Haber Detayı
Karaciğer, böbrek, beyin: Vücut kendini nasıl temizliyor?
Bilimsel veriler vücudun toksinlerden arınmak için bu tür yöntemlere ihtiyaç duymadığını açıkça ortaya koyuyor. Karaciğer, böbrekler, bağırsaklar, akciğerler ve hatta beyin; her gün, her an zararlı maddeleri filtreleyen son derece gelişmiş bir sistemle çalışıyor. Uzmanlara göre asıl mesele, bu doğal mekanizmaları kısa süreli ve kısıtlayıcı diyetlerle zorlamak değil liften zengin beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli egzersiz ve kaliteli uyku gibi sürdürülebilir alışkanlıklarla desteklemek.
'Toksin' kelimesi, bilimsel olarak canlılar için zararlı maddeleri ifade etse de, detoks diyetlerinin tanıtımında çoğu zaman belirsiz ve tanımsız bir şekilde kullanılıyor.
Oysa çevrede sağlığa zarar verebilecek maddeler bulunsa bile, insan vücudu bunlarla başa çıkmak için son derece gelişmiş mekanizmalara sahip.
Bu nedenle bilim insanları, detoks iddialarının büyük kısmının kanıta değil pazarlamaya dayandığını vurguluyor.
LİF: VÜCUDUN DOĞAL TEMİZLİK ARACI ABD'de yapılan geniş ölçekli beslenme değerlendirmelerine göre erkeklerin yaklaşık yüzde 97'si, kadınların ise yüzde 90'ı önerilen günlük lif miktarına ulaşamıyor.
Oysa lif, vücudun atık maddelerden arınmasında kilit rol oynuyor.
Lif; dışkının hacmini artırarak zararlı maddelerin bağırsaklarla temas süresini kısaltıyor.
Bunun yanında bilimsel çalışmalar, lifin bazı toksik maddelere bağlanarak vücuttan atılmalarını kolaylaştırdığını gösteriyor. 2015 YILINDA YAPILAN ARAŞTIRMA NE DİYOR? 2015 yılında yayımlanan deneysel bir çalışmada, lifin kurşun, arsenik ve bakır gibi toksik iyonlara bağlanabildiği ve bu maddelerin vücuttan atılımını desteklediği ortaya kondu.
Aynı zamanda lifin safra asitlerini bağlayarak kolesterol seviyelerini düşürdüğü ve kalp-damar hastalığı riskini azalttığı da önceki araştırmalarla destekleniyor.
Son yıllarda yapılan küçük ölçekli hayvan ve insan çalışmalarında ise lif takviyesinin, 'sonsuz kimyasallar' olarak bilinen ve vücutta uzun süre kalan bazı sentetik maddelerin seviyelerini düşürebildiği gözlemlendi.
Ancak bu bulguların henüz erken aşamada olduğu özellikle vurgulanıyor.
SU: BÖBREKLERİN EN BÜYÜK YARDIMCISI Böbrekler, toksinleri vücuttan uzaklaştırmak için suya ihtiyaç duyuyor.
Yeterli sıvı alınmadığında sodyum, üre ve diğer atık maddeler vücutta birikebiliyor.
Bilimsel derlemeler, yeterli su tüketiminin böbrek taşı riskini azalttığını ve böbrek fonksiyonlarını uzun vadede koruyabildiğini gösteriyor.
Günlük sıvı ihtiyacının ise yaygın inanışın aksine mutlaka 'sekiz bardak' olması gerekmiyor.
Güncel veriler, çoğu yetişkin için günde yaklaşık 1,5–1,8 litre sıvının yeterli olduğunu ortaya koyuyor.
Suya ek olarak çay, kahve ve az yağlı süt de bu hesaba dâhil ediliyor.
AKCİĞERLER KENDİ KENDİNİ TEMİZLER Akciğerleri 'birkaç günde temizlediğini' iddia eden ürünlerin sayısı artarken, Amerikan Akciğer Derneği (ALA) bu tür hızlı çözümlere karşı açık uyarılarda bulunuyor.
Derneğe göre bazı detoks ürünleri etkisiz olmanın ötesinde risk de taşıyabiliyor.
ALA, akciğer sağlığını desteklemenin en etkili yolunun kirleticilerden kaçınmak olduğunu vurguluyor.
Sigara ve elektronik sigarayı bırakmak, pasif dumandan uzak durmak ve iç mekân hava kalitesini artırmak bu sürecin temel adımları arasında yer alıyor.
UYKU SIRASINDA BEYİN 'YIKANIYOR' Son yıllarda yapılan nörobilim araştırmaları, uykunun yalnızca dinlenme değil, aynı zamanda beynin atıklardan arındığı bir süreç olduğunu gösteriyor.
Uyku sırasında beyin omurilik sıvısının, nöronlar arasındaki boşluklardan geçerek gün içinde biriken atık proteinleri temizlediği tespit edildi.
Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen beta-amiloid proteinleri de bu süreçte uzaklaştırılan maddeler arasında yer alıyor.
Araştırmalar, uyku eksikliğinin kan-beyin bariyerini zayıflatabildiğini ve beynin kendini temizleme kapasitesini düşürebildiğini ortaya koyuyor.
Ortalama olarak yedi saat civarında uyku, çoğu yetişkin için bu sistemin sağlıklı çalışması açısından yeterli kabul ediliyor.
EGZERSİZ VAR, TERLEME MİTİ YOK Son yıllarda popülerleşen 'toksinleri terle atma' iddiaları ise bilim dünyasında karşılık bulmuyor.
Southampton Üniversitesi'nden fizyoloji profesörü Davide Filingeri, BBC'ye yaptığı açıklamada bu iddiaları destekleyen güçlü bilimsel kanıtlar olmadığını belirtti.
Kimyager ve The Joy of Sweat kitabının yazarı Sarah Everts de terin temel işlevinin toksin atmak değil, vücut ısısını düzenlemek olduğunu vurguluyor.
Buna karşın egzersiz, karaciğer ve böbreklere giden kan akışını artırarak bu organların atık maddeleri daha verimli süzmesine yardımcı oluyor.
Araştırmalar, düzenli fiziksel aktivitenin karaciğer yağlanmasını azalttığını ve böbrek fonksiyonlarını koruyabildiğini gösteriyor.
KISA SÜRELİ DEĞİL, KALICI ALIŞKANLIKLAR Bilim insanları, kısa süreli detoks uygulamalarının sınırlı etkileri olabileceğini ancak asıl faydanın kalıcı yaşam tarzı değişiklikleriyle sağlandığını vurguluyor.
Alkolü yıl boyunca önerilen sınırlar içinde tüketmek, düzenli egzersiz yapmak ve Akdeniz tipi beslenmeyi benimsemek bu yaklaşımın temel taşları arasında yer alıyor.