bildirgesi”ne verirken, önerilen 2026 Anayasası’nda bu özel atıfların kaldırılması planlanıyor.
Ermenistan'daki bu değişimlerle, geleneksel "ulusal" ve "diaspora" anlatılarından bir şekilde uzaklaşılacağı anlaşılıyor.
Bu, "Dünya Ermenistanı" (diasporayı merkeze alan) kavramına mesafe koymak suretiyle daha “devlet merkezli bir ‘Ermenistan Cumhuriyeti’ " kimliğine doğru yönelim anlamına geliyor.Uzmanlar bunun diasporanın devlet ideolojisindeki rolünü fiilen "sileceğine" ve aynı zamanda Ermeni Diasporası'nın devlet politikasındaki etkisini de en aza indireceğine dikkat çekiyorlar.
Uluslararası kimi uzmanlar ise, Ermenistan'ın anayasal olarak “Ermeni ulusu ve diasporası” tanımlarındaki yapacağı radikal düzeltmelerle kaçınılmaz olarak Türkiye ve Azerbaycan'ın jeo-politik ve bölgesel etkisine karşı daha savunmasız hale getireceğini savunuyorlar.PAŞİNYANCILAR: “SİVİL OLGUNLUK”, MUHALEFET: “TESLİMİYET VE MİLLETİN VARLIĞINA İHANET”Paşinyan destekçileri, anayasadaki olası değişimi “sivil olgunluk” olarak tanımlarken muhalefet ise bunun Ermenistan'ın Dağlık Karabağ'daki yenilgisinin ve toprak kaybına yol açmasının ardından gelen “teslimiyeti” yansıttığını iddia ediyor.
Ermenistan muhalefeti dahası, Paşinyan'ın yeni anayasayla “milletin varlığını ortadan kaldırdığını” savunuyor.Yeni anayasa ile birlikte Ermenistan’ın artık “Ermeni halkının devleti değil”, sadece “vatandaşların devleti” konumuna düşeceği argümanını dillendiriyorlar.
Ulusal terimlerin tamamen sivil terimlerle değiştirilmesini "milli öz yıkım" olarak nitelendiren Ermeni muhalefeti tüm bu süreci “Ermeni diasporasına ve tarihi mirasa ihanet” anlamına geldiğini öne sürüyor.
Anayasadaki kritik değişikliklerle beraber Ermeni kimliğini “etnik ve diasporik bir millet" olarak görenler ile ülkenin yasal hudutlarıyla sınırlı bir "devlet kimliği"ni savunanlar arasındaki kayda değer bölünme çok daha derinleşip güçlenecek gibi gözüküyor.ULUSAL SEMBOLLERİN KİMİLERİNİN KALDIRILMASI KİMİLERİNİN İSE DEĞİŞTİRİLMESİErivan yönetimi arma ve milli marş gibi ulusal sembolleri modern-yeni devlete daha uygun hale getirmek ve tarihi travmalarla veya eski hanedanlarla olan bağları azaltmak amacıyla değişiklik yapmayı önerdiği için kamuoyunun bir kesiminin tepkisiyle karşılaşmıştı.
Bu "sembollerden arındırma" süreci mevcut hükümet tarafından sıklıkla "tarihi" Ermenistan'dan "gerçek" Ermenistan'a geçiş olarak sunuluyor. "Etnik" kimlik yerine "sivil" kimliğe odaklanılarak, semboller ve tarihi anlatılar (örneğin armadaki Ağrı Dağı) artık "gerçek" durumu yansıtmadığı gerekçesiyle kaldırılıyor.
Ermenistan hükümeti yeni anayasa taslağını Haziran 2026'daki parlamento seçimlerinden önce sonuçlandırmayı ve onay için de ulusal bir referandum düzenlemeyi hedefliyor.Odatv.com