Haber Detayı
Semtinizin önceki adını duyduğunuz oluyor mu? İki kıtanın bir araya geldiği İstanbul'un mahalle isimlerinin geçmişi
İstanbul, asırlar boyu pek çok farklı medeniyete kucak açmış, kültürlerin kesiştiği eşsiz bir kent. Boğaz'ı, doğal zenginlikleri ve derin tarihi mirasıyla dünyanın en büyüleyici merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Şehrin dört bir yanına serpilmiş kadim semtleri ise sadece birer isimden ibaret değil; her biri geçmişten taşıdığı anlamlar, rivayetler ve anılarla dolu.
Peki, bu köklü mahalle adları nereden geliyor?
İşte İstanbul'un eski mahalle isimlerinin arkasındaki kısa ama merak uyandırıcı öyküler… İstanbul’da karşımıza çıkan semt isimleri, sadece bir yer adı olmanın ötesinde, şehrin asırlık yolculuğuna dair küçük ipuçları sunar.
Bu isimler; kadim kültürlerin bıraktığı mirası, tabiatın eşsiz özelliklerini, günlük yaşamın dokusunu ve etnik-kültürel çeşitliliğin canlılığını içinde saklar.
İşte iki kıtayı birleştiren İstanbul’un mahalle isimlerinin tarihi serüveni.
BEYOĞLU Beyoğlu semtinin isminin kökeniyle ilgili birkaç farklı hikaye bulunmaktadır.
Bir görüşe göre, "Bey Oğlu" olarak anılan kişi, bir Osmanlı elçisinin, Taksim civarındaki konakta yaşayan ve bir Rum kadınıyla evlenen oğludur.
Diğer bir rivayete göreyse, Kanuni Sultan Süleyman döneminde burada ikamet eden Venedik elçisine yazılan resmi yazışmalarda "Beyoğlu" ifadesi kullanılmış ve zamanla bu semt, adıyla özdeşleşmiştir.
Her iki hikaye de Beyoğlu'nun adını, şehre tarihsel olarak önemli bir katkı yapmış kişilere dayandırmaktadır.
FATİH Fatih semtinin adı, Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Fatih Sultan Mehmet'ten gelmektedir. 1453'te İstanbul'un fethinin ardından, Sultan Mehmet, Havariyun Kilisesi'nin yerine büyük bir külliye inşa ettirdi.
Bu külliye, zamanla çevresinde gelişen yerleşimle birlikte bir Müslüman mahallesine dönüştü.
Külliye ve çevresindeki bu yeni mahalle, Fatih Sultan Mehmet'in adını yaşatmak amacıyla "Fatih" olarak anılmaya başlandı.
Böylece, bu bölge hem İstanbul'un önemli bir merkez hem de semtin adı olma özelliğini kazandı.
BEŞİKTAŞ Beşiktaş semtinin adı, çeşitli tarihçiler ve bölge sakinleri tarafından farklı şekillerde açıklanmıştır.
Yaygın kabul gören bir görüşe göre, semtin adı aslında "Beştaş"tır ve bu isim, Barbaros Hayreddin Paşa'nın İstanbul'u fethettikten sonra gemilerini bağlamak için koyduğu beş taş direklerden türetilmiştir.
Zamanla "Beştaş" ismi halk arasında değişime uğrayarak "Beşiktaş" halini almıştır.
Bu teori, yazılı kaynaklarla da desteklenmekte olup, semtin isminin denizcilikle olan bağlantısını da ortaya koymaktadır.
BAKIRKÖY Bakırköy'ün geçmişteki adı, Rumca "uzak köy" anlamına gelen "Makriköy"dür.
Bu isim, "makro" (uzak) ve "hori" (köy) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir. 1925 yılında Türkiye'deki yer isimlerinin Türkçeleştirilmesi süreciyle birlikte, bu semtin adı "Bakırköy" olarak değiştirilmiştir.
Yeni ad, semtin coğrafi yapısına ve tarihine referansla belirlenmiş olup, zamanla bölgeye ait kalıcı kimliği kazanmıştır.
ŞİŞLİ Şişli ilçesinin adı, bölgeye adını veren bir aileye dayanmaktadır.
En yaygın görüşe göre, şiş yapımıyla meşgul olan ve "Şişçiler" olarak bilinen bir ailenin burada yaptırdığı büyük bir konağın adı, zamanla "Şişçilerin Konağı"ndan "Şişlilerin Konağı"na dönüşmüştür.
Bu isim değişikliği, semtin adının da "Şişli" olarak şekillenmesine yol açmıştır.
Böylece, ilçenin adı, şiş yapımının yapıldığı bu tarihi mekâna ve bu geleneği yaşatan aileye atfen bugünkü halini almıştır.
BEYAZIT Beyazıt semtinin adı, Osmanlı Padişahı II.
Beyazıt'ın burada inşa ettirdiği büyük külliye ile ilişkilidir.
Sultan II.
Beyazıt, külliyenin yapımını tamamladıktan sonra, bu bölge zamanla onun adıyla anılmaya başlandı.
Böylece, semt "Beyazıt" adıyla tanınır hale geldi ve bu isim günümüze kadar devam etti.
Külliye, hem dini hem de kültürel açıdan semtin önemli bir simgesi olmuştur.
TOPHANE Tophane semtinin adı, Osmanlı döneminde burada bulunan ünlü top dökümhanesinden gelmektedir.
Bu dökümhane, Osmanlı İmparatorluğu'nun savaş teknolojisi için önemli bir rol oynamış ve semtin ismini, burada üretilen toplardan almıştır.
Zamanla Tophane, hem askeri hem de ticari açıdan İstanbul'un önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir.
AVCILAR Avcılar semtinin adı, bölgeye avlanmaya gelen avcılardan alınmıştır.
İlk yerleşim yıllarında, bu bölgeye saz ve samandan yapılmış tek katlı, bahçeli evlerde yaşayan insanlar, geçimlerini avcılıkla sağlamışlardır. 1924'ten 1950'li yıllara kadar, köy halkı geçimlerini temin etmekte zorlanmış ve bu dönemde tarım ve hayvancılık da önemli geçim kaynakları arasında yer almıştır.
Zamanla, bu avcı köyü gelişerek bugünkü Avcılar semtine dönüşmüştür.
EMİNÖNÜ Eminönü semtinin adı, Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafları denetleyen ve ticaretle ilgili düzenlemeler yapan "emin" unvanlı görevlilerden gelmektedir.
Semt, burada bulunan "Gümrük Eminliği"nden adını almış ve bu görevli, ticaretin denetimi ve gümrük işlemlerinden sorumluydu.
Zamanla, bu bölge hem ticaret hem de yönetim açısından önemli bir merkez haline gelerek günümüzdeki Eminönü adını almıştır.
GALATA Galata semtinin adı, farklı kaynaklara göre farklı anlamlar taşımaktadır.
Bir rivayete göre, "Gala" kelimesi Rumca'da "süt" anlamına gelir ve semtte bulunan süthanelere atıfta bulunarak bu isim türetilmiştir.
Diğer bir görüşe göre ise, İtalyanca "denize inen yol" anlamına gelen "galata" kelimesi, bölgenin coğrafi yapısını yansıtan bir isim olarak kullanılmıştır.
Her iki görüş de Galata'nın tarihi ve kültürel zenginliğini yansıtan farklı birer bakış açısı sunmaktadır.
LALELİ Laleli semtinin adı, burada yaşamış olan "Laleli Baba" adlı bir dervişe dayanmaktadır.
III.
Mustafa, çok saygı duyduğu ve öğretilerine büyük değer verdiği Laleli Baba'nın adını, yaptırdığı camiye vermiştir.
Bu nedenle, cami ve çevresindeki bölge "Laleli" olarak anılmaya başlanmış ve semt, adını buradan almıştır.
Laleli Baba'nın manevi etkisi, semtin adının zamanla halk arasında yayılmasına neden olmuştur.
TAKSİM Taksim semtinin adı, Osmanlı dönemine dayanmaktadır.
Bu bölge, sucuların şehre suyu dağıttığı ve halka paylaştırdığı (taksim ettiği) bir nokta olarak kullanılıyordu.
Suyun, çeşitli bölgelere eşit bir şekilde dağıtılması amacıyla burada kurulan su tesisleri ve suyun taksimi, semtin adının "Taksim" olarak belirlenmesine yol açmıştır.
Zamanla, bu bölge hem coğrafi hem de kültürel olarak İstanbul'un önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir.
KADIKÖY Kadıköy'ün adı, İstanbul'un fethinden sonra bölgenin yönetiminin II.
Mehmed tarafından İstanbul kadısı Hızır Bey'e verilmesiyle ilişkilidir.
Hızır Bey, bu bölgenin yönetimini üstlendikten sonra, yerleşim "Kadıköy" adıyla anılmaya başlanmıştır.
Bu ad, hem yönetimsel bir bağlantıyı hem de bölgenin idari kimliğini yansıtmaktadır.
Zamanla Kadıköy, İstanbul'un önemli bir semti haline gelmiştir.
ÜSKÜDAR Üsküdar'ın tarihi adı, Antik Çağ'da "Khrysopolis" olup, Yunanca'da "Altın Şehir" anlamına geliyordu.
Üsküdar adı ise, Roma dönemine dayanır ve bölgedeki zırhlı süvari birliklerinin adı olan "Scutarii" ile ilişkilendirilir.
Ayrıca, burada bulunan ve "Skutarion" adı verilen Roma kışlası da bu ismin kaynağı olarak kabul edilir.
Bu bağlamda, "Üsküdar" adı, hem askeri geçmişi hem de stratejik önemiyle şekillenmiştir.
BEYKOZ Beykoz'un adı, Farsçadaki "kos" (köy) kelimesi ile Türkçedeki "bey" (yönetici, lider) kelimesinin birleşiminden türetilmiştir.
Bu birleşimle ortaya çıkan "Beykos" (Beyköyü) ismi, zamanla bölgenin adı olarak kullanılmaya başlanmış ve halk arasında Beykoz olarak şekillenmiştir.
Beykoz, hem doğal güzellikleri hem de tarihi zenginliğiyle İstanbul'un önemli semtlerinden biri olmuştur.
ADALAR Adalar bölgesinin adı, bölgenin bir gezi merkezi haline gelmesiyle ilişkilidir.
Porsuk Nehri çevresinde gelişen bu canlı ortam, zamanla adalar olarak anılmaya başlanmış ve bu isim, bölgede yaşayanların ve ziyaretçilerin sıkça kullandığı bir ad halini almıştır.
Adalar, doğal güzellikleri, tarihi yapıları ve huzurlu atmosferiyle İstanbul'un en popüler yerleşim alanlarından biri olmuştur.
PENDİK Pendik'in eski adı Bizans dönemine dayanır ve "Pantichium" veya "Pantichion" (Pantiki) olarak biliniyordu.
Bu isim, "her tarafı surla çevrili" anlamına gelmektedir.
İstanbul Boğazı'ndaki Pantichion (Fil Burnu) ile karışmaması için, bölgeye zamanla "Kadıköy-Pendik" adı eklenmiş ve bu şekilde "Kadıköy'e ait Pendik" olarak anılmaya başlanmıştır.
Zaman içinde, bu isim kısaltılarak günümüzdeki "Pendik" adı kullanılmaya devam etmiştir.
ÜMRANİYE Ümraniye'nin tarihi, başlangıçta birkaç mezar, birkaç selvi ağacı ve orman arasında yer alan bir köy olarak başlar.
İlk zamanlarda bu köy, "Yalnız Selvi" adıyla anılmıştır.
Zamanla, bölgeye gelen yoğun göçle birlikte, "Muhacir Köyü" olarak bilinmeye başlanmıştır. 1960 yılına kadar köy statüsünde olan bu yerleşim, 1963 yılında belediye statüsü kazanarak gelişmeye başlamıştır.
Başlangıçta tamamen ormanlarla kaplı olan bölge, bu özelliği nedeniyle "Ormaniye" adıyla anılmıştır.
Nihayetinde, zamanla bölgedeki değişim ve gelişmelerin ardından, semt "Ümraniye" adını almıştır.